5. world glaucoma congress başlıyor

HalilAtes 30. Haziran 2013 22:58

 

Kongre süresince önemli ayrıntıları sizler ile paylaşmayı planlıyorum.

Etiketler:

kongre haberleri

CyPass konumunu değiştirmiyor

HalilAtes 26. Haziran 2013 22:13

MİGS grubu cerrahilerin Suprakoroidal implant ayağını oluşturan CyPass mikro-stent'i üzerine yapılmış az sayıdaki yayınlardan biri BJO dergisinin e-edisyonunda yayımlandı. 

"Optical coherence tomography of the suprachoroid after CyPass Micro-Stent implantation for the treatment of open-angle glaucoma" başlıklı çalışmada; suprakoroidal implant çevresi sıvı varlığı ön segment OCT'si ile araştırılmış. 35 hastalık çalışmada bir yılın sonunda implantı konumunda bir değişiklik gözlenmeksizin posteriorunda ve implnat çevresinde suprakoroidal sıvı göllenmesi tespit edilmiş.

 

Kollektör kanallar ve venöz damarların %56'sının bulunduğu inferonazal alandan yapılan bu cerrahinin ayrıntılarını geçmiş yazılarımda bulabilirsiniz.



Etiketler:

MİGS

Dua tabakasının glokom yönü

HalilAtes 26. Haziran 2013 00:22

Ophthalmology dergisinde Harminder S. Dua ve arkadaşlarının korneada yeni bir tabaka bulduklarını belirten çalışmasından sonra, kornea transplantasyonu ve kornea hastalıklarında yeni anlayışların ortaya çıkabileceği öngörüsünde bulunuldu.

Glokom açısından değişen birşey olur mu? Yapılmış bir çalışma veya yorum henüz yok, spekülasyonda bulunmak gerekirse; Dua tabakası bir glokomcu için de önemli olacak. Çünkü Dua tabakası, korneanın biomekaniğini yapılandıran bir katman olduğu ortaya çıkınca; göz içi basıncının ölçümünde yaşadığımız problemlerdeki değişkenlikler ve non-penetran glokom cerrahisinin önemli bir penceresi olan korneal alandan perkolasyon miktarının tayini ve/veya intraoperatif kornea perforasyonlarının olasılıkları üzerine çeşitli araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Açılan her pencere yeni bir ufuk gözlememize yol açıyor, heyecan verici.

Etiketler:

GİB ölçümü | glokomda kornea

MİGS: Excimer Lazer Trabekülostomi

HalilAtes 25. Haziran 2013 23:09

MİGS konusuna devam ediyoruz, bugün üzerinde durmak istediğim konu özellikle Michael S Berlin'in yazılarıyla dikkatimizi çekmeye çalıştığı; Excimer Lazer Trabekülostomi.

Bu teknik istent tekniğine benziyor, Schlemm Kanalına excimer lazerin avantajlartından yararlanarak trabeküler bypass kanalları açılıyor. Yine Tüm MİGS'lerde olduğu gibi hikaye alt-nazal kadranda geçiyor. Henüz FDA onayı olmayan tekniğin, aslında Dr Berlin'in sunumları harici yayını da yok. 

Dr Berlin konuşmalarında çok heyecanlı olmasına karşın kişisel kanım, başarı elde etmenin sclemm kanalı kollapsını açmakta yetersiz kalacağımız için zor olacağı yönünde. 

Tüm çalışmaların, bahsi geçen tekniklerle başarı elde edilmese bile, gelecekteki tekniklere yataklık yapması açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulamak isterim.



Etiketler:

MİGS

MİGS'in yaygınlaşmama nedenleri

HalilAtes 18. Haziran 2013 10:33

Ülkemiz mikroinvaziv glokom cerrahilerine (MİGS) yeteri kadar ilgi göstermemiştir. Bu yazımda bunun nedenlerini sorgulamaya çalışacağım.

XEN, İ-Stent, Hydrus, Cypass, ECP, Trabectom, Kanaloplasti bu grupta sayılabilecek cerrahi girişimlerdir. Glokom ile ilgilenenlerin son yıllarda üzerinde çalıştığı en önemli, aktif ve aktüel konu MİGS'dir. Ülkemizde ise bu konuda uygulama ve eğitim  alanında sessizlik hakimdir. Sessizliğin nedenleri farklı kaynaklardan besleniyor olabilir, bu sessizliği aşmak için ilk yapılacak iş farkındalık yaratmaktır, bu yazının esas amacı da meslektaşlarımızın dikkatini çekmektir.

Yeni dönemde sosyal güvenlik kurumları bilimin gelişimine yön veren etkin güç olmaktadır. Bu rol sadece ülkemizde değil hemen hemen tüm dünyada benzer gelişim göstermektedir. Finansal güç bilimsel gücün önündedir. Hasta yani insan "olgu" ve işlem kalemleri olarak kayıt altına alınmaktadır. Bir hastalığın tedavi zinciri ihale usulü mantığına göre düzenlenmektedir; "birim fiyatı ucuz" ve "çok sayıda" sihirli tanımlardır. 

Sağlık Bakanlığı performans yapılanmasıyla doktorların daha fazla hasta ile "buluşmasını" sağlamıştır. Buluşmanın tedavi getirip getirmeyeceği sorgulanmamıştır. İçinde bulunduğumuz sektör, hizmet sektörü olarak genellenmiştir, oysaki biz sağlık sektöründe çalıştığımızı sanıyorduk. Bakanlık getirdiği hukuki düzenlemeler ile defansif tıbbın önünü açmıştır. Güler yüzlü doktor iyileştiren doktora tercih edilmiştir. Bu uygulamalar cerrahi branşların hızla güncel bilimden kopmasına yol açmaktadır.

MİGS çalışmaları halen yetersizdir. Veri ihtiyacı mevcuttur. "Uzun dönem verileri görelim" mantıklı çalışan felsefi yapılanma her zaman dönemin gerisinde kalmaktadır, oyunun izleyicisi olmak yerine içinde olmayı tercih etmeliyiz.

Sağlık sektörü; bilim adamı, doktor, yardımcı personel, sanayici, tedarikçi ve işletmeci gibi birçok alt gruptan oluşmaktadır. Bu parçaların hepsi birbirine muhtaçtır, biri olmazsa diğeri yarım kalır. Ucuzcu politikalar sektörün altyapısını oluşturan kuruluşları zayıflatmıştır. Yeni teknik donanıma kavuşamayan doktorun bu ameliyatları yapması beklenemez.

Cerrahi tekniklerde gelişme bir önceki tekniği uygulayanlar için kurgulanmıştır. Önceki tekniği (non-penetran glokom cerrahisi) uygulamamışlar için MİGS uygulamalarına geçiş zor olacaktır.

MİGS tedavi felsefemizin de değiştirilmesini istemektedir. İlaç, daha çok ilaç, maksimum tıbbi tedavi, lazer, trabekülektomi akış şemasını yırtıp atmamız beklenmektedir. Tedavi bir eziyet değil, kaliteli yaşam sürerken tedavi olmak demektir. MIGS bu felsefeye inananların uygulayabileceği bir cerrahi tekniktir.

Katarakt ameliyatı yapılan hastaların %15-20'si göz içi basıncı yüksekliği nedeniyle takipte ve/veya tedavi altındadır. Katarakt ameliyatı ile birlikte yapılacak MİGS işlemleri glokom progresyonu üzerine olumlu katkı sağlayabilir, bu fırsat değerlendirilmelidir.

Etiketler:

akış şemaları | eğitim | MİGS

Ülkemizde fellowship programları başlamalıdır

HalilAtes 17. Haziran 2013 18:26

Çağdaş tıp iki yoldan ilerlemektedir. Bunlardan ilki; herkesin yapabileceği, kısa bir eğitimle öğrenilebilen, daha çok basit ve sık karşılaşılan konularda çözüm sağlayan, büyük çoğunluğun parçası olduğu piyade doktorlar grubu (bu tanım inşallah maksadını aşmamıştır ve aklımdan geçeni buraya doğru aktarmışımdır). Bu grupta yapılabilecekler tıbbi tedavi, rutin tanı işlemleri ve glokom lazerleri olabilir. Diğeri ise; daha uzun ve sofistike eğitim gerektiren, uygulanması riskli tanı ve tedavi işlemleridir. Bu gruptaki doktorların eğitimi günümüzde glokom birimlerinin sınırlı kadroları ile veya zorunluluktan dolayı uzun süre aynı işi yapmanın getirdiği deneyim bazlı eğitim ile gerçekleştirilmektedir.

Bu model az sayıda uzmanın yetiştiği ve uzun süren verimsiz bir eğitim modelidir. Yetiştirilen uzman yetiştiği kurumunda kalmakta, iyi merkezler dışa açılamamaktadır. Fellowship programlarında ise, verilecek eğitimin çeşidine göre 6 ay, 2, 4 veya 5 senelik programlar uygulanabilmektedir. Eğitilen uzmanlar eğitim kurumlarının dışında diğer merkezlerde veya bireysel çalışma pratiğinde öğrendiklerini uygulayabilmektedir. 

Fellowshiplik üzerine uzun yıllardır düşünüldüğüne ve karşı gelenlerin destekleyenlere göre daha fazla olduğunu biliyorum. Karşı çıkanların uzmanlık diplomalarındaki genel ifadelerde doktorun aleyhine mesleki kayıp gelişeceği kaygıları olduğunu düşünüyorum. İyi bir çalışma ile hukuki altyapısı kurgulanmış, günümüz bilim gerçekleri ile çelişmeyen, hem mesleğe hem de tıbba olan saygımızı yitirtmeyen bir formül bulunabileceği kanısındayım.

Etiketler:

eğitim

Meta-analiz: Ex-press, trabekülektomi

HalilAtes 17. Haziran 2013 18:15

“Ex-PRESS Implantation Versus Trabeculectomy in Uncontrolled Glaucoma: A Meta-Analysis” başlıklı çalışma ex-press üzerine yapılmış bildiğim ilk meta analiz çalışması, bu yüzden önemsiyorum. 605 gözlük seride ex-press implante edilen grup ile trabekülektomi uygulanan grup karşılaştırılmış. Çalışmada iki grup arasında sadece hipotoni ve hifema yönünde ex-press lehine bir fark çıkmış, Basınç düzeyleri dahil, diğer tüm değerler istatistiksel olarak anlamsız bulunmuş.

Bu sonuca bakınca ex-press’in kullanım alanının daraltılması gerektiği düşünülebilir. Çünkü her iki cerrahi arasında maliyet farkı oldukça fazla olmaktadır. Trabekülektominin oldukça zor bir cerrahi olduğunu, eğitiminin uzun zaman alacağını her zaman vurgulamaktayım. Çeşitli nedenlerden iyi bir eğitim alamayan meslektaşların nispeten daha kolay olan ex-press cerrahisine yönelmelerini tavsiye ederim. Çünkü trabekülektomi ameliyatının en zor aşaması olan trabekülumun çıkarılması işlemi cerrahi başarıyı direkt etkilemektedir, keza iridektomi işlemi de sorunlara yol açabilmektedir. Ex-press implantasyonunda en azından bu aşamaları yapmamış olursunuz. Bu ve benzeri çalışmaları yapan araştırmacıların çalışma sonuçları etkilememek için belirli bir beceri düzeyinde olduklarını, gerçek hayata göre iyi bir rol model kurgulaması yapılamayacağını tahmin ediyorum.

Etiketler:

express | trabekülektomi

Güncel glokom cerrahisi

HalilAtes 17. Haziran 2013 00:32

Sevgili arkadaşlar, TOD 26. Yaz Sempozyumunda önemsediğim bir konuda; "Güncel glokom cerrahis" konuşma yapacağım. Yeni glokom cerrahilerinden örnekler vereceğim bu konuşmanın ana temasını, değişen glokom tedavi felsefesi oluşturacak. Bu felsefeye ne kadar hazırız, eğitim modellerimiz yeterli mi, neler yapabiliriz gibi sorulara yanıtlar bulmaya çalıştım. Konuşmamın alt başlığı; "farklı düşünmeliyiz". Konunun çerçevesi içinde sorularınız veya değinmemi istediğiniz ayrıntılar varsa bana ulaşabilirsiniz. 

Etiketler:

konferaslar

Akıntı ile giden balık ölü balıktır

HalilAtes 13. Haziran 2013 10:04

Bilim devamlı bir gelişme içerisindedir, zaman içinde "doğru" kabul edilenler yeni araştırmaların ışığında önemini ve geçerliliğini yitirebilmektedir. "Zamanın doğruları" kavramına hoşgörüyle bakmaktayız, sorgulamıyoruz. Yani teoriler sorgulanıyor ama teorileri ortaya atanları sorgulamıyoruz. Zamanın olanaklarıyla bu sonuçlar elde edilmiş diyoruz, af ediyoruz. Bilimsel sahtekarlık yüz kızartıcı bir suçtur. Kanıtların çarpıtılması ve sonuçların yönlendirilmesi ile araştırmacı ticari kazanç sağlayabilir ve/veya ilgili bilimin insana ait kullanımında üçüncü şahıslar aleyhine zarar doğmasına yol açabilir.

Kuşkuculuğun bilimin gelişmesine katkıları olduğu kadar, keşiflerin günlük hayata geçirilmesinde gecikmeye yol açması bakımından zararları da olabilir. İkisini dengelemek gerekir. 

Sorunun çözümü ne olabilir? Kanımca akademik yükseltmelerde yayın sayısında nitelik ve nicelik ayrımının iyi yapılamaması, standardizasyon getirmek amacıyla sayısal değerlere önem verilmesi bahsettiğim tehlikeleri doğurmuştur. Her bilim dalında yayınlanan bilimsel dergi sayısı hızla artmıştır. Bu dergiler sayfalarını doldurabilmek için bilimsel çıtalarını düşürmüşlerdir. Akademisyenler gerekli olan akademik puan barajını aşabilmek için yayın yapma gereği hissetmişlerdir, zorunluktur. Gittikçe artan "çöp" yığını değerleri de görünmez kılmıştır. Kanıta dayalı tıp ve meta-analiz gibi "arındırma" işlemleri iyi niyetli çabalar olarak görülmektedir.

Etiketler:

eğitim

Enis Batur; Hekim olabilmek için tıp öğrenimi görmenin yeterli sayılmasını aklım almıyor

HalilAtes 6. Haziran 2013 09:42

Enis Batur'un her yeni çıkan kitabını hemen okumak gibi bir saplantım olduğunu burada yazmıştım. Önemsediğim için. Son kitabı bir tekrar baskı; "Başka yollar". Kişisel tarih denebilecek bir kesit sunuyor okurlarına. Doktorlar için daha önce yazdıklarını burada da perçinlemiş; "...ne duyacağımı bilmiyorum. Hekimler ne söyleyeceklerini biliyorlar mıdır? Utanç verici ama gerçek: Sevmiyorum onları. Çoğuna güvenmiyorum. Yazmıştım: Hekim olabilmek için tıp öğrenimi görmenin yeterli sayılmasını aklım almıyor...."

Otacı/büyücü döneminde din ve sağlık çalışanı aynı kişi ile temsil ediliyordu. Belki doğrusu buydu. Bilim, inanışların temizliğini yapınca bu iki sektör birbirinden ayrıldı. Herkesin en kötü gününde karşılaştığı doktorun etkileme gücü zayıfladı. İnandırıcılık, hastayı anlama, şefkat, meslekten para kazanma ve bilimsel gerçekler bulamaç olup tatsız bir çorbaya dönüştü, hastanın bunu içmesini bekledik. Daha fazla nüfus için daha fazla doktor gerekti, bunları eğitecek belki eğitim kurumları vardı ama kültür kurumları yetersizdi. Sanırım Enis Batur'un vurgulamak istediği de bu. Tıp fakültelerinde biz tedavinin "nasıl"'ını öğretiyoruz, aslında nasıl'ı kadar neden'i de önemli, bu kültürün ilgi alanına giriyor. Orhan Pamuk'un bir kitabı, anatomi kitabı kadar önemlidir bir doktor için, bunun fark edilmesi için de çalışmalıyız.

Etiketler:

eğitim

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre