Anders Heijl

HalilAtes 25. Nisan 2014 11:49

Görme alanı muayenesi glokom tanısının konulması ve progresyonunun gözlenmesi açısından yapısal testler kadar önemli bir yardımcımızdır. Hastalığın tüm evrelerinde ortak bir dil kullanabilmek içim glokomla ilgilenenler ve genel oftalmologların öğrenmeleri gereken aletlerimizin başında gelir. 

Glokom gibi kronik hastalıkların takibi ve tedavisinde birçok doktor görev alır, bu yüzden takip stratejilerini belirlerken bireysel yorum yerine elle tutulur veri analizleri birbirimizle anlaşabilmemiz için ortak bir dilin geliştirilmesini zorunlu kılar.

Görme alanını okumak ve onu kullanmak da bu gayenin temel araçlarındandır. Anders Heijl günümüz görme alanı stratejilerinin kurgulanmasında önemli bir rol oynamıştır. Takip modelleri, hangi hastaya, ne zaman, hangi tedavi yaklaşımında bulunacağımıza onun çalışmaları sonrasında genellikle karar veriyoruz. 

Bu yazı ile Heijl'ı anarken,  şuradan biligisayarınıza indirebileceğiniz ücretsiz "Essential Perimetry" kitabını da bilgilerinize sunuyorum. İyi okumalar.


Etiketler:

görme alanı | kitap duyuruları

Türkiye Turu başlıyor

HalilAtes 23. Nisan 2014 16:59

 

50. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turuna bu sene Mark Cavendish geliyor. 27 Nisan-4 Mayıs tarihleri arasında koşulacak etaplar TRT ve Eurosport tarafından naklen yayınlayacak. Bu sene turun 50. yılı olması nedeniyle bir maskot belirlenmiş; Anadolu Parsı. Elbirliği ile yok ettiğimiz bir türün maskot olarak seçilmesini pek anlayamadım, iyice rezil olmak mı istiyoruz? 

Sonuçta bizim evin önünden geçen turda Cavendish'i görecek olmam beni şimdiden heyecanlandırıyor.

Etiketler:

blog | bisiklet

Üveit hastasının glokomu

HalilAtes 21. Nisan 2014 10:05

Üveit sonrası gelişen göz içi basınç yüksekliği, hem üveit ile uğraşan, hem de glokom takibi yapan meslektaşların sık karşılaştığı hadiselerdendir. Aşağıdaki çalışma karşılaşma yüzdelerini ve olasılıkları vermesi bakımından dikkatimizi hakediyor. Nedenlerin farklılık göstermesi tedavi modellerinin farklı olacağı çıkarımını da gündeme getiriyor. Tüm hastalara aynı protokolün uygulanması bu bağlamda hatalı olacaktır. 

Sanırım radikalal glokom tedavileri uygulamak yerine sorgulayıcı ve sakin bir yol izlemek yerinde olacaktır. Unutulmaması gereken, klasik glokom tanı araçlarının üveitli hastalardaki ortam bulanıklıklarından dolayı yetersiz kalmasıdır. Bu yüzden tecrübe ve doktor yorumu önem kazanmaktadır. Cerrahi planlanan hastalarda üveit orjininde başarının kısıtlı olacağı da akılda bulundurulmalıdır.


Br J Ophthalmol. 2014 Mar 28. doi: 10.1136/bjophthalmol-2013-304416.

Prevalence and aetiology of ocular hypertension in acute and chronic uveitis.

Kanda T1, Shibata M, Taguchi M, Ishikawa S, Harimoto K, Takeuchi M.

 

To evaluate the prevalence and aetiology of intraocular hypertension (OHT) in granulomatous and non-granulomatous uveitis

 

METHODS: Medical records of 304 consecutive patients (484 eyes) with uveitis who visited the National Defense Medical Collage Hospital between April 2010 and March 2013 were reviewed retrospectively. OHT irrelevant to glaucomatous changes in optic disc or visual field was investigated.

 

RESULTS:

OHT was found in 123 eyes (25.4%) of 93 uveitic patients (30.6%); 92% of the eyes had open-angle OHT, 45.6% of which was steroid-induced. The prevalence of OHT was 100% (8/8) in Posner-Schlossman syndrome, 50.0% (10/20) in varicella zoster virus-associated iridocyclitis, 45% (9/20) in scleritis, 34.1% (15/44) in Vogt-Koyanagi-Harada disease, 32.1% (18/56) in Behçet's disease (BD), 23.1% (6/26) in acute anterior uveitis, and 20.2% (19/94) in sarcoidosis. Pupillary block was observed only in non-granulomatous uveitis, but not in granulomatous uveitis. Seventy percent of OHT in granulomatous uveitis cases was inflammation-induced, while 76.7% in non-granulomatous uveitis cases was steroid-induced.

 

CONCLUSIONS:

 

OHT in non-granulomatous uveitis was mainly steroid-induced open-angle OHT with some cases of angle-closure OHT caused by pupillary block, while that in granulomatous uveitis was mostly inflammation-induced open-angle OHT with no pupillary block-related angle-closure OHT.


Etiketler:

akış şemaları | oküler hipertansiyon | üveitik glokom

Toplantıların kazanımları

HalilAtes 14. Nisan 2014 13:21

Hepimiz profesyonel meslek hayatımızda birçok bilimsel toplantıya katıldık. Eğitim veren veya alan olarak salonda hazır bulunduk. Katıldığım son toplantıdan sonra yalnız başına otel odamda bir toplantıdan en iyi verimi elde etmek için nelere dikkat ettiğimi düşündüm ve bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Önce eğitim veren açısından konuya bakmak istiyorum; bir sunum teklif edildiğinde, toplantının amacını düşünüyorum, katılanların profili, düzeyleri (genel oftalmolog veya glokom alanında kendini geliştirmiş), toplantı mekanı, sunum olanakları (interaktif toplantı yapmaya elverişli mi, katılımcı sayısı soru-cevap geri dönüşüne izin veriyor mu?) sonra konunun bütünsel mi yoksa tamamlayıcı mı olduğunu ve konuşma için ayrılan süreyi değerlendiriyorum.

Bütünsel konuşmalarda yapılan hata o konuyla ilgili her şeyi anlatma isteğidir. Buna olanak yoktur. Örneğin oküler hipertansiyon konusunu anlatmak için görevlendirildiğinde; tanı, ayırıcı tanı, takip protokolü ve hangisini tedavi edelim konularının hepsi birlikte anlatılamaz ve dinleyicilerin algılamasının ötesinde bir zaman karmaşası yaratır. Zaten bu tür konular kitaplarda ayrıntılarıyla yazmaktadır, kitabın kapsayıcılığına yaklaşmak mümkün değildir. Burada konuşmacıdan istenen tecrübeleri ışığında konunun dinleyicilerin profiline uygun önemli yönlerini açığa çıkarması ve “merak” uyandırmasıdır. Merak konuşmanın sihirli amacıdır. Dinleyicinin toplantı sonrası kişisel eğitimini sürdürebilmesi için tutamak yapacağı sihirli mesajları yanına alması gerekir, bu cümleler ışığında kişisel eğitimini tamamlayacaktır.

Tamamlayıcı sunumlarda ise ana temanın bir bölümü diğer konuşmacıların destek konuşmaları ışığında anlatılır. Örneğin “oküler hipertansiyonun ayırıcı tanısı” gibi. Burada dikkat edilecek husus diğer konulara atıfta bulunarak kendi yolunda ilerlemek, diğer konuların yollarına girmemektir. Konu dar bir çerçeveye oturtulmuş olsa da yine de verilen zaman diliminde kitaplarda anlatılan her şeyi anlatmak mümkün değildir, yukarıda anlattığım “merak böceğinin” yardımına yine ihtiyaç duyulur.

Konuya dinleyiciler açısından bakılırsa; herkesin toplantıya katılma amacı farklı olabilir, burada ben kendi amacıma değinmek istiyorum. Tabii yeni bir şey öğrenmek ve konu hakkında merak uyanması temel amacım. Bunun yanında sunumun bir gösteri olduğunu da unutmuyorum. Yani sunuyu ve anlatıcıyı tiyatro seyretmek gibi etkilenerek de izlemek, onun zekasından ve anlatım sitilinden hoşlanmak için de takip ediyorum. İleride yapacağım konuşmalarda yararlı olacak sahne performansları da beni etkiliyor. Konuşmacının dinleyenleri avucunun içine alması, sahnede anlatılan hikayenin içine rol vermesi de hoşuma gidiyor. Bu yüzden dolaylı anlatımları, dinleyicinin zekasına güvenen sunuları seviyorum. Anlatılacak konuya başlamadan dinleyicinin bu konuyu dinlemesinin gerekliliğini ona hissettirecek bir soruyla başlamak her zaman işe yarayacaktır. Örneğin  normal basınçlı glokomun ayırıcı tanısını anlatan konuşmacının konuşmanın başında yanlışlıkla glokom tanısı konulmuş beyin tümörlü bir hastanın sonraki gidişatını da göstermesi, dinleyicileri uyanık tutucu, korkutucu ve şok edici olabilir.

Toplantı formatlarından birisi de interaktif toplantılardır. Bu format iki ucu keskin bıçak gibidir. Belirli bir konuda uzmanlaşmış kitle ile yapılmıyorsa dileyicilere kafa karıştırıcı sonuçlar verebilir, örneğin bir hastalıkta A ilacını mı yoksa B ilacını mı verelim sorusunda dileyicilerin verdiği cevap yanlış ilaçta kümelendiyse, konunun uzağındaki dileyici bunun bir temayül olduğunu ve o ilacı verirse çok da yanlış yapmamış olacağını algılayabilir. Bu tür formatlar daha çok küçük gruplar ve benzer bilgi düzeyindeki dinleyiciler arasında yapılmalıdır. Dinleyicileri konuya ortak yapmak, uyanıklılığı sürdürmek ve anlatıcının da yararlanabileceği veriler elde edilmesi için yararlıdır.

Değinmek istediğim son konu da slayt düzeni; dinleyicilerin gözünde sahnede seyredilecek ve dikkate alınacak iki olgu vardır: konuşmacı ve slayt. Konuşmacı slayt ile senkronize gidiyorsa kimse onu bir süre sonra dinlemez, herkes hikayeyi slayttan takip etmeye başlar. Konuşmanın bitiminde konuşmacıyla dışarıda karşılaşılırsa kimse onu tanımaz. Slayt konunun dekorudur, yardımcı bir öğedir, esas oyuncu her zaman konuyu anlatandır, slayt ondan rol çalmamalıdır.

 

Sonuçta her toplantı hem konuşmacılar, hem de dinleyiciler için yararlıdır, bu aktiviteden en azından bir kişi (konuşmacı) bir şeyler öğrenecektir. Tabii amaç daha çok kişide öğrenme ateşini yakabilmek. Yazıyı Ece Ayhan’ın bir sözüyle bitirmek sanırım iyi olacak, söyle diyor; “konuşmanızın sonunda kimse size soru sormadıysa, hiç olumlu tepki almadıysanız sakın üzülmeyin, birisi sizi anlamıştır, sessizce salondan çıkar, evine gider ve ateşini yakar, ateşin dumanını siz görür müsünüz, hatta kendisi görür mü bilinmez ama zamanla kokusunu hissedersiniz.”

Etiketler:

blog | eğitim | konferaslar | kongre haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre