11. EGS kongresi (Finale)

HalilAtes 30. Haziran 2014 10:51

Hakan’ın yazılarından sonra tekrar EGS kongresine dönmek benim için zor olacak. Bugün finale ile konuyu toparlayacağım bir süre sonra da Alp’in isteğine sizler de katılırsanız bir “bis” ile EGS akış şemasının 4. edisyonuyla konuyu kapatacağım.

Önce neovasküler glokom konusundan başlamak istiyorum; bu konu kimin konusu? Glokom ile ilgilenenlerin mi yoksa retina uzmanlarının mı? EGS toplantısında bir retina uzmanı yoktu, ama konunun felsefesine hakim konuşmacılar bulunuyordu.

Neovasküler glokom ana patolojisiyle bir retina hastalığıdır, tedavisi de retina uzmanları tarafından yapılmalıdır. Ancak, ayrıntılar da temel felsefe kadar önemlidir. Şöyle ki; neovasküler glokomun üç evresi bulunmaktadır.

  1. Başlangıç dönemi: Pupil kenarı ve açıda yeni damar oluşumları gözlenir. Bu dönemde GİB normal sınırlardadır, FK tedavi için yeterlidir.
  2. Erken dönem (Sekonder Açık Açılı Glokom evresi): Bu dönemde ön segmentte neovaskülerizasyon ile birlikte doku proliferasyonu başlamıştır. GİB bu dönemde yükselmiştir. Radikal VRC/ ışık kuagulasyonu/ anti-VEGF yaklaşımları gerekir. Genellikle sonuç alınır ve glokom cerrahisine ihtiyaç kalmaz.
  3. İleri Dönem ( Sekonder Açı Kapanması Glokomu evresi): Bu dönemde gelişen neovasküler proliferasyon dokusu ile ön kamara açısı kapanmıştır, yaygın ön sineşiler gözlenmektedir. Görmeyi tehdit eden acil olay GİB yüksekliğidir. VRC ve yukarıda bahsedilen diğer arka segment işlemlerinden sonra GİB kesinlikle düşmez, çünkü ön yapışıklıklar geçici değildir. Önerilen tedavi şekli filtran cerrahidir. Bu dönemde de birinci ve ikinci dönemlerde bahsedilen retinal yaklaşımlar mutlak yapılmalıdır. Glokom cerrahisinin başarısı retina kontrolünün sağlanmasına bağlıdır.

Görüldüğü gibi neovasküler glokomun evrelerinin tespiti tedavi şeklini değiştirmektedir, bu yüzden açının değerlendirilmesi gerekir. Yüksek GİB’na bağlı bazen kornea ödemi açı değerlendirmesi ve/veya vitrektomiye imkan vermeyebilir. Bu durumda retina uzmanının güvenli cerrahi yapabilmesi için filtran cerrahiyi öne almak gerekebilir. Retinası kontrol altına alınmamış hastaların filtran cerrahisinin başarı oranı çok düşüktür. Bu yüzden konjonktiva kullanımı sınırlı olmalıdır, olası ikinci glokom cerrahisi için alan planlaması yapılmalıdır.

Bugün değineceğim ikinci konu glokom hastasının kataraktı. Bu konuyu daha önce genişçe işlemiştik, arşivden ilgili yazıları okuyabilirsiniz, özetlemek gerekirse; katarakt iki açıdan glokom  hastasında önem taşımaktadır. İlki test güvenliğini düşürdüğü için progresyon analizi takiplerimizde yalancı sonuçlar doğurabilir, ortam opasitesinden kurtulunması bu açıdan önemlidir. Diğeri glokomlu hastada yapılacak katarakt ameliyatı GİB değerlerini olumlu etkilemektedir, özellikle dar ve kapalı açılı glokomda fayda daha da fazladır.

Dikkat edilmesi gereken kurallara gelince; filtran cerrahi öncesi ve sonrası ilk yıl içinde yapılacak veya yapılmış katarakt ameliyatı, filtran cerrahi başarı oranını yarattığı üveitik reaksiyona bağlı düşürür. Bundan kaçınmak için öngörülü olmak gerekir. Örneğin iki ilaç kullanan hastada uzun bir yaşam beklentisi varsa, glokom cerrahisinin yapılma olasılığı fazladır, böyle bir hastanın kataraktını biran evvel almak olası riskleri azaltması açısından yararlı olacaktır.

Bugün değineceğim son konu “end-stage glokom cerrahisi”. Yüksek optik sinir hasar oranına sahip bu hastalarda glokom cerrahisi sonrası whipe-out gelişme olasılığı görece fazladır. Bu hastalarda filtran cerrahi yerine non-penetran glokom cerrahisi tercih edilmelidir (tabii açısı açıksa).

 

 

Etiketler:

glokom hastasının kataraktı | kongre haberleri

Tour başlıyor 2

Hakan Özdemir 30. Haziran 2014 09:32

Fransa Bisiklet Turu (Tour de France) UCI World Tour kapsamındaki en önemli bisiklet yol yarışı. Mayıs’ta koşulan İtalya Bisiklet Turu (Giro d’İtaly) ve Ağustos’ta koşulan İspanya Bisiklet Turu (La Vuelta) ile birlikte 3 haftalık büyük turlardan biri ve hiç şüphesiz en önemlisi. 1903 yılında L’Equipe gazetesinin satışlarını arttırmak için yapılan yarış günümüzde dünyanın en çok izlenilen spor organizasyonlarının başında geliyor ve bir çok ünlü gazete ve T.V. kuruluşu bu büyük organizasyonu takip ediyor ve naklen yayınlıyor. Temmuz ayında gerçekleştirilen Fransa Bisiklet Turunu bırakın kazanmayı ya da dereceye girmeyi, bitirmek bile bir sporcu için büyük onur. Yaklaşık olarak 3500 km’ye yakın bir mesafenin koşulduğu Tour’da 20-22 arasında etap oluyor ve her bir etap farklı bir günde tamamlanıyor. Üç hafta boyunca 1 ya da 2 gün dinlenme günü olarak kabul ediliyor ve o günü sporcular daha çok uzun mesafeler arasındaki nakille geçiriyorlar. Modern dönemlerde 20’nin üstünde takımın 9’ar sporcuyla katıldığı Tour aslında çok kompleks bir lojistik organizasyon gerektiriyor. Takımların, hakemlerin,  yayın kuruluşlarının, teknik ekiplerin ve ekipmanların transferi ve konaklaması Tour’un seyri açısından büyük bir öneme sahip. Örneğin bu sene tüm takımların yarışın başladığı İngitere’den Manş Denizini geçerek Kuzey-batı Fransa’da Lille’e ulaşmaları, daha sonra kuzey-doğu Fransa’ya geçerek, oradan saat yönü hizasında güneye Alplere inmeleri ve oradan da batıya döneren İspanya sınırındaki Pirene dağlarına ulaşmaları ve her zaman olduğu gibi son etabı Champs Elysees’de tamamlamaları gerekiyor.

Etap uzunlukları ve profilleri her sene turu organize eden ASO (Amaury Sport Organisation) tarafından aylar öncesinden belirleniyor ve ilan ediliyor. Her etabı kazanan sporcu UCI tarafından 20 puanla ödüllendiriliyor ve genel klasmanda en iyi zamanı elde ederek son etaba gelen sporcu sarı mayonun sahibi oluyor. Sarı mayo 200 puan ve 450.000 euro değerinde. Sarı mayoyu kazanmak bir bisikletçinin kariyeri boyunca ulaşmak için çalıştığı en büyük hedef. Genel klasman sporcuların o güne kadar aldıkları zaman dereceleri ile oluşuyor ve her yeni bir etaba başlarken en iyi toplam zamanı elde eden sporcu o günü sarı mayo üzerinde geçiriyor. Günün sonunda bir başka bisikletçinin toplam zamanı daha iyi ise (yani genel klasmanda birinciliğe yükseldi ise) o bisikletçi sarı mayonu geçici olarak elde etmiş oluyor. Sarı mayo yani genel klasman manosu en değerli mayo. Kırmızı benekli mayo ise zirve finişlerindeki puanların toplamı ile ölçülüyor ve bu sene 25.000 euro ile ödüllendirilecek. Bir de sprinterlerin yarıştığı yeşil mayo var. Bu mayo ise sprint etaplarının ve sprint kapılarından elde edilen puanlara göre sahibini buluyor ve bu sene kırmızı benekli mayo gibi 25.000 euro ile ödüllendiriecek. Yirmibeş yaş altı bisikletçilerin genel klasmanı ayrıca tutuluyor ve bu genç gruptan en iyi dereceyi elde eden sporcu beyaz mayoyu hakediyor. Yol bisikleti büyük tecrübe gerektiren bir spor. Bu nedenle 25 yaş bu spor için kariyerin başı olarak kabul ediliyor. O nedenle beyaz mayo kategorisi ayrıca oluşuyor ve ödüllendiriliyor. Bu arada para ödülünü kazanan sporcu elde ettiği geliri takımı ile paylaşıyor. Çünkü aslında kendisi tek başına bir hiç…

Her ne kadar sarı mayoyu yani genel klasmanı tek bir sporcu kazansa da yol bisikleti tamamıyla bir takım sporu. Uzun yıllar çeşitli spor dallarını ile ilgilenmiş ve fanatiklik derecesinde takip etmiş biri olarak yol bisikletinin takım sporlarının  ve taktik analizin zirvesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Her takım 9 sporcudan oluşuyor ve her bir sporcunun Tour boyunca belirlenmiş özel bir görevi var. Takımlar kadrolarında genel klasman için yarışacak bir sporcu bulunduruyorlar (gruptaki ana kraliçe arı gibi düşünebilirsiniz) ve takım iskeletini onun üzerine kuruyorlar. Bu sporcu takımın ilk sırt numaralı mayosunu giyiyor ve takımların ana hedefi bu sporcuya sarı mayoyu giydirmek oluyor. Diğer takım elemanları (işçi arılar) liderlerini kazandırmak için her türlü fedakarlığa hazırlar (hiçbir spor dalında kendi dereceye giden bir sporcu takım liderine yardım için tekerleğini ona vermez). Takım liderleri her zaman iyi dağ tırmanıcıları oluyor, çünkü zaman farkları dağlarda oluşuyor. Bazı takımlar etap kazanmak ve yeşil mayoyu almak için özel sprinter özelliği olan sporcuları da takıma dahil ederek onlara yardımcı bir kadro da oluşturuyorlar. Ancak sprinterlerin sarı mayoyu kazanma ihtimalleri olmuyor. Çünkü patlayıcı kas yapısına sahip bu sporcuların dağlık etapları önde tırmanmaları mümkün değil.

Tour’u kazanmak aslında bir savaşı kazanmak gibi…Çok ciddi bir taktik analiz gerekiyor. Taktik değerlendirme her etap için değişebileceği gibi etap içinde bir iki dakikada bile değişebiliyor. Burada hızlı karar vermek (Napolyon), doğru analizi yapmak (Amiral Nelson) ve iyi haberleşebilmek (Welllington Dükü Arthur Wesseley) büyük öneme sahip. Bir de coğrafyayı çok iyi bilmek gerekli (Yarbay Mustafa Kemal). Tıpkı savaş meydanlarında olduğu gibi… Ancak buradaki sporcular, savaşçılardan çok farklı. Yol bisikleti derin felsefesi olan bir spor. Yazılı kuralların dışında pelaton (yarış sırasında sporcuların oluşturduğu büyük grup) tarafından belirlenen yazılı olmayan kurallar da var. Bu kurallar uzun yıllardan beri oluşmuş etik değerlere dayanıyor. Spor ahlakının en yoğun hissedildiği bir spor, yol bisikleti. Bisiklette haksız kazanç elde etmek hoş karşılanmıyor. Yıllar önce çok kritik bir etapta genel klasman için yarışan iki sporcunun zirvede yaptığı atak sırasında zinciri atmıştı. Diğer sporcu atağına devam ettiği için uzun süre eleştirildi ve pelaton tarafından dışlandı. Atağa devam eden sporcu rakibinin zincirinin attığını görmediğini, eğer görse idi bu kritik aşamada atağına devam etmeyeceğini basın karşısında açıklamak zorunda kaldı. Yine başka bir yarışta genel klasmanda önemli bir sporcunun canlı yayın motorsikletine çarpıp düşmesi sonrasında bütün pelaton yavaşlayıp o sporcunun yetişmesini beklemişti.

Tour’la ilgili bu genel bilgilerden sonra biraz da Tour 2014’ün etaplarına ve takvimine daha yakından bakmak istiyorum. Bu sene Tour’da 21 etap var. İki gün dinlenme günü. Yarışlar 5 Temmuz’da Leeds’de başlıyor ve 27 Temmuz’da Paris’te bitecek. Yirmibir etabın 9’u düz etap. Beş adet dağlık etap var. Altı etap ileri derecede dağlık ve zirve finişi ile bitecek. Bir gün ise bireysel zamana karşı etabı koşulacak. Bu etapta düz bir etap sayılmaz. Bu sene takım zamana karşı etabı olmayacak. Etaplarda ilk 3’e giren sporculara da bonus zamanlar (zaman modifikasyonları) verilmeyecek. Diğer yıllara ve özellikle geçen yılki Tour’a bakıldığında orta sertlikte bir etap profilinden bahsetmek mümkün. Kaçırmamanızı önerdiğim etaplar şöyle:

Ypes-Arenberg etabı (5. Etap-9 Temmuz): Arenberg’in 9 adet pave yol geçişi muhteşem olacak. Birinci Dünya Savaşının önemli cephelerinden geçeceğimiz bu etebı seyrederken tarihin karanlık sayfalarını hatırlayarak bir kez daha barışın önemini anlarız umarım.

Tomblaine-Gerardmer La Mouselaine etabı (8. Etap- 12 Temmuz): Son 40 km’de 3 zirve var ve yarış zirve finişi ile bitecek. Platini’nin şehrinden geçeceğiz. Dağlarla ilk buluşma olacak. Herkes Froom’un son form durumunu burada görecek.

Cerardmer-Mulhouse etabı (9. Etap- 13 Temmuz): 6 adet tırmanış var. 1. derece kategoriden (en zor kategori) La Mauselaine zirvesine çıkılacak. Temmuz ortasında hangi sporda kar görebilirsiniz?

Mulhouse-La Planche des Belles Filles (10. etap-14 Temmuz): Fransızlar bu etabı özellikle Bastille gününe koymuş. Tüm Fransız sporcular bu özel günde zirveyi ilk görmeye çalışacaklardır. 4 adet 1. derece zirvesi olan muhteşem bir etap olacak. Üstelik önceki 2 günün yorgunluğu üzerine koşulacak. Burada kazanan belli olmaz ama kaybedenler belli olacak. Sakın kaçırmayın.

St Ettiene-Chamrousse etabı (13. Etap, 18 Temmuz): 1730 m rakımlı ünlü Chamrousse zirvesinde bitecek 197 km’lik etapta 1. dereceden 1154 rakımlı Col de Palaquist tırmanışı da var. Etap sırasında Tour’un tarihi günlerini bir kez daha hatırlayacağız.

Corcassone-Bagneres-de-Luchon etabı (16. Etap, 22 Temmuz): En uzun gün (237.5 km). Altı saatten fazla sürmesi bekleniyor. Üstelik 1755 m’lik Port de Bales zirvesi geçilecek. Port de Bales’deki seyirciyi görmek için bile bu etap seyredilir. Bence bu seneki Tour’un en iyi etabı olacak. Tour 2014’e gitseydim kesin Port de Bales son 5 km’de olmak isterdim. Bu etabı niye salıya koymuşlar ki?

Saint Gauden-Saint Lary Plad’Adet (17. Etap, 23 Temmuz): 3 adet 1. derece zirve var. Pirenelerin muhteşem orman manzarasında nefes kesici bir zirve olacak. Bu etabı sadece çok iyiler kazanabilir. Şimdiden Froom ya da Contador’un etabı alacağını söyleyebilirim. Sanırım sarı mayonun galibi Saint Lary Plad’Adet zirvesinde belli olacak. Çarşamba günü ne yapın yapın mutlaka işten erken çıkın.

Bergerec-Periqueux etabı (20. Etap, 26 Temmuz): 54 km’lik zamana karşı etabı hafif yokuşlardan oluşuyor. Rakım 50 m ile 212 m arasında değişecek. Üstelik teknik virajlar da var. Eğer birinci Saint Lary Plad’Adet zirvesinde belli olmamışsa muhteşem bir etap olur. Bir iki saniye bile önemli olacaktır. Çünkü bir gün sonra sporcular Paris’e ulaşabilmeyi bisiklet üstünde şampanya içerek kutlayacaklar. Ne demiştik, güzel Paris’e ulaşmak bile kazanmaktır…

Evry-Paris Champs Elysess etabı (son etap, 27 Temmuz): Hangi spor dalında sonucu belli olmuş maç bu denli zevk verebilir. Bisikletçiler kurtuluş orduları gibi gurur içinde Paris’e güneyden girecekler. Antony, Claremont, Lourve önünden geçerek Concorde meydanı ve son olarak Champs Elysees’ye selam duracaklar. Arc de Triomphe önünden dönerken tarihe geçmenin gururu içinde sokaklardaki ve TV’leri başındaki milyonlar tarafından çılgınca alkışlanacaklar… 

Sevgiyle kalın

 

 Hakan Özdemir

Etiketler:

bisiklet | blog

Tour başlıyor

Hakan Özdemir 29. Haziran 2014 13:14

“Küçük Jan Pierre sabah erkenden kalktı. Bütün gece heyacandan ve biraz da bunaltıcı temmuz havasından gözüne uyku girmemişti. Güney Fransa’nın küçük bir kasabası olan Peipin’de yaşayan bu çocuk henüz 7 yaşındaydı…Çiftçi bir ailenin iki çocuğundan küçük olanıydı. Abisi Nicolas 15 yaşındaydı ve tam 4 yıl önce yine bir temmuz günü yaşadığı o unutulmaz anları yıllarca uzun uzun kardeşine anlatmıştı…Evet yine kasabalarından geçeceklerdi…Jan Pierre “onları” ilk defa görecekti…”Onlar” geçerken çılgınlar gibi bağıracak, alkışlayacak, bayrak sallayacak ve belki de içlerinden birisine dokunma fırsatı bulacaktı…Babası diğer çiftçi arkadaşları ile birlikte 5 günden beri ekin tarlalarına “Hoşgeldiniz” yazmakla uğraşıyordu. Annesi evlerinin balkonundaki çiçekleri yeniden düzenlemiş ve Avignon’dan “onları” görmek için gelecek kuzenlerine güzel yemekler hazırlamıştı…Abisi bisikletini sarıya boyamıştı... Jan Pierre ise okul arkadaşları ile birlikte yüzlerce renkli bayrak hazırlamıştı…Bugün Peipin’de bayramdı…Tour bayramı…Sarılı- mavili, kırmızılı-yeşilli yüzlerce bisikletçi rengarenk bir kuş sürüsü gibi önlerinden geçecek ve onları selamlayacaktı…ve bütün kasaba bu iki dakikalık geçit için aylardan beri hazırlanıyordu…”

Evet, Tour bu sene 20 Temmuz’da yani Bastille gününden tam bir hafta sonra adı Picasso ile ölümsüzleşen ünlü Avignon'a yaklaşık 1 saat mesafedeki şirin bir çiftçi kasabası olan Peipin’den geçecek ve eminim tüm kasaba halkı büyük bir heyacanla o özel günü bekliyorlar…Tour yani “Tour de France” çok özel bir organizasyon. Organizasyon dehası Fransızların belki de en önemli organizasyonu. Örneğin Avignon Tiyatro Festivali’nden daha önemli, Cannes Film Festivali’nden de…Meşhur le Mans 24 Saat Yarışı’ndan, hatta Paris’in incisi Roland Garros’tan bile…Belki de dünyanın en büyük organizasyonu… Milyonlarca insanın hiçbir ücret ödemeden katıldığı, 2 dakikalık bir geçit töreni için 2500 m’lik Alp ya da Pirene zirvelerinde günlerce kamp kurdukları ya da Paris’in ünlü Concorde Meydanı’ndaki Luksor obeliksinin (dikilitaş) çevresini tutmak için 2 geceyi orada geçirmeyi göze aldıkları bir organizasyon. Norveç’lilerin  artık tarihe “Norveç Köşesi” olarak geçen tünel çıkışını kimseye kaptırmamak için haftalar öncesinde Paris’te örgütlendiklerini biliyor muydunuz? Ya Pirene’lerdeki 1917m’lik ünlü Mont Ventoux geçişinde İkurrina’larını alan Bask’lı bisiklet tutkunlarının zirveyi kırmızıya boyamak için özel turlar düzenlediklerini? Tour’un kendi kasabalarından geçmesi için şehirlerin, kasabaların yıllar öncesinden çalıştıklarını, para topladıklarını ve milletvekillerine baskı yaptıklarını? Bu sene de 5. etabın koşulacağı tarihi Arnavut taşları (kaldırımları) ile ünlü Arenberg kasabasının bu pave taşları korumak için gönüllü gençlerden oluşan büyük bir derneğin olduğunu?

5 Temmuz’da Leeds’de başlayacak (bu sene Tour İngiltere’yi onurlandırarak başlıyor) ve 27 Temmuz’da Evry/Paris Champs Elysees etabı ile bitecek Tour 2014 üç hafta boyunca dünyanın en çok izlenen spor organizasyonu olacak. Toplam 22 takımın katıldığı yarış 21 etaptan oluşuyor. İlk 3 günü İngiltere’de geçirecek ve Leeds, York, Sheffield ve Cambrige gibi tarihi lokasyonlara saygı duruşu ile başlayacak yarışlar 4. gününden itibaren anavatanına dönecek. Bu sene daha çok kuzey, doğu ve güney/güneydoğu Fransa’yı seyredeceğiz. Tarihi mekanlardan, doğal parklardan, köprülerden geçeceğiz… Ortaçağ şehirlerine uğrayacağız…18 Temmuz’da 197 metre irtifadan başlayıp (tarihi St Ettienne şehri) önce 1154 metrelik Col de Palaquit zirvesine, bir saat sonra da 1730 metrelik Chamrousse zirvesine çıkacağız. 22 Temmuz’da 6 saatten fazla selenin üzerinde kalıp 238 km yol yapacağız; üstelik finişi 1755 metrelik Port de Bales’de yapacağız (sakın kaçırmayın).  27 Temmuz’da Paris’e güneyden (Evry istikametinden) giriş yapacağız ve Antony, Claremont ve Lourve önünden geçerek Champs Elysees’ye ulaşacağız. Doğaya, yağmura, çamura, pave taşlara, 40 derece sıcağa, 2000 m irtifaya meydan okuyan, önce kendi ile yarışan, rakibi düştümü onu kaldıran, finişe 1 km kala takım kaptanına kendi tekerleğini veren bu özel insanları, “modern dönem gladyatörlerini” bir kez daha takdir edeceğiz.

Tour işte böyle bir şey sevgili dostlar. Eh tabii ki biraz da işin içinde bisiklet var. Bitirirken bisikletten de bahsetmeyi unutmayalım. Aydan Çelik’e sormuşlar. Bisiklet nedir diye? Cevaplamış…

Bisiklet

Eşitliktir; bazen o sizi taşır, bazen siz onu

Özgürlüktür; ferman padişahın, dağlar bizim

Çocukluktur; hayatla izdivacın bağlandığı günlerden

Sükûnettir; ne der filozof: gürültü zekâyla ters orantılıdır

Hayal gücüdür; durduğunda devrilir

Aşktır; her bahar sırtınızı ürperten

Mesttir; Ömer Hayyam’ın üzüm suyundan

Bir lokma, bir hırkadır; Derviş soyundan…

 

Not: Tüm bisiklet severler ya da bisikleti sevip sevmediğini bilmeyen ama güneşi, yağmuru, çicekleri dağları, tarihi ve özgürlüğü sevenler. Tour de France yayınları 2-27 Temmuz arası Eurosport’ta Sevgili Caner Eler’in muhteşem anlatımı ile…Bu şölene siz de katılın.

 

 

 Hakan Özdemir


Etiketler:

bisiklet | blog

Summer Night Concert Schönbrunn 2014

HalilAtes 28. Haziran 2014 11:04

Glokom-Net blogunda ağırlıklı olarak glokomdan bahsetmekteyim, zaman zaman müzik, resim ve bisiklet üzerine de yazılara yer veriyorum. Dün bazı dostlar glokom harici yazılarda bir azalma oldu dedi. Telafi meksadıyla bu postayı hazırladım. Bisiklet sevenler için de sürprizlerim olacak, 5 Temmuz'da Tour de France başlıyor! 

Çocukluğumun TRT'sinde merakla beklenen konserlerden biri de Hikmet Şimşek'in tanıtımını yaptığı "yılbaşı konseriydi". Viyana'dan naklen yayınlanırdı. Türkiye'de bu konser kadar iyi bilinmese de her yıl benzer temayla bu kez Schönbrunn Saray'ının bahçesinde düzenlenen "Summer night concert Shönbrunn" da dünyada yoğun ilgiyle beklen geleneksel konserlerden biridir.

Bu yıl Christoph Eschenbach yönetiminde Vienna Philharmonic orkestrası ve Lang Lang'ın katılımıyla gerçekleştirilen konserin kaydını paylaşıyorum.

 

Etiketler:

blog | müzik

Glokom-Net 4 yaşında

HalilAtes 27. Haziran 2014 09:35

EGS notlarının kongreden uzun sürdüğünün farkındayım. Bu notları neden yazdığımı planladığım yazı sayısının ortasındayken bahsetmekte fayda var. İki nedenden; ilki bencilce, tuttuğum notları zamanla kaybediyorum, bu yüzden “o zaman neler konuşulmuştu?” sorusuna kaynak olsun diye kendim için yazıyorum. Diğer nedenim glokoma ilgi duyan, ancak çeşitli nedenlerle kongreye gidemeyen meslektaşlara, mutfaktan haber aktarmak, bir nevi gazetecilik göreviyle yazıyorum. Yazıların okunup okunmadığını merak ediyorum, ip bazlı istatistikte her yazı ortalama 40-50 okurla buluşuyor. Bu beni mutlu ediyor.

 

Glokom-net blog’unun bu sene 4. yılı. Önceleri üniversiteden ayrı kaldığım dönemde asistanlarıma ulaşma aracı olarak görüyordum bu yazıları, zamanla okur yelpazesi genişledi. Şimdi üniversitede olmama rağmen üniversitelerin kurgusu eğitimden hasta bakmaya evrildiği için bu yazılar telafi yazıları da olmaya başladı benim gözümde. Amacım, bir şekilde yazıyı okuyanda “merak böceğini” harekete geçirmek, canlandırmak. Yazıların bilimsel makale olma iddiası yoktur, amacı okurda oluşabilecek merakla doğru yayınlara ulaşma isteğini ateşlemektir.

Etiketler:

blog

11. EGS Kongresi

HalilAtes 25. Haziran 2014 11:55

EGS Kongresinde verilen kursların güncel sorunlara çare aramaya gelenleri tatmin ettiğini düşünüyorum. Genel paneller yerine, çok sayıda, farklı ortamda düzenlenecek kursların bireyselleşmiş merakları doyurmada daha etkili bir kongre kurgulaması sağlamaktadır. Bugün bahsedeceğim “Glaucoma in corneal transplant” kursu da bu bağlamda katılımcılara faydalı açılımlar kazandırdı.

Keratoplasti sayısı, hukuksal düzenlemeler ve organizasyonların etkinleştirilmesi sayesinde ülkemizde ve dünyada hızla artmıştır. Cerrahide bir kural vardır, ne kadar ameliyat yaparsan o nispette komplikasyon sayısı da artar. Keratoplastide de benzer gelişmeleri yaşıyoruz. Penetran Keratoplasti (PKP) sonrası hastada glokom gelişme olasılığı literatürde %9-60 arasında belirtilmiştir. Bu yüksek oran, aynı zamanda kornea nakli ameliyatı sonrası görme kaybının da en büyük bölümünden sorumludur. Bir organ-doku nakli için, fonksiyonel başarısızlığın en önemli nedeninin doku reddi değil, glokom oluşu dikkat çekicidir. Şüphesiz son derece geniş bir değişkenlik gösteren bu oran, içine ameliyattan sonra gelişen glokomları da, ameliyattan önce var olup, ancak ameliyattan sonra fark edilmiş olanları da almaktadır. Kornea göz içi basıncı ölçümünde temel yüzey olduğu için, bazı glokom olgularının ameliyat öncesinde göz içi basınç ölçümleri doğru yapılamadığı için atlandığı da düşünülebilinir. Ancak bu yüksek ve değişken oranın bir başka nedeni de cerrahi endikasyonların PKP sonrası glokom insidansı ile yakından ilişkili olmasıdır. Söz gelimi afaki ve psödofaki, mezodermal disgenezis, travma, herpes simpleks keratiti PKP sonrası glokom gelişimi açısından daha yüksek risk taşımaktadır. Oysa keratokonus, korneal stroma ya da endotel distrofilerinde uygulanan PKP sonrası glokom insidansı belirgin olarak daha düşüktür.

Bir kısmı geçici, bir kısmı ameliyatın erken dönemlerine özel, bir kısmı ise geç dönemlerde karşımıza çıkan çok sayıda nedenle kornea nakli sonrası glokom görülmektedir. Bu nedenleri sıralayacak olursak:

 

Açı distorsiyonu

a. Sıkı sütürasyon

b. Büyük yara dudağı

c. Büyük alıcı yatak boyu

d. Donör korneanın daha küçük olması

e. Artmış periferik kornea kalınlığı

Sütür teknikleri

Viskoelastik maddeler

Postoperatif inflamasyon

Hifema

Yara yeri sızdırması sonucu ön kamara sığlığı

Periferik anterior sineşi

Keratoplastinin katarakt operasyonu ile birlikte kombine yapılması

Malign glokom gelişimi

Afakik gözlerde PKP uygulanmasına sekonder mekanik açı kollapsı

Kortizon kullanımı

Kornea nakli ameliyatı öncesi glokom varlığı (bilinmeyen veya belirlenememiş)

Keratoplasti planlanan hastada GİB yüksekliği varsa ameliyat öncesi basıncın dengelenmiş olması gerekir, yüksek basınç kornea saydamlığını tehlikeye atacaktır.

 

PKP operasyonu esnasında glokom olasılığını düşürücü önlemleri şöyle sıralayabiliriz;

a. Donör korneanın alıcı yataktan küçük olmaması gerekir.

b. Açı darlığı yönünden ameliyat sırasında şüphe oluşursa, periferik iridektomi yapılmalıdır.

c. Periferik anterior sineşi mevcutsa açıda sineşiyoliz yapılmalıdır.

d. Ameliyat sonunda mutlaka viskoelastik maddeyi iyi temizlenmelidir.

e. Ön kamaranın kaybına neden olabilecek yara yeri sızdırmasının olmadığından emin olunmalıdır.

Yüksek GİB değerleri kornea endotelinde %10-33 oranında kaybına neden olur. Bu nedenle göz içi basıncının düşürülmesi, optik sinir hasarı yanında, greft saydamlığının devamı için de şarttır.

 

Endotel hasarlı gözlerde topikal karbonik anhidraz enzim inhibitörü ilaçların kullanılmaması tavsiye olunur. Beta blokörler yara yeri iyileşmesini geciktirebilir. Yukarıdaki iki maddeyi göz önünde bulundurarak tüm antiglokomatöz damlalar keratoplastili hastada kullanılabilir. Hiçbirinin mutlak kontrendike olduğu durum yoktur. Tıbbi tedaviden sonuç alınamazsa cerrahi tedaviye geçilmelidir. Preoperatif periferik anterior sineşinin boyutu (santrale uzanan kısmı) incelenmelidir. Geniş sineşili gözlerde trabekülektomi başarısız olacaktır, implant cerrahileri tercih edilmelidir. Ancak silikon orijinli implantlar kornea temasından bağımsız donör korneada %36 oranında greft reddine neden olur. Bu yüzden silikon materyel içermeyen metalik implantlara yönelmek yerinde bir seçenektir. İmplant cerrahisinden sonuç alınamayan olgularda siklodestrüktif cerrahiler önerilmelidir.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | glokomda kornea | keratoplasti | kongre haberleri

11. EGS Kongresi (Kantat)

HalilAtes 24. Haziran 2014 11:24

Bugün glokom cerrahisi üzerine yazmayı planladım; “Evolving glaucoma surgery” başlıklı panelde konvansiyonel ve gelişmekte olan cerrahiler tartışıldı.

Tüm cerrahilerde olduğu gibi glokom cerrahisinin de üç ayağı olmalı; işe yarar olmalı, komplikasyon oranı kabul edilebilir olmalı ve eğitim alan herkesin uygulayabileceği kolaylıkta olmalı.

Her işlemin bir altın standardı vardır. Altın standart en iyi anlamına gelmez. Konuyla uğraşanların bildikleri, gelenekselleşmiş, en yaygın kullanılan, üzerinde en fazla araştırma yapılış anlamları taşır. Dolayısıyla diğerlerinden önce kullanıma sokulmuş olması doğallığı gereğidir. Altın standarttan sonra kullanıma sokulan tekniklerin araştırması yapılırken kontrast oluşturması maksadıyla  öncül çalışmalardan yararlanılmak istenir. Bu nedenle de altına atıfta bulunulur. Trabekülektomi de tıpkı beta blokörler gibi glokom cerrahisi için bir çapadır. Nasıl hipotansif yağların, beta blokörlere üstünlüğü tartışılmamasına rağmen altın standart olarak hala beta blokörlerin kullanımı devam etmektedir, cerrahi için de trabekülektominin durumuna bu gözle bakmak yerinde olacaktır.

Bu yazdıklarımdan trabekülektominin terk edilmesi gereken bir cerrahi olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Geliştirilen modifikasyonlar ile halen işe yarar ve güvenli halini korumaktadır. Trabekülektominin güvenlik ve hasta konforuyla ilgili iki olumsuz yönü bulunmaktadır. Hasta konforunu bozan tarafı, günümüzde kullanımı zorunlu hale gelen MM-C antimetabolit uygulama zorunluluğudur. Uzun süre tıbbi tedaviye maruz kalan hastaların konjonktiva sitolojileri bozulmakta bunun gereği olarak filtran cerrahinin başarısını artırmak için MM-C gibi antimetabolitlerden yardım alınmaktadır. Sorunun çözümü erken cerrahi, az ilaç kullanımı, BAK’sız ilaç kullanımı gibi bir dizi önlem ile antimetabolit ihtiyacını azaltmak ile sağlanabilir. Diğer taraftan MM-C kadar etkili olmasına karşın hasta konforunu bozmayacak antimetabolitlerin keşfi ve kullanımı da üzerinde çalışılan konular arasındadır. Trabekülektomi üzerine yapılan diğer iyileştirme uğraşısı da, güvenliğini artırma çalışmalarıdır. Ön kamarayı stabil hale getiren maintainer irrigasyonu, sütür sayısının artırılması, konjonktiva sütürasyonunda 10/0 naylon kullanımı, atravmatik cerrahi, ön kamara yangısal reaksiyonunu azaltan anti-vegf enjeksiyonu ve küçük insizyon gibi ek işlemler trabekülektomi güvenliğini artıran unsurlardır.

Seton cerrahisi, neovasküler, afak veya terminal glokomlarda kullandığımız bir filtran cerrahidir. Son zamanlarda trabekülektomiye alternatif primer cerrahi olarak da kullanımını savunan yayınlarla karşılaşıyoruz.  Koplikasyon oranındaki giderek artan azalma ve iridektomi yapılmadığı için yangısal reaksiyonların daha az karşılaşılması  trabekülektomiye alternatif olarak gösterilmesinde en büyük neden olarak görülmektedir.

Tabii glokom cerrahisi panellerinin en merak edilen konusu mikroinvaziv glokom cerrahisi (MİGS) olarak adlandırılan yöntemler, kanaloplasti ve ECP’nin tartışıldığı bölüm oluyor. MİGS katarakt ameliyatı ile birlikte yapılabilen ve komplikasyon oranı hayli düşük girişimlerdir, daha önce bu konuyu genişçe anlattığım için burada kısa keseceğim, arzu edenler yan taraftaki konu başlıklarından ayrıntıları okuyabilir. MİGS heyecan uyandıran bir gelişme ancak çalışma sayısında henüz yetersizlik görülüyor. Firma bazlı sunumlar harici bağımsız çalışma sayısı olumlu sonuçları desteklerse kullanımı artacaktır. Bu teknikler içinde kanaloplastinin öne çıktığını söyleyebiliriz. Cerrahi başarı oranının yüksekliği yanı sıra, antimetabolit kullanma ihtiyacının olmaması hasta konforunu artıran önemli bir unsur. ECP de üzerinde durulan konular arasındaydı. Maalesef ECP ülkemizde hak ettiği kullanım oranına ulaşamadı, daha önce yazdığım yazılarda bu konuya çok değindiğim için burada kısa kesiyorum.

 

Sonuç olarak ülkemizde ve dünyada glokom cerrahı sayısında görece azalma olduğu fark edilmesi gereken bir unsurdur. Glokom cerrahisiyle uğraşılmaması bir dizi olumsuz yönlere kayılmasına yol açıyor. Uzun süre ve çok tıbbi tedaviye maruz kalan hastanın daha sonra yapılacak cerrahisinin başarısı sınırlı oluyor. Olumsuz bir döngü yaratılmış oluyor. Bunu kırmamız eğitim ile mümkün olacaktır. Bir cerrahinin başarı veya başarısızlığı o cerrahiyi yapan kadar, o hastanın tanısını koyan, takibini yapan ve tıbbi tedavisini sürdüren meslektaşın da sorumluluğundadır. Biz bir takımız, golün atılması veya yenmesi takımın hanesine yazılır.

11. EGS Kongresi (Amabile)

HalilAtes 23. Haziran 2014 12:46

Konjenital glokomun cerrahi tedavisi, EGS Kongresinde bir kurs kapsamında ele alındı. Konjenital glokom Türkiye’de olduğu gibi Dünya’da da korkulan, doktorun kendisini kurtarmaya çalıştığı bir konu. Ne yazık ki şanssız, halkanın sonundaki, sevk edecek yeri olmayan az sayıda doktorun uğraştığı bir konu.  Kursta klasik bilgiler yanı sıra yeni gelişmeler de gözden geçirildi, özetlemek gerekirse;

Korneası saydam hastalara ilk cerrahi olarak gonyotomi veya trabekülotomi, saydam olmayanlara ise trabekülotomi yapılması klasik kitaplara da geçmiş kabul gören bir düşünce. Kanaloplastinin getirdiği avantajlardan yararlanmak isteyenler 360 derece trabekülotomiyi de güçlü bir alternatif olarak sunmaya başladılar. Bu konuya biraz değinmek istiyorum. Kanaloplasti deneyimim bu sene dördüncü yılını tamamladı, sonuçlardan çok memnunum, ancak çocuklar için teknikle ilgili bir uyarım olacak. Bilindiği gibi yetişkinlerde derin sklerektomi sonrasında açığa çıkartılan Schlemm Kanalına sokulan implant aracılığıyla yapıyoruz bu işlemi. Çocuklarda cerrahi başarısızlık yaşanırsa, progrese olan gözde, buftalmus ilerliyor ve cerrahi alanda stafilom gelişiyor. Yani sklera yapısı bozulduğu için iskeletsel direnç azalması koroidin o bölgeden prolebe olmasına yol açıyor. Bu ciddi bir komplikasyondur, dikkate alınması gerekir. Çocukluk çağı glokomlara yapılan kanaloplastide derin sklerektomi yapmaksızın klasik trabekülotomi yöntemi ile Schlemm Kanalı bulunarak kanaloplasti implantı sokulmalıdır.

Gonyotomi ve trabekülotomiden sonuç alınamazsa seton cerrahisi tercih edilmelidir. Trabekülektominin başarı oranının düşük, komplikasyon oranının fazla olması sıralamada son seçenek olmasına neden olmuştur.

ECP veya siklodestrüktif işlemler, çocukluk çağı afak glokomunda yapacağımız tercih sıralamasında ön sıralarda yer bulmasına rağmen primer konjenital glokomda hastanın fakik olması nedeniyle son sıralara koymamıza yol açmıştır.

 

Sayın Tamçelik’in viskotrabekülotomi ameliyatı da kursta bahsedilen ameliyatlar arasında yerini aldı, sevindik, ancak bağımsız merkezlerce de benzer sonuçlar alınması kabuledilebilirliğini etkileyecektir, beklemek gerekiyor.

Etiketler:

kongre haberleri

11. EGS Kongresi (vorspiel)

HalilAtes 19. Haziran 2014 10:53

Glokom tiplerinin progresyon hızına etkisini ve tedaviyi farklılandırdığını biliyoruz. En sık görülen glokom tipi olan, primer açık açılı ve kapalı açılı glokomun tanısını iridokorneal açıya bakarak koyabileceğimizi de asistanlığa yeni başlayan tüm meslektaşlar dahil tümümüz biliyoruz. EGS kongresinde açının en güvenli nasıl incelenebileceğine dair bir tartışma yapıldı, bu yazıda bu konuya değineceğim.

Kişisel gözlemim ülkemizde açı muayenesinin yapılmadığı yönündedir. Dolayısıyla nasıl yapalım konusundan ziyade böyle bir gereksinimimiz olduğunu vurgulamak ile konuya başlamanın yararlı olacağını düşünüyorum.

Glokom tipleri coğrafik ve ırksal yoğunluk farklılıkları göstermektedir. Batıda açık açılı glokom hakimiyetine karşın doğuda kapalı açılı glokom oranı batıya göre fazladır. Ülkemiz insanlarının köken itibariyle Asya ırkından genetik kotlamalar taşıdığı bilinmektedir, ayrıca Anadolu coğrafik olarak da geçiş zonunda bulunmaktadır. Kapalı açılı glokom görülme olasılığının batıya göre daha fazla olması beklenmelidir. Bu yüzden ayırıcı tanı bizim için önemlidir, ve her glokom hastasının en azından ilk muayenesinde açı değerlendirmesi mutlak yapılmalıdır.

Ön segment görüntüleme yöntemleri son zamanlarda açı anatomisini değerlendirmede yardımcı olmaktadır, ancak açının açık veya kapalı olduğunu ayırmak kadar, hangi kadranlarda ne tür bir kapanma var, veya açık açıda pigment, eksfoliasyon, kripta farklılıklarının olup olmadığını değerlendirmek OCT gibi görüntüleme yöntemleriyle mümkün olamamaktadır. Gonyoskopi bence tartışmasız bir üstünlüğe sahiptir bu konuda. Eğitimi zaman alıcı ve zor olduğu için çaba gerektirir. Gonyoskopi eğitiminizi http://gonioscopy.org sitesinden, Sayın Ümit Aykan’ın veya Sn. Atilla Bayer’in (ulusal kongre sunumu şu adresin 57:40 dakikasından sonra) konferanslarından alabilirsiniz.

 

EGS Kongresinde de farklı görüşler olmakla birlikte genel kanı gonyoskopinin OCT ve UBM görüntülemesine göre daha üstün olduğu görüşü ağırlık kazandı.

Etiketler:

kongre haberleri

11. EGS Kongresi (Füg)

HalilAtes 18. Haziran 2014 11:13

Zaman zaman glokomda son zamanlardaki en önemli konu nedir şeklinde sorular almaktayım. Soru soranın müstehzi yüz ifadesi, glokomun, katarakt ve retina gelişmelerinin gerisinde kaldığı, bir nevi üvey evlat konumuna ya da duraklama dönemine geçtiğini yansıtır. Hemen, bir sürü güvenli cerrahimiz oldu, komplikasyon oranlarımız artık çok düştü deyip kurtulunabilir bu tür kişilerden. Ama temel felsefe değişikliğini vurgulamayarak gelişmelere haksızlık yapmış oluruz bu açıklamamızla.

Glokom son yıllarda çok önemli bir düşünsel değişim içinde, diğer birimlerin alet edevat bazlı gelişmelerinden çok daha önemli bir dönüşüm aslında bu.

Tanı ve tedaviye başlama, değiştirme artırma ölçütleri değişti. Temel  felsefemiz şöyle; glokom, ilerleyen bir hastalıktır, tedaviye başlamak  ve tedaviyi evrimleştirmek için hastalığın kötüleşme hızını bilmemiz gerekmektedir. Hastanın olası yaşam beklentisi ile örtüşmeyen kötüleşme hızlarında tedavi başlanması veya artırılması planlanmaktadır. Bunun için progresyon analizlerine ihtiyacımız olacaktır. Görme alanı ve optik sinir görüntüleme metotları kararımızı belirleyici aletlerimizdir.

Geçen yıl İsveç’te yapılan bir çalışmayı daha önce bilgilerinize aktarmıştım. Bu çalışmada ilk tanısı konulan hastaların 1/3’ü başlangıç, 1/3’ü ılımlı ve 1/3’ü ilerlemiş glokomlu olarak saptanmış. Hastalığın tanındığı dönemdeki şiddeti, kötüleşme hızı kişisel değişimler farklılık gösterebiliyor, bu yüzden kişisel tedavi modelleri uygulamamız gerekiyor. Her hastaya ilk iki yılda en az 6 progresyon test analizi yapmamız gereklidir. Başlangıç dönem görme alanı bulgusu vermeyen preperimetrik glokomlularda ganglion hücre kompleksi ve/veya OCT, ılımlı ve ileri glokom hastalarında ise görme alanı ve OCT testlerinin birlikte yapılması bu açıdan önemlidir. Test sonucunda progresyon hızında artış saptanırsa  bir üst tedavi modeline geçilmesi uygun olur.

 

Tedavi temel felsefesindeki bu değişim bize iki farklı değer kazandırmıştır; ilki göz içi basıncı değerinden bağımsız bir tedavi modeli geliştirdiğimiz için lüzumsuz tedavi modelleriyle (aşırı ilaç) hasta yaşam kalitesi bozulmayacak ve ileride yapılacak olası glokom cerrahilerinin başarısı artacaktır. Diğeri ise tüm glokom hastalarına uygulanacak fanatik tedavi modeline karşıt kişiselleştirilmiş tedavi metodu hazırlayarak, hastanın ofis göz içi basıncından bağımsız tüm günleri kapsayacak, kötüleşme hızını yavaşlatacak bir anlayışla hareket etmemizin sağlanmasıdır.

Etiketler:

glokom progresyonu | görme alanı | kongre haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre