Hakan Özdemir ve Retina Enstitüsü'nün yeni kitabı

HalilAtes 30. Ekim 2014 15:34

Glokom-Net'de yazılarını takip ettiğimiz Dr. Hakan Özdemir; Dr. Serra Arf ve Dr. Murat Karaçorlu ile birlikte "Maküla Hastalıklarında OKT" başlıklı kitaplarını yayınladılar. Geniş bir arşivi de içinde bulunduran kitaba verdikleri emek için teşekkür ediyoruz.

Etiketler:

kitap duyuruları

Prof. Dr. Ümit Aykan, 2014 yılını değerlendiriyor

HalilAtes 23. Ekim 2014 09:36

Prof. Dr. Ümit Aykan

2014 yılında Glokom açısından çarpıcı hangi gelişme oldu? Bence bu sorunun doyurucu olabilecek tek bir yanıtı yok. O halde glokom hangi soruları daha sık sormaya doğru evrildi? Bu soruya yanıt aramak daha doğru bir yöntem olacak:

Glokomda yapı-fonksiyon ilişkisi:

Glokom tanı ve progresyon varlığını takip açısından son yıllarda sürekli hangisi daha iyi diyerek yarıştırdığımız bu iki esansiyel parametreyi artık barıştırıp, birbirleri ile kombine etmeye çalışmaya başladık. OKT- RSLT kalınlığı ve Optik Disk Topografi bulguları ile Görme Alanı bulgularını örtüştürerek bir arada değerlendirmeye yönelik teknoloji gündemimize girdi. Artık bu iki parametreyi yarıştırmak yerine, örtüştürmeye çalışacağız.

Göziçi basıncı ölçümü:

Goldmann aplanasyon Tonometri yönteminin  “altın standart” lığı daha sık sorgulanır oldu. Özellikle rastgele ofis bazlı ölçümler artık güniçi ciddi değişimler ile seyreden bir parametre olan GİB açısından tatminkar bulunmuyor.  24 saat boyunca süregen ölçüm yapabilen cihazlar ve ölçüm sonuçlarının kayıt ve analizi ile ilişkili 2014 de çalışmalar hızlandı. 2014 Goldmann applanasyon tonometri yönteminin  tahtından indirileceğinin öncül işaretlerini veriyor.

Glokom hastalarında lens ekstraksiyonu,  Fako-Trabekülektomi ve MIGS

Lens ekstraksiyonu artık glokom hastaları açısından antiglokomatöz bir cerrahi olarak kabul edilmeye başlandı. Katarakt cerrahisi ile birlikte GİB ve glokomu kontrol etmek için kullandığımız ilaç sayısı azalıyor. Fakotrabekülektomi girişiminde katarakt cerrahisinin filtran cerrahiye dost mu? yoksa düşman mı? olduğu konusu yine tartışılmakla birlikte, artık katarakt cerrahisi ile indüklenen pro-inflamatuvar etki  eski dönemlerdeki kadar korkutucu gelmiyor. MIGS artık klasik maksimal medikal tedaviye yanıt vermeyen olgular ile sınırladığımız filtran cerrahi ile sınırlı glokom cerrahisinin sınırlarını genişletiyor. Artık orta hatta hafif şiddetteki glokom olguları açısından MIGS tıbbi tedaviye bir alternatif oluyor ve glokomu daha ciddi bir şekilde “cerrahi  hastalık” konumuna çekiyor.

Glokomda medikal tedavi ve Jenerik ilaçlar

2014 yılında sabit kombinasyon grubu ilaçların kompliyansı artırdıklarına yönelik çalışmalar açıklandı. Glokom ilaçlarının oküler yüzey üzerindeki etkileri ve oküler yüzey hastalıklarının glokom ilaçlarının etkinliği üzerine etkileri tartışılmaya başlandı. Jenerik ilaçlar birçok hastalıkta olduğu gibi glokomda da çok sayıda pazara sunuldu. 2014 yılı itibarıyla artık kombine ilaçlarda dahil maksimum tıbbi tedavi gereksinimi olan bir hastayı orijinal ilaç kullanmaksızın sadece jenerik ilaçlar kullanarak tedavi etmek mümkün. Ucuz bir seçenek olmaları, yasal eşdeğerlilik kriterlerinin eksiklikleri ile bilimsel kanıt zorunluluklarının olmamasının önüne geçebilir mi?

Nöroproteksiyon

Göz içi basıncının düşürülmesi ne yazık ki glokom progresyonunu önlemiyor. Basınç dışı mekanizmalara hitap eden bir ilaç beklentimiz var. 2014 yılında  basınç dışı mekanizmalara yönelik tedaviler laboratuar ortamından çıkıp, klinik çalışma aşamasına geldi.  Nöroprotektif ve nörorejeneratif özellikler gösteren siliyer nörotrofik faktör (CNTF) salınımlı cerrahi implant ile ilişkili Faz 1 klinik çalışma Eylül 2014’te tamamlandı yakında veri analizlerine başlanarak sonuçlar yayınlanacak.

Glokom genleri

2014 yılı glokom literatürünü oluşturan önemli çalışmalardan bazıları glokom genetiği ile ilişkili gerçekleşti. Gen arayışlarına ilişkin çalışmalar eksfolyatif glokom dışında da sık olarak yayımlanmaya başlandı.

Glokom İlaçları  biyoyararlanımın artırmaya yönelik yeni teknolojiler

-uzun salınımlı ilaç içeren ve gözkapağı altına yerleştirilebilen kontakt lens benzeri bir polimer (Amorphex Therapeutics, LLC)

-İlacın en etkin olabileceği spesifik bir bölgeye ilaç enjeksiyonunu gerçekleştirecek mikroinjektörler (Clearside Biomedical, Inc)

-Mikropartikül ve nanopartikül içerikli, uzun salınımlı impantlar (Envisia Therapeutics)

-İlacı aylar hatta yıllar boyu sabit bir doz ile sağlayan teknolojiler (pSivida and SKS Ocula, LLC)

-Gözyaşı kanalı içine implante edilen ilaç içerikli tıkaçlar (Ocular therapeutics)

Glokom : SSS hastalığı mı?

Glokom bir retina hastalığıdır diyen bazı medikal retina ile uğraşan meslektaşlarımızın yanısıra şimdi de nörologlar glokom ile ilgilenmeye başladılar. 2014 yılında Alzheimer başta olmak üzere bir çok nörodejeneratif bir dizi hastalık ile glokom arasında ortak patogenez ve nöroanatomik yolaklar arasında daha sık ilişki kurulur oldu.

Açı Kapanması Glokomu -  2014 yılında İstanbul’da AKG epidemisi

 

2014 yılında en önemli gelişme glokomun bu alt tipinde gerçekleşti. Artık AKG sadece Uzak Doğu ya da Asyatik popülasyonun yoğun yaşadığı ABD Pasifik kıyı alanlarının dışına taştı ve geldi ülkemizde özellikle İstanbul bölgesinde epidemi boyutunda sık görülür oldu. Özellikle tek bir hastane 2014 ün ilk 6 ayı içerisinde  AKG ya da açı kapanması riski mevcut 8532 olgu tesbit etti ve bu olgular ile onların rafakatçılarına lazer iridotomi yapılarak olası glokom krizleri bertaraf edildi. 

Etiketler:

Yılsonu değerlendirmesi

Dr. Alp Kayıran 2014 yılını değerlendiriyor

HalilAtes 22. Ekim 2014 17:36

Dr. Alp Kayıran

“Glokom açısından 2014'ün en etkileyici gelişmesi” konusunda düşünmeye başladığımda glokomun genetiğinden, optik siniri görüntüleme ve değerlendirme yöntemlerine, ilaç ve laser tedavilerinden minimal invaziv glokom cerrahilerine kadar birçok başlık gözümün önüne geldi. Uzun salınımlı ilaç tedavileri, klinik pratiğim itibariyle bana en cazip gelen başlık oldu.

Yaşlı hastaların glokom tedavisinde kullanılan damlaları kendi başlarına damlatmadaki yaşadıkları zorluklar, diğer hastalıklarının tedavileri için kullandıkları ilaçlar ya da basitçe unutkanlık nedeniyle tedaviye uyum sağlayamamaları önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Aktif yaşam döngüsündeki genç hastalarda da, hastalığı kabullenmek ve kronik tedaviyi içselleştirmek konusunda sıkıntı yaşayabilmekteyiz.

 

Bir kısmı su yüzüne çıkmış olan, bir kısmının da ayak sesleri duyulan uzun salınımlı ilaç tedavilerine göz attığımızda, vitreusun içine ya da konjonktivanın altına içine enjekte edilenlerden, punktum tıkacı olarak tasarlananlara dek geniş bir yelpaze ile karşılaşmaktayız. Bu sistemlerin bir çoğunun temelde yaşa bağlı makula dejenerasyonunun tedavisi için düşünüldüğünü, glokom tedavisinin de buna paralel geliştirildiğini anlayabiliyoruz.

 

·         Göz kapağının altında duran, ilaç içeren ve birkaç ay boyunca ilaç salan kontakt lens gibi hazırlanmış polimer (Topical Ophthalmic Drug Delivery Device, TODDD, Amorphex Therapeutics): Bu sistemde timolol, prostaglandinler, pilokarpin, brimonidin, deksametazon, prednizolon, siprofloksasin, ibuprofen gibi birçok ilacı kullanabilmek mümkündür. Bu nedenle birçok hastalıkta kullanım imkanı olabilecek bu sistemin dezavantajı ise, hasta tarafından ne kadar tolere edilebileceği ve düşmesi durumunda tedavinin kesintiye uğraması olasılığıdır.

 

·         Suprakoroidal boşluğa enjeksiyon  (Clearside Biomedical): Daha çok yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve kronik posterior üveitlerin tedavisi için düşünülen bu seçenekte, arzu edilen ilacın mikro iğneler ile suprakoroidal boşluğa enjekte edilmesi düşünülmüştür.

 

·         İmplante edilen mikro ve nanopartükül sistemleri (Envisia Therapeutics, Icon Bioscience, Gray Bug): Glokom alanında yeni “yükselen yıldız”ımız Ike Ahmed’in de danışmanı olduğu Envisia Therapeutics, patentli PRINT teknolojisi sayesinde her dozda tam hesaplanan miktarda ilaç salınmasının mümkün olabileceğini iddia etmektedir. Icon Bioscience ise Allergan firmasında Ozurdex’i geliştiren ekibin kurduğu biyoteknoloji şirketi olup, aylarca etki edebilen prostaglandinler üzerinde çalışmaktadır.

 

·         Lipozomal ilaçların enjeksiyonu (Singapur Ulusal Göz Merkezi): Latanoprost içeren nanolipozomların konjonktiva altına enjekte edilmesi ile 3-4 ay kadar süren etki sağlamak mümkün olmuştur. İnsan üzerinde yapılan bu çalışmanın sonuçları yayınlandığından, klinik raflarına en yakın olan seçenek gibi görünmektedir.

 

·         Aylar boyu ilaç salınımı sağlayabilen mikro aletler: Iluvien’i geliştirip Alimera Sciences şirketine lisanslayan pSivida firması, Pfizer ile de latanoprost’un implantı için çalışmaktadır. SKS Ocular ise temelde kuru tip YBMD’de kullanılabilecek uzun salınımlı ilaçlar üzerinde çalışırken, yan uğraş olarak da glokom tedavisini değerlendirmektedir. Allergan ise Ozurdex’le elde ettiği bilgi birikimini 3 ay etki eden Bimatoprost implantı geliştirmek için değerlendirmektedir (Faz 2).

 

·         İlaç içeren punktum tıkaçları (Ocular Therapeutix): 90 güne kadar kontrollü salınım sağlayan punktum tıkaçları da bir başka zekice buluş. Ocular Therapeutix firması halihazırda Deksametazon (Faz 2), Moksifloksasin (Faz 1) ve Travoprost (Faz 2) üzerinde çalışıyor. Dozun standardizasyonunun ve lakrimal kanal kapalı olduğu sürece göllenecek gözyaşında ilacın seyrelmesi gibi konularda ikna edici sonuçlara gereksinim olacaktır.

 

Hiç kuşku yok ki, burada da doğal seleksiyon olacak, daha iyi, sonuçları daha kestirilebilir, daha tekrarlanabilir  ve daha güvenli tedaviyi sağlayan sistemler öne çıkacaktır. Bu tedavi mantığının antifibrotik ilaçlara da sirayet etmesi, glokomun cerrahi tedavisi ile uğraşan her doktorun mutlulukla karşılayacağı bir gelişme olacaktır.

Etiketler:

ilaçlar | Yılsonu değerlendirmesi

Prof. Dr. Esin Başer, 2014 yılını değerlendiriyor

HalilAtes 19. Ekim 2014 23:26

Dr. Esin Başer

 

2014’ün glokom açısından en magazinsel haberi:

İrlandalı rock grubu U2’nun 54 yaşındaki solisti Bono katıldığı bir TV programında 20 yıldır glokom hastası olduğunu ve bu nedenle sürekli güneş gözlüğü kullandığını söylemiş. Neredeyse hiç çıkarmadığı gözlüğünü imaj için değil, 20 yıldır çektiği glokom hastalığı nedeniyle taktığını itiraf etmiş!  Bundan sonra glokom hastalarının tedavisine güneş gözlüğü de eklemek zorunda kalacağız gibi görünüyor!. 

Şaka bir yana söz konusu TV programında Bono glokomda görme keskinliğinin 20/20 olabileceğini ancak görüntü buğulanması ve ışık etrafında halkalar gibi görsel bulgular olabileceğini de anlatarak en azından doğru birşeyler de söyledi. Glokomun dünyaca ünlü bir solist tarafından magazinsel bile olsa gündeme getirilmesi ve  hastalığın tedavi edilmesi halinde başarılı bir kariyere engel olmadığını göstermiş olması açısından önemli.  

2014’de glokom açısından heyecean verici bulduğum bilimsel başlık ise glokom tedavisi için göz damlası dışında “uzun salınımlı ilaç platformu” aray��şlarının artık sona yaklaşmış olması.   Bunlardan biri Latanoprost’un punktum tıkacına bağlanmış olduğu ve 3 ayda bir kere değiştirilen uzun salınımlı ilaç uygulaması. İlaç 12 haftada %90 üzerinde okuler yüzeyde kalabiliyor ve bu sürede  GİB 5-6 mmHg düşürebiliyor. Bu uygulama 500’den fazla hasta üzerinde Faz 2 çalışmasını tamamlamış ve 2015 yılında Faz 3 çalışmalarına başlayacak. Bunun dışında Latanoprost taşıyan kontakt lensin gözde bir ay kalmasının Latanoprost damla ile eşit performansta olduğu da yakın zamanda bildirildi (Ciolino JB ve ark  In vivo performance of a drug-eluting contact lens to treat glaucoma for a month,  Biomaterials, 2014; 35: 432-439) .

Uzun salınımlı ilaç platformunda en heyecan verici  bulduğum uygulama ise  ön kamaraya enjekte edilerek Bimatoprost’un göz içinde uzun süreli salınımını sağlayacak olan bir implant. Bu implant için 2015 yılında Faz 3 çalışmalarına başlanacak. İmplant sadece açık açılı olgularda uygulanabilecek. Eğer sonuçlar başarılı olur ve ilaç piyasaya çıkarsa glokomcular da tıpkı retinacılar gibi periyodik göz içi enjeksiyon yapacak gibi görünüyor.     

Glokomun cerrahi tedavisinde mimimal invaziv cerrahiler yaygınlaşarak podyumda boy gösteriyor. Ancak cerrahi tedavi gerekmeyen veya ilaç tedavisinin tercih edildiği hasta grubu cephesinde ise yakın zamanda önemli bir gelişme olmadı. Glokomun medikal tedavisinde en önemli konu ilaç kompliansı ve hasta uyumu sorunu. Hastalarımızın önemli bir kısmı yaşlı, işitme ve kavrama zorluğu var, ek sağlık sorunları var, damlayı gözüne damlatamayabiliyor vs.  Eğer yukarıda bahsettiğim “uzun salınımlı ilaç” platformu pratik hayata geçebilirse glokomun ilaçla tedavisinde komlians sorunu ve hasta faktörü konusu aşılmış olur. Dahası topikal ilaçların daha az damlatılması veya hiç kulanılmaması ile glokom hastaları prezervan maddelerden, özellikle de benzalkonyum klorürden uzak tutulmuş olacak. Bu sayede glokom hastalarında çok sık gördüğümüz okuler yüzey sorunları ve kuru göz hastalığını daha az göreceğiz. Bir önemli konu da cerrahi gereken hastalarda konjonktivada ilaç ve/veya prezervana bağlı kronik konjonktival inflamasyon sorunu da bertaraf edilmiş olacak: Bu sayede filtran cerrahilerin başarısı  artabilir, ve daha az oranda hastada antimetabolitli cerrahi gerekebilir. Sonuç olarak glokom gibi geç dönemlere kadar asemptomatik kalan bir hastalıkta ilaç tedavisi hastanın uyumunu en yüksek düzeyde sağlayacak şekilde dizayn edilmelidir.

Etiketler:

Yılsonu değerlendirmesi

EGS Rehberi Amazon'da satışta

HalilAtes 15. Ekim 2014 10:43

EGS Rehberinin 4. baskısı Amazon'da satışa çıkmış. Ben bunun nedenini anlamakta zorlandım. Avrupa ülkelerinde Alcon, Allergan ve Santen zaten ilgili hekimlere bu kitabı dağıtıyor (yakında Türkçesi de çıkacak), Amazon'dan bu kitabı kim alır, hedef kitlesi kim bu satışın?

Hastalar olabilir mi??? 


Etiketler:

akış şemaları | hastalar için | kitap duyuruları

Prof. Dr. Atilla Bayer'in Gonyoskopi kitabı çıktı

HalilAtes 13. Ekim 2014 10:57

Bugün müthiş bir haber vereceğim için mutluyum; Prof. Dr. Atilla Bayer’in “Gonyoskopi” kitabı çıktı. Geniş bir arşiv çalışmasının da yer aldığı kitap Türkiye’de konusunda bir ilk olması açısından da önemli, Sayın Bayer’i kutluyor ve teşekkür ediyoruz.

Çalışmaya sponsor olan ve dağıtımını üstlenen Bilim İlaç'a da desteklerinden ötürü teşekkür ederiz.

Etiketler:

kitap duyuruları

2014 yılının önemli olaylarını yorumlayacağız

HalilAtes 12. Ekim 2014 22:32

Sayın Glokom-Net okurları, bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak, birçok meslektaşımızın görüşlerini ve ilgilendiği konuları okuduğumuz ilklerin yılı oldu. Yıl sonuna kadar yine farklı kalemlerden 2014 yılının önemli glokom olaylarını bu sayfalardan yayımlamayı planlıyoruz. Katılımınız ve desteğiniz için şimdiden teşekkürler.

Etiketler:

Yılsonu değerlendirmesi

1902 Brüksel Körlerin Durumlarının Düzeltilmesi Kongresi

HalilAtes 12. Ekim 2014 17:03

".....Nüfus yoğunluğu fazla olan yerlerde körlüğün artmasının sebepleri ve bunların ortadan kaldırılması hakkındaki 7. Soru hakkında Anwers'li Doktor Mösyö Dumiç ile Napoli doktorlarından Mösyö Marçelli'nin beyanatından sonra, kongre başkanı tarafından söz sırasının Dr. Esat Beyefendiye geldiğinin beyan edilmesi üzerine bu konudaki araştırma ve incelemelerimin sonuçları kongreye tebliğ kılınmıştır:

"Memleketimde körlük sebepleri, görülme sıklığına göre sırasıyla şöyledir:
1. Hubeybât (Habîbât) (zât-ül-munzama-i hubeybî veya Mısır göz hastalığı denilen bir göz hastalığı olup, bu hastalık Mısır'da olduğu kadar Osmanlı topraklarının tüm diğer bölgelerinde de yayılmıştır)
2. Dâü'z-zerka (Glokom)
3. Çeşitli kornea hastalıkları ve özellikle çocuklarda görülen bünyesel kornea hastalıkları
4. Galat-ı inkisâr-ı ziya (Işık kırılması kusurları)
5. Göz iç hastalıkları ve özellikle frengiden kaynaklanmış olanlar
6. Zamanında tedavi edilmeyip, ki hastalar doktora vaktiyle müracaat etmediklerinden, ilk anda vahim olmayan bir hastalık, körlükle sonuçlanıyor.
7. Tedaviyi gerçekleştirenlerin tanıyı yanlış koyan uzman olmayan doktorlar veya bu konuda yeteri bilgiye sahip olmayan ve gerekli bir tarzda tedavi etmeyenler (Kırlangıç adı verilen bu şarlatanlar, şehir şehir dolaşıp hekime gitmeyen veya hekime ulaşamayan cahil halkı kandırıp birçok kişinin kör olmasına neden olmuştur. Dr. Esat Bey bu konuda da, İstanbul' da yayınlanan gazete ve dergilere yazı yazarak halkı aydınlatmaya çalışmıştır -H.K.K.-Doktora tezinden) bir takım kötü neticelere sebep oluyorlar. Ayrıca bir takım şarlatanlar dahi kendilerine tedavi için müracaat eden kişileri görme nimetinden mahrum bırakacak surette hareket ederek körlerin sayısını çoğaltıyorlar....."

Yazının devamı için;

Prof Dr Kadircan Keskinbora: TJO, 2008  "1902 Brüksel Körlerin Durumlarının Düzeltilmesi Kongresi ve İstanbul'dan Katılan Göz Hekiminin Degerlendirmesi - Derleme"

Etiketler:

yayın

Bir meslektaş: Abdullah Cevdet

HalilAtes 9. Ekim 2014 00:01

Abdullah Cevdet Karlıdağ (9 Eylül 1869; Arapgir, Malatya - 29 Kasım 1932, İstanbul), siyasetçi, düşünür, göz hekimi, şair ve çevirmen.

Türkiye’de Batıcılık akımının önde gelen isimlerinden birisidir. II. Meşrutiyet dönemi düşünce yapısının şekillenmesinde etkili oldu. Sonradan İttihat ve Terakki’ye dönüşecek İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti adlı gizli örgütü kuran beş tıbbiyeliden birisi Abdullah Cevdet idi (diğerleri İbrahim Temo, İshak Sükûti, Mehmet Reşit ve Hikmet Emin). Ancak yaşantısı siyasal alanda etkin görevler alarak değil, bir düşünce üreticisi olarak devam etti. Dönemindeki ana düşünce akımlarının çerçevesinde kendine özgü görüşler geliştirerek düşünce tarihinde özel bir yer edindi. Türkiye’nin ilk kadın ve işçi hakları savunucularındandır. Tıp, felsefe, sosyoloji, siyaset alanlarında yetmişten fazla eserin yazarı veya çevirmenidir.

Yazının devamı için: Vikipedi

Etiketler:

blog

Ön segment muayenesi daha çok ilgiyi hak ediyor

HalilAtes 8. Ekim 2014 11:54

Glokomu tanımlarken; ilerleyici optik nöropatidir ifadesini kullandığımız için bütün dikkatimizi optik sinir başı, sinir lifleri ve ganglion hücrelerine odaklamış bulunuyoruz. Hâlbuki  tedavimizin temelini oluşturan göz içi basıncının (GİB) düşürülmesi, ön segmentteki patolojilerin sonucu gelişmektedir. Bu bir çelişkidir.

Elimizde optik siniri incelemek için sofistike aletler bulunuyor; OCT, HRT, görme alanı. Ön segment için ise biomikroskobik bakı ve teorik bilgi silahımızdan başka pek bir şeyimiz yok. Herkeste biomikroskop olduğuna göre, teorik bilgi eksiğimizi de herkes için farklı bir formülle giderilmesi pek çok sorunun çözülmesi için yeterli olacaktır.

Önce tedavi silahlarını sıralayalım; tıbbi tedavi, lazer ve cerrahi. Bunların da çeşitleri olduğu malumunuz. Kime hangi tedavi şeklini uygulayacağız, bu önemli; önceki yazılarda sıkça bahsettik, glokomun tanımında yer alan “ilerleyici” sıfatı hastalığın “ilerlediğini” (ne yaparsanız yapın) anlattığına göre, ilerlemenin (ilerlemeden kastın kötüleşme olduğunu söylemeye gerek yok tabii) hızı ile hastanın yaşam beklentisinin hasta ile yaşadığımız dostluğu bozmayacak bir tarihte gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarız. Bu tarih riskli bir yakınlıktaysa tedaviye başlarız veya tedaviyi kuvvetlendiririz.

Buraya kadar anlattıklarımı daha önce konuşmuştuk, geçiyorum, bugün anlatmak istediğim farklı bir konu; tedavi tipleri ile glokom tipleri arasındaki ilişki tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Basit anlamda açık/kapalı açı ayrımının tedaviyi nasıl değiştireceği malumunuzdur. Bu yüzden glokom veya oküler hipertansiyon tanılarının konulduğu ilk muayenede açının incelenmesi mutlak yapılmalıdır. Açık açılı hastalara uygulanan tedavi protokollerinin hepsi, sanki tüm hastaların primer açık açılı glokom olduğu farz edilerek yapıldığı gibi yaygın bir davranış modeli olduğunu üzülerek görüyoruz.

Sekonder açık açılı glokomların tedavi modelleri ile primer açık açılı glokomların tedavi modelleri arasında farklılıklar vardır. Bu farklılık hastalığın fizyopatolojisindeki farklılıklardan meydana gelmektedir. Örneğin primer açık açılı glokomda, trabeküler ağın hücre kaybı ve ekstrasellüler matriksde artış ile karakterize trabeküler ağın schlemm kanalına komşu jukstakanaliküler kısmında SD plaklarının bulunması GİB yüksekliğinin sorumlusu iken, pigmenter glokomda melanin yüklü makrofajların trabeküler ağın ilk iki katında birikimi ve tıkaç etkisi ile GİB yüksekliği gelişmektedir. Bir başka sekonder açık açılı glokom olan psödoeksfoliatif glokomda (PEX) da fizyopatoloji primer açık açılı glokomdan farklı olmaktadır. PEX’de tıpkı pigmenter glokomdaki gibi melanin yüklü makrofaj tıkacı yanı sıra schlemm kanalının iç duvarında PEX materyali birikimi GİB yüksekliğinin sorumlusudur. Ayrıca PEX vakalarında psödoplato iris ile de sık karşılaşıldığından, klasik kitaplarda PEX’in açık açılı glokomlar bölümünde anlatılmış olmasına aldanmamak, bu grup hastaların kapalı açılı glokomu taklit eden bir hüviyette de olabileceğini unutmamak gerekir.

Bu bilgiler tedavimizi nasıl değiştirir sorusunu sorduğunuzu hissediyorum, örneğin pigmenter glokomda non-penetran glokom cerrahisinin anatomik yapılanmayı düşündüğümüzde başarısız olacağını söylememiz, iddialı bir yorum olmayacaktır. Ya da PEX’de SLT başarısının sınırlı olabileceği de aynı şekilde söylenebilir. Açık açılı üveitik glokomda hipotansif yağların verilmemesi bir kuralken, üveit atağı geçirmeyen, pasif üveitli hastanın kortizon glokomunda hipotansif yağların tercih edilmesi nüansların ne kadar önemli olduğunu gösteren delillerdir.

 

Glokomun tanısı kadar tipinin tayini de önemlidir, bunun için ön segment muayenesinin detaylı yapılması şarttır. 

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre