Aktif üye toplantısı üzerine düşünceler

HalilAtes 27. Şubat 2015 12:33

Ülkemizde ilk kez TOD Glokom Birimi üyelerinin bir araya geleceği aktif üye toplantısı yapılıyor. Bu fırsattan yararlanarak birim faaliyetleri genelinde ve glokom birimi özelindeki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Reel bazda dünya körlük nedenleri arasında ön sırada bulunan glokomun, ülkemiz için de toplum sağlığını etkileyen önemli hastalıklardan biri olduğu malumunuzdur. Bu nedenle konu ile ilgilenen meslektaşların, sağlık politikaları belirleyicilerine katkı sağlayacak yol haritaları hazırlaması gereklidir. TOD bünyesinde kurulan birimlerin kuruluş amacı da zaten budur.

Glokomun önemi, toplum sağlığını nasıl etkileyebileceği, çeşitli meslek gruplarındaki vatandaşların görsel algılamalarını nasıl bozabileceği ve glokom hastalarının bu iş kollarında çalışmalarının nasıl engellenmesi gerektiği bu raporlarda yer almalıdır.

Ayrıca meslektaşlar için ortak bir yöntem geliştirilebilmesi için, belli başlı glokom modellerindeki takip ve tedavi programını düzenleyici bilgilendirme akış şemalarının da çıkartılması gerekmektedir. Yol haritalarının üyelerimizin hukuki zeminde mağdur olmasına yol açabileceği üzerine görüşler de bulunmaktadır ve sanırım bugüne dek böyle bir yapılanmada bulunulmamasının esas nedeni de budur. Bu görüşe katılmadığımı hemen belirtmek isterim. Hazırlanacak yol haritaları tavsiye niteliğindedir ve belirli bir hastaya göre hazırlanmamıştır. Hekimin işe başlarken bilimin bugünkü doğrularıyla önünü aydınlatmasını sağlayıcı bir nitelik haricinde gücü yoktur. Bu kılavuzlar, hasta ve hastalığın değişkenlerine göre doğru yolu hastanın doktorunun belirleyeceğini ve en doğru kararı onun vereceğini baştan varsayar.

 

Değinmek istediğim diğer konu da birimlerin konusuna ilgi duyanlar ile akademik düzeyde aktif olarak o konuyla ilgilenen meslektaşların geniş bir ailede birlikte olmasının sağlanmasıdır. Konuyu açayım; hayatlarının bir döneminde ilgili birimin konusuyla akademik olarak ilgilenenlerin ömür boyu o birimin üyesi olması yöntemini izliyoruz günümüzde. Akademik olarak ilgilenmemeye başlayanlar da bugünkü yapılanmada üyeliklerini sürdürmektedirler. Veya birim konusuna ilgi duyup yoğun olarak o konuyla ilgili hasta muayenesi yaptıkları, gelişmeleri okudukları ve düşündükleri halde misyonları gereği akademik çalışmada bulunmayan/bulunmamış meslektaşlarımız bu yapılanmanın dışında tutulmaktadır. Verdiğim her iki örnek  grup da ilgili birimin geniş çatısı içinde başka bir isim ile bulunmayı hak ediyorlar bana kalırsa. Bunlara bir isim vermek gerekiyorsa; aktif üye ve gözlemci üye diyebiliriz. Gözlemci üyelerinin, birimin yürütme kurullarına seçme ve seçilme hakkına sahip olmamalarına karşın, bu haftaki gibi resmi birim toplantılarına katılıp görüş bildirme ve gelişmelerden haberdar olma gibi kendilerini birim ailesinin bir ferdi olarak hissedebilecekleri yapılanma içinde bulunmaları doğal hakları gibi görülmelidir.

Etiketler:

akış şemaları | eğitim

Kanaloplasti çalışmadı mı? Hemen Micro-invasive sütür trabekülotomisi'ne geçin

HalilAtes 24. Şubat 2015 11:30

Bugün uzun dönem kanaloplasti sonuçlarında başarısız olunan vakalar için alternatif bir cerrahi teknikten bahsedeceğim; önce kanaloplasti hakkında hatırlatıcı bir bilgi vermek istiyorum. Günümüz non-penetran glokom cerrahileri arasında en yüksek başarı oranına sahip bu teknikle Schlemm kanalı bir katater ile tekrar işlevselleştirildikten sonra 10/0 prolen sütür kanal içinde bırakılarak kanalın tekrar kapanması önlenmektedir. Prolen sütür gergin olarak sıkıldığı için önündeki trabekülum direnci düşmekte, kolektör kanalların Schlemm kanalı ile ağızlaşması genişlemektedir. Teknik bir filtran cerrahi olmadığı ve fizyolojik dış akım yolunun tekrar çalıştırılmasından ibaret olduğu için konjonktivanın sağlığından bağımsızdır ve mitomycin-c kullanımı gerekmez. 5 yıllık başarı oranı çeşitli yayınlarda ortalama %85’in üzerinde gösterilmektedir.

Bugüne dek cerrahinin başarısız olduğu durumlarda bir filtran cerrahi prosedürü ile basıncın yeniden regüle edilmesini sağlıyorduk. Tübingen Üniversitesinden bir grup araştırmacının öncesinde kanaloplasti yapılmış 31hastaya yaptıkları Micro-invasive sütür trabekülotomisi (MIST), filtran cerrahiye geçmeden de alternatif bir tekniğin kapılarını açmıştır.

Tekniği şöyle özetleyebiliriz; preop. Pilokarpin damlatılan hastanın saat 6 kadranındaki clear korneasından ön kamaraya girilip viskoelastik madde ile ön kamara şişirilir. 23 G crocodile-design forseps ile saat 12 kadranındaki prolen düğümü bulunup yakalanır. Bu işlem intraoperatif gonyolens yardımıyla yapılır. Prolen sütür ön kamaraya doğru yavaşça çekilerek 360 derece trabekülotomi işlemi tamamlanır. Ön kamara yıkanarak viskoelastik ve sızıntı şeklinde ön kamaraya gelen hemoraji ortamdan uzaklaştırılır.

Çalışmada sonuçlar şöyle verilmiş; GİB düşüşü 6. ayda 11.1 mmHg (düşüş yüzdesi %36.7), 12. ayda 13.5 mmHg (düşüş yüzdesi %41.4), 24. ayda 13.5 mmHg (düşüş yüzdesi %44.6).

Çalışmanın komplikasyon oranları da hayli yüz güldürücü; geçici hipotoni %6, mikro hifema %68, makro hifema %13, geçici basınç yüksekliği %32, Descemet dekolmanı %0.

Bu çalışmayı okuduğumda kanaloplasti seçiminde ısrar etmenin gerekliliğini bir kez daha anlıyorum, filtran cerrahiye geçmemek için ısrar etmekte fayda var.

Ancak bu çalışmanın MIST üzerine yapılmış ilk ve tek çalışma olduğunu da vurgulamak isterim.

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS

XEN takıma hazır

HalilAtes 23. Şubat 2015 11:45

ESCRS ‘nin Türkiye’de yapılması ön segment ile ilgilenen meslektaşları ve firmaları evimizin yakınında görme fırsatı doğurdu, organizasyonu sağlayanlara teşekkür etmeliyiz.

Ana konu glokom olmasa da bizim için de faydalı gelişmeler oldu, bunların başında Türk meslektaşların XEN ile tanışmış olmasınıdır. Bu bologun takipçileri XEN’i hatırlayacaklardır, daha önce şurada 1, şurada 2, ve şurada 3 konuya değinmiştik. Bu yüzden detaya girmeden genel düşüncelerimi paylaşmak isterim;

Xen’i filtran cerrahilerle MİGS’in yaptığı evlilik sonucu ortaya çıkan bir oğul olarak nitelendirmek yerinde bir saptama gibi geliyor bana. Anne ve babasının olumlu yönlerini de olumsuz yönlerini de barındırıyor.

Açık açılı, düzgün konjonktivalı hastalara uygulanabilir olması temel şartları. Neovasküler glokom, filtran cerrahiye uygun olmayan yapışık, fibrotik konjonktivası olanlar, ön kamara lensi implante edilmiş hastalar, kapalı açılı glokomlular, ön kamarasında silikon olanlar ve Sturge-Weber sendromu gibi venöz basıncı yüksek olanlarda uygulanamıyor.

Cerrahiden yarım saat önce 20 mikrogram MM-C ile birlikte lidocaine enjeksiyonu cerrahi bölgenin forniks tarafına yapılmalıdır. MM-C’nin oldukça düşük konsantrasyonda yapılması hasta yaşam kalitesini postop. dönemde etkiler mi bilemiyorum, bu konuda bir çalışma göremedim.  Enjeksiyon sırasında subkonjonktival hemoraji gelişirse xen bu bölgeye yapılmamalıdır, başka bir kadran seçilmelidir. Tavsiye edilen kadran superior-nazal kadrandır, ancak bu bir zorunluluk değildir, cerrahın maharetine uygun bir kadrana da implante edilebilir, en iyi kadran konjonktivası en iyi olan kadrandır.

Diğer MİGS prosedürlerinden farklı olarak katarakt ameliyatı ile kombine yapılan xen implantasyonlarından artı bir başarı sağlanamamıştır, kombine veya tek aynı başarı elde edilmiştir. Fakik hastalara yapılabilmektedir, ancak aşağıda Ike’ın videosunda da görebileceğiniz gibi implantasyonun yapılacağı kadranın karşısından giriş yapılıp trans-pupiller geçiş yapıldığı için dikkatli olunması gerekir.

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi implantın üç farklı seçeneği vardır ve düşürmek istediğiniz basınç aralığına göre bunlardan birini tercih etmeniz istenmektedir. Seçimin tecrübeye göre olduğunu düşünüyorum, seçim için kriterler nelerdir, yazılı bir yol haritasına rastlamadım.

İmplantın Faz 3 ve 4 çalışmalarını okudum, sonuçlar ve komplikasyon oranları oldukça yüz güldürücü, ancak bağımsız çalışma gruplarının sonuçlarına ihtiyacımız olduğu da bir gerçek.

En sık karşılaşılan komplikasyon; filtran cerrahilerin de en sık karşılaştığımız komplikasyonu olan fibrozis. Fibrozis sonrası önerilen işlem iğneleme.

İmplantasonda ne tür hatalar olabilir ve çözüm yolları nedir; Yukarıda belirttiğim gibi fakik hastalarda trans-pupiller geçişe dikkat edilmeli, açı geçişinde irise takılmamalı, hemoraji oluşturulmamalıdır. Akla gelen soru implantasyon enjektörünü fazla ittirip tüpün ön kamara ucunu skleraya gömebilir miyiz sorusunun korkulacak bir durum olmadığını hemen belirteyim. Enjektörün implantın içinde bulunduğu ucu ile ön kamarada bulunan ucu arasında kalınlık farkı var ve enjektörün daha fazla itilmesi bu şekilde önleniyor. Başka bir soru tüp konjonktiva erezyonu yapabilir mi? Yapabilir, yaparsa tekrar ön kamaraya girip tüpü içeriden çekip çıkarmak gerekiyor, dışarıdan çekilmiyor.

Benim pratiğimdeki yeri ne olabilir; Xen takılmış bir hastaya kanaloplasti yapma şansımız yok, bu yüzden açık açılı glokomlu hastalarda ilk cerrahi olarak xen implantasyonu yapmayı düşünmem. Kanaloplastinin yetersiz kaldığı ve filtran cerrahi gereksinimi olan hastalarda xen'in kullanım alanı bulacağına inanıyorum.

 

Sonuçta xen’in ticari hale geçmesinin hemen ertesinde ülkemizde kullanabiliyor olmamız (bunun için sertifikasyon gerekli) nedeniyle ilgi Türk firmasına teşekkür etmemizi gerekli. 


Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS | yeni alet tanıtımı

Glokom’da kontrast görme ve kontrast adaptasyonu

HalilAtes 23. Şubat 2015 09:10

Dr. Murat Erbezci

Son yıllarda glokom’da kontrast görme anomalilerini ve bunların doğasını inceleyen çalışmalar yayınlanmaktadır. Bu çabalar glokomun neden olduğu fonksiyonel kayıpları en erken fark edebilmek için yapılmaktadır. Kontrast adaptasyonunun kortikal nöronların katıldığı aktif bir süreç olduğu konusunda birleşen fonksiyonel MR ve nöro-fizyoloji çalışmaları vardır. Son yıllarda, Lateral Geniculate Nucleus düzeyinde de kontrast adaptasyonu gerçekleştiğine dair kanıtlar gösterilmiştir.  Retina ganglion hücreleri de kontrast adaptasyonu ve ışığa uyum göstermektedirler.  Yeni bazı nöro-fizyolojik çalışmalarda özellikle magnosellüler yol ile, retina ganglion hücrelerinin kontrast adaptasyonuna önemli katkılar sağladığı bildirilmektedir.  Glokom özellikle retina ganglion hücrelerinin hastalığı olduğuna göre, suprathreshold kontrast adaptasyon yeteneğini azaltacağı düşünülmektedir.  Bu amaçla yapılan çalışmalardan biri şudur:

Impairments of Contrast Discrimination and Contrast Adaptation in Glaucoma. Allison M. McKendrick,1 Geoff P. Sampson,1,2 Mark J. Walland,3 and David R. Badcock4 

Investigative Ophthalmology & Visual Science, February 2010, Vol. 51, No. 2

Bu çalışma:

-         Aynı yaş grubundakilere oranla, glokomlu hastalarda kontrast seçebilme (detection) konusundaki kontrast adaptasyon yeteneklerinin daha az olabileceği,

-         Aynı yaş grubundakilere oranla, glokomlu hastalarda kontrast ayırt edebilme (discrimination) konusundaki kontrast adaptasyon yeteneklerinin daha az olabileceği, hipotezleri ile yapılmıştır.

Bu deneyler için özel olarak hazırlanmış ve luminansı kontrol edilmiş bir monitörde uyaranlar gösterilmiştir. Kontrast seçebilme (detection) için olgulara stimulusu görebildikleri an sorulmuş, kontrast ayırt edebilme (discrimination) için 500 ms ara ile gösterilen iki stimulustan hangisinin kontrast değerinin daha yüksek olduğu sorulmuştur.  Bu testler olgulara iyice öğretilmiş ve daha sonra kontrast adaptasyonu yapılmadan, düşük kontrast adaptasyonu ve yüksek kontrast adaptasyonu yapıldıktan sonra tekrarlanmıştır.

A)    Contrast Detection:

In which interval did the stimulus appear?

B) Contrast Discrimination:

In which interval was the stimulus higher contrast?

Kontrast adaptasyonu için stimulus, görme açısı 16 derece olan bir kareyi kaplayan 3 cyc/deg’lik dikey kosinüs (vertical cosine gratings) uyaranlardan oluşmaktadır. Düşük kontrast (%15) ve yüksek kontrast’tan (%70) oluşan iki ayrı adaptasyon prosedürü uygulanmıştır.  Bu prosedür denek teste başlamadan önce 3 dakika süre ile gerçekleştirilmiştir.

Bu çalışma kontrast adaptasyonu sonrası kontrast seçebilme (threshold/detection) veya kontrast ayırt edebilme (suprathreshold/discrimination) değerlerinin glokomlu hastalarda değişip değişmediğini araştırmak için yapılmıştır.

Adaptasyon öncesi ve sonrası kontrast seçebilme (detection):

Adaptasyon prosedürü yapılmadan önce ve sonra kontrast seçebilme değerleri normal ve glokomlu olgularda ölçülmüştür.  Adaptasyon yapılmadan önce kontrast seçebilme (detection) eşik değerleri glokomlu olgularda beklendiği gibi daha yüksek değerlerde bulunmuştur.  Adaptasyon prosedürü sonrası her iki grupta da eşik değerlerde yükselme saptanmış ama bu yükselme glokomlu olgularda istatistiksel olarak daha anlamlı bulunmamıştır.

Böylece glokomlu hastalarda adaptasyon prosedürünün kontrast seçebilme (detection/threshold) eşik değerlerininin yükselmesine etkisinin daha az olabileceği  hipotezinin doğru olmadığı gösterilmiştir.

Adaptasyon öncesi ve sonrası kontrast ayırt edebilme (discrimination):

Adaptasyon yapılmadan önce kontrast ayırt edebilme (detection) eşik değerleri, glokomlu olgularda daha yüksek olarak bulunmuştur. Ama bu kez, glokomlu olgularda  kontrast adaptasyonu beklenen etkiyi göstermiştir. Glokomlu olgularada kontrast ayırt edebilmede, kontrast adapatasyonu eşik değerlerinin yükselmesine etkisi daha az olmuştur.

SONUÇ olarak, kontrast adaptasyonu konusundaki en önemli retinal veriler magnosellüler yoldan sağlanmaktadır.  Dolayısıyla glokoma bağlı erken retinal ganglion hücre hasarının kontrast ayırt edebilmeyi (suprathreshold) bozabileceği ve   magnosellüler yolun incelendiği tetkik yöntemleri ile de bunun saptanabileceği bildirilmiştir.Ayrıca Lateral Geniculate Nükleus’un (LGN) da kontrast adaptasyonu prosesine katıldığı bilinmektedir, glokom olgularında LGN’ın etkilendiği hayvan deneylerinde açık bir şekilde gösterilmiştir.

Bu çalışmada, özellikle düşük kontrast koşullarında, kontrast algılamanın aktif regülasyonunun glokomlu olgularda etkilenebileceği gösterilmiştir.  Sadece standart kontrast görme testleri ve/veya diğer bir takım kontrast tetkik yöntemlerinin, hem retinal ganglion hücrelerinde ortaya çıkan hasarın erken tespitinde, hem de hastanın fonksiyonel görmesine olan etkinin anlaşılmasında faydalı olabileceği bildirilmektedir.

Kontrast görme testleri Görme Bilimi (Vision Science) ile uğraşan bilim insanlarının, nasıl gördüğümüzün bugün muayenelerimizde kullandığımız Görme Keskinliği testlerinden daha iyi bir şekilde ölçülebilmesi ve anlaşılabilmesi için geliştirdikleri yöntemler arasındadır. 

Herhangi bir oftalmik patoloji sonrası gelişen görme kayıpları, hastalarımızın  gündelik yaşamda karşılaştıkları okuma, kişileri ve mekanları tanıma, kişisel hijyen v.b. gibi bir çok faaliyeti yapabilmelerini etkilemektedir.  İşte bu fonksiyonel görmenin anlaşılmasında kontrast görme testleri önemli bilgiler vermektedirler.  Glokomun neden olduğu fonksiyonel kayıpların da daha iyi anlaşılabilmesi ve takip edilebilmesi için, bu ve benzeri testlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Etiketler:

görme fizyolojisi

Olgu Sunumu: NBG'da progresyon hızı

HalilAtes 22. Şubat 2015 09:27

Prof. Dr. Volkan Dayanır


Etiketler:

glokom progresyonu | görme alanı | Normal basınçlı glokom | Olgu sunumu

Olgu sunumları

HalilAtes 18. Şubat 2015 11:07

Blogda yeni bir bölüm daha açıyoruz; olgu sunumları.

Bilginin paylaştıkça değerlendiğine inanan meslektaşların gönderecekleri hasta dosyaları, hem eğitimimize katkı sağlayacak, hem de birlikte yapılacak değerlendirmeyle hastanın tedavisine yarar sağlayacaktır.

Sunumlarınızı ateshalil@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz. Görme alanı, OCT gibi çıktıları siteye koyabiliyoruz, ancak bu çıktılardaki kimlik bilgilerinin gizlenmesi gerekir, gizlenmemiş olanları editör gizleyip yayına verecektir.

Olguların sadece ilginç olgulardan seçilmesi gerekmiyor, günlük pratiğimizde sıkça karşılaştığımız sorunları da tartışmak için klasik olguların da gönderilmesini rica ediyoruz.

Etiketler:

Olgu sunumu

Ek tedavi ne olmalıdır?

HalilAtes 18. Şubat 2015 10:42

Glokom ve oküler hipertansiyonun tıbbi tedavisinde en etkili ilacın hiptansif yağlar (prostaglandin analogları) (PGA) olduğu dünyadaki klinik uygulamalarda yaygın olarak  kabul görmüştür (ülkemizde ise ilk seçenek olarak beta bloker + karbonik anhidraz inhibitörü fiks kombinasyonunun tercih edilmesi ilginçtir).

Current Opinion Dergisinin bu ayki sayısında “Medical therapy for glaucoma: what to add after a prostaglandin analogs?” başlıklı bir derleme yayınlandı.

PGA, antiglokomatö ilaçlar arasında en fazla basınç düşürücü etkiye sahip olması yanı sıra sistemik yan etki açısından da en etkisiz olan ilaç grubudur.

PGA’nun ilk tercih olarak üveitik, herpetik keratitli ve kistoid maküler ödemli hastalar ile hamilelerde kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

Glokom hastalarının %40’ı iki yıl içinde ikinci ilaca gereksinim duyarlar. OHTS ve CIGTS çalışmaları hedef basınca ulaşmak için %40-50 hastada ikinci ilaç gereksinimini ortaya koymuştur. Bu bağlamda zaman içinde PGA’na ek bir tedavi gereksinimi olacağı açıktır. İkinci ne olsun?

SLT, sistemik yan etki içermediği için ilk akla gelen ek tedavi yöntemidir ve önerilmelidir. Bu konuya daha önce değinmiştik, Türkiye’de SLT için kötü bir algı yönetimi uygulandı, bu aşamadan sonra hastaya SLT yapılmasını önermek psikolojik olarak hekimi “kötü” hekimler grubuna itelemektedir. Buna cesaretiniz varsa ve hasta teorik bilgiyi kavrayabilecek yapıdaysa ek tedavi olarak SLT en iyi tercih olmaktadır.

PGA’larına eklenebilecek antiglokomatöz ilaçlara gelince; alfa-agonistler, beta-blokörler ve karbonik anhidraz inhibitörleri seçeneklerimiz arasındadır. Hangisinin seçileceği hastanın sistemik hastalıklarına, kullandığı sistemik ilaçlara göre değişmekledir. Yapılan çalışmalarda; düşük pik değeri, düşük noktürnal değer, düşük dürnal dalgalanma ve yan etki olasılığının hepsi bir arada değerlendirildiğinde beta-blokörlerin diğerlerine avantajı olduğu görülmektedir. Beta blokörlerin ayrıca PGA’lar ile fiks kombinasyonlarının bulunması da bir avantajdır. Brimonidine’in nöroprotektif etkisinin olduğuna dair çalışmalar vardır. Kanıtlar klinik kullanım bazında kuvvetli görülmese de bu kanıtlara inanmak isteyen meslektaşların ikinci tercih olarak Brimonidine kullanmasında sakınca görmüyorum. Ancak Brimonidine kullanımı ile hastanın günlük tedavide kullanacağı damla sayısının iki tane fazlalaşacağını ve bunun hastanın tedavi protokoluna sadakatini olumsuz etkileyebileceğini de göz ardı etmemek gerekir.

Etiketler:

Fix kombinasyonlar | hasta uyumu | hipotansif yağlar | ilaçlar | Nöroprotektif tedavi

Blue on yellow test stratejisini kullanmaya gerek var mı?

HalilAtes 17. Şubat 2015 21:24

Hayır.

Blog yazıları akademik yazılar olmadığı ve yazarın görüşünü bildirdiği için özgür bir sesle yazılabiliyor. Ben de meslektaşların günlük pratiğine seslenmeye özen gösteriyorum.

Görme alanı alırken farklı programlar ve farklı aletler karşımıza çıkıyor, test stratejilerinin çeşitliliğine göre bu aletlerin fiyatları artıyor, azalıyor. Bir alete yatırım yapmadan önce ne yapmak istediğimize karar vermeliyiz. Glokom pratiğimizde görme alanın yeri tanı koymak ve progresyonu izlemektir. Bu nedenle sita 24-2 beyaz üzeri beyaz ve Guided Progression Analysis (GPA) gibi bir progresyon analiz programını mutlaka içermelidir.

Pre-perimetrik glokom, standart akromatik perimetrinin (SAP) tanımlayamadığı ancak HRT,OCT gibi aletlerle tanınan glokomlara verilen isimdir. Erken dönemde glokomun tanısını koyabilmek için, OCT-RSL ve GHK analizleri henüz daha yapılmadığı dönemlerde Blue on yellow (SWAP) görme alanı stratejilerine başvuruyorduk, bugün böyle bir gereksinimimiz yok. OCT bu beklentimizi karşılıyor. SWAP'ın progresyon analiz programının olmaması da kabul edilemez özelliklerinden biri. Bir testin ardıl testlerini değerlendirecek analiz programı yoksa o testle çalışmanın hiçbir anlamı yoktur. Çünkü işler iyiye mi kötüye mi gidiyor anlayamazsınız.

Sonuçta para verip SWAP içeren görme alanı almamıza gerek yok.

Etiketler:

görme alanı

Gözyaşı

HalilAtes 16. Şubat 2015 23:15

Oftalmolojik olarak bizim için farklı bir konumda konuştuğumuz gözyaşı, burası için ülkenin sembolü oldu neredeyse. Rogier van der Weyden'in farklı resimlerinden oluşan gözyaşı detaylarını, akıtan nedenleri temizlemesi umuduyla sıralıyorum;

Etiketler:

blog | ressamlar

Ex-press komplikasyonları

HalilAtes 11. Şubat 2015 11:31

Ex-press glokom mikro şantı günlük pratiğimizde hayli fazla kullandığımız bir implant. İmplantasyondan sonra bazı hastalarda komplikasyonlar ile karşılaşılıyor, bugün bu konuya değineceğim;

Açık açılı glokomlarda kullanılması önerilen alet, 3mm uzunluk ve 50 veya 200 mikron lümen çapına sahip paslanmaz çelikten müteşekkildir. Trabekülektomiye alternatif ve benzer cerrahi teknikle implante edilir. Başarı sonuçları trabekülektomiyle benzer olmasına karşın komplikasyon oranlarının daha düşük olduğunu belirten çalışmalar vardır. Bence implantın en önemli avantajı, trabekülektominin trabekülektomi aşamasına belirli bir standardizasyon getirmesidir. Deneyimsiz arkadaşlar için bu avantajdır. Bu yazıda ex-pressin avantajları yerine komplikasyonlarına değineceğim için bu bölümü geçiyorum.

ü    Hipotoni: En sık karşılaşılan komplikasyon cerrahi sonrası hipotonidir. Genellikle bu cerrahiye yeni başlayanların ilk vakalarında görülür. Bir çalışmada %15.8 olguda görüldüğü (trabekülektomide bu oran %22.5 dur) belirtilmiştir. Hipotoninin nedeni büyük ihtimalle ön kamaraya giriş deliğinin implanttan büyük olmasıdır, bu da ön kamaraya girildikten sonra bıçağı geriye dokuyu keserek çıkarılması sonucu gelişir. 50 mikronlu R serisi için 27G iğne bu iş için uygundur (27G bıçak kullanılmamalıdır). 200 mikronluk kare şeklindeki P-200 için ise 25G iğne kullanılmalıdır.

ü   Fibrozis: Tüm filtran cerrahilerde gelişebilen aşırı yara iyileşmesi reaksiyonudur. İmplantın ön kamarada irise değmesi kronik üveitik reaksiyon yaratarak bu sürece neden olabilir. Bu yüzden implantasyon konumunda iris temasından kaçınılmalıdır.

ü   Tüpün tıkanması: Fibrin, kan veya iris dokusu tüpün içine girerek tıkaç oluşturabilir. Ameliyatı sonlandırırken ön kamarada bu tür bir tıkacın bulunmadığı kontrol edilmelidir. Lümen içinde böyle bir tıkaç varsa 150 mikronluk Grieshaber Kanülü ile yıkama yapılabilir (sadece 200 mikronluk ex-press’lerde).

ü     Tüpün ağzının iris ile teması: Ön kamara sığlaşması, implantın irise doğru dispozisyonu veya irisin tüpün ağzına doğru deplase olduğu durumlarda iris lümen ağzını örtebilir. Böyle bir durumla karşılaşılırsa zaman kaybetmeden YAG lazer ile temasın ortadan kaldırılması gerekir.

 

ü    Erozyon: Kornea ve sklerada olabilir. İmplant ön kamaraya poze edildiğinde irise ve korneaya paralel durmalıdır. Açı ne kadar sığsa tüpün yönü o kadar korneaya bakar, bu yüzden açının en geniş olduğu kadrandan cerrahiyi yapmak gerekir. Aynı şekilde ön kamaraya giriş deliği ne kadar büyük olursa tüp o kadar irise bakar. İrise doğru eğimli tüpü iki sorun bekler; ilkini az önce anlattım iris teması fibrozisi artırır veya ağzını tıkar, ikincisi tüpün dış kısmı fleb ile sıkı temas yapar, kapak hareketleri neticesinde belli bir zaman sonra sklera erozyonu gelişir.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | express

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre