Dr. Kamil Furtun

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:56

 

Bugüne dek Ad Reinhardt’ın siyah, simsiyah tablolarını anlamakta zorluk çektim. Benim gibi hikayenin uzağında olan pek çok kişi “bunu ben de yapabilirim” diyebilir. Yaşadıklarımız bir sanatçının duygularıyla örtüşünce anlayabiliyoruz resmin ne anlatmak istediğini.  

 

 

Etiketler:

blog | ressamlar

Hong Kong Müzeleri

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:25

6. Dünya Glokom Kongresi'ne az bir zaman kaldı. Bu haftaki müze yazımı Hong Kong müzelerine ayırdım. Daha önce de yazdım Hong Kong'a gidecek olmaktam pek mutlu değilim. Uzun uçak yolculukları benim için işkenceye dönüşüyor. Kongreden arta kalan zamanlarda yapılacak işlerin fazla olması, bazen bilimsel konsantrasyonu etkileyebiliyor, bu yüzden en azından benim için Hong Kong konsantrasyonumu korumak için ideal bir yer gibi görünüyor, çünkü çekici hiçbir yanını bulamadım. Müzeleriyle ilgili okuduğum makaleleri zayıf buldum, Avrupa'da alışık olduğumuz doyuruculuğa sahip değil gibiler, belki de Asya kültürüne uzak olmam bunda etkili oldu. Yine de aşağıda tadımlık bilgi veren bir videoyu ilgi gösterecekler için aktarıyorum. 

Etiketler:

kongre haberleri | Müzeler

iStent meta-analizi üzerine

HalilAtes 29. Mayıs 2015 10:38

“iStent as a Solo Procedure for Glaucoma Patients: A Systematic Review and Meta-Analysis” başlıklı çalışma üzerine inşa edeceğim bugünkü yazımı;

Bildiğim kadarıyla iStent üzerine yapılmış ilk meta-analiz olması dolayısıyla önemsediğim bir çalışma. Takılan implant sayısıyla doğru orantılı olarak hem GİB düzeyinde hem de kullanılan ilaç sayısında azalma olduğu yazılmış ortak kanı olarak. Bu iki olumlu etkinin ortalama 18 ay sürdüğü de belirtilmiş.

Çalışma verileri istatistiki analizlerin sonuçlarını yansıtmakla yükümlüdür, elde edilen verilere yorum yapılması beklenmemelidir. Bu bologda benim yaptığım gibi yorum yazıları ise çalışmaların ışığında çıkan verilerin, yazarın bilgi dağarcığıyla beslenen görüşlerini de katarak hazırlanır.  Bu yorumlar zaman zaman çalışma verileriyle çelişebilir de. Burada fanatik veya dogmatik ifadeler ile iyi niyetli uyarıların bir harmanını okumak mümkündür. Yazarın ne demek istediği genellikle yazarın tanınmasıyla anlaşılabilir.  Bütün bunları neden yazdım; bu çalışma üzerinden ilerleyelim.

Ortalama 18 aylık başarı denebilecek sonuçları elde etmek için en az bir implantın takılmasının maliyeti ve emeği gerekli midir? Bu çalışmayı nasıl okumalıyız? Çalışmaların okunması resimlerin okunmasına benzer;

 

 

Bu tabloda Napolyon’un bildik bir pozunu görüyoruz. Soluk bir surat ile elini yeleğinin içine götürmüş. Bu resme bakıp “işte Napolyon” deyip geçmek pekâlâ mümkündür. Ayrıntılara gelince; geride duran saatin 4’ü göstermesi, sehpanın üzerindeki mum ışığı, o saatin gece 4 olduğu bilgisini vermesi, çalışma evrakları ve kılıç ile karışık masa bize aslında şunu anlatır: “Fransa, halkım, gece-gündüz senin için çalışıyorum, düşmanlarımızı yok edeceğiz”. Resmi okuyunca farklı bir hikâyeye ulaştık. Devam edelim; artık yıllar geçti ve Napolyon’un hırsının nelere, binlerce kişinin ölümüne yol açtığını bunca zaman sonra biliyoruz ve onu savaş sevdalısı bir diktatör olarak tanımlayabiliriz. Resmin anlattığının da ötesindeyiz artık. Sonuçta bu hikâye hiç de hoş olmayan bir hikayedir diyebiliriz. Çalışmaların okunması da pek çok hikâyenin cümle aralarından çıkarılmasını ve sizin yaşamlarınızı değiştirmesine izin vermektir aslında.

Bu meta analizden de olumlu ve olumsuz hikayeler çıkabilir;

ü      iStent basıncı düşürüyor: iyi

ü      Birkaç tane takılması daha iyi sonuç veriyor, yani maliyetli: kötü

ü      Komplikasyon yok: iyi

ü      iStent takarsan daha sonra kanaloplasti yapamazsın: kötü

ü      Katarakt ameliyatı ile kombine yapılması başarıyı artırıyor: kötü

ü      Rantabl başarı 18 ay sürüyor: çoğunluk bu süreyi yetersiz bulacaktır, bence iyi

ü      İmplantasyon sonrası kullanılan ilaç sayısı azalıyor: iyi (belki de en iyi değer bu)

Son olarak da kişisel görüşümü yazarak bitireyim; iStent’in teorik olarak başarılı bir buluş olduğuna inanmıyorum (bunca çalışmaya rağmen). Çünkü açık açılı glokomda zamanla schlemm kanalı ve kolektör kanallarda kollaps gelişecektir, gelişir. iStent problemin trabeküler ağda olduğunu, bahsi geçen kanallarda ciddi bir problem olmadığı kurgusu üzerine inşa edilmiştir. Bu bir çelişkidir. Bu yüzden meta-analiz sonuçlarını hayret ile karşıladım.

 

Tabii bütün bu bilgiler günümüz Türkiye’si için Çuryumov-Gerasimenko Kuyruklu Yıldızı üzerine "Philae" isimli modülün indirilmesi kadar yabancı haberler. SGK’nın belirlediği tıbbi hayatımızda tüm bu gelişmelerin (!) uygulanabilirliği uzak bir ihtimal, fikir cambazlığı yaparak oyalanmakla yetiniyoruz.

Etiketler:

MİGS | yayın

Hubble teleskopu 25 yaşında

HalilAtes 17. Mayıs 2015 18:23

13. yüzyılda gözlüğün keşfi müthiş bir medeniyet hızlanması sağlamıştı. Mesleğinde ustalaşan insanların yakın görmelerinin bozulması nedeniyle yaşadıkları tıkanma, gözlüğün keşfi ile olgunluk dönemlerinin daha uzun sürmesine, bilgilerini genç nesillere aktarmalarına olanak sağladı. Bu bağlamda gözlük, bilimin keşfettiği en önemli araçlardan biridir.

Hubble teleskopu da benzer bir ivme kazandırdı, kazandırıyor. Günümüzü yaşayan bizler, Hubble'ın kazanımlarını küçük hayatlarımızda hissedemesek de; torunlarımızın, bizlerin fırlatılış anını ve ilk gelişmelerin heyecanı hissedilirken yaşadığımızı bilecek olmaları mutluluk verici.

Etiketler:

Vienna Philharmonic Summer Night Concert Schönbrunn 2015

HalilAtes 16. Mayıs 2015 21:40

Etiketler:

müzik

Glaucoma Subspecialty FEBO

HalilAtes 13. Mayıs 2015 10:00

EGS, yaptığı kongreler, hastaların glokom farkındalığını artırıcı yayınlar, asistan arkadaşlara yönelik kurslar ve yayımladığı akış şemaları ile meslektaşlar arasında standardizasyonu sağlamaya çalışmasıyla biliniyor ve taktirle takip ediliyordu. Bu sene EBO bünyesinde yaptığı sınavla “Glaucoma Subspecialty FEBO” diploması da vermeye başladı. Sınav ve sertifikasyon bir kuruluşun olgunluğunun doruk noktasıdır. Kabul edilirliğinin, bir değer olduğunun ve kurumlaştığının göstergesidir.

 

EGS’nin bu ilk sınavını kazanan 9 aday arasında iki de Türk bulunması bizim için ayrı bir mutluluk. Dr. Zeynep Kayaarası Öztürker ve Dr. Mehmet Şahin Sevim’i kutluyorum.

Etiketler:

Oftalmoloji haberleri

Axenfeld–Reiger Sendromu

HalilAtes 11. Mayıs 2015 13:16

Zaman zaman blogu inceliyorum, neler yazmışım diye. Çocukluk çağı glokomları üzerine yazılarımın az olduğunu fark ettim. Bu yüzden biraz bu konuya ağırlık vereceğim. Axenfeld–Reiger Sendromu seçtiğim ilk konu. Önce bu konuyu seçmemin felsefik bir anlamı da var.  Gördüğüm kadarıyla çocukluk çağı glokomlarındaki genel yaklaşımımız ya çok hızlı veya çok yavaş oluyor. Örneğin konjenital katarakt cerrahisi sonrası glokom takibine yeteri kadar önem vermezken, Axenfeld–Reiger sendromunda da görülen Posterior embryotoxon gibi rastlantı sonucu biyomikroskopta görülen her anomaliye yeteri kadar glokom araştırması yapılmadan bazen lüzumundan fazla müdahale yapıyoruz. Glokomun mottosu “festina lente”dir, yani yavaşça acele et anlamına gelir. Emin olmadan hareket etmemeyi, ama fazla gecikmemeyi de öğütlüyor bu motto.

Axenfeld-Rieger Sendromu otozomal dominant seyirli bir ön segment disgenezisidir. Axenfeld’de posterior embryotoxon ve irisin perifer çıkıntılarının öne doğru uzanması gözlenir (köprülenmeler). Posterio embryotoxon, Schwalbe Hattının öne doğru deplase olmasına denir ve popülasyonun %8-15’inde görülür, Axenfeld’den bağımsız izole posterior embryotoxon da görülebilmektedir.

Reiger’de ise iris hipoplazisi, korrektopi ve polikori görülür. Reiger’in sendrom halinde ise diş ve yüz anomalileri eşlik eder. Tüm bu olayların birlikte görüldüğü duruma ise Axenfeld–Reiger Sendromu demekteyiz. Bilateral tutulum vardır. Olguların %50’sinde glokom vardır, sendromda glokom gelişme olasılığı yüksek olmasına rağmen burada dikkat edilmesi gereken bakış açısının %50 olguda glokom gelişmeyeceğidir. Sadece biyomikroskobik görüntü ile yetinilip glokom tedavisine başlamak hatalı sonuçlar doğurabilir. Sınır olgularda tıbbi tedaviyle izlem cerrahiye yeğlenmelidir. Kesin glokom olgularında tedavi şekli cerrahidir. Gonyotomi ve trabekülotomi diğer pediatrik glokomlara göre daha az başarılıdır. Trabekülektomi veya seton cerrahisi bu gupta yeğlenmelidir. Olguların cerrahi sayısı ortalama 1.5 verilmiştir. Erken dönem başarı oranı tatminkârsa da uzun dönemde ikincil cerrahiler gerekebilir. Seton implantasyonu yapılan olgularda tüpün ön kamaradaki uzunluğu hastalığın progresyonuna bağlı buftalmus olabileceği düşünülerek biraz daha uzun bırakılmalıdır.

İridokorneal endotelial sendrom ile karıştırılabilir, axenfelsd-Reiger Sendromunda kornea patolojisi görülmemesi önemlidir. Reiger belki ektropion uvea veya aniridi ile karışabilir açı bölgesi muayenesi ayrımı sağlar.

 

Bu yazıyı yazma nedenimi tekrar vurgulayarak bitireyim; festina lente.

Etiketler:

Pediatrik glokomda kanaloplasti yardımıyla 360 derece trabekülotomi

HalilAtes 8. Mayıs 2015 10:38

Trabekülotomi, özellikler çocukluk çağı glokomlarda başvurduğumuz cerrahi müdahalelerden biridir. Klasik cerrahi teknik, konjonktiva açımından sonra Schlemm Kanalının (SK) bulunup Harms trabekülotomi problarının sağa ve sola sokulup, ön kamaraya doğru kanalın diseksiyonundan ibarettir. Pek çok modifikasyonu geliştirilmiş olsa da ana tema SK’nın ön kamara ile ağızlaştırılmasıdır. Filtran bir cerrahi değildir.

Klasik trabekülotomi ile yaklaşık 120 derecelik bir alan açıklığı sağlanabilmektedir.  Bu alanın 360 dereceye çıkartılabilmesi için değişik teknikler geliştirilmiştir. İpek sütürün SK’nın içinden geçirilmesi ve çekilmesiyle yapılan 360 derece trabekülotomi üzerinde uzun süre çalışılmıştır. Ancak cerrahi hayli zor ve güvensizdir, çünkü sütürün kollebe olmuş kanalın içinden ilerlemesi hem zor, hem de kanal dışına perfore olması kolaydır. Yapılan başarılı ameliyatlar “şans” faktörünün desteği ile sonuca ulaşmıştır.

Kanaloplastinin güvenlik ve başarı kriterlerinin tatminkar olmasıyla, kanaloplasti yöntemi kullanılarak yapılan 360 derece trabekülotomi gündeme gelmiştir. “Comparison of 360-degree versus traditional trabeculotomy in pediatric glaucoma” başlıklı çalışmada 77 pediatrik glokomlu gözde klasik trabekülotomi ile 360 derece trabekülotomi karşılaştırılmıştır. Bu yöntemde klasik kanaloplasti yönteminin sonunda trabekülotomi işleminin gerçekleştirilmesiyle 360 derecelik bir açıklık sağlanmıştır. Trabekülotomi için iki metot kullanılabilir; ilkinde kanaloplasti mikrokateteri SK’dan 360 derece geçirildikten sonra, her iki ucu çekilerek kanal ve trabekülum yırtılır veya mikrokatetere bağlanan prolen kanal içine alınır ve daha sonra bu ip çekilerek kanal ve trabekulum yırtılarak 360 derece trabekülotomi yapılır (ben ikinci yöntemi uyguluyorum, çünkü bu yöntem ile daha az kanama oluyor ve ipi ön kamaradan çıkarmak mikrokateteri çıkarmaktan daha kolay oluyor).

Çalışmanın bir yıllık sonuçları klasik trabekülotomide  %58.44 başarı sağlarken, 360 derece trabekülotomide %85.71 başarı yakalamıştır.

 

Kanaloplasti ile kombine yapılacak trabekulotomilerde bir uyarıda bulunmam gerekiyor; klasik kanaloplasti tekniğinde derin sklerektomiyi takiben SK bulunuyor ve buradan kanaloplasti tüpü kanalın içine sokuluyor. Çocuklarda cerrahi başarısızlık halinde buftalmus progresyonu olacağı için bütünlüğü bozulmuş ince sklerada anterior stafilom ile karşılaşabilirsiniz. O yüzden derin skleral flep yatağını çocuklarda mümkün olduğu kadar küçük yapmak gerekiyor.

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | pediatrik glokom

Glokom OCT değerlendirmesinde artefaktların etkileri

HalilAtes 6. Mayıs 2015 11:14

Glokom progresyonunun belirlenmesi günümüz glokom tedavi planlamasının ana göstergesidir. Görme alanı ve OCT gibi ölçüm metotları ile bu değerlendirmeyi yapmaktayız. Progresyon analizlerinde test çıktılarının güvenilir olması beklenmektedir. Çıktı artefaktları sonuçların yanlış değerlendirilmesine yol açabilir. Bugün OCT artefaktları üzerinde duracağım.

Optik sinir başı, sinir lifi ve maküla ganglion hücre kompleksi analizleri glokomun hem tanınmasında hem de progresyon hızının belirlenmesinde elimizdeki en önemli silahtır. Ancak OCT çıktılarında artefakt ile karşılaşma oranımız ortalama %47’dir. Bu artefaktların bir kısmı (%8) değerlendirmelere etki etmektedir.

Başlıca dört çeşit artefakt ile karşılaşmaktayız; göz patolojilerine bağlı, OCT software’ine bağlı, çeken dotorun veya teknisyenin hatasına ve ortam opasitesine sonucu sinyal düşüklüğüne bağlı artefakt gelişebilir. Bu nedenler arasında en sık karşılaştığımız grup göz patolojileridir. Bu yazıda bu bölüme ağırlık vereceğim;

OCT çıktısında en sık hataya yol açan göz patolojisi epiretinal membrandır (ERM) (%20). ERM, hem RSL, hem de GHK artefaktı yaratmaktadır. PVD’na bağlı vitreomaküler traksiyon özellikle RSL analizlerini etkilemektedir. PVD’li hastalarda RSL kalınlığının yalancı kalın olduğu saptanmaktadır. YBMD az sayıda hastada RSL ve GHK analizlerini etkilemiştir. Yine peripapiller atrofi, tilte disk gibi anatomik bozukluklar da artefakt yaratabilmektedir. İleri derece görme alanı defekti olan hastalarda da OCT hedefinin bulunması ve santralizasyon sorunları nedeniyle sıklıkla artefakt ile karşılaşılmaktadır. Bu hastalarda çıktı, yalancı iyi olabilir, OCT’yi çekenin hedef bulmada zorluk çekilmesi halinde çıktıyla birlikte bunu değerlendirme yapan doktora bildirmesi gerekir.

 

Özetle OCT’yi çeken ile değerlendirmeyi yapanın aynı kişi olması tüm bu hataların hem azalması, hem de artefaktların hesaba katılması açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Örneğin ERM, YBMD veya PVD gibi gelişim gösterebilecek hastalıklarda, hastalığın oluş zamanı kaydedilmeli ve yapılacak glokom progresyon değerlendirmesinde bu süreç de hesaba katılmalıdır.

Etiketler:

glokom progresyonu | oct

Glokom tedavisinin temeli: Hasta eğitimi

HalilAtes 5. Mayıs 2015 10:22

Berlin’de yapılan Aurora toplantısının yarım günü hasta eğitiminin tedaviye katkısı üzerineydi. Hastalığı hakkında tam bir teorik bilgi sahibi olanların, tedaviye katılımının arttığı, doğru zamanda doğru kararların alınmasında hekime yardımcı oldukları gösterilmiş.  Bugün bu toplantı bağlamında hasta eğitimi üzerine duracağım;

Glokom hastasının hastalığını anlaması ve tedavisine uyması yoğun bir eğitim gerektiriyor. Bu eğitim neredeyse bir akademik eğitim kadar emek ve zaman gerektiriyor. Eğitimin doğru verilebilmesi de eğitmenin eğitim metotları üzerinde eğitilmesi ile mümkün olabiliyor. Örneğin her zaman yapıla hata; hastanın tedaviye uyumunu sağlamak için onu korkutarak tedavi bağlılığını artırmaya çalışmaktır. Hastaya ilacını kullanmazsa “kör olacağını” anlatmak bir süreç olarak doğru olsa da, sürecin erken zamanlarında hastanın bunu fark edememesi işleri zorlaştıracaktır.  Glokom ilerleyici bir optik nöropatidir, ilerleme, yani kötüleşme çoğu zaman hastanın bunu fark edemeyeceği kadar yavaş olmaktadır. Tedavisini aksatan hasta bu kötüleşmeyi fark edemeyeceği için doktoruna olan güvenini yitirebilir ve tedavi protokolünü aksatabilir. Hasta eğitiminde “körlük” ile korkutmak yerine bu sürecin nasıl gelişeceği hakkında detaylı bilgi vermek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Sıkça yapılan hatalardan biri de görme alanı tanımındaki periferden santrale uzanan görülemeyen siyah alanlar, hatta tübüler görme alanı tarifleridir. Bu tanım yanlışlığı görme alanındaki gri skaladaki siyah alanların görme alanında siyah kayıplar olarak algılanmasından ileri gelmektedir. Halbuki gri skala hastanın ne görüp görmediğini değil, yaş gruplarına göre o bölgedeki eşik değeri düşüklüğünün istatistiki analizini hekime sunmaktadır. Gri veya siyah görülen alanlar sklotom olduğunu bize anlatır, hastalar bu alanlardaki cisimleri göremezler, ancak o bölgeyi ortam fon renginin bir bulamacı olarak hayal ederler. Bu yanılma siyah alan kaybı mantığından da kötü bir yanılma olacaktır, çünkü hasta o bölgeyi görmediğinin farkına varmaz. Örneğin ağaçlıklı bir yolda ilerleyen görme alanı defektli hasta, ağaçların arasından çıkan bir yayayı yeşil bulamaçlı bir fon olarak, ağacın devamı gibi görecektir. Hastalara görülemeyen alanların siyah olduğunu anlatırsak, kendisini kontrol ettiğinde böyle bir görüntüyle karşılaşmayacak ve kaynağı belirsiz öz güvenle hastalığına aldırmadan günlük aktivitelerine devam etmeyi sürdürecek, hem tehlikelere maruz kalacak, hem de doktora ve tedaviye olan güveni azalacaktır.

Hastaların eğitimi onların tedavi edilmesi kadar kan bağı olan diğer kişilerin ve yakın çevresinin de korunması ve doktora belirli aralıklarla başvurması açısından önemlidir. Eğitilen hasta, toplum sağlığı için bizim yardımcımız olacaktır. Sık karşılaşıyorum, karşılaşıyorsunuzdur, glokom hastalarımın aile bireyleri hastamın durumunu bildikleri halde daha önce hiç glokom muayenesi olmamış, hastalıkları ilerlemiş olabiliyorlar. Bu durum teknik ve organizasyon eksikliğinin yarattığı önlenebilir kayıplara acıklı bir örnektir.

Bir doktorun glokom hastasına şu dört konuda kesin bilgi vermesi gereklidir;

  1. Genel glokom eğitimi ve şu andaki hastanın düzeyi
  2. Damla tedavisini nasıl uygulayacağı, damla aralıklarının kesin zamanlaması, ilaç kullanımı ile neyin hedeflendiği, uygulanan tedavi ile hastalığın geçmesinin beklenmeyip kötüleşme hızının yavaşlamasının hedeflendiği açıkça anlatılmalıdır.
  3. Araba kullanımı gibi kendisinin ve toplumun yaşamsal riskini artıran glokoma bağlı görme fonksiyonu kayıpları hakkında da bilgi verilmeli, orta ve ileri şiddetteki glokom hastalarında yaşam kısıtlamasına gidilmelidir. Muayenelerimize görme keskinliği ile başlarız. Bu test bizim için yapacağımız diğer glokom testleri ile mukayese ettiğimizde pek bir anlam ifade etmese de hasta için yaşam şeklinin belirlenmesi açısından çok büyük anlam ifade eder. Görme keskinliği glokom hastasında en son bozulan testlerdendir. Bu testte başarılı olan hasta, yaşam kısıtlamasına gitmeye gerek duymaz. Öz güvenle dolar. Projektörün yansıma alanını değiştirerek hastanın bu alanı bulmasında nasıl zorluk çektiğini fark etmesini sağlamak “bilinç” gelişimi için faydalı olabilir.
  4. Glokomun genetik geçişi yüksek hastalıklardan biri olduğunu vurgulamak, yakın akrabaların düzenli muayene olmasında bize yardım etmesinin gerektiğini söylemek gerekir. Muayenenin bir kez değil her yıl tekrarlanması gereğini de belirtmekte fayda vardır.

Glokom tedavisinde tedaviye bağlılık kadar tedavi merkezine bağlılık da önemlidir.  Genel kanı “glokom= göz tansiyonu”’dur. Bu yüzden hastalar göz tansiyonunu ölçtürmekle yetinirler. Bu muayenelerinin farklı merkezlerde yapılmasının getireceği sakıncaları öngöremezler. Günümüz glokom takip ve tedavi protokolleri progresyon oranları üzerine inşa edilmiştir. Progresyon oranını anlayabilmek için görme alanı ve OCT-RSL veya GHK analizlerinin hep aynı alet ile yapılması gerekir. Yani aynı merkezde tedavi ve takip devam ettirilmelidir. Hasta eğitiminde bu konunun da üzerinde durulması yararlı olacaktır.

Yazımı Skoda Fabia reklamı ile bitirmek istiyorum. Burada Skoda kullanılmış ama siz bunun yerine görmek istediğiniz başka bir ilgi odağını koyabilirsiniz. Sizin gibi tamamen normal bir insanda bile bu tür bir dikkat zaafı bulunuyorsa görme alanı, kontrast duyarlılık, renk görme ve hareket algılama defektleri olan bir hastada neler olabileceğini bir düşünün. Fark edemediklerinizi fark ettiniz mi? 

Etiketler:

eğitim | glokom progresyonu | Görme algısı | hasta uyumu | hastalar için | kongre haberleri | Risk faktörleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre