6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 7

HalilAtes 17. Haziran 2015 12:07

Dünya kongresi yazılarımın sonuncusu ile geri kalanlar üzerine genel bir toparlama yapacağım.

Önce teşekkürle başlamalıyım. Tam olarak bilemiyorum ancak sanırım 50 civarında Türk katılımcı vardı ve bunların büyük çoğunluğu çalışmalarıyla katılım gösterdiler. Bu katılımcıların sponsorluğunu yapan Türk firmalarına teşekkür ederim. Liba, Alcon, Allergan ve Bilim İlaç bu destekte bulunan kuruluşlardı.

Toplantıda paneller haricinde kurslar da yoğun ilgi gördü, kurs konuları dar bir çerçevede tutulduğu için belki katılımcılar açısından daha yararlı oluyor. Bu konular arasında hasta takip programlarının gelişimi ve telemedicine ilgimi çeken ve önemsediğim konulardandı. Çok doktor barındıran merkezlerin standardizasyonu hasta takip ve kayıt programlarının düzgün işletilmesi mümkün olabilmektedir. Glokoma özgü geliştirilen takip prograsmları sanki hastanın tüm muayenelerini aynı doktor yapıyormuş gibi belirli bir standart veri girişini zorunlu hale getirmektedir. Böylece geriye dönülüp bakıldığında hastanın ve hastalığın gelişim süreci ayrıntılarıyla incelenebilmektedir. Görüntüleme sistemlerinin çıktılarının ve veri analizlerinin de programa destek vermesi tek bir bilgisayardan bütün analizleri takip etme olanağı doğurmaktadır. Glokoma bağlı körlük riskleri arasında hasta takip protokolü eksikliği üçüncü risk faktörü olarak bulunmuştur. Buradaki aksaklıkların tüm sorumluluğu takip merkezlerinin üzerinedir, bu nedenle hasta kabulü yapılmadan takip stratejisinin kalıplaştırılmasını sağlayan bu programların edinilmesi önem arz eder. Telemedicine de bu bağlamda kullanılması gereken bir ihtiyaçtır. Aslında bunu telefonla, hastayı yönlendirerek veya kahve arasında bir meslektaşımızla yapmaktayız, ancak danışılan hasta sayısı bu yöntemlerle hem az hem de eksik olmaktadır, yukarıda bahsettiğim takip programları danışmanlık hizmeti veren güvendiğimiz doktorlara hastanızı belirli bir veri transferi ile danışmanıza da olanak tanımaktadır. Hukuki açıdan ve sorumluluğun paylaşımı açısından da yararlı olacağını düşündüğüm bu teknolojiyi kullanmamızı öneririm.

Miyopi ve glokom ilişkisi de üzerinde en çok konuşulan konular arasındaydı. Miyopinin yörüngesinde üç konu var; miyopi açık açılı glokomun oluşumu için bir risk faktörüdür, miyopiye bağlı yapılacak refraktif cerrahiler glokomun progresyonu için hızlandırıcı bir faktör olabilir ve takip protokollerinin hatalı uygulanmasına yol açabilir (korneanın remodelizasyonu görüntüleme sistemlerinin veri analizlerini etkilemektedir), son olarak da miyop hastanın progresyon analizinde hangi yöntemi kullanacağız?. Miyop hastada hangi yöntemin uygulayacağız konusu halen çözüm bulmuş değil. Yüksek miyoplarda retina anatomisindeki değişimler görme alanı ve oct sonuçlarını etkilemektedir, bunlara ait elimizde yeteri kadar normalizasyon verisi bulunmamaktadır. Elimizde normal veri tabanı olmadığı için alet çıktısındaki defektin glokoma mı yoksa miyopiye mi bağlı oluştuğunu anlamamız mümkün görülmemektedir. OCT analizinde optik sinir veya makülanın hangisinden daha iyi görüntü alaınabiliyorsa takip eden muayenelerde oradan yapacağımız progresyon analizleri ile yola devam etmemiz gerektiği pratik bir öneri olarak halen kabul edilmektedir.

Geçen yıl kraliçeden diz bağı nişanı alan ilk oftalmolog olan Peng Khaw her zaman olduğu gibi trabekülektominin güvenle yapıldığında başka bir şeye gerek olmadığını söyledi. Khaw’ı dinlerken geleneksel halı motiflerinin arasına bir-iki küçük yeni motif de ekleyen halı örücülerini izliyormuşum duygusuna kapılıyorum. Bu sanatçıları yüzyıllardır süre gelen geleneksel sanatın huzur veren dinginliğinde izlemek mutlandırır insanları. Khaw da içimi mutlulukla doldurdu yine, keşke her şey anlattıkları kadar gerçek olabilse. Khaw’ın konuşmasından aldığım notlara gelince; postop topikal steroide 3 ay devam ettiğini, kızarık gözlerde yara yeri iyileşmesini kontrol etmek için SC avastin yaptığını, ağrı reseptörlerinin uyarılmasının inflemasyona ve dolayısıyla filtrasyonu engellediği bu yüzden postop ağrının engellenmesi gerektiğini söyledi.

 

Bizim için oldukça yorucu geçen 5 günü özetlediğim bu kısa notlar umarım yararlı olmuştur. İki sene sonra Helsinki’de yapılacak toplantıyı canlı izlemenizi dilerim.

Etiketler:

kongre haberleri

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 6

HalilAtes 16. Haziran 2015 11:28

Dünya glokom kongresi üzerine yazdığım yazıların altıncısında artık kongrenin de neredeyse ana konusu olan kapalı açılı glokoma gireceğim. Bu konunun bizim için de ırksal nedenlerden dolayı önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de tanı konulan kapalı açılı glokom sayısının gerçeğin altında olduğunu da düşünüyorum, çünkü açı değerlendirmesine muayenelerde önem vermiyoruz.

Açı değerlendirmesi yapmak için elimizde birçok alet var. OCT, swept source OCT, pentacam, UBM ve retcam ön kamara görüntüleme sistemlerinin başında gelmektedir. Bunlar arasında en iyi görüntü swept source oct ve retcam ile alınabilmektedir. Ancak hiçbiri indentasyon gonyoskopisinin yerini tutmamaktadır. Açı değerlendirmesi üzerine yapılan konuşmalarda görüntüleme aletlerinin henüz yeterli düzeye ulaşamadığı vurgulanmıştır. Görüntüleme işlemlerinde hep bir sayısal veri elde etme mantığı kurulmaktadır. Alınan kesite göre elde edilen sayısal değerlerin değişkenlik göstermesi biryana, açı muayenesinde bizim öğrenmek istediğimiz sadece açının açık veya kapalı olup olmadığı değildir. Daha önce kapanmış mı, korpis siliare pozisyonu, irisin kalınlığı, açıda bulunan pigment veya eksfoliasyon materyalinin varlığı, konjenital açı malformasyonları gibi daha birçok merakımız da vardır. Bu merak bizi farklı tanılara götüreceği için önemlidir ve tedavimizi yönlendirir. İndentasyon gonyoskopisi olmazsa olmazımızdır.

Kapalı açılı bölümünde inceleyeceğimiz üç safha vardır; açısı dar olarak tanısı konmuş ancak henüz basıncı yükselmemiş, basıncı yükselmiş ancak glokom olmamış ve glokom olmuş hastalar.  Birinci safhadaki hastalara lazer iridotomi yapılmalıdır. Ancak bu hastaların iridotomiye rağmen %36’sında 5 yıl içinde basınç yükselmesi gelişir (kapalı açılı oküler hipertansiyon), %31’inde ise glokom gelişir (PKAG). Rutin muayenede açısı dar olarak yakalanmamış ve profilaktik tedavi uygulanmamış hastaların bir kısmı akut açı kapanması ile başvurabilir. Bu grup hastaya erken dönemde, henüz anterior yapışıklık gelişmeden, kornea saydam hale getirildikten sonra lazer iridoplasti ve iridotomi yapılmalıdır. Bunlardan büyük çoğunluğu bu basit işlemle geri dönerler. Ancak bunların %22-36’sında bir yıl içinde basınç tekrar yükselir ve tıbbi tedavi gerekir. Ayrıca bunların hepsi 5 yıl içinde glokom olur. Glokoma bağlı gelişen körlükte en sık karşılaşılan glokom tipi primer kapalı açılı glokomdur. Bu yüzden kapalı açılı glokomlarda takip ve öngörülü tedavi çok önemlidir. Görme fonksiyonlarını tehdit edici glokom progresyonu açık açılı glokomda 5 yıl içinde %11, kapalı açılı glokomda ise %15 oranında gelişir, yani kapalı açılı glokom progresyonu daha hızlıdır ve tehlikelidir.

 

Kapalı açılı glokomun kataraktı da tartışılan konulardan biriydi. Ortak kanı katarakt cerrahisinin bu hastalarda erkene alınması doğrultusundadır. Bunun birkaç yararı olacaktır; kataraktın alınması tüm glokom tiplerinde olduğu gibi kapalı açılı glokomda da basınç düşüşüne yol açar, kullanılan ilaç sayısı azalabilir, ön kamara derinleşir. Kapalı açılı glokomda tıbbi tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda trabekülektomi yapmaktayız, katarakt bu safhaya kadar alınmadıysa trabekülektomi komplikasyonlarının gelişmesinde tetikleyici bir mekanizma oluşturabilir, özellikle malign glokom gelişme olasılığı kataraktı olan hastalarda daha fazladır. Bu yüzden öngörüde bulunmakta ve erken dönemde katarakt ameliyatı yapmak kapalı açılı glokomda yararlı olacaktır.

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 5

HalilAtes 15. Haziran 2015 10:53

Glokom takım oyunu gerektiren bir hastalık. Takımı oluşturan oyuncuların farklı görevleri var, ancak hepsinin ortak bir amacı var: görmenin korunması. Bu oyuncuların birinin yapacağı hata diğer oyuncuların da başarısını, dolayısıyla varılmak istenen hedefi etkileyebilmektedir.

Takımı oluşturan oyuncular şunlardır; hasta, hastanın yakını, hastalığın tanısını koyan, takip eden ve ameliyat eden doktor. Başarı bu oyuncuların bireysel performansı ve takım oyunu anlayışları ile gerçekleşebilmektedir. Örneğin ameliyatta alınan başarısız sonucun müsebbibi sadece ameliyatı yapan doktor değildir. Bu hastanın tıbbi tedavisini uzatıp konjonktiva sitolojisini bozan doktor, veya ameliyat teklifini zamanında kabul etmeyip geciken hasta da en az ameliyatı yapan doktor kadar başarısızlığın mimarıdırlar. Bu yüzden tüm takımın ortak bir amaç ile oynamasını, birbiriyle anlaşmalarını sağlayan taktikler geliştirilmiştir. Glokomda bu taktiklere rehber kitaplar diyoruz (örneğin EGS rehber kitabı gibi). Bu akış şemalarında ne zaman ne yapılacağı belirtilmektedir.

Glokom tedavisinin şekillendirilmesinde belirleyici olan biricik kriterimiz hastalığın yapısal ve fonksiyonel kayıplarının belirlenmesi ve kayıp hızının tayinidir. Sonuçta glokom, ilerleyici bir optik nöropatidir. Hastalığın takip ve tedavi yol haritasını belirlerken bu hızın ne kadar olduğunu, hastanın yaşam beklentisi ile arasındaki korelasyonu bilmemiz gerekmektedir. Örneğin orta düzey glokomu olan bir hastanın 2dB/yıllık kaybı varsa, hasta 40 yaşındaysa tedavinin artırılması gerekirken aynı düzeydeki 80 yaşındaki hasta için tedavi değişikliğine gidilmemektedir. Sonuçta tedavi kadar hastanın yaşam konforunun korunması da dikkate alınması gereken çıtalarımızdandır. İşte bu yüzden hastalığın takip dönemlerindeki gelişmeler sonucu direkt etkilemektedir.

Takip genellikle genel oftalmologlar tarafından yapılmaktadır. Bu süreç içinde hastanın takiplere uyumunun sağlanması ve onun bilgilendirilmesi çok önemlidir. Günümüzde progresyon analizleri görme alanı ve/veya OCT ile yapılmaktadır. Bu analizlerin hep aynı alet ile yapılması, hastanın farklı merkezlerde takip edilmemesi progresyon hızının belirlenmesi açısından önemlidir. Fonksiyonel ve yapısal testleri yapan aletler belirli bir test sayısına ulaştıktan sonra düzgün ve doğruya yakın kötüleşme hızı verebilmektedir. Görme alanı ve OCT açısından bu sayı iki yılda 6-7 test olarak öngörülmektedir.

6. Dünya Glokom Kongresinde en fazla işlenen konuların başında bu yüzden progresyon analizi geldi. Progresyon analizine yüksek bir değer verilince değerlendirmelerin doğru ve güvenilir olması gerekliliği de doğmaktadır. Yapılan çalışmalarda hem görme alanının hem de OCT testinin güvenlik ve tekrarlanabilirlik oranları yüksek bulunmuştur. Testlerin genel anlamda güvenli olmasına rağmen lokal ortamlarda tutarsız sonuçlar alınması sizin test ortamınızdaki hatadan kaynaklanabilir. Glokom takip ve tedavisinde progresyon analizine “muhtaç” olduğumuz için test ortamlarınızın güvenliğinin sağlanması zorunluluğunuzdur.

Son olarak değineceğim konu da dünya kongresinde üzerine bir panel gerçekleştirilen fonksiyonel ve yapısal testlerdeki bazen karşılaştığımız uyumsuzluk. Konuyu açayım; hastalığın bir döneminde görme alanı progresyon hızı OCT progresyon hızına göre daha fazla çıkmaktadır, bazen de tersi ile karşılaşılmaktadır. Bu çelişki test hatasından mı kaynaklanıyor sorusuna cevap aranmış.

 

Testin güvenli yapılmasına rağmen böyle bir olasılık var.bu görme alanı ve OCT değerlendirme stratejilerindeki farklılıktan kaynaklanıyor. Görme alanı logaritmik istatistiğe dayanırken OCT lineer istatistiğe dayalı veri değerlendirmesi yapmaktadır. Bu bağlamda yukarıdaki resimde de görüleceği üzere hastalığın başlangıcında OCTdaha erken bozulmaları gösterecek ve progresyon hızı görme alanına göre daha yüksek çıkacaktır, hastalığın ileri evresinde ise görme alanı progresyon hızı daha yüksek olacaktır. Biz nasıl karar vereceğiz, hangi değeri dikkate alacağız diyenler için genel duruma bakacağımızı hastanın diğer değerleriyle ile konuyu irdeleyip “doktorca” bir karar vereceğimizi söyleyebiliriz. Her şey sayısal veriler ve değişmeyen doğrular üzerinden sürdürülebilseydi bunca yıl öğrenim görmemize gerek kalmazdı, bunu pekala bir teknisyen de yapabilirdi. Yönetici, kutsal kitaplarda ve anayasalarda yazılmayanların kararını veren kişidir, hastanın gözünde bir doktor da bu anlamda yönetici sınıfını temsil etmektedir. Kararlarımızda fanatik veya dogmatik değerlendirmeler yapmadan eldeki veriler ışığında günün doğrularını bulmakla yükümlüyüz.

Etiketler:

akış şemaları | glokom progresyonu | görme alanı | kongre haberleri | oct

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 4

HalilAtes 13. Haziran 2015 17:24

Ike Ahmed gibi bir pop yıldızının olmaması veya kapalı açılı glokomun bolca konuşulduğu bir ortamda Foster’in bulunmaması, Messi’nin oynamadığı bir dünya kupası izlemek gibi duygusal bir tatminsizlik veriyor insana.

Yıldızlar olmayınca farklı yüzlerden bildik konuların değişik anlatımlarını dinleme olanağı bulduk. Bir Çinli’den Othello olması beklenemez sonuçta, ama Çinliler bunu denedi, MİGS anlattılar !!

Aşağıdaki grafik Ike’ın hazırladığı, benim aranje ettiğim (Fecri Ebcioğlu’yu analım) bir grafik. Son zamanlarda hit oldan bir slayt. MİGS anlatmak isteyen herkes bu slaytı kullanmak zorunda hissediyor kendini. Anlattığı hikaye şöyle; MİGS’in çeşitleri var, hepsinin gib düşürme gücü ve komplikasyon olasılığı farklı. Grafiğin sağ üst köşesinde bulunan trabekülektomi en fazla basınç düşürücü etkiye sahip glokom cerrahisi türü, ancak komplikasyon olasılığı da aynı oranda yüksek. Bu grafiğe bakıp kaybetme ve kazanma olasılığını değerlendirmelidir her glokom cerrahı. Hastaya, glokom seviyesine ve cerrahinin yapılacağı merkezin durumuna göre hangi cerrahiyi seçeceğimize karar vermeliyiz.

 

Dikkat ederseniz bu grafiğin tam ortasında kanaloplasti var. Komplikasyon ve başarı oranı diğer seçeneklere göre en dengeli görünen glokom cerrahisi kanaloplasti demek doğru olacaktır.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | kanaloplasti | kongre haberleri | MİGS

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 3

HalilAtes 12. Haziran 2015 11:03

Nasıl ki ESCRS gibi katarakt toplantılarının bir bölümünde glokom konuşuluyorsa, glokom toplantılarının da bir bölümünde katarakt konuşuluyor. Üstelik katarakt konularının ağırlığı her geçen yıl artıyor. Bu artışın nedeni dinleyici sayısını artırma stratejisi olabileceği düşünülebilir. Bana kalırsa farklı nedenler var; önce glokom cerrahlarının primer uğraşlarından biri katarakt cerrahisi bu yüzden ortak payda göz önünde bulunduruluyor. Ayrıca katarakt, modern glokom takip ve tedavi stratejilerinde bir an evvel kurtulunması gereken bir yük haline aldı, bu yüzden katarakt ameliyatının zamanlaması ve glokom açısından faydaları da önemli tartışma konuları arasındaydı.

Konuyu açayım; günümüzde glokom takip ve tedavi stratejileri hastalığın progresyon hızı üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda güvenli görüntüleme sistemlerine ve ortamlarına ihtiyacımız olacaktır. Katarakt progresyon verilerini etkileyebilen bir dış unsur, “bir ayak bağı”, olarak görünmektedir. Görme alanı ve OCT gibi progresyon belirleme çıktılarının kataraktsız sonuçları bu açıdan önemlidir. Tabi katarakt ameliyatı yapılırken kullanılacak göz içi lensinin niteliği de bu verilerin doğru alınması için önemlidir. Multifokal ve trifokal gil uygulamaları hem veri analizlerini sahteleştireceği, hem de glokom hastalığının doğasında yer alan kontrast görme azlığını daha da kötüleştireceği için uygulanmaması gereken işlemlerdendir.

Katarakt ameliyatı yapılan gözlerde gib düşüşü elde edilmesi de glokom tedavisinde artı bir değer olarak düşünülmelidir. Özellikle kapalı açılı glokomlu hastalarda bu fayda daha yüksek oranlarda hissedilebilir. Burada bazı yanlış anlamalara da kısaca değineceğim, zamanım olursa konuyu ileride biraz daha açacağım; kapalı açılı glokomun tedavisinde yapılacak katarakt ameliyatının trabekülektominin bir alternatifi olduğuna dair algı yönetimi ile karşılaşıyorum. İki yöntem birbirinden çok farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Nasıl ki trabekülektomi ile lazer iridotomi birbirinin muadili değillerse, katarakt ameliyatıyla trabekülektomi de birbirinin muadili değillerdir. Kapalı açılı glokomun takip ve tedavi protokolünde “ön görü” tedavi stratejisinin temelini oluşturmaktadır. Açısı dar olan hastaya tansiyonu yüksek olmasa bile lazer iridotomi yapılması nasıl iyi bir uygulama olarak kabul edilmekteyse, ön kamarayı genişletmek, olası glokom cerrahisinin komplikasyon oranlarını azaltmak maksadıyla önceden, hasta daha sakin dönemindeyken katarakt ameliyatı yapılması da bu açıdan yararlıdır, ve gücü bu açıdan önemlidir.

Katarakt ameliyatlarındaki yeniliklerin glokom boyutu açısından gözden geçirlmesi önemlidir. Takılacak lensin tipini yukarıda yazdım. Uygulanacak cerrahi tipine de değinmek isterim. Femtosaniye lazer ile katarakt cerrahisinde de çekinceler her glokom toplantısında olduğu gibi bu toplantıda da gündeme getirilmiştir. Cerrahi teknik sürecinde gib değerleri 45 mmHg düzeyine çıkabilmekte ve docking ve vakum sürelerinin uzunluğuyla doğru orantılı ganglion hücre ölümü kayıpları yaşanmaktadır. Bu açıdan femtosaniye lazer katarakt cerrahisini glokomlu, özellikle orta ve ileri düzey sinir hasarlı hastalarda, yapılmaması önerilmektedir. Bu tekniğin glokom açısından diğer riskleri de; pupil büyüklüğünün yeteri kadar sağlanamaması ve eksfoliatif glokom gibi zonül yetmezliği olan hastalarda yaşanabilecek olumsuzlukların göz önünde bulundurulmasıdır. Sonuç olarak femtosaniye lazer katarakt cerrahisi glokomlu hastalarda tercih edilmemelidir.

 

Değineceğim son konu glokom hastasının katarakt cerrahisinin zorluğudur. Sığ ön kamarada çalışılması, yetersiz kornea endotel düzeyiyle cerrahiye başlanılması, zonül yetmezliği, intraoperatif malign glokomla karşılaşılması, arka kapsül yırtılma oranlarının yüksekliği, sulkusa veya ön kamaraya gil implantasyonunun kontrendike olması, hatalı gil ölçüm değerleriyle karşılaşılması ve filtran cerrahi ile dost olmaması (filtran cerrahiden bir sene önce veya sonra katarakt cerrahisi yapılmalıdır, bu zaman dilimi içinde yapılacak katarakt cerrahileri yaratacağı yangısal reaksiyonlarla filtran cerrahinin başarısını düşürmektedir) ve endoftalmi riskindeki artış dikkat edilmesi gereken konuların başlıcalarını oluşturmaktadır.

Not: Yukarıdaki resimde çalışmasını gördüğümüz Sayın Prof. Dr. Nilgün Yıldırım, kapalı açılı glokomlu hastanın katarakt ameliyatı başlıklı konuların değişmez izleyicileri arasındaydı. Bu konuda Ulusal Kongremizde yapacağı konuşma ile bizi aydınlatacağını umuyoruz.

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 2

HalilAtes 11. Haziran 2015 11:15

6 Haziran, yani -1. gün derneklerin organize ettiği toplantılara ayrılmıştı; AAO, EGS, Çin, Kore, Portekiz, Japon, Tayvan, Pan Amerikan, Kanada, Hindistan, Brezilya, Arabistan, Filipin, Bangladeş, Arjantin ve Pakistan Glokom Derneklerinin bağımsız toplantıları oldu. Kongre içindeki bağımsız dernek toplantıları yıllardır yapılır, aslında stratejik toplantılardır bunlar. Kongre katılımını artırmak üzere düzenlenir, hatta ülkeler kendi dillerinde sunarlar konuşmaları ve kendileri çalar kendileri oynarlar. Ancak bu kez biraz format değişmiş gibiydi. Yine kongre katılımını artırıcı yanı vardı, bu inkar edilemez, ancak toplantıların İngilizce yapılmaları ve konu seçimindeki kalite geçmişe oranla daha işe yarar bir format oluşmasını sağlamış. Konular konuşmacıların son yayınlarının üzerine inşa edilmiş gibi geldi bana, bilgilendirici vasıftan çok akademik ağırlıklıydı, ortalama izleyici kitlesinin belki de ilk kez duyduğu gelişmelerden müteşekkildi.

Biz olmalı mıydık sorusu çetrefilli bir açılım gerektirebilir. Bir kere bizim glokom derneğimiz yok, birimimiz var. Tüm birimlerimiz TOD çatısı altında TOD’a danışmanlık hizmeti vermek için yapılandırılmış. Birimlerin dernek yapılanmasına geçişlerine hoş bakılmıyor. Oftalmoloji ile ilgilenen ticari kuruluşların temsilcilik düzeyinden öte ürün geliştirici yapılanmaları olmadığı için kısıtlı bir bütçeleri var, bu bütçenin farklı dernekler tarafından paylaşılması yerine tek bir derneğin “ana” bilgeliğince idaresi yoluna gidilmiş bunca zamandır. Bu açıdan bakıldığında izlenen yolun doğru olduğunu düşünüyor insan, farklı açılardan bakıldığında ise yanlış olduğu da söylenebilir. Ben ülkemizde bir glokom derneği olmasından yanayım.

Dernek toplantılarında birçok konuşma dinledim, yukarıda belirttiğim gibi bu konuşmaların omurgası yeni çalışmaların sunumundan ibaretti, panellerin bir konu oluşturacak dizini yoktu, o yüzden aklımda kalan birkaç cümle ile günü özetlemekle yetineceğim;

 

Tanı aletlerinin yaygın kullanıma geçmesi öncesi bir dizi çalışma gerekiyor. Önce bir kimyasal veya fiziksel değişim tanımlamıyor, sonra bulunan bu değerin ne anlama geldiği, sensitive ve spesifite açısından dikkate değer olup olmadığı ve hastalığın tanınmasında bir yol haritası oluşturacak dizinde yer edinip edilemeyeceğine karar veriliyor. Bu bağlamda, kan akımı, lamina kribrosa anatomisi, oximetri,perfüzyon basıncı ve oct değişkenliği, silia elektrik potansiyeli değişkenliğinin anlamı, optinörin, aköz dinamiği ve merkezi sinir sistemi değişimlerinin glokom tipleriyle ilişkisi ön çalışma olarak incelenen konular arasındaydı. Bu araştırmaların daha uzun bir yolu olduğu, bunlardan pek azının genel oftalmologun kullanımına sunulabileceğini biliyor olmak araştırmacıların gayretlerinin taktir edilmesi açısından önemli. Bizim taktirimiz tabi ekonomik geri dönüşü olmayan çalışmaların plancılarını yüreklendirmekten ibaret, ekonomik de bir anlam kazanan çalışmaların planlamacıları zaten banka hesaplarındaki şişkinlik ile ayrı bir mutluluk kazanacaklar.  

Dernek toplantılarının bir kısmı ise cerrahiye ağırlık vermiş, MİGS ürünlerinin bu ülkelerde deneniyor olmasını görmek bende kıskançlık yarattı. Miyopi ve kapalı açılı glokomun çeşitli yansımaları da burada tartışıldı, ancak ben bunları ilerideki postlarda detaylı anlatacağım için şimdilik geçiyorum. 

Etiketler:

kongre haberleri

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 1

HalilAtes 10. Haziran 2015 12:53

6. Dünya Glokom Kongresi Hong Kong’da yapıldı ve bitti. Kongreler bilimsel etkinliklerinin yanı sıra sosyal ve ticari boyutlar da taşıyan fuarlardır aynı zamanda. Bu bağlamda bilimsel etkinliklere geçmeden önce sosyal yönüne değineceğim. Türkiye’den sanırım 50 kişilik bir meslektaş katılımı oldu, onlarla yeniden bir arada olmak, mesleğimizi ve ülkemizi ilgilendiren konuları konuşmak hem yararlı hem de zevkli oldu. Kongre tarihi ile Türkiye’deki seçimlerin çakışması, gece otel lobilerinde toplanan dostların ortak konusunu oluşturdu. Ortamda bir mutluluk havası sezinledim, bu mutluluğun orada olmaktan kaynaklandığını sanmıyorum, çünkü Hong Kong’un insanı mutlu edecek pek bir güzelliğini fark edemedim. Önceki yazımda şehir hakkında düşüncelerimi paylaşmıştım, o yüzden şehir konusunu üç temel noktayla kısaca geçeceğim; “ter”, “feng şui felsefesinin çöküşü”, “bu kadar insanla olmuyor”.

Neyse sonunda iki sene sonra tekrar Avrupa’ya (2017 Helsinki) dönülecek ve her kes kendini toplayabilecek.

Kongre merkezi, Hong Kong adasının kuzeyinde, deniz kenarına kurulmuş prestij amaçla yapıldığı belli olan bir konumdaydı. Vancouver ‘a göre hayli az katılım olduğunu sanıyorum (tahminim 2000-2500 kişi). Bunların da çoğunluğu Asyalıydı.

Kongre organizasyon komitesi, Asya’da  kongre yapıyorsak kapalı açılı glokoma ağırlık vermeliyiz diye düşünmüş olmalı ki neredeyse tüm toplantıların %40’ını bu konuya bir şekilde giren düzenleme yapmışlar. Konuşmacıların da ağırlıklı bölümü Asyalılardan oluşuyordu. İlgimi çeken ayrıntılardan biri de İranlıların konuya hakimiyeti, ve konuşmalarındaki üst düzeydi. Sanırım İranlıları ıskaladık, kendilerini iyi yetiştirmişler ve oftalmoloji alanında gelecek için umut vaat ediyorlar.

 

İlk post bir giriş niteliğinde olsun, gelecek yazılarımda konulara değineceğim, tabi ağırlıklı olarak kapalı açılı glokom J 

Etiketler:

kongre haberleri

Türkçe oftalmoloji dergilerinde glokom

HalilAtes 1. Haziran 2015 11:54

Bugün Türkçe oftalmoloji dergilerindeki glokom çalışmalarını gözden geçirmek istiyorum. Değerlendirmemi dergilerin web siteleri üzerinden yaptım. Konuya girmeden web siteleri hakkında da görüş bildirmek isterim; Türk Oftalmoloji Dergisi’nin (TJO) sitesi bence en iyi hazırlanmış site, bunu sırasıyla Glokom Katarakt Dergisi (GKD) ve Türkiye Klinikleri Oftalmoloji Dergisi (TKOD) izliyor. MN Oftalmoloji Dergisi’nin (MNO) web sitesi ise oldukça karmaşık ve hedefe ulaşmak neredeyse imkânsız. Tanınılırlık ve atıf ihtiyacı olan Türkçe oftalmoloji dergilerinin tam metne ulaşımda kısıtlama koymalarını anlamakta zorluk çekiyorum. TJO herhangi bir kısıtlamaya gitmeden tam metni vermesi bakımından diğerlerinden ayrılıyor. GKD dergi abonesi olunmasını, TKOD site aboneliği koşulu istiyor. MNO ise sadece özet vermekle yetiniyor.

Arşive ulaşmakta da benzer aksamalar var. Dergi içi tarama yapılacaksa tüm dergilerde anlamsız veriler elde ediliyor. Aradığınız hedefe ulaşmakta tüm dergilerde zorluk çekiyorsunuz. Türkçe dergilerin web sitelerini gözden geçirmesini ve ücretsiz erişebilir hale getirmesini dilerim.

Oftalmoloji dergilerimizin editör kurullarının en önemli görevlerinden birisi de bilim dalımızı Türkçe okunur ve yazılır hale getirmektir. Bu konu son derece önemli çünkü yazışmalarımızda kelimeleri nasıl kullanacağımıza bu kurulların aldığı ortak kararlar belirleyecektir. Bir tarama motoruna yazılan aranacak kelimenin yazılışının standart hale getirilmesi gerekir. Farklı yazım şekilleri o kelimeyi farklı kullanan çalışmaların taramada çıkmamasına yol açacağı için hem tarayanı hem de çalışma yapanı mağdur edecektir. Türkçeleştirme işlemini bir derginin yapması yeterli olmaz, tüm Türkçe dergilerin birlikte hareket etmesi gerekir.

Gelelim asıl konumuza; glokom konusunda yapılan çalışma sayısı geçmiş yıllara göre hayli düştü. Bu kanım istatistikî verilerden ziyade bir gözlemi barındırıyor. Bugün Türkçe dergilerimizin arşivlerine baktım. En yoğun glokom çalışması GKD’da görünüyor. Bunun doğal olduğunu düşünüyorum, çünkü derginin isminde de glokom olduğu için diğer yayınlar için bir kısıtlama getirilmiş. TJO’da bu yıl yayınlanmış 3 sayı içinde sadece bir glokom çalışması var. Bu çok az. Bunu anlamakta zorluk çektim, çünkü dergilerden alınan puanların birim üyesi olunmasındaki katkısı göz önüne alındığında TOD yönetimi kendi dergisine pozitif bir ayrımcılık yapıyor ve daha yüksek puan veriyor. Normal bir düşünce yapısı ile, çalışmasını yayınlatmak isteyenlerin önce TJO’nin kapısını çalması beklenir.  TKOD ve MNO dergilerinde dengeli bir konu dağılımı olduğu görünüyor.

 

Sonuç olarak glokom bazlı çalışmalar bakımından en iyi derginin açık ara GKD olduğunu söyleyebilirim. 

Etiketler:

eğitim | Oftalmoloji haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre