Teknoloji ve Müzik 1

Fatih Adıbelli 31. Temmuz 2015 03:50

Parisli Edouard-Leon Scott de Martinville’in 09 Nisan 1860 tarihinde ilk ses kaydını yapmayı başarmış, ancak bunu kendisi dinleyememiştir. Bu kayıt bir Fransız halk şarkısının 10 saniyelik seslendirmesinin kağıda işlenmiş şekliydi(Bir tür ses grafiği). Bu Fransız halk şarkısı: “Au Clair de la Lune, Pierrot Respondit” 2008 yılında bilgisayar yardımıyla dinlenebilir hale gelebilmiştir. 1877 yılında Thomas Edison Fonograf adını verdiği icadıyla ses kaydedip sonra da dinlemeyi başarmıştır. Thomas Edison’un yaptığı ilk ses kaydı ”marry had a little lamp” adlı bir çocuk şarkısıdır. Ses kayıt silindirlerinden sonra gramofonlar müzik dinleyicileriyle buluştular. Zemberek sistemi ile çalışan bu aletlerde dinlenen plak formatı 78 devirlik, bizdeki daha yaygın adıyla “taş plak”lardı. Yapıldığı malzemesi sert olduğundan, çok kolay kırıldığından ona bu isim veriliyordu. 

Müzik Kayıt Sistemlerinin Gelişimi

 

Sonraları her biri tek şarkı olan 45'lik ve her bir yüzü 5-7 şarkı bulunduran 33 devirlik long-playler üretilmeye başlandı. 80'li yıllarda devir kaset devriydi. Orijinal olduğu kadar bant-kayıt stüdyosu adıyla gayet legal görünümlü kopya merkezleri her sokak başında bulunur, müşterilerinin kendilerine verdikleri listeyi plaktan kasetlere kayda geçirmek suretiyle ekmeklerini kazanırlardı. Orijinal kaset satışları arttıkça bu işletmeler de yavaşça video kaset satışına yöneldiler.

Plak satışlarıyla ilgili Amerikan müzik endüstrisi birliği (RIAA) tarafından belirlenen kriterlerine göre 500,000 adet satış  Gold, 1,000,000 adet  Platinum; 2,000,000  Double-Platinum, 3,000,000 Multi-Platinum ve 10,000,000 adet satış da  Diamond album olarak adlandırıp ödüllendirilmiştir.

Tarihin bilinen en fazla satış yapan albüm ve sanatçılarının sıralaması aşağıdaki gibidir:

 

Gold Albüm

Platin Albüm

Multi Platin Albüm

Total

Elvis Presley

90

52

25

167

The Beatles

48

42

26

116

Barbra Streisand

52

31

13

96

The Rolling Stones

43

28

11

82

 

 

Diamond Albüm Sayısı

The Beatles

6

Led Zepplin

5

Eminem

4

Eagles

3

Kaset bazen kasetçaların kafasının arızalı olmasından ötürü içindeki teyp dolaşır, sonra o kaset çıkartılıp kalemle dolaşmış olan teyp sarılırdı. O yıllarda Walkman modası vardı. Kasetlerimiz vardı yüzlerce kez dinlenilen ama asla bıktırmayan. Her kasetin bir dönemi olurdu, arkadaşlarımdan çok duymuşumdur "o benim mecburi hizmet kasetimdir" "askerlikte dinlediğimdir" vb. Birçoğumuzun evinde eminim bu bağdan dolayı dinlenmese bile atılamayan "anısı olan" kasetler duruyordur.

1979 da Sony ve Philips firmaları Hanover de bir araya gelerek müzik piyayasında devrim niteliğinde bir gelişme olan CD (compact disc) için çalışmaya başladılar. İlk CD (compact disc) albümü ABBA’nın 1982 yılında piyasaya çıkan  “The visitors” adlı albümdü. Bir milyondan fazla satan ilk CD ise 1985 yılında yayınlanan Dire Straits’in “Brothers in Arms” albümüydü.

 

90 lara kadar HI-FI müzik tutkunları için üretilen müzik setleri revaçtaydı. Her müzik tutkununun gönlünde bir marka yatardı ancak Nakamichi, Marantz, Denon, Technics bunların önde gelenleriydi. Speaker için ise Bose tartışmasız bir numaralı markaydı.

Devam Edeceğiz.

Etiketler:

müzik | Teknoloji | Teknoloji ve Müzik

Güncel iki konuda derleme ve Türkçe oftalmoloji dergileri

HalilAtes 12. Temmuz 2015 19:04

Türkçe oftalmoloji dergileri üzerine zaman zaman yazmaya gayret ediyorum. Türkçe dergilerin en önemli misyonunun da dil olduğu tartışılmazdır.Bilim dilimizin oluşturulmasında biricik kurumumuz Türkçe dergilerdir. Yazım kuralları, kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunması ve indeksleme için ortak bir kural oluşturulması bu dergilerin sorumluluğu altındadır. Bugüne dek bu amaçların gerçekleştiğini söylemek zor. Dergilerimiz gönüllülük usulüne göre yönetilmektedir ve profesyonel kadroları bulunmamaktadır. Ayrıca bazı dergilerimizin İngilizce yayımları da kabul ettikleri görülmektedir. Genel görüş nedir bilemiyorum ancak bence izlenen yol pek uygun değildir. Elimize aldığımız derginin karşık pizza gibi olması pek şık görünmemektedir. İngilizcenin atıf sayısını artıracağı üzerine kurulmuş bir proje olduğunu düşündüğüm bu gelişmenin artıları  yanında yukarıda belirttiğim eksileri de olacaktır. Zaten olmayan indeksleme bu gelişme sonrası içinden çıkılmaz bir karmaşaya dönecektir. Dil birlikteliği yok olacaktır. İlgililerin üzerinde tekrar düşünmesini umut ediyorum.

Bu dergilerde yayımlanan araştırmalar kadar derlemelerin de önemli olduğuna inanıyorum. Derlemeler özellikle asistan arkadaşların eğitimine katkı sağlaması bakımından çok önemlidir. Bildik konuların nasıl toparlanacağını öğretmesi yanında, yeni konuların artılarını ve eksilerini de bilmemizi, heyecanlı ve temkinli olmamızı sağlar.

Bugün Doç. Dr. Sinan Sarıcaoğlu'nn iki derlemesini bilgilerinize sunuyorum. Her iki konu da güncel pratiğimize ve bakış açımıza önemli katkılar sağlayacaktır;

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim | glokom hastasının kataraktı | kanaloplasti | MİGS

TOD 28. Yaz Sempozyumunun ardından

HalilAtes 1. Temmuz 2015 11:27

Bu sene Yaz Sempozyumunun konusu glokomdu. İki yarım ve bir tam gün boyunca 350 katılımcı bilgilerini tazeleme olanağı buldu. Sempozyum yönetimi konuları belirlerken hedef kitle olarak genel oftalmologları düşünmüş, bu nedenle yapılan sunumlar temel konuları içeriyordu. Bence ve konuştuğum asistan arkadaşlarca yararlı bir toplantı oldu, faydalanıldı.

Glokomla ilgilendiğim için konuya tarafım ancak bu yorumumu tarafsız bir yorum olarak değerlendirmenizi rica ediyorum; genel oftalmologun en iyi bilmesi gereken teorik konunun glokom olduğunu savunuyorum yıllardır. Çünkü tıbbi tedavi olanağı en fazla olan hastalık grubumuzu glokom oluşturmaktadır. Ayrıca körlük ve karşılaşılma oranı en yüksek hastalığımız da glokomdur. Yani glokom, oftalmolojinin ilgi alanına giren hastalıklar arasında teorik bilgisini tartışmasız en iyi bilmemiz gereken hastalıktır. Bu bağlamda derneğimizin düzenlediği eğitim toplantılarında ağırlıklı bir yer edinmesi gerekir. Maalesef ulusal kongremizde veya sempozyumlarda edindiği yer hak ettiği düzeyden uzaktır.

Glokom tanısı ve tedavisi bir takım oyununu gerektiriyor. Hastanın kendisi, lokal doktoru, takip merkezleri ve ameliyat merkezleri bu takımın oyuncularıdır. Takımın başarısı için herkesin üstün bir performans göstermesi gerekir.  Sonuçta dünyanın en iyi glokomcularından kurulu bir merkezle bu sorunu çözemezsiniz. Hastanın ve zahmetsizce ulaşabileceği doktorunun da bu takımda aynı dili ve taktik anlayışını kullanması zorunluluktur. Bu bakımdan genel oftalmologların glokom teoriğinin çok iyi olması gerekir.

Bir değerlendirme yazısında eleştiri olmazsa olmaz. Bu yüzden son bölüme eleştiri ve önerileri de yazmamız gerekiyor. Önce sempozyumların formatına yönelik bir eleştiri; salon doluluk oranlarına baktığımda Pazar günleri hep düşük katılım olduğunu gözlemliyorum. Yolculuk sürecinin başlaması haklı bir gerekçedir ve bunun önüne geçmek mümkün değil. Bu yüzden Pazar günü klasik didaktik anlatım yerine daha az katılımcının olacağı ön görüsüyle etkileşimli kurslar düzenlenebilir. Örneğin bu toplantı için görme alanını veya oct’yi okuma kursu gibi (kursa 10 kişi kabul edilir, soru cevap üzerinden ilerlenir).

Sempozyum kurgulamasında yapılan hataların biri de konunun kapsadığı her şeyi anlatma psikozudur. Böyle bir zorunluluğumuz yok. Anlatılmayanlar bir başka toplantıda anlatılabilinir. Önemli olan programa alınmış konuların eksiksiz öğretilmesidir.

Eleştiri konularından biri de bazı eğitmenlerin konuları iyi anlatamadıkları yönündedir. Bu eleştiri haklıdır ancak zorunluluklar da vardır, şöyle ki; TOD bünyesinde yapılan eğitim faaliyetleri arasında en prestijli toplantı ulusal kongredir. Burada seçilen konuşmacılar konularına en vakıf ve en iyi öğreten kişiler arasından seçilmelidir. Bildiklerini anlatabilmek de bir eğitim ve tecrübe işidir. Sempozyumlar gibi eğitim toplantıları katılımcılar kadar eğitmenlerin de tecrübe kazandıkları etkinliklerdir. Bu yüzden işe yeni başlayan eğitmenlerin eksiklerini bu toplantılarda hoşgörü ile bakmak gerekir, çünkü başka nerede tecrübe kazanacaklar?

 

Sonuç olarak başta belirttiğim gibi yararlı bir toplantı oldu, gelecekte glokom toplantılarının artmasını dilerim, ilk büyük toplantının da 2016 Nisan kursu olacağını mutlulukla öğrendik.

Etiketler:

kongre haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre