Jose Sramago; Körlük

Fatih Adıbelli 19. Ağustos 2015 23:31

GÖRME VE KÖRLÜKLE İLGİLİ BAŞYAPITLAR 1

JOSE SARAMAGO, KÖRLÜK.

Jose Saramago 1922 Portekiz doğumlu, 1998 Nobel Edebiyat ödülünün sahibi.Aykut Derman tarafından Türkçeleştirilmiş Körlük, “Bakabiliyorsan gör; görebiliyorsan gözle!” epigrafıyla başlıyor. Bu bana Mark Twain’in “Okumayan bir insanın okuma bilmeyene göre pek de bir avantajı yoktur” sözünü anımsattı.

 Trafik ışığında bekleyen tüm araçlar hareket eder ama bir araç yerinde durur, hareket etmez. Çünkü aracın sürücüsü kör olmuştur! Bir hırsız kör adamın evini bulmasına yardımcı olur ve daha sonra arabasını çalar ve bir müddet sonra hırsız da kör olur. İlk körü, karısı doktora götürür ve muayenehanedeki hastalar da birer birer kör olmaya başlarlar. Göz doktoru da akşam eve gittiğinde tam da hastasının dediği gibi bembeyaz bir körlük içinde bulur kendini. Olaya devlet el atar ve “körler”i karantinaya almak için boş bir “deliler hastanesine” yerleştirirler. Bir bakıma baştan savmak isterler ama körlerin temas ettiği kim varsa kör olmaktadır. Öyle ki göz doktorunun karısı hariç herkesin kör olduğu bir dünya çıkar okuyucunun karşısına. Körlüğün yayıldığı gibi hızla cinayetler, hırsızlıklar, tecavüzler de yayılır.

Nobelist Saramago, bir metafor ustası olarak gösterilir, "Körlük" halkın aniden kör olduğu “bir ülkenin” hikayesinden ziyade, her gün hepimizin “bembeyaz” körlüğümüzle, kendimize benzemeyen “ötekine” karşı nasıl insanlıktan çıkabildiğimizin romanıdır.

Kitaptaki aforizmik cümlelerden bazıları:

  • Erdem, herkesin artık bildiği gibi, yetkinliğe giden çetin yolda her zaman engellerle karşılaşır, günaha ve kötülüğe gelince, şans onları her zaman öylesine sever ve kollar ki.
  • Bir doktor tek başına birçok insana bedeldir.
  • Üzüntü ile sevinç su ile yağın tersine, birbirine karışabilir.
  • Korku insanı kör eder, dedi koyu renk gözlüklü genç kız, Haklısınız, gözlerimiz görmemeye başlamazdan önce bizler zaten kör olmuştuk, korku bizi kör etmişti, aynı korku yüzünden körlüğümüz sürüp gidecek.
  • Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz. 

Körlük, Don McKellar tarafından senaryolaştırılıp sinemaya da uyarlanmış. 2008 yapımı filmin  yönetmeni Fernando Meirelles, en iyi senaryo dalında aday gösterilmiş. IMDb puanı 6,6 olan filmi henüz seyretmedim. 


Saramago körleşme, ile mücadeleye davet ediyor, buradan yola çıkarak Körlük’ ten sonra “Görmek” metaforu da devam romanının ismi oluyor.

Etiketler:

Görme algısı | edebiyat

TEKNOLOJİ VE MÜZİK 2

Fatih Adıbelli 2. Ağustos 2015 10:00

 CD'lerden sonra kişisel bilgisayarların hayatımıza girip internetle dünyanın küçülmeye başlaması sonrasında müzik dünyasının ortasına MP3 adlı format bomba gibi düştü. Zira çok kolay paylaşılan bu ses formatının icadı müzik dünyasında korsanlığın zirve noktasına ulaşılmasının tarihidir. "Napster" MP3 paylaşım sitelerinin en yaygın olanıydı.Hiç bir ücret ödemeden tamamen "evden eve" paylaşımla bir anda dev bir arşivinizin olması son derece basit ve bedavaydı.2000 yılında Metalica grubu buna karşı dava açıp bu siteyi kapattırana kadar telifsiz paylaşılm sürdü gitti. MP3 formatındaki ilk parça  Suzanne Vega’nın Tom’s Diner adlı parçasıdır. Hani şu hepimizin “dıt dıt dıı dıt, dıt dıt dııı dıt” nakaratını gayet iyi bildiğimiz parça var ya, işte o. Her şeyi o başlattı.


Müzik aynı zamanda bir koleksiyon alanıydı. Kasetler, CD ler ve plaklar biriktirilirdi. Halen elinde yüzlerce CD plak ve kaseti olan bir kişi olarak bunları nadiren dinleyebildiğimi itiraf etmeliyim. Hatta eski kasetleri ve plakları MP3’e dönüştürebilen cihazlar edinmiş olmama rağmen bunları çok az kullanabilmişimdir. Teknolojideki gelişmeler maalesef cihazları kullanacak yeterli zamanı bulabilme konusunda size yardımcı olamıyor, onu hala klasik usullerle kendi başınıza günlük rutininizden "öncelikler" sihirli sözcüğüyle çekip çıkarmak zorundasınız. Ya da yeni usullerle müzik arşivinizi oluşturup her yerde bu arşivi taşıyacaksınız. Bunun için son yıllarda birkaç seçenek ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi Youtube gibi sitelerden beğendiğiniz parçalardan kendi arşivinizi oluşturmak. Diğeri biraz daha albüm koleksiyonerliğine  ve nitelikli müzik dinleyicisine yakışan şekliyle Spotify, Deezer, Tidal ve buna benzer müzik dinleme sağlayıcı site aboneliği.

Spotify dünyada 60 milyondan fazla dinleyici kitlesine sahip, bünyesinde 60 milyon şarkı bulunduruyor 58 ülkede erişimi mümkün. Deezer 16 milyon dinleyicisi var, 35 milyon şarkılık arşiviyle 180 ülkede ulaşılabilir durumda. Tidal ise 25 milyonluk şarkı, 75 milyon müzik videosuna sahip bir site. Ayda yaklaşık 10 TL lik bir maliyet ile hem bilgisayarınızda hem de akıllı telefonunuzda indirdiğiniz uygulama sayesinde kendi arşivinizi oluşturabiliyorsunuz. Bu programlarda bir albüm indirdiğinizde sizin beğeninize yönelik benzer albümler önerdiğinden bilginize ve müzik geçmişinize istediğiniz kadar güvenin size “ben bunu ıskalamışım” dedirtebiliyorlar. Albümü indirdikten sonra internet bağlantısına ihtiyac��nız kalmayabiliyor offline olarak da dinleme imkanı sunuyor. Shazam ve Sounhound gibi akıllı telefonu uygulamaları ise dinlediğiniz müziğin bilgilerine anında ulaşmanıza yardımcı oluyor. Uygulama çalışmaya başlar başlamaz algıladığı müziği kendi hafızasındaki notalarla karşılaştırıp bir kaç saniye içerisinde o parçanın hangi albümden, kim tarafından söylendiğini hatta sözlerini bile size veriyor. Spotify veya Deezer'a bu şarkının arşivinize eklenmesi seçeneği de sunuluyor.

  "Peki biz bu müziği cep telefonundan veya bilgisayardan mı dinleyeceğiz? Nerde o eski güzel güçlü HI-FI müzik dinleten cihazlar" derseniz, işte şimdi tam o konuya giriyorum. Bluetooth  özellikli receiverlar piyasayı çıkalı epeyce oldu. Bunları edindiğinizde akıllı telefonunuzu veya dizüstü bilgisayarınızdan bağlantı yaptığınız anda bu arşivi “tıpkı eski günlerdeki gibi” dinlemek olanağı var. Ancak "nerde o eski şarkılar" derseniz ona katılıyorum. "Yaşlanıyorum da mı bunu söylüyorum acaba?" diye kendime soruyorum ama hemen Konfiçyüs imdadıma yetişiyor “Bir toplumun nereye gittiğini öğrenmek isterseniz o toplumun müziğine bakın”. O günler daha güzeldi onun için müziği de daha nitelikliydi diye düşünüyorum. Aksini iddia eden var mı?

Etiketler:

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre