Maydanozun faydaları ya da alternatif tıbbı boş bırakmayalım

HalilAtes 30. Eylül 2015 23:54

Alternatif tıp dünyada ve Türkiye’de hızla büyüyen bir pazar. Bu yazıyı hazırlamadan önce Türkiye’de bu pazarın yıllık cirosunun ne kadar olduğunu öğrenmeye çalıştım, doyurucu bir bilgiye ulaşamadım, ancak onlarca televizyon kanalı ve reklam bu sektör ile uğraştığına göre iyi bir pazar olduğunu tahmin ediyorum. Sektör olarak bir pazarlama ürünü yanı sıra pazardan alınıp bir şekilde hastalığına iyi geldiği bilgisiyle tüketilen yiyeceklerin oluşturduğu da bir ciro olmalı bu gruba dahil edilmesi gereken.

Devletin geçen sene çıkardığı alternatif tıp yönetmeliği de dikkate alınacak olursa sektörün, lobi gücünün yüksek olduğu ve halk sağlığını tehdit de edebilecek olumsuzluklara yol açabileceği düşünülmelidir. Mesleksiz kişilerin uğraştığı, yasalarla ve kısıtlı bilimsel verilerle hareket edilen loş bir yolda ilerlenilmektedir.

Sonuçta hastalarımız ve vatandaşlar bu alana kaymış görünüyor, bizim ön yargısız konuyu incelememiz ve onların sorularına tatminkâr bir cevap vermemiz gerekir.

Zaman zaman değişmekle birlikte son zamanlarda bu konuda bana en çok sorulan soru domates ve melisa çayının glokoma iyi gelip gelmediği oluyor. İkisi de hoş yiyecekler, ben bol bol tüketiyorum, yemenin bir mahsuru yok, ancak bilimsel biri pozisyonundaysanız her sorulan soruya, soruyla ilişkili cevap verilmesi gerekiyor; soru “a” bitkisi glokoma iyi geliyor mu?  Cevap evet veya hayır olmalı.

Glokom ile ilgilenenlerin gündeminde, okuduğu konular, katıldığı toplantılar arasında bu tür konulara pek zaman yoktur, çünkü olumlu veya olumsuz kanıt bildiren çalışmalar ya hiç yayınlanmamış (teorik ilişkisizliğinden dolayı) veya çok yetersiz sayıdadır.

Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol dergisinin baskıdaki çalışmalar bölümünde okuduğum flavonoidler üzerine yapılmış bir meta-analiz çalışması son zamanlarda okuduğum bu konudaki en kapsamlı çalışma oldu. “The effect of flavonoids on visual function in patients with glaucoma or ocular hypertension: a systematic review and meta-analysis.” başlıklı çalışma, flavonoid, glokom gibi anahtar kelimeler verilerek yapılmış tarama sonucunda bulunan 16.840 makalenin incelenmesiyle oluşturulmuş. Ancak bu çalışmalardan sadece 6’sı meta-analiz yapılabilmek için uygun istatistik, takip ve metodolojik kurgu ile yapılandırıldığı için değerlendirmeye alınmış.

Çalışma verilerini sunmadan önce flavonoidlerin ne olduğunu hatırlatmak isterim; flavonoidlerin, anti inflamatuar ve nöroprotektif etki ile oksidatif stresi engelleyici etkilerinin olduğu gösterilmiş. Kırmızı şarap, siyah çikolata, narenciye, maydanoz, blueberries, siyah çay ve fıstıkta yoğun olarak bulunuyor.

Meta-analize tabi tutulan 6 makalede toplam 214 glokomlu hasta bulunmaktaymış. Flavonoid içeren yiyecekler alan hastalarda görme alanı korunması kontrol grubuna göre anlamlı başarılı çıkarken, bu hastaların GİB değerlerinde anlamlı bir fark saptanmamış.

Makale sahipleri bu sonuca rağmen yazıyı “Due to the slowly advancing nature of this disease, more long-term randomised controlled trials are needed to form a complete picture of the effect of flavonoids on glaucoma progression.” cümlesiyle bitirerek konuyu temkinli iyimserlik ile bağlamışlar.

 

Bu konuya zaman zaman glokom-net’te yer vereceğim, bizlerin olumlu veya olumsuz bilimsel sonuçlarımızı açıklamamız ve sahayı boş bırakmamamız gerekir, bilirsiniz boşluk her zaman dolduruluyor.

Etiketler:

ISNT kuralını artık kullanmayacak mıyız?

HalilAtes 30. Eylül 2015 10:27

Rutin muayenede glokomdan şüphelenmek için elimizde iki gösterge bulunmaktaydı; bunlardan birisi GİB’nın yüksekliği, diğeri de ISNT kuralındaki bozulmaydı. Mesleğe yeni başlayan asistan arkadaşlara kadarki nesil bu öğretiyle büyüdü.

Her şey klasik, fazla alet gerektirmeyen muayene ile kararlaştırılırken; önce GİB ölçümündeki hataların sıklığı, sonra da GİB ile glokom arasındaki lineer ilişkinin zayıflığı ortaya çıktı. GİB yüksekliği glokom için bir risk faktörü olmaktan öte bir anlam taşımamaya başladı.

Elimizde bir tek optik sinirin oftalmoskobik muayenesi kalmıştı, yani ISNT kuralı (bu kuralı anlatan yazıma şuradan ulaşabilirsiniz). Şimdi bu kuralın da yetersizliği üzerine yayınlar çıkmaya başladı. Her ne kadar GİB/glokom ilişkisi gibi sebep-sonuç bazlı bir karşı koyma değil bu yayınlar, ancak muayenede yapacağımız gözlemin hata oranının yüksek olduğunu vurgulayan sonuçlar saptandı. OCT-RSL analizlerinde ISNT kuralının duyarlılığının %63.2, özgüllüğünün ise %50 olduğu saptandı.

EGS’nin geçen sene çıkan rehber kitabında, ISNT kuralının önemi bir kez daha vurgulanmıştı. Ancak bu ay üyelerine gönderdikleri gazetede çelişkiyi vurgulama gereği duyulmuştur.

Tüm bu gelişmelerden sonra ne yapacağız konusuna gelince;  bildik felsefi kuralı tekrar etmekte yarar var, “üniversiteler doğruları öğretmez, doğrulara giden farklı yollar hakkında öğrenciyi aydınlatır, zamanın doğrularını ulaşmanın ve nihaiyi kararın verilmesinde kişiye şans tanır.” Bu bağlamda glokom muayenesi artık sofistike aletlerin çözümleyeceği bir iştir, doktorun yeri azalmıştır diyemeyiz. Hikaye bundan ibaret olsaydı glokom kararı vermek için 10 yıl okumaya gerek kalmaz, bunu pekala iki yıllık tekniker de yapabilirdi. Doktor, farklı olasılıkların doğruluk paylarını değerlendirerek sonuca gidecektir, bu yüzden GİB ölçülmesi ISNT kuralı gibi şüphe uyandırıcı, normalden farklı bir olguyla karşılaşıldığını düşündürecek sübjektif muayene yöntemlerinin hala kullanılması ve eğitimde yer almasının gerektiği görüşündeyim.

Etiketler:

eğitim | oct | optik sinir

Perforan yaralanmalardan sonra glokom görülme sıklığı

HalilAtes 29. Eylül 2015 11:15

Tatil dönemi bitti, glokom-net yazılarına kaldığımız yerden devam ediyoruz; bugün dikkatinizi çekmek istediğim ilk konu Eye dergisinin basım bekleyen yayınlar arasında sunduğu “Incidence and risk factors for traumatic intraocular pressure elevation and traumatic glaucoma after open-globe injury.” başlıklı çalışma.

515 göz ortalama 12.6±20.1 yıl izlenmiş ve 120 gözde gib yüksekliği saptanmış. Bunların %6.2’sinde (32 göz) glokom gelişmiş. 6 gözde (%1.2) glokom cerrahisine gerek duyulmuş.

Perforan göz yaralanmalarından sonra gelişen gib yüksekliği ile hastanın keratoplasti geçirmesi ve intraoküler hemoraji olması arasında bir ilişki bulunmuş.

Çalışma hasta sayısı ve takip aralığı açısından dikkate almamız gereken bir çalışma, Keratoplasti ve ioh’nin glokom riskini artırması yaralanmanın kötülüğü ile doğru orantılı olabilir bu yüzden bana pek anlamlı gelmedi.

Glokomun çıkış süreci ilk 6 ayda yoğunluk göstermiş (künt travmalı açı gerilemelerinde zaman daha geçtir).

Bu hastaların kornea yüzeyindeki düzensizlikler nedeni ile gib ölçümü dahil tüm glokom tanı kriterlerini yerine getirmek oldukça güçtür, bu yüzden korkak davranmak ve yüksek basınçta (tonopen, kornea düzensizliklerinde en iyi gib ölçüm tekniğidir) tıbbi tedaviye başlamak taraftarıyım.

 

Keratoplastinin glokom ile birlikteliğini şurada anlatmıştım, tekrar değinmeyeceğim, ancak perforan yaralanmalarda yara yeri sızdırmazlığını sağlamanın güç olduğunu, bu yüzden sıkı sütürasyon gerekebileceğini belirtmek isterim. Bu da açı distorsiyonlarına yol açacaktır, özellikle perforan kornea yaralanmalarından sonra yapılan penetran keratoplastilerde glokom yönünden sıkı takip gerekir.

Etiketler:

GİB ölçümü | glokomda kornea | keratoplasti | travmatoloji

Oftalmik cerrahide bir yenilik: 3D heads-up surgery (üç boyutlu baş yukarıda cerrahi)

HalilAtes 24. Eylül 2015 10:28

Doç. Dr. Zeynep Aktaş

İlk olarak Frankfurt Retina toplantısında, 2014 yılında Dr Claus Eckardt tarafından retina cerrahisinde, canlı cerrahi sırasında kullanılan bir sistem olan 3D heads-up cerrahi sistemi, ameliyat mikroskobuna entegre 3D görüntüleme sisteminden oluşmakta idi. Benzer sistemi kliniğimizde bir konjenital glokom olgusunda ab-externo trabekülotomi cerrahisi ve takiben bir açık açılı glokomlu olguda gonioskopi-asiste transluminal trabekülotomi cerrahisinde deneme şansım oldu ve sayın Halil Ateş hocamızın önerisi ile bu deneyimi, Glokom Net platformuna taşımak istedik.

 

Bu sistem özetle, cerrahın ergonomi ve konforunu arttıran, arkanıza dayanarak cerrahinizi uygulayabileceğiniz, cerrahi mikroskop altında hissettiğiniz derinlik algısını kaybetmeden (ilk birkaç dakikalık adaptasyon süresinden sonra); 3D gözlük takarak, karsınızdaki ekrandan cerrahi saha ve manüplasyonlarınızı mikroskoptan gördüğünüz rezolüsyon ve derinlikte izleyerek, cerrahinizi yapmanızı mümkün kılan bir sistem. Ameliyat esnasında, ameliyathanede, ameliyatınızı izleyen ve eğitim verdiğiniz asistan ya da öğrencilerinizin de sizin gördüğünüz ve algıladığınız şekilde ameliyatı izlemesi mümkün, bu da bir avantaj olarak düşünülebilir. Ameliyat sırasında, ameliyatınızın 2 ve 3 boyutlu olarak ayrı ayrı kayıt edilmesi olanağı da var.

Bu avantajların yanında beklenildiği üzere tek ve en büyük dezavantaj tabiî ki sistemin yaklaşık 70000 euro civarında olan maliyeti. Keyifli, denemeye değer, ancak esas olarak cerrah konforunu arttırmaya yönelik bir sistem olarak kullanımı, bu denli yüksek konforun çoğu zaman daha geri planda kaldığı, günlük çalışma şartlarımız mevcudiyetinde, tartışmalı olan bir sistem. Ancak elbette cerrah konforu tartışmasız en başta düşünmesi gerekli olan ve daha basit yöntemlerle, kimi zaman kendi çapımızda çözmeye çalıştığımız bir konu!

Hepimizin konforu yüksek, her türlü yüksek teknolojiye kolayca ulaşabildiğimiz, keyifli ameliyatları uygulayabildiğimiz aydınlık günlere ulaşabilmesi dileğimle… 

Saygılar…

Doç. Dr. Zeynep Aktaş

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları AD, Ankara

Etiketler:

yeni alet tanıtımı

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre