Cinsel yaşam ve glokom

HalilAtes 9. Ekim 2015 12:37

Hastaların yaşam kalitelerinin korunması hastalıkların tedavisi kadar önemlidir. Hastalık veya kullanılan ilaçlar nedeniyle bir mağduriyet yaşanması psikolojik sorunlar yaratabilmektedir.

Glokom hastaları için de bu sorun geçerlidir. Hastalar glokom olduklarını öğrendiklerinde yaşamlarında bir kısıntıya gidip gitmeyeceklerini öğrenmek isterler. Muayene ortamının koşullarına uygun kafasındaki soruları sormaya çalışırlar. Yemek yemek, okumak, televizyon seyretmek, spor gibi her gün yaptıkları zorunlu veya zevk aldıkları uğraşlardan fedakarlık edip etmeyeceklerini bilmek isterler.

Türkiye gibi “ayıp” kavramının neredeyse tüm yaşamımızı kapsadığı toplumlarda sorulan sorularda genellikle otosansür uygulanmaktadır. Cinsel aktivitelerin yaşamın bir gerçeği olmaktan ziyade gizlice yapılması gereken, neredeyse bir suç olarak değerlendirildiği eylemler arasında yer aldığı düşünülmektedir. Bu bağlamda hastalıklar ile doğal cinsel yaşamımız arasında bağlantılar merak edilmez veya bu konuda soru sormaktan utanılır. Etkisi bilinmeyen eylem çoğu kez yapılmaz. Gereksiz kısıtlamalar da doğal hayatın seyrinde sapmalara yol açarak mutsuz ailelerin ve bireylerin oluşmasını sağlar.

Doktor, toplumun nabzını tutan kişidir. Hastaya hastalığı ile ilgili neler yapması veya yapmaması gerektiğini bütün yönleriyle söylemeliyiz. Özellikle cinsel davranışları ilgilendiren konuları merak ettiğini ancak utandığı için soramamış olabileceğini öngörmeliyiz.

Glokom ile cinsel aktivitelerimiz arasında doğrudan bir ilişki saptanamamıştır. Yani sevişmenin göz içi basıncını artırdığına ve glokomu kötüleştirdiğine dair yeterli kanıt bulunamamıştır.

Glokom tedavisinde kullanılan beta blokörler gibi bazı ilaçların libidoyu, bu bağlamda da cinsel birleşme isteğini, düşürücü etkilerinin olduğunu bildiren çalışmalar vardır. Bu konuda sorun yaşayanların doktoruyla konuşması, farklı antiglokomatöz ilaç gruplarına geçilmesini sağlaması önerilebilir.

Sildenafil citrate (viagra) kullanan hastaların bir kısmında glokom krizinin ve/veya optik sinir hasarının geliştiğine dair yayınlar vardır. Özellikle dar ve kapalı açılı glokomlu hastaların viagra kullanımında dikkat etmesi önerilebilinir, ancak bu uyarı viagra’nın glokomlu hastalarda kesinlikle kullanılmaması gerekir anlamı taşımadığını belirtmek isterim.

 

Sonuç şu, yaşam güzel, kanıtsız kuruntulara kapılmayalım, soru soralım, cevap verecek kadar bilgili olalım.

Etiketler:

glokomda yaşam stilleri | hastalar için | ilaçlar | Risk faktörleri

Kahramanlık hikayeleri

HalilAtes 8. Ekim 2015 11:56

Bazen olmuyor, görmeyi kaybediyoruz. Hasta ve bizim için büyük bir yıkım. Bu aşamadan sonra genellikle hastayla olan ilişkimiz bitiyor. Herkes pes ediyor. Onu tanımadığı bir hayatın içinde yapayalnız bırakıyoruz ve görenlerle yola devam ediyoruz. Oysaki bu aşamadan sonra da yapılacak pek çok şey var, hayat devam ediyor. Çocuksa eğitimini nasıl sürdürebilir, büyükse işini devam ettirebilmesi için yardımcı gereçler nelerdir bilgilendirmemiz ve yaşamı konforla sürdürülebilir hale getirmemiz gerekir.

Bütün bu yönlendirmeler ve eğitim için bizim hazır olmamız lazım. Hasta konforunu artırıcı tedavi seçeneklerinin bilinmesinin yanı sıra, onun hissettiklerini ve yalnızlığını da anlamamız gerekiyor. Bunun için çeşitli yollar var; hastalarla konuşmak bir seçenek olabilir, ihtiyaçlarını öğrenerek çözüm yolları üretmek.

 

Glokom veya başka bir nedenle görmesini kaybedenlerin anılarını okumanın da faydaları olacağı kanısındayım. Bu konuda yazılmış Türkçe veya İngilizce pek çok örnek başarı hikayeleri ve yol gösterici kitaplar var. Aşağıda bunların örneklerini bulabilirsiniz.


    

Etiketler:

blog | görme engelli ünlüler | hastalar için

Glokom hastalarında karakter ve mizaç özellikleri

HalilAtes 7. Ekim 2015 09:32

BMC Ophthalmology dergisinde Harun Çakmak ve arkadaşlarının “The temperament and character personality profile of the glaucoma patient” başlıklı çalışması yayımlandı. Glokom hastalarının karakter ve mizaçları üzerine yapılan kontrollü çalışma birçok açıdan ilginç veriler sunuyor bizlere. Glokom hastalarında hem doğumsal hem de edinsel psikolojik patolojiler saptandığını bildiren çalışmada, bu birlikteliklerin hem glokomun fizyopatolojisinde bir kanıt olabileceği hem de hastanın tanı ve tedavi protokollerini belirlerken yol gösterici ayrıntılar sunabileceğini düşünüyorum.

Çalışmanın araştırmacılara yeni kapılar açacağı ortada, çünkü muayene ve bekleme odasının düzenlenmesinden, doktor giyimine, hastalığın anlatılma sürecinde seçeceğimiz kelimelerin dokusuna varıncaya kadar bir dizi dikkat gerektiren konunun önemine ışık tutuyor.

Takip ve tedavi protokolleri belirlenirken iki ayrı uç üzerine yoğunlaşılmaktadır; bunlardan birisi randomize çalışmalar ekseninde kümülatif hasta gruplarından alınan sonuçların analiziyle önerilenler (takip ve tedavi), diğeri ise kişiye özel takip ve tedavi protokolleri. Biz hastamızın protokolünü hazırlarken randomize çalışmalardan öğrendiklerimizi o hastanın gerçeklerine uydurmaya çalışırız. Bu çalışma iki ucun yakınlaştırılması açısından önem taşımaktadır. Grupların içindeki bireylerin psikolojik yapıları hakkında olası ipuçlarını barındırmaktadır.

Çalışmanın yazarlarından Sn. Vesile Altinyazar ve Sn. Tolga Kocatürk’ün Glokom-Net için hazırladıkları özeti aşağıda bilgilerinize sunuyorum.

 

Kişiliğin, iki temel bileşeni vardır; mizaç doğumla gelen kalıtımsal kişilik özelliklerimizi, karakterse sonradan edinilen çevrenin etkisiyle ve öğrenmeyle oluşan özelliklerimizi tanımlar. Mizaç özelliklerine; yenilik arayışı (novelty seeking), zarardan kaçınma (harm avoidance), ödül bağımlılığı (reward dependence), ve sebat etme (persistence) dahildir. Karakter özelliklerine ise; kendini yönetme (self-directedness), işbirliği yapma (cooperativeness), ve kendini aşma (self-transcendence) dahildir.

Zarardan kaçınma anksiyeteye genetik bir yatkınlık durumunu tanımlar, belirsiz bir korku, utangaçlık ve sosyal engellenmişlik, sorunlardan veya tehlikeden pasif kaçınma, çabuk yorulma ve hatta başka insanları endişelendirmeyen durumlarda sorun beklentisi içindeki karamsarlık kaygısı olarak gözlemlenmektedir. Glokom hastalarında sağlıklı bireylerden daha yüksek oranda zarardan kaçınma yani anksiyeteye yatkınlık, utangaçlık, sosyal engellenmişlik, başka insanları endişelendirmeyen durumlarda bile sorun beklentisi içindeki karamsarlık saptanmıştır.

Diğer bir genetik geçişli mizaç özelliği de ‘Yenilik Arayışı’dır ve keşfedici bir etkinlik olarak yenilik karşısında dürtüsellik, abartılı olarak ödüle yaklaşım ve engellenmekten kaçınma olarak gözlenmektedir. Çalışmamızda glokom hastalarında sağlıklı bireylerden daha düşük oranda yenilik arayışı bulunmuştur ve yenilik arayışı özellikleri düşük olan insanlar; yavaş mizaçlı, meraksız, soğukkanlı, tutumlu, çekingen, sabırlı ve düzenlidirler.

‘Sebat Etme’, zaman zaman olan zorlanmalara, bitkinlik ve engellenmelere karşın davranışın sürdürülmesindeki kalıtımsal bir yatkınlığı yansıtmaktadır. Sebat etme özelliği yüksek olanlar aşırı çalışırlar, azimlilik gösterirler ve yüksek başarı hırsları vardır. Düşük sebat etme özellikli bireyler ise tembel, hareketsiz, kararsız ve düzensizdirler. Nadiren daha yüksek başarı için çalışırlar ve kolaylıkla vazgeçme eğilimindedirler (Svrakic ve Cloninger 2007).  Çalışmamızda glokom hastalarında sebat etme özelliğini sağlıklı bireylerden daha düşük oranda saptadık.

‘Ödül Bağımlılığı’, davranışsal sürdürme sistemi ile ilişkilidir ve duygusallık, sosyal bağlanma, başkalarının onayına bağımlılık ile kendisini gösteren kalıtsal bir eğilimdir (Cloninger 1987, Cloninger ve ark. 1994). Ödül bağımlılığı yüksek olan bireyler merhametli, adanmış ve bağımlı kişilerdir ve sosyal ilişkilerde sevgisini kolayca belli ederler, başkaları için gerçekten endişelenirler. Çalışmamızda Ödül bağımlılığı yönünden hastalar ve sağlıklı bireyler arasında fark saptanmamıştır.

‘Kendini Yönetme’; kişinin kendi tercihleri konusunda sorumluluğunu kabul etmesi, bireysel açıdan anlamlı amaçların belirlenmesi ve sorunları çözmede beceri ve güvenin gelişimi ile kendini kabullenmeden oluşur. Kendini yöneten birey otonom bir bireydir, sorumludur, amaçları vardır, beceriklidir, kabul edicidir ve görev duygusu olan bir bireydir (Cloninger ve ark. 1993, Cloninger ve ark. 1994). Çalışmamızda Glokom hastalarında kendini yönetme özelliği sağlıklı bireylerden daha yüksek oranda saptanmıştır.

‘İşbirliği Yapma’; diğer insanları kabul etme ya da ayırmanın tanımlanmasındaki kişisel farklar ile formüle edilmektedir. Sosyal kabul, empati, yararlılık, sevecenlik ve erdemli-vicdanlı olmaktan oluşur. İşbirliği yapan insanlar hoşgörülü, empati yeteneği olan, yararlı, sevecen ve erdemlidirler (Cloninger ve ark. 1993). Çalışmamızda Glokom hastalarında işbirliği yapma özelliği sağlıklı bireylerle benzer oranda saptanmıştır.

‘Kendini Aşma’, bireyin yargılayıcı işlevlerindeki farklılıkları ölçmektedir. Kendi kendini aşma, insanların kendilerini bütünüyle evrenin bir parçası olarak algılamalarını göstermektedir. Kendini aşan bireyler adaletli, anlayışlı, dindar, sade ve alçak gönüllüdürler (Svrakic ve Cloninger 2007). Kendini aşma özelliğinin yüksek olması yaşlanmayla kaçınılmaz olarak ortaya çıkan acı ve ölümle yüzleşildiğinde avantaj sağlar (Cloninger ve ark. 1993). Çalışmamızda Glokom hastalarında kendini aşma özelliği sağlıklı bireylerden daha düşük oranda saptanmıştır.

KAYNAKLAR:

Cloninger CR, Svrakic DM, Przybeck TR. A psychobiological model of temperament and character. Archives of General Psychiatry 1993; 50: 975–990.

Cloninger CR. Temperament and personality. Curr Opinion Neurobiol 1994;4: 266-73.

Svrakic DM, Cloninger CR. Mizaç ve karakter özellikleri. Sadock BJ, Sadock VA (eds). Kaplan and sadock’s comprehensive textbook of psychiatry, 8.baskı, çev.ed: Aydın H,  Bozkurt A. Güneş kitabevi 2007 s: 2063-2104.

 

 

Etiketler:

glokomda yaşam stilleri | hastalar için

Glokom hastaları derneği kurulmalıdır

HalilAtes 6. Ekim 2015 11:12

Glokom, ülkemizde ve dünyada körlük nedenlerinin başında gelmektedir. Toplum sağlığını ilgilendirdiği için topyekun bir savaşı gerektirir. Bu savaşın sevk ve idaresini doktorlar (glokomla ilgilenen doktorlar ve diğer branşlardaki doktorlar), kamu kuruluşları, sağlık sektörü elemanları ve hastalar sağlar.

Hastalıktan etkilenenler hastalar oldukları için onların oluşturacağı organizasyonlar diğer sınıfların yaratacağı güçten daha anlamlı sonuçlar doğurabilir. Ülkemizde bu bağlamda bir organizasyon yoktur.

Glokom fark edilmesi güç bir hastalıktır, özellikle risk gruplarının bilinçlendirilmesi ve doktora gitmelerinin sağlanması büyük önem arz eder. Bu konuda kamu ve özel sağlık kuruluşlarının çabaları haricinde derneğimizin de katkıları olmuştur, ancak halen glokomlu vatandaşlarımızın yarısından azına ulaşabilmiş durumdayız.

Ayrıca glokom oldukları saptanan hastaların sorunlarının çözümü konusunda da sıkıntılar vardır. İlaç, alet ve protokol eksiklikleri bu sorunların başında gelmektedir.

Ülkemizde sağlık sektörünün karar vericisi durumunda sağlık bakanlığı ve sosyal güvenlik kurumları gelmektedir. Yeni ilaçların ve tedavi işlemlerinin kullanımının onayı, ücretlendirilmesi devletin planlaması ile gerçekleştirilebilmektedir. Devlet, sağlık için ayırdığı genel bütçe içinde ihtiyaçlar doğrultusunda hastalıkların tanı ve tedavisi için belirli bir meblağ ayırmaktadır. Değerlendirmelerin hangi kriterlere göre yapıldığını bilme imkanımız yok, bildiğimiz hatalı kararlar ve yetersiz bütçelemenin olduğudur. Ortada bir hata varsa bunun birinci derecede zarar göreni hastalardır. Hastaların yapacağı organizasyonların gücü bu açıdan önemlidir. Doktorların yapacağı bilimsel isteklere hastaların yapacağı kamuoyu baskısı mutlak eklenmelidir. Örnekler üzerinden gitmek gerekirse; glokom muayenesinin olmazsa olmaz işlemleri tansiyon ölçülmesi, görme alanı muayenesi ve optik sinir görüntülenmesidir. Bu işlemlerin yapılıp yapılmaması glokom muayene ücretlendirmesini değiştirmemektedir.

Bir başkası, doz kaybı, doz hatası yapılma olasılığına karşın ek ilaç alımının sağlanması: İlaçların çoğu tablet/hap şeklindedir, tabletin kutusundan çıkarılıp ağza konulması sırasında yere düşürülmesi olasıdır. Hasta çok titiz değilse hapını yerden alıp içebilir ve doz kaybına uğramaz. Ancak damlada böyle bir olanağımız yoktur. 5 damladan ikisini göz harici bir alana damlatılmaktadır, bu da damlanın 30 günden önce bitmesine neden olabilir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlı hastalarda, görmeyenlerde ve elleri titreyenlerde bu oran daha da artmaktadır. Devlet tüm hastalardan ilaçlarını bir ay içinde tüketmelerini istemekte, bir aydan önce şişesini bitirenlere ek ilaç vermemektedir. Damla yapılmayan günlerdeki basınç yüksekliği glokomun geri dönüşümsüz progrese olmasına yol açmaktadır.

Tüm bu konularda hastaların “istekte” bulunması ve örgütlü olmaları gerekir.

Dünyada hemen her ülkede hasta dernekleri bu amaçlarla kurulmuş ve kazanım sağlamışlardır. Bu dernekler içinde en büyük organizasyon World Glaucoma Patient Association’dur (WGPA). Dernek, World Glaucoma Association (WGA) öncülüğünde kurulmuştur.

 

Türkiye’de sosyal medyada kurulmuş birçok glokom birlikleri olduğunu görüyorum, buradaki hastalar birbirleriyle yazışmaktan öte bir güç oluşturamamaktadırlar. Bu hastaların sanal ortamdan çıkıp gerçek hayata katılmaları şarttır, ayrıca TOD’nin de bu gruplara yönlendirici hizmet sunması beklenmelidir.

Etiketler:

hastalar için

Her şeye hazır mıyız?: SLT'nin ilk randomize kontrollü çalışması 2016'da bitecek

HalilAtes 2. Ekim 2015 13:05

Ülkemiz için kötü yola düşmüş iyi aile çocuğu kavramını dillendirdiğim SLT, ile bir şekilde barışmanın zamanının geldiğini daha önce de yazmıştım. Benzer hikayeler tüm dünyada yaşandı, yaşanıyor. SLT’nin değerinin olumlu ya da olumsuz anlamda yeteri kadar çalışılmadığı kanısındayım. Bugün, başlayan bir çalışmayı duyurmakla 2016’da kafamızdaki tüm sorulara cevap bulacağımızı müjdelemek için bu yazıyı kaleme alıyorum;

Trials’da yayınlanan “Comparing the effectiveness of selective laser trabeculoplasty with topical medication as initial treatment (the Glaucoma Initial Treatment Study): study protocol for a randomised controlled trial” başlıklı çalışma, başlangıç tedavisi olarak ilaç ve SLT tercihi yapılmış hasta gruplarının randomize kontrollü çalışma protokolünü sunmakla yetiniyor ve çalışmanın Aralık 2016’da sonlandırılacağını duyuruyor.

Çalışma protokolü şöyle:

 


 

 

Sonuçları merakla bekleyeceğiz, o tarihe kadar sağlık bakanlığı ve SGK’nın bilimsel temellere hazır bir yapılanmaya geçmesi de dileklerimiz arasında olmalıdır.

Çalışmanın açık metni şöyle: slt.pdf (1,10 mb)

Etiketler:

akış şemaları | SLT

Keman çalmak için iyi bir neden: Nefesliler göz içi basıncını artırıyor

HalilAtes 2. Ekim 2015 00:07

Prof. Dr. Pınar Aydın, nörooftalmoloji çalışmaları, gösteri sanatları ile ilgili kitapları ve akla hayale gelebilecek bir sürü uluslar arası oftalmoloji derneğinde yönetim kurulu üyesi görevleri ile camiamızda tanınan birisidir. Bugün Wagner dinlerken birden aklıma geldi ve sanırım tek glokom yayını hakkında size bilgi vermek istedim.

Yayın J. Glaucoma’da yayınlanmış, ismi; “Effect of wind instrument playing on intraocular pressure”. Basit bir metodolojisi var, Bilkent senfoni orkestrasına 90 dakika Wagner çaldırıyor ve nefeslilerin göz içi basıncı değerlerine bakıyor. Nefeslilerin basınçları Wagner sonrası %9.6 artmış. Aşağıda Berlin filarmoninin çaldığı “Ride of the Valkyries”’i Wagner’i hatırlamak isteyenler için ekledim. Bu çalışmanın kontrol grubu sanırım yok, olsaydı Wagner çalan herkesin basıncının, tansiyonunun artacağını düşünüyorum, hatta ileri gidip seyircilerin bile artmış olabilir. Wagner dinlerken ben her zaman korkarım, onun beni bir şekilde izlediğini, uyumaya kalkarsam bir yıldırım göndereceğinden şüphelenirim.

 

Perşembeleri bu blogda biraz light yazılar yazmaya çalışıyorum, Pınar hocanın bana bu imkanı vermesi ve J. Glaucoma’nın en güzel makalesini yazdığı için (sevgili Ahmet Akman de bu çalışmada yer alıyor, belki bize o günleri anlatır) teşekkür ediyorum.

Etiketler:

blog | müzik

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre