Doç. Dr. Zeynep Aktaş, 2015 yılını değerlendiriyor

HalilAtes 31. Aralık 2015 16:10

Doç. Dr. Zeynep Aktaş

Glokom alanında bu sene önemli gelişmeler olarak nitelendirilebilecek ve daha önce blogda bahsi geçmemiş olan konuları ben de su şekilde özetlemek isterim;

Cerrahi alanında bu sene önemli gelişmeler yaşandı, açıya yönelik minimal invaziv glokom cerrahileri bir miktar daha ön plana çıktı. Bu alanda gonioskopi asiste transluminal trabekülotomi cerrahisi (GATT) ilk sonuçları ile Grover DS ve ark.1 tarafından yayınlandı. İlk yayınları 85 açık açılı erişkin olguda yayınladıkları makale idi. En az 6 ay takibi olan olgular idi. Primer açık açılı glokom grubunda GIB düşüşü %39.8 ve sekonder glokom grubunda ise düşüş %52.7 idi. % 9 olguda başarısızlık izlenmiş ve en sık karşılaşılan komplikasyon %30 oranında, 1 hafta içinde gerileyen hifema olarak rapor edildi. 

Bu yayında LED ışıklı kateter kullanılarak 360 derece ab interno trabekülotomi yapılmıştı. Takiben aynı ekip daha pratik ve ucuz olarak sütür ucunun koterize edilerek Schlemm kanalından benzer sekilde 360 derece geçirilmesi işlemini gerçekleştirdi.2 Bu yöntem, ucuz ve pratik olması ve kateter gerektirmemesi açısından ülkemiz şartlarında da, goniocerrahi yapan cerrahlar tarafından uygulanabilir bir cerrahidir.

Yine Grover DS ve ark3 aynı tekniğin primer konjenital glokom ve juvenil açık açılı glokomlu olgulardaki sonuçlarını yayınladılar. Bu olgularda GIB düşüşü 27.3 mmHg’dan 14.8 mm Hg’ya ve ilaç düşüşü 2.6’dan 0.86’ya olarak bildirildi. En sık komplikasyon ise benzer şekilde %36 olguda spontan gerileyen hifema idi.

Voykov ve ark.4 ab interno sütür trabekülotomi cerrahisini daha evvel kanaloplasti geçirmiş olan olgularda uygulayıp sonuçlarını yayınladı. 24 ayda %44’lere varan basınç düşüşleri bildirdiler. Benzer şekilde Mosaed ve ark.5 basarısız tup cerrahısı sonrasında trabektom cerrahısı uyguladıkları seriyi yayınladılar ve bu makalede GIB degerlerinin 23.7 mmHg’dan 15.5 mmHg’ya anlamlı bir düşüş sergilediği ifade edildi. Ancak aynı etki medikasyon sayısı açısından izlenmedi. Trabektom sınırlı bir açı alanında uygulanan bir cerrahi yöntem olmasına ragmen, daha önce glokom cerrahisi geçirmiş olan olgularda dahi uygulanabilmiştir. Bu açıdan sirkumferensiyal olarak uygulanan GATT cerrahisi de, daha önce cerrahi geçirmiş gözlerde denenebilecek bir cerrahi olabilir. Bu konu için umut vaat edici bir çalışma niteliğindedir.

Herkese 2016 yılında sağlıklı, mutlu, huzurlu günler ve barış dolu bir dünya dilerim.

Saygılarımla,

Dr Zeynep Aktaş

 

1.  Grover DS, Godfrey DG, Smith O, Feuer WJ, Montes de Oca I, Fellman RL. Gonioscopy-assisted transluminal trabeculotomy, ab interno trabeculotomy: technique report and preliminary results. Ophthalmology. 2014 Apr;121(4):855-61

2.    Grover DS, Fellman RL. . Gonioscopy-assisted Transluminal Trabeculotomy (GATT): Thermal Suture Modification With a Dye-stained Rounded Tip. J Glaucoma. 2015 Sep 20. [Epub ahead of print] 

3.    Grover DS, Smith O, Fellman RL, Godfrey DG, Butler MR, Montes de Oca I, Feuer WJ. Gonioscopy assisted transluminal trabeculotomy: an ab interno circumferential trabeculotomy for the treatment of primary congenital glaucoma and juvenile open angle glaucoma. Br J Ophthalmol. 2015 Aug;99(8):1092-6.

4.    Voykov B, Szurman P, Dimopoulos S, Ziemssen F, Alnahrawy O. Micro-invasive suture trabeculotomy after canaloplasty: preliminary results. Clin Experiment Ophthalmol 2015;43:409-14.

 

5.    Mosaed S, Chak G, Haider A, Lin KY, Minckler DS. Results of Trabectome Surgery Following Failed Glaucoma Tube Shunt Implantation: Cohort Study

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | Yılsonu değerlendirmesi

Prof. Dr. Atilla Bayer, 2015 yılını değerlendiriyor

HalilAtes 24. Aralık 2015 10:06

Prof. Dr. Atilla Bayer

Bitirmek üzere olduğumuz 2015 yılı içerisinde glokom yönünden bence önemli olan gelişmeleri tanı, tıbbi ve cerrahi tedavi konularında özetlemek isterim.

Tanı yönünden optik koherens tomografi (OKT) sistemlerindeki gelişmeler yine ön planda idi. Çok hızlı tarama yapabilen yüksek çözünürlüklü Swept source OKT cihazları piyasadaydı. Heidelberg Spectralis OKT cihazının premium modülü (Heidelberg, Germany) ülkemizde piyasaya sunuldu. Bu modül, optik sinir başından aldığı 24 kesitte Bruch membranının sonlandığı noktayı tespit ederek bu noktadan iç limitan membranın en yakın noktasına olan dikey mesafeyi, dolayısıyla da tam olarak sinir lifi tabakası kalınlığını ölçmektedir. Bu ölçümün tekrar edilebilir nitelikte olduğu ve gerçek anatomik rimi objeltif olarak saptadığı ifade edilmektedir. Böylece sinir liflerinin optik sinir başına girerken farklı seyirlerinden kaynaklanan ölçüm hatalarının ortadan kalktığı belirtilmekte, yine modül Bruch membranı bitiş noktalarının merkezini tespit ederek bunu fovea merkezi ile birleştiren bir çizgi oluşturmakta ve ardışık görüntülerde bu çizgi otomatik olarak dikkate alınmakta ve çakışma tam olmaktadır. Görme alanı testi yönünden ise dikkat çeken gelişme, aslında önceki yıl JAMA Ophthalmology dergisinde yayınlanan bir çalışmanın sonuçlarının 2015 yılı içerisinde kabul görmesiydi (1). Bu çalışmada santral 10-2 görme alanı testinin rutin uygulamakta olduğumuz santral 24-2 testine göre erken glokomu tespit etmede bazen daha hassas olduğu söyleniyordu. AAO 2015 toplantısında da bu konu oldukça gündemdeydi.

            Tıbbi tedavi yönünden maalesef yeni bir gelişme olmadı. Uzun etkili enjekte edilebilen prostaglandinlere ait çalışmalar 2015 yılında da devam etti. Büyük umutlarla beklenen Rhopressa’nın (Aeria Inc, US) faz 3 çalışmalarına ait ilk sonuçlar Nisan 2015’de açıklandı ve bu ilacın günde 2 kez damlatılan timolole üstün olmadığı belirtildi.

Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu nedeniyle çoklu intravitreal aflibercept ve ranibizumab enjeksiyonu yapılan 2457 hastadaki göz içi basıncı (GİB) değişimine ait sonuçlar Freund ve ark. tarafından yayınlandı (2). Buna göre, 96 haftalık takip sonunda aflibercept enjekte edilen hastalarda GİB artışı ranibizumab enjekte edilenlere göre daha azdı.

Glokom cerrahisi alanında yine ön kamara açısına yönelik yaklaşımlar gündemdeydi ve bu yöntemleri savunanlar ile bu yöntemlere inanmayanların tartışmaları 2015 yılında da devam etti. Tetz ve ark. katarakt cerrahisi ile kanaloplasti cerrahisinin zamanlama yönünden etkinliğine ait 3 yıllık sonuçlarını yayınladılar (3). Bu çalışmaya göre, en belirgin GİB düşüşü bu iki cerrahi eş zamanlı yapıldığında olmaktaydı. Söz konusu sonuç, trabekülektomi ile eş zamanlı yapılan katarakt cerrahisinin sonuçları ile karşılaştırıldığında ilginç bir tezat oluşturmaktaydı.

 Ahmed Baerveldt karşılaştırma (ABC) çalışmasının 5 yıllık sonuçları yayınlandı (4). Çok merkezli, randomize, kontrollü olan bu çalışmada FP7 Ahmed glokom valvi (AGV; New World Medical, US) ile 101-350 Baerveldt glokom implantı (BGI; Abbott Medical Optics, US) klinik sonuçları yönünden karşılaştırılıyordu. Ülkemizde bulunmayan Baerveldt implantının yer aldığı bu çalışma neden bizim için önemli olabilir denirse, 5 yıllık takip sonunda AGV’nin ortalama GİB düşüşünün %50’nin üzerinde olması ve ortalama glokom ilaç sayısının anlamlı derecede azalmış olması bence önemliydi. Daha önce, bu çalışmanın 3 yıllık sonuçları yayınlandığında her iki implant için de yıllık başarı kaybı oranlarının %10 civarında olduğu belirtilmişti. Beş yıllık sonuçlar ise, 4.-5. yıllarda başarı kaybı oranının %5 olduğunu ortaya çıkardı. GİB ve ortalama ilaç sayıları yönünden 3 yıl ile 5 yıl sonuçları arasında fark yoktu. Bu çalışmada Baerveldt implantı uygulananlarda erken dönem komplikasyonlar daha sık, ancak geç dönem başarı AGV’ye göre daha yüksekti.

Önemli olduğuna inandığım bir diğer gelişme de 2015 yılında mikropals transskleral siklofotokoagülasyon sisteminin piyasaya çıkmasıydı. Cyclo G6 glokom lazer sistemi (Irıdex, CA, USA) daha önceki G probdan daha farklı bir prob (MP3 prob) ve farklı bir lazer konsoluna sahip olması nedeniyle ilave bir maliyet getirecek gibi görünse de termal hasar yapmaması, tekrar edilebilir olması gibi avantajları olduğu iddia edilmektedir.

Kaynaklar

1.    Ilana Traynis, BS,  Carlos G. De Moraes MD,  Ali S. Raza, BA, et al. Prevalence and Nature of Early Glaucomatous Defects in the Central 10° of the Visual Field. JAMA Ophthalmol. 2014;132(3):291-297. 

2.    Freund KB, Hoang QV, Saroj NS, Thompson D. Intraocular pressure in patients with neovascular age-related macular degeneration receiving intravitreal aflibercept or ranibizumab. Ophthalmology 2015; 122:1802-10.

3.    Tetz M, Koerber N, Shingleton BJ, et al. Phacoemulsification and intraocular lens implantation before, during, or after canaloplasty in eyes with open angle glaucoma: 3-year results. J Glaucoma 2015;24:187-94.

 

4.    Budenz DL, Barton K, Gedde SJ, et al. Five-year treatment outcomes in the Ahmed Baerveldt comparison study. Ophthalmology 2015;122:308-316.

Etiketler:

glokom hastasının kataraktı | hipotansif yağlar | ilaçlar | kanaloplasti | oct | trabekülektomi | Yılsonu değerlendirmesi

Topikal tedaviyi çeşitlendiriyoruz

HalilAtes 10. Aralık 2015 10:34

Foto: Ivan Goldberg, ForSight VISION5

Bu hafta topikal tamlalar yerine geçebilecek farklı ilaç kullanım yolları üzerine gelişmeleri yazıyorum. Şimdi de bir Zihni Sinir Projesi ile karşınızdayım; topikal bimatoprost oküler insertin alt fornikse yerleştirilmesi ile 6 aylık etkinlik sağladığı belirtilmiş.

Bimatoprost vericisinin fornikse tatbiki sonrası az sayıda hastada konfor problemleri yaşanmış olmasına karşın bu oranın kabul edilebilir oranlarda olduğu belirtilmiş. Benim okuduğum iki çalışma timolol ile GİB düzeylerini karşılaştırılması üzerineydi. Her iki çalışma da iki grup arasında istatistiki anlamlı bir basınç farkı bulmadıkları yönündeydi. Hastaların damla damlatmamaları tedaviye uyum oranını artırıcı bir avantaj. Çalışmaların histolojik inceleme ayağı bulunmadığı için konjonktiva sitelojisini etkileyip etkilemediklerini bilmiyorum. Zaten implantın halen Faz 2 düzeyinde araştırma konusu olduğu belirtiliyor.

Vericiyi oluşturan materyal 26 mm boyunda yumuşak polimer bimatoprost matriksi tabiatında. Halka şeklinde hafızası olan verici doktor tarafından  farnikse sıkıştırılarak implante ediliyor.

Tedaviye uyumu bir sorun olmaktan çıkaracağını umduğum bu implantın daha da geliştirileceği, farklı molekülleri de ihtiva edebileceği kolayca hayal edilebilir. Bu örnekte de görüldüğü gibi artık doktorun işi sadece reçete yazıp hastayı yalnız bırakmak değil (reçete yazılan hastaların %16’sı eczaneye gitmez)  onun tedaviyi uygulayıp uygulamadığını da kontrol etmek ve bu amaçla yeni formüller geliştirmektir.

 

Yukarıda bahsi geçen çalışmalardan biri olan Ivan Goldberg’in çalışmasına şuradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler:

hasta uyumu | hipotansif yağlar | ilaçlar | oküler yüzey hastalığı ve glokom

Monoprost: günün sevindirici haberi

HalilAtes 9. Aralık 2015 11:35

Blogun takipçileri preservan içermeyen göz damlalarına verdiğim önemi fark etmişlerdir. Bugün de mutlu bir haber vermek için kolları sıvadım; latanoprost’un preservan içermeyen formu çok yakında Monoprost adıyla Thea firması tarafından piyasaya sürülecek.

Halen Saflutan haricinde preservan içermeyen glokom ilacımız bulunmadığını, bunun da SGK tarafından geri ödemesinin olmadığını çeşitli yazılarımda belirttim. Bu tür ürünlerin SGK tarafından onaylanmasının toplum sağlığı açısından çok önemli bir kazanım olacağına inanıyorum, zaten bu yazının maksadı da farkındalığın artırılmasını sağlamaktır.

Preservan içermeyen latanoprost’un içerenlere göre avantajlarını sıralayacak olursak;

  1. Soğuk zincir gerektirmediğinden kullanım kolaylığı ve hasta uyumunu artıracaktır.
  2. Kızarıklık, yanma-batma gibi konfor problemleri BAK içeren formuna göre daha azdır, bu da hastanın tedaviye uyumunu güçlendirir.
  3. BAK’ın konjonktiva sitolojisini bozma ve ileride yapılacak glokom cerrahilerindeki başarı oranını olumsuz etkileme potansiyelinden BAK içermeyen damlalarda kaçınmış olacağız.

 

Bu avantajlarının yanı sıra latanoprost’un diğer antiglokomatöz ilaçlara karşı üstünlüklerini de aynen koruyor olması Monoprost’un tercih sebebi olmasına vesile olabilir.

Etiketler:

hipotansif yağlar | ilaçlar | Oftalmoloji haberleri | oküler yüzey hastalığı ve glokom

Hep birlikte enjeksiyon dönemine giriyoruz

HalilAtes 8. Aralık 2015 10:08

Glokom tedavisinde kullanılan ajanların tatbik şekillerindeki değişim gelecek yıllardaki tedavi şekillerimizi hızla değiştirecek görünüyor. Saklama solüsyonlarının kaldırılması ile başlayan süreç yavaş salınımlı intraoküler ilaç implantlarına doğru bir ilerleme kaydetti. Aşağıda i-dose implantasyon FAZ çalışmaları devam eden firmaları ve ürünleri bilginize sunuyorum;

Alimera/pSivida: Iluvien (YBMD ve ven oklüzyonu için)

Alimera/Emory Univ: NADPH (YBMD)

Allergan: brimonidine implant

Genentech/Surmodics: Lucentis (6-8 aylık YBMD tedavisinde)

Glaukos: travoprost

Icon Biosciences: Verisome (IBI-20089) (Ven oklüzyonu için)

Lux Biosciences: Lumiject (LX201) (Keratoplasti rejeksiyonu için siklosporin A episkleral implantı)

MacuCLEAR/Mystic Pharmaceuticals: Versidoser (MC1101) (YBMD için)

Macusight/Sirolimus: Perceiva (subconjunktival injectable immunosuppressant)

Merck/Surmodics: I-Vation (triamcinolone acetonide helical implant, diyabetik maküler ödem için)

Neurotech: NT-501 (retinitis pigmentosa,YBMD gibi progressif fotoreseptör kaybı hastalıkları için encapsulated cell technology (ECT) to deliver ciliary neurotrophic factor (CNTF) 12 ay etkinlikte).

Novagali Pharmaceutical:  Cortiject (NOVA63035) (6-9 ay etkili, DMÖ tedavisi için kortizon)

Potentia/Alcon: POT-4 (YBMD tedavisi için faktör C3 inhibitörü)

QLT: latanoprost (punktal yerleşimli latanoprost, 3 ay etkili)

Tüm bu ürünlerin hasta uyumu, konjonktiva sitolojisini koruyucu gibi olumlu yönleri bulunduğu kadar olumsuz yönleri de olacaktır. Retina kliniklerinde şu an yaşamakta olduğumuz enjeksiyon sıralarının kabul edilemez düzeylere çıkması bir yana işlemin sonuçta bir cerrahi olması sebebiyle potansiyel komplikasyon oranlarıyla da karşılaşacağız. Ayrıca ürünlerin göz içinde ne tür kimyasal reaksiyonlara gebe olduğu da henüz bilinmemektedir. Yaşamadığımız farklı bir tedavi şekli bizleri bekliyor

Etiketler:

ilaçlar

İlk katarakt ameliyatı videosu

HalilAtes 3. Aralık 2015 23:35

Aşağıdaki Dr. Fatih Adıbelli'nin "Bir Endülüs Köpeği" başlıklı yazısının sonunda ilk katarakt ameliyatı videosunu kimin çektiğini merak ettiğini yazmış; işte cevabı ve o film: Prof. Ignacio Barraquer ve cerrahisi


 

Etiketler:

blog

Bütün zamanların ilk göz insizyonu filmi: Bir Endülüs Köpeği

Fatih Adıbelli 3. Aralık 2015 23:00

Dali’ye kızmayın. 

Hangimiz sürrealist rüyalar görmedik ki?

Bu söz bile komik oldu; sürrealist olmayan rüya mı var?

En gerçekçi dediğimiz düşlerimizde de olmadık ayrıntılara rastlamıyor muyuz? 

Tek suçlu Dali değil, belki biraz işin suyunu çıkarmış olabilir hepsi o. 

Bir gün bir düşümü anlattığımda eli kalem tutan bir arkadaşım “sen bunları neden yazmıyorsun, 

ben sabah kalkınca duştan önce bütün düşlerimi en ince ayrıntısına kadar yazarım” dediğinde şaşırmıştım. 

Duştan önce düş. 

Haklıydı. Düşten özge ilham mı var? 

Luis Bunuel de bu şekilde, yüzünü bile yıkamadan Dali’nin yanında soluğu alıyor 

ve ona gördüğü rüyayı anlatıyor. Dali’de “hayırdır inşallah” demeden kendi absürd rüyasını ona anlatıyor. Derhal iki rüya birleştiriliyor ve 1929 yılının bir sabahında bütün zamanların bir numaralı sürrealist filminin senaryosu ortaya çıkıyor: “Bir Endülüs Köpeği”(un chien anadalou). Elbette ki sabah ve yüz yıkama ayrıntısı benden, ama sürrealist bir film eleştirisinde o kadarcık da bir katkım olsun ne çıkar?

Luis Bunuel’in ilk eseri olan bu filmin sponsoru annesi, ana hakkı elbette ki ödenmez ama Bunuel sanatsal kariyerini de anasına borçlu. Türk annesine bu senaryo anlatılsa eminim “Elalem ne der” şiddetinde bir itirazla o para alınamaz ve o film çekilemezdi kanaatindeyim. Öyle bir itiraz pek de haksız sayılmazdı, bir kadının gözünün usturayla oyulması, piyanoya gömülü eşek ölüsü, iplerde sallanan on emir tabletleri, bir adamın avucundan karıncaların çıkması gibi akla ziyan sahnelerle dolu olan filme hangi Türk Annesi mutfak masraflarından arttırdığı parasını verir? Gerçi böyle bir şeyin olması da ayrıca sürrealizme katkı olarak tarihe altın harflerle yazılırdı o ayrı.

“Bir Endülüs köpeği” oftalmolog gözüyle yazılmış mıdır? Bilmiyorum.

Filmi seyredip etkilenmiş bir arkadaşımı muayeneye başlarken “Yakın zamanda Endülüs Köpeği’ini seyrettim aman yavaş” derkenki tedirginliğini anımsıyorum. Ben de olabildiğince yavaş hareketlerle muayenesini tamamlamıştım. Anlayışım için teşekkür etmişti. “Hastalar muayene masasına oturtulduğunda filmi seyredip seyretmediği sorulmalı” diye düşündüm. İtiraf edeyim ki sonrasında kimseye sormadım.

Film ağzında sigarası olduğu halde elinde usturasını bileyen bir adamın görüldüğü sahneyle başlıyor. Anton Çehov’un "duvarda asılı bir silah varsa, o silah patlamalıdır"ı üçüncü perdeye bile kalmıyor, ustura hemen kullanıma sokuluyor. Balkona çıkan adam dolunayın tam ortasından geçen incecik bir bulut görüntüsüne bakıyor sonra sakince oturup primer pozisyonda sonsuza bakan bir kadının gözü, ayakta duran bir erkeğin az önce hazır bilenmiş olan o ustura ile horizontal olarak nazalden temporale kesiliyor. Az dikkat edilince bunun bir hayvan gözü olduğu belli oluyor (ölü buzağı). Hemen içeriden vitreus prolabe oluyor. Oftalmolojik olarak bizi ilgilendiren kısım bu. Bu film elbette ki bir göz cerrahisi videosu değil. Ama iddia ediyorum 1929 da çekilen bu film bütün zamanların bir numaralı sürrealist filmi olmasının yanında ilk göz insizyonu videosudur.

https://www.youtube.com/watch?v=BIKYF07Y4kA

Filmin IMBd'si 7,9. Yapım yılı için kaynakların kimi 1928 diyor kimi 1929.
Usturalı adam yönetmenin kendisi Luis Bunuel. 

İpe bağlı yerde sürünen iki rahipten biri Salvador Dali. 

Karıncalı el Dali’nin, göz kesisi ise Bunuel’in rüyası.

İlk oftalmolojik cerrahi videonun ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair bir bilgi internette yok.  Ancak ilk cerrahi video 1899’da Buenos Aires de çekilmiş, bir akciğer kist hidatiği cerrahisinin gösterildiği yaklaşık 4 dakikalık bir film. 

Film Eugenio Py tarafından çekilmiş, cerrah Dr.Alejandro Posadas. 

http://news.discovery.com/history/first-film-of-surgery-and-use-of-anesthesia-identified-150226.htm

İlk göz cerrahisi videosunu arayışım sürüyor, bilen veya bulan varsa söylesin lütfen.

Yrd.Doç.Dr.Fatih M. ADIBELLİ

Etiketler:

ressamlar | sinema | oftalmoloji tarihi

Jenerik ilaç çalışmaları

HalilAtes 2. Aralık 2015 11:05

Jenerik ilaçların kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor. Bu konuya daha önce değinmiş, çalışma eksikliğinden yakınmıştık. TOD 49. Ulusal Kongresinde sunulan iki çalışma bir nebze de olsa merakımızı giderdi. Her iki çalışma da orijinal ilaçlarla benzer etkinlik sonuçları bildirdiler. Umarım bu çalışmalar hakemli dergilerde yayınlanabilir ve jenerik ilaçlara olan güveni yükseltir.

Jenerik ilaç konusu camiamızda pek de üzerinde durmadığımız bir konu gibi görünüyor.  SGK baskıları ile orijinal ilaçların fiyatlarını geriye çekmeleri, jenerik ilaçların var olma nedeni olan fiyat avantajını ülkemizde değersizleştirdi. Bu yüzden pazar beklenenden yavaş ilerliyor olabilir. Ama yine de gelecekte ağırlığını hissettirecektir. İlaçların ekonomik yönü kadar etkinliklerinin her açıdan orijinalleriyle aynı değerde olması bir zorunluluktur. Yapacağımız çalışmalardan çıkarılacak yasalar ile bu pazarın düzenlenmesini sağlamalıyız. Yasa koyucu, bizim çalışmalarımızdan elde edeceği olumlu veya olumsuz sonuçlar ışığında bu pazarı yönlendirecektir.

 

EGS rehber kitabı ilk kez bu sene konuya değinmiş, ve jenerik ilaç kullanımındaki hastaların daha fazla kontrol edilmeleri gerektiği uyarısında bulunmuştur. Masum bir uyarı gibi görünen bu hüküm aslında jenerik ilaçlar bağlamında olumsuz bir görüşü savunmaktadır. Çünkü zaten hasta yoğunluğundan bunalmış glokom merkezleri jenerik ilaç kullanımıyla yoğunluklarını artırmak istemeyeceklerdir ve orijinal ilaç kullanımına ağırlık vereceklerdir. EGS’yi bu yorumu yapmasına iten çalışma verilerini de yok sayamayız. Jenerik ilaçların damla volümünün az olduğu, çabuk bozulduğu, şişe kullanımının zor olduğu, biyoeşdeğerliliğinin eşit olmadığı gibi olumsuz birçok yayın yapılmıştır. Tüm bu maddelere karşı olumlu sonuç bildiren çalışmalar da vardır. Yani zemin kaygandır, bunun nedeni orijinal ilacın bir tane olmasına karşın jenerik ilacın farklı firmalarca üretilen birçok versiyonunun bulunmasıdır. Hangisinin uygun, hangisinin riskli olduğunu belirleyecek yasal bir yol haritası eksikliği bulunmaktadır. Her konuda olduğu gibi hayatın gerçekleri bilimin gerçeklerinden hızlı davranmış görünüyor, bilimin ve hukukun düzenleyici ağırlığını sağlamak için çalışmalarımızla konuya destek vermeliyiz.

 

Etiketler:

ilaçlar

Oküler hipertansiyonu olan hastada tedaviye başlamalı mıyız?

HalilAtes 1. Aralık 2015 11:02

Derin bir konu, içinde "amaların" bol olduğu cümleler kurulabilir. Basitçe şöyle anlatabiliriz; içinde 100 top bulunan bir kavanoza gözlerinizi bağladıktan sonra elinizi daldırıyorsunuz, siyah topları bulma olasılığınızı konuşacağız: taktir sizin...

Etiketler:

oküler hipertansiyon

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre