Derin Bakış | Pınar Aydın O'dwyer | TEDxAnkaraCitadel

HalilAtes 28. Haziran 2016 21:20

Etiketler:

blog | Görme algısı | görme engelli ünlüler | görme fizyolojisi | konferaslar | ressamlar

12. EGS Kongresinin ardından: 3

HalilAtes 25. Haziran 2016 00:28

Selanik Aristo Üniversitesi’nden Fotis Topouzis, adı sık duyulan meslektaşlardan biri. Epidemioloji çalışmalarıyla EGS GlaucoGENE projesinin kurulmasına katkısı bulunan Topouzis, bu kongrede de kongrenin felsefesine uygun, yani bir çeşit yin-yang bakış açısıyla, hem glokom hastalarının henüz sadece yarısını tanıyabildiğimizi, hem de glokom tanısı alan hastaların tahminimizden daha büyük bir oranına lüzumundan fazla ağırlaşırılmış tedavi uyguladığımızı belirtti.

Asistanlığımdan bu yana glokom tanısı almamış daha %50 hasta olduğu söylenir. Bunca teknolojik, siyasi ve sağlık organizasyonu gelişmesine rağmen bu kadar çok glokomlunun hala tanınmamış olması ilginç geliyor bana. Bir yandan da tanınmış olsa glokom merkezlerinin hali ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum, çünkü günümüzde bu merkezler tamamen şişmiş, hantal durumda. Aslında bu iki ayrı uç, sebep-sonuç bağlamında değerlendirildiğinde birbirinden ayrı olmak yerine örtüşen unsurlar barındırıyor. Yetersiz veri analizi, yoruma dayalı doktor bazlı yol haritaları sunulmasına yol açıyor. Kaynağı belirsiz kararların doğruluğu ya da yanlışlığı bu uç gerçeğin oluşmasına yol açıyor.
Sağlık piyasasını zaman zaman telefon piyasasına benzetiyorum; telefon satıcıları telefon alacak insan sayısını artırmak yerine bu imkâna sahip kişilerin daha sık telefon değiştirmesini hedeflemiş görünüyorlar, çünkü refah toplumlarının artırılması ticari kuruluşun gücünden ziyade devlet gibi daha büyük organizasyonların çabasıyla gerçekleştirilebilecek bir hedef olabilir. Sağlık politikalarına yön veren ticari kuruluşlar da destekledikleri çalışmalarla risk faktörlerini öne çıkartarak, belki biraz da abartarak bir şekilde glokom birimlerinde kimliği bulunan, tanısı konulmuş diyemeyeceğim ama kişilik olarak tanımlanmış bireylerin (hastalar??) tanı işlemi kalemini artırmanın veya bir tedavi uygulamanın daha doğru bir politika olduğunu savunmaktalar. Sosyal devlet sigorta fonları da bütçesi devamlı açık verirken pastayı genişletmek yerine mevcut pasta dilimi üzerindeki konfigürasyonlara göz yummaktadırlar.

 

Kongrelere katılmak bir patikada yürümek gibidir. Yola çıkmadan temiz hava almak, çevreye bakmak ve zinde kalmayı amaçlarsın. Ancak yolda karşılaştıkların seni gördüğünden farklı bir dünyada sürükler. Yalnız, sessiz ve dikkatini dağıtmayan ortam aklında pek çok fikrin doğması için sembolik etkiler yaratır. Uzaktaki kulübe uzun zamandır ziyaret etmediğin anneni aklına getirir veya bir arı vızıltısı sevmediğin birisiyle yaptığın kavgayı.. Kongrelerde anlatılan konular, anlatanlar, duyulan bir kelime, bir jest de bu açıdan farlı hikayelerin doğmasına yol açıyor. Tüm bu uçuşan düşünceler değerli birer başlangıç olabilir, kongrelerde anlatılanları dinlerken fotoğraf çekmek yerine not tutmak bu bakımdan “diğerini” de kağıda bağlamak için gereklidir. Bu kongre yazıları da okuyanlara bir şey öğretmekten ziyade bir durumu özetler niteliktedir, bu gözle okunması ve merak uyandırırsa ilgili yayınlara başvurulmasını amaçlar.  

Etiketler:

kongre haberleri

12. EGS Kongresinin ardından: 2

HalilAtes 24. Haziran 2016 10:55

EGS kongresi üzerine ikinci yazımı son dönemin parlayan yıldızı University of London’dan istatistikçi David Crabb, MSc, PhD üzerine yazmayı planladım. Crabb istatistik ve bilgisayar bilgisi ile çalışma verilerini herkesin anlayabileceği görsel malzemeler haline getirmesiyle tanınıyor. İki yıldır kullanımda bulunan “Glaucoma in perspective” aplikasyonu, cep telefonlarınıza indirebileceğiniz bir glokom değerlendirme ve eğitim programı (telefonunuzun aplikasyon yükleme bölümünde “glaucoma in perspective” yazarak programı bulup yükleyebilirsiniz). Program aslında hasta eğitimi için tasarlanmış, ancak görme alanı çıktılarının gerçekte hasta tarafından nasıl algılandığını merak eden, öğrenmek isteyen meslektaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum, bu konunun ayrıntılarını daha önce yazmıştım, meraklısı şuradan okuyabilir. Yeri gelmişken bir de açık davet yapmak istiyorum; bu modülün finansör tedarikçisi Allergan, Türkiye Allergan modülün Türkçeleştirilmei işini üstlenirse veya buna izin verilmesine imkan sağlarsa hem hastalarımız hem de meslektaşlarımız için çok yararlı olacaktır.

Crabb’ın kongrede sunduğu ikinci konu ise progresyon üzerineydi. “Examining visual field loss in patients in glaucoma clinics during their predicted remaining lifetime.” başlıklı ilk çalışma ve bunu tamamlayıcı ardıl çalışmalarla  görme alanı progresyonu gösteren hastaların yüzdesi hesaplanmış. 25000 hastanın 12 yıllık takibi sonucu, hastaların %25’inde görme alanı progresyonu gözlenirken bunlardan sadece %4’ünde görme tehdit altına girmiş. Kuş yuvasına benzeyen aşağıdaki grafikte kırmızı renkle gösterilenler tehdit altındaki hastaları temsil ediyor. David Crabb, MSc, PhD

Çalışmanın sonuçlarından kişisel tedavinin ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliyoruz. Klinikler kanıta dayalı tıp verileriyle hazırlanmış tedavi protokollerini temel alırken %4’lük çok kötü, çok hızlı progrese olabilecek bu hasta grubunu nasıl yakalayabileceklerini de kendi takip protokollerini oluşturarak bulmaya çalışmalıdırlar. Bu çalışmadan çıkarılacak ikinci ders de bir kısım hastanın lüzumsuz takip sıklığına ve/veya tedaviye maruz kaldığı gerçeğidir. Hastaların kötüleşme hızı ile yaşam beklentisi korele edildiğinde anlamlı bir tehdit yoksa o hastanın takip aralığını genişletmek kliniğin iş yükünü azaltması açısından yararlı olacaktır. Ayrıca hastaya lüzumsuz ilaç, cerrahi seçenekleri sunmayarak yaşam kalitesini de bozmamış oluruz.

Etiketler:

akış şemaları | eğitim | glokom progresyonu | görme alanı | Görme algısı | hastalar için | kongre haberleri

12. EGS Kongresinin ardından

HalilAtes 23. Haziran 2016 18:51

19-22 Haziran 20016 tarihleri arasında 12. EGS Kongresi Prag’da yapıldı. Kongreyle ilgili ilkyazımda genel değerlendirme yapmakla yetineceğim; resmi rakamlarla 3400 kişinin katıldığı belirtilen kongrede sanırım 50-60 Türk meslektaş da yer aldı. Farklı görüşler olabilir ancak glokom toplantıları arasında bana göre en organize ve en iyi programlanmış toplantı olan EGS’nin 12. toplantısı geçmişlerine göre hayli üstündü. Bunda en büyük neden bu dönem topluluğun başına seçilen Prof. Anja Tuulonen’nin kişiliğini toplantıya sinmiş olmasıydı. Tuulonen, kariyeri boyunca kanıta dayalı tıp, eğitim, etik, işe yarar-maliyet analizi gibi pek de ışıltılı ve dikkat çekici olmayan konularda araştırmalarını yoğunlaştırmıştır. Her çıkan yöntem, ilaç ve tanı gereci için bir bakıma şeytanın avukatlığını yapmıştır.

Kongre bir ana salon ve 14 küçük salonda yapıldı. Panel diyebileceğimiz toplantılar ana salonda yapıldı ve her gün üç veya dört büyük toplantıyla sınırlandırıldı. Panel konuşmacılarının sunum süresi 10 dakika idi ve sürenin aşılmamasına dikkat edildi. Ana  salon sanırım 2000 kişilikti, toplam katılım 3400 kişi olarak görünmesine rağmen salonda 1000-1500 kişi arasında bir topluluk olduğunu sanıyorum. Geri kalanların EGS eğitiminden yararlanamasalar da birlikte ülkelerinden gelen arkadaşları aracılığıyla kahve toplantıları sırasında bilgi düzeylerini zenginleştirmiş olabileceklerine inanıyorum. Türkiye’de olduğu gibi diğer ülkelerde de “fire” kaçınılmaz olarak hayatın bir parçası, doğal karşılamak lazım.
Öğleden sonraki toplantılar kurs  formatındaydı. Bir saat süren 14 ayrı toplantıdan iki seans yapıldı. Bu toplantıların bir kısmı birbirinin devamı niteliğindeydi. Pul biriktiren meslektaşların toplandıkları (Belçika’dan Dr. T. Zeyen’in bu kursuna başka bir toplantıda katıldığım için bu kez pas geçtim) kurslar gibi sevimli uç konular da toplantının çileğiydi.

Programı hazırlayanlar mümkün olduğu kadar farklı görüşleri birlikte sunmaya gayret etmişler. Baskın görüş, günümüzün yaklaşımı ya da yol haritası gibi bakış açılarına yer vermemeye özen göstermişler. Kanski zihniyetiyle yetişen bizim nesil için hayli zor bir bakış açısıydı bu, çünkü bizler Amerikan filmlerinde olduğu gibi kötülerin filmin sonunda kaybedeceğini veya iyi oğlanın güzel kız ile evlenerek mutlu sona ulaşacağını bekliyor, eve giderken elle tutulur birkaç cümleyi hafızamıza kaydetmeyi planlıyoruz. EGS kurgusu ise tıpkı bir Fransız veya İtalyan filmi gibi film boyunca farklı şeyler olmasına rağmen sonucun muallak olduğu, seyredene göre bir son hayalini bize bıraktığı gerçeğiyle yüzleştik. Anlaması zor ama heyecan ve mutluluk verici gelişmeler tüm bunlar. Ayrıca bilimin bitmediğini daha uğraşacak veya seyredecek daha çok şey olduğunun da habercisi.

 

Son olarak konu başlıklarının çarpıcılığının dinleyenlerin merakını uyandırması ve uyanık kalması açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak yazımı bitirmek istiyorum; örneğin panellerden birinde birbirini takip eden iki konuşmada, görme alanı veya OCT’nin glokom takibinde daha değerli olduğu vurgulanmak istenmiş. Konu başlıkları şöyle konulmuş: “I sold my perimeter” ve “I sold my imaging device”. Yaratıcılık ve mizah karşısında dinleyici o salonda bulunma isteği duyuyor.

Etiketler:

kongre haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre