Glokom cerrahisi eğitimi

HalilAtes 14. Mart 2018 11:05

475 Dünya glokom haftasında yazılan bu postta mesleğimizle ilgili bir konuya değinmek istiyorum; glokom kronik ve tanısı konulduktan sonra tüm hayat boyunca süren bir hastalık olduğu için birçok doktorun sorumluluğu altında takip ve tedavisi yürütülmektedir. Doğru zamanda doğru tedavinin uygulanması önemlidir. Artan ilaç seçenekleri günümüzde cerrahi zamanlamasını ötelemektedir. Ayrıca diğer ön segment cerrahilerine oranla koplikasyon oranının yüksekliği ve hasta memnuniyetinin düşüklüğü cerrahi sayısını görece olarak düşürmektedir. Bu eğitim sistemimizi de etkilemekte, genç arkadaşların glokom cerrahisine başlamasını engellemektedir.

 

Bugün bahsedeceğim iki çalışma bu olumsuzluğu umuda dönüştürebilecek düzeyde; ilki non-penetran glokom cerrahilerinin asistan eğitimi (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28801700), diğeri de trabekülektomi eğitimi (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29527013) üzerine. Her ikisinde de eğitmen yardımıyla olumlu sonuçlar alınabileceği, başarı oranlarının hayli yüksek olduğunu kanıtlar nitelikte. Cesaretle cerrahiye imkan tanımalıyız.

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim

Siklodiyaliz Yarığı

HalilAtes 13. Mart 2018 10:58

474 Genellikle künt travmalardan sonra ortaya çıksa da glokom cerrahilerinden (özellikle trabekülektomi) sonra da görülebilir. Silier cismin meridyonel liflerinin sklera mahmuzundan ayrılması ile ortaya çıkmaktadır. Ön kamaradan suprakoroidal alana sıvı drenajı gelişmekte ve hipotoni ile seyretmektedir.

Trabekülektomi esnasında sklera mahmuzunun kesilmesi veya zedelenmesi hadisenin nedenidir.

Genellikle tanısında gecikme yaşanır ve diğer hipotoni nedenleriyle karıştırılır.

Bleb kaçağı ve/veya koroid dekolmanı olmayan hipotoni olgularında akla gelmelidir.

Gonyoskopi yapıldığında trabekülektomi bölgesinde sklera mahmuzunun bulunduğu bölgede bir göçme, geriye gitme ve bölgedeki açının geniş olması tanı koydurucudur. Ultrason veya ön segment oct’sinde suprakoroidal alanda sıvı göllenmesinin görülmesi tanıyı destekler.

 

 

Hipotoninin yarattığı, hipotoni makulopatisi ve optik sinir ödemi gelişebilir. Uzun dönemde katarakt oluşacaktır.

Tedavide açıklığın boyutu belirleyici olacaktır. Başlangıçta ve küçük yarıklarda tıbbi tedavi uygulanmalıdır; atropin kullanımı silier kası gevşeterek ayrılan bölgenin apozisyonuna yardımcı olabilir. Genellikle 6-8 haftalık bir tedavi süreci önerilmektedir. Bu esnada adezyonu kolaylaştırmak için anti-inflamatuar tedavi azaltılmalıdır.

 

Küçük yarıklarda yarığın içine gonyolens ile yapılan argon lazer atışları ile oluşturulan bölgesel inflamatuar yanıtın yarığın kapanmasını sağladığı düşünülmektedir. Transskleral diod lazer ile uygulama ile de başarılı sonuçlar tanımlanmıştır. Transskleral kriyoterapi de benzer endikasyonlarla kullanılabilmektedir. Limbustan 2-3 mm geriye yarığın olduğu bölgeye uygulama yapılması önerilmektedir.

 

Orta büyüklükteki yarıklar için; silier cismin yerine sütürasyonu, yani  siklopeksi cerrahisi uygulanmalıdır. Bu amaçla yarık bölgesindeki fleb kaldırılıp altından limbustan 2 mm uzakta olacak şekilde derin bir skleral fleb kaldırılıp kaldırılan alandaki silier cisim 10/0 nylon sütür ile skleraya dikilmeli, kaldırılan her iki skleral fleb de sıkı bir şekilde sütüre edilmelidir. İşlem hipoton bir gözde yapılacağı için zorluk arz eder. Makulopati, optik sinir ödemi veya katarakt başlangıcı varsa bu yöntem uygulanmalıdır, sorunsuz vakalarda önceki tedavi seçenekleri uygulanarak 3 ay beklenebilir.

 

 

Bu tür tedavi yöntemleriyle başarı elde edilemeyen veya büyük yarıklarda vitrektomi ve tamponad verilmesi düşünülebilir.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik

Xen takılan hastanın basıncı yükseldiyse ne yapalım?

HalilAtes 12. Mart 2018 11:25

473

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | MİGS

Görmenin anlamlandırılması

HalilAtes 11. Mart 2018 17:41

 

472 Görme karmaşık fiziksel ve kimyasal yasaların devreye girmesiyle gerçekleşir. Keza görülenin anlam kazanmasında da bu prensipler geçerlidir. Tıpta her şeyi pozitif bilim kuralları ile açıklayamamamıza iyi bir örnek de görmenin anlamıdır. Tıpkı sanat gibi kişisel farklılıklar, değerler ve öğretiler algıyı şekillendirir. Şiir veya müzikteki bağımsız kişisel anlam ve değerlendirme özgürlüğü görüntü için de geçerlidir. Öğretiler, anılar aynı görüntü üzerinde pek çok farklı anlamın türemesine olanak sağlar. Bu açıdan sosyoloji ve felsefeye ihtiyaç duyarız. Söylemek istediğim illüzyon ile  karıştırılmamalıdır. İllüzyon optiğin eğlenceli hale getirilmesidir, koşullu kandırılma sanatıdır. Görüntünün anlamlandırılmasında ise optiğin yanılsama yaratmak amacıyla kullanılması söz konusu değildir. Algı kişisel olduğu kadar kültürel ve zaman içinde de değişim gösterir ve farklı anlamlar kazanır.

Örneğin güzellik bu anlamda çetrefil bir konudur. Güzelliğin sadece görmeden ibaret olmadığını baştan hatırlatarak, burada değinmek istediğimiz konuyu dallandırmama gayretinde olduğumuzu belirtelim.

Rubens’in tombik kadınları örneğin; 1630’lu yıllarda yaptığı “üç güzeller” gibi tablolarında eşini model alan Rubens, dönemin kadın güzelliğini yansıtmıştır. Sağlıklı, belki zengin olmaya çağrışımlar getiren şişmanlık, günümüz için ne kadar iticiyse o dönemde o kadar makbuldü. Görmenin anlamlandırılması, beğenilmesi bu basit örnekte olduğu gibi değişkenlik göstermiştir, gösterecektir.

Etiketler:

Görme algısı | ressamlar

Bir anket çalışmasının düşündürdükleri

HalilAtes 9. Mart 2018 11:02

471 Anketler olayların hedef kitleler tarafından nasıl algılandığını göstermesi açısından yararlıdır. Bir bakıma “gerçeği” anlatır bize. Konunun ya da sorunun doğru şıkkının hangisi olduğunu değil de yaygın kabul görüleni anlatması bakımından teorik doğru ile zaman zaman çelişir. Zamanla değişebilir. Aslında doğrunun da zamanla değişebileceğini düşündüğümüzde, anketin doğrusuyla bilimsel gerçeğin doğrusunun benzer bir süreç değişkenliği gösterdiğini söyleyebiliriz.

Bugünkü yazının konusunu oluşturan veriler, bir anket şirketinin hedef kitle, yani bizlerin, glokoma bakış açımızı göstermesi bakımından önemli.

Anketin ilk sorusu “glokom tedavisinde hedefin ne olduğu” üzerine kurgulanmış. Cevap verenlerin %52’si ganglion hücre hasarını azaltmak veya durdurmak derken, %39’u “hedeflenen GİB’e ulaşmak” ve %9’u “GİBİ’i düşürmek” yanıtlarını vermiş.

Cevap verenlerin soruyu algılaması, tecrübeleri ve teorik bilgileri seçim yapacakları şıkkı belirlerken etkili oluyor kuşkusuz. Bu soruda çoğunluğun onayladığı şık teorik düşünüldüğünde doğru şık gibi kabul edilse de diğer şıkların da “süslenmemiş gerçekler” olabileceği ve pekala doğruyu gösterebileceği söylenebilir.

İkinci soru ”glokom tedavisi tercih kriterleri”. Sanırım tedavinizi neye göre belirlersiniz denmek isteniyor. Etkinlik, düşük yan etki profili ve ek gib düşüşü, diğer seçeneklere göre açık ara öne çıkmış görünüyor. Tedavinin belirlenmesinde ilgili firmanın bilimsel desteğinin de %7’lik etkisinin olması, yan faktörlerin önemimi gösteriyor.

Üçüncü soru” tedavi değişim nedenleri”ni sorguluyor.  Anket sonucu bana kalırsa çarpıcı! Gerçek hayatla uyuşan bir veri yakalanmış. İlacın hedef basıncıyla  glokomun hedef basıncı çoğu zaman karışan, iç içe giren kavramlar. Bir ilacın etkili olduğu söylemek için %15 ile 30 arasında basınç düşüşü sağlaması beklenirken, glokomun hedef basıncında çoğu zaman  bu oran daha yüksek olmakta, aradaki fark da ikinci ilacı gerekli kılmaktadır. Ancak ilacın hedef basıncı çoğu zaman sorgulanmamakta, kontrolde hemen ikinci ilaç başlanmaktadır. Anket verileri de bunu göstermiştir. 

Etiketler:

ilaçlar

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre