Hipotansif yağlar KMÖ ve Üveitli hastalarda kullanılabilir mi?

HalilAtes 14. Temmuz 2011 09:25

Prostaglandin analoglarının (hipotansif yağlar) kistoid maküler ödem ve üveitli hastalarda kullanılıp kullanılmayacağı geçmişten günümüze tartışılmıştır. Kanıta dayalı tıp verileri ışığında literatürdeki yayınların incelenmesi sonucu hazırladğımız iki sunuyu bilgilerinize sunuyorum;

  TOPİKAL PROSTAGLANDİN KULLANIMININ ÜVEİTLE İLİŞKİSİ.ppt (1,10 mb)

 

Prostaglandinler ve KMÖ.pptx (2,77 mb)

25: İlk tedavi basamağı olarak SLT

HalilAtes 11. Temmuz 2011 09:08

Bugün Review of Ophthalmology dergisinde yayınlanan SLT üzerine bir derlemeyi Dr Suzan Güven Yılmaz'ın özetlemesiyle bilgilerinize sunacağız. Ayrıca Kliniğimizde yapılmış SLT üzerine üç çalışmanın da ön sonuçlarını paylaşacağız;

Her ne kadar prostoglandin analogları glokomun tedavisinde oldukça etkili ve kullanışlı ajanlar olsalar da beraberinde bazı sorunları getirmektedirler. Etkilerini sürdürebilmeleri için bu ajanlar hergün kullanılmak zorundadırlar ve bu durum hastanın tedaviye uyumuyla yakından ilişkilidir.

SLT’nin kabul edilebilirliliği: İlk seçenek olarak SLT’yi kullanan cerrahların sayısı tam olarak bilinmemektedir. 1995-2004 yılları arasında laser trabeküloplasti uygulamasında %57’ ye varan oranda azalma saptanır iken, 2001-2004 yılları arasında SLT’nin ortaya çıkışıyla bu prosedürün uygulanma sıklığının 2 kat arttığı bildirilmiştir.

SLT’nin Etkinliği SLT ile Medikal Tedavinin Karşılaştırılması: Yapılan çalışmalar ile ilk tedavi seçeneği olarak kullanıldığında SLT’nin medikal tedavi kadar iyi sonuç verdiği bildirilmiştir. OHT ve AAG tanılı 69 hastanın 127 gözünde SLT ile prostoglandin analoglarının kullanıldığı medikal tedavinin karşılaştırıldığı prospektif bir çalışmada, SLT grubunda GİB’te 6.3 mmHg, medikal grupta 7 mmHg azalma ile benzer başarıda sonuçlar elde edildiği bildirilmiştir. SLT grubunda yer alan hastaların %11’i ek SLT prosedürü gerekirken, medikal tedavi grubunda %27 hastaya ek ilaç gereksimi doğmuştur. Medikal grup daha fazla ek tedavi gerektirse de iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. SLT’nin medikal tedaviye bir üstünlüğü de, prosedür etkinliğinin hastanın tedaviye uyumundan etkilenmemesidir. SLT etkinliği hastanın kompliansından bağımsız olarak günün 24 saati, haftanın 7 günü devam edecektir. Hastaların %80’ni bu prosedüre cevap vermekte ve GİB’te %20-30 arasında düşüş elde edilmektedir. SLT etkinliğinin ne kadar uzun sürdüğü ile ilgili literatürde farklı süreler bildirilmiştir. Genel olarak SLT’nin etkinliğinin 2 yıl devam ettiği kabul edilse de, bu süre hastadan hastaya büyük değişkenlik gösterebilmekte ve bazı hastalarda etkinlik 1 yıldan daha kısa sürebilmektedir.

SLT ile başarı: Hutnik ve ark. çalışmalarında SLT başarısını etkileyen tek faktörün SLT öncesi GİB değeri olduğunu bildirmişlerdi. Tedavi öncesi GİB ne kadar yüksek ise SLT’nin başarısının o kadar daha yüksek olduğunu saptamışlardır. İşlem öncesi anti-glokomatöz ilaç kullanımın ve sınıfının, önceden yapılan ALT’nin, cinsiyetin, korneal kalınlığının ve psödofakininin SLT başarısını etkilemediğini bildirmişlerdir.

İlk tedavi basamağı olarak SLT uygulanacak tipik hasta profili: Antiglokomatöz tedavi gerektiren ve açısı açık her hasta SLT tedavisi için bir adaydır. Bunlar açık açılı glokom ya da yüksek riskli OHT hastaları olabilir. Ancak açının fazla pigmente olduğu pigmenter, eksfolyatif glokomlu olgularda ve aldığı maksimum medikal tedaviye rağmen GİB’i çok yüksek seyreden hastalarda, SLT’nin başarısı daha düşüktür. Bazı araştırmacılar pigmenter ve eksfolyatif glokomlu hastalarda işlemden hemen sonra GİB piklerinin görülebildiğini bildirmişlerdir. Bu olgular için ALT daha uygun bir prosedür olarak görülmektedir. SLT işleminin daha ihtiyatlı kullanılması gerektiği bir başka hasta grubu da inflamatuar glokomu olan hastalardır.

SLT’nin Güvenirliliği: İlk tedavi seçeneği olarak SLT düşük komplikasyon oranıyla oldukça güvenilir bir prosedürdür. SLT sonrası hastaların %50-80’de hafif şiddette bir enflamasyon görülebildiğinden, işlem sonrasındaki ilk 5 gün için anti-inflamatuar damlalar reçetelenir. Hastaların %5-25’de 5 mmHg’nin üzerinde GİB artışları görülse de, bu pikler 24 saatten uzun sürmemektedirler. Bu nedenle GİB piklerini önlemek için hastaya işlemin uygulandığı gün kullanmak üzere aköz sentezini süprese edici damla ve pilokarpin reçetelenebilir. Hastaların %15-40’da işlem sırasında kullanılan kontakt lense bağlı rahatsızlık hissi bildirilmiştir. Trabeküler meshwork üzerinde SLT’nin ALT’ye göre daha narin etkileri olduğu gösterilmiştir. Yapılan histolojik çalışmalarda trabeküler meshworkta ALT ile koagülatif ve yapısal hasar gösterilirken, SLT’li gözlerde bu değişiklikler gözlenmemiştir. SLT sonrası korneal ödem ve hemoraji bildirilen diğer nadir komplikasyonlar arasında yer almaktadır.

Tekrarlanabilirlik: SLT ‘nin etkinliği ve başarısı tekrarlanabilir bir yöntem olmasından kaynaklanıyor. Yapılan çalışmalarda ilk SLT’den 6 aydan sonra SLT’nin tekrarlanması gerektiği olgularda 2.SLT sonrası da oldukça etkili ve güvenilir sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Günümüzde ilk basamak olarak medikal tedavi daha yaygın kullanılsa da, gelecekte daha çok oftalmolog hastalarındaki medikal tedaviye zayıf komplians nedeniyle SLT’yi ilk tedavi seçeneği olarak tercih etmeye başlayacaktır.

-------------------------------------------------------------

Selektif Laser Trabeküloplastinin Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokom Hastalarında Ön Segment Parametreleri Üzerine Erken Dönem Etkisi

                                              
Emil Yusifov, Melis Palamar, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş, Ayşe Yağcı, Sait Eğrilmez
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon (OHT) ve açık açılı glokom (AAG) olgularında selektif lazer trabeküloplasti (SLT) tedavisinin ön segment parametreleri üzerine erken dönem etkisini araştırmak.
GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmaya OHT ve AAG (primer açık açılı, pigmenter, eksfoliyatif glokom) olan hastalar dahil edildi. Hastalara SLT öncesi ve sonrası 1.ayda Scheimmpflug kamera sistemi (Pentacam, Oculus Optikgerate GmbH, Wetzlar, Germany) ile çekim yapıldı. Olguların SLT yapılan gözlerindeki keratometri değerleri (K1,K2,K ortalama), merkezi kornea kalınlıkları (MKK), ön kamara derinlikleri (ÖKD), ön kamara hacimleri (ÖKH), ön kamara açıları (ÖKA), pupil çapları (PÇ) değerlendirildi. OHT ile AAG grupları ve <60 yaş ile >=60 yaş hastaların değerleri karşılaştırıldı.
BULGULAR: Çalışmaya 25 olgunun (10 erkek, 15 bayan) 45 gözü alındı. Ortalama yaşı 57.8±13.9(20-77)yıl olan hastaların %48’i <60 yaş, %52’si >=60 yaş idi. Tanıya göre %48 (12 hasta) OHT’li, %52’i (13 hasta) AAG’li hasta mevcuttu. Ortalama MKK SLT öncesi (573.5±25.8µm) ve SLT sonrası (589.2±35.07µm) tüm hasta gruplarında istatistiksel olarak belirgin artış göstermişti (Wilcoxon;p=0.0001). Ortalama ÖKH ölçüm değerlerinde izlenen SLT öncesi (146.8±47.4mm3) ve SLT sonrası (143.4±46.5 mm3) düşüş anlamlı idi (Mann-WhitneyU;p=0.003). ÖKD, ÖKA, PÇ, K1, K2, K ortalama değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. SLT sonrası ÖKH değerindeki azalma <60 yaş olanlarda (-6.31±7.4 mm3), >=60 yaş olanlara (-0.52±5.75 mm3) göre anlamlı derecede fazla bulundu (Mann-WhitneyU;p=0.018). OHT ile AAG’li hastaların ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.
SONUÇ: SLT sonrası erken dönemde MKK değerinde artış, ÖKH değerinde ise düşüş görülmektedir. İşlemin neden olduğu korneal ödem ve tedaviden sonra trabeküler filtrasyon artışı bunun nedeni olabilir. SLT tedavisinden sonra 60 yaş altındaki hastalarda ÖKH’de düşüşün daha belirgin olması, SLT’nin bu yaş grubunda filtrasyonu daha etkin olarak arttırdığını düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, glokom, selektif laser trabeküloplasti, pentacam

  

 --------------------------------------

 

 

Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokomlu Olgularda Selektif Lazer Trabeküloplasti


Emil Yusifov, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon ve açık açılı glokomu olan hastalarda selektif lazer trabeküloplastinin (SLT) etkinliğini araştırmak ve tedavi başarısını etkileyen faktörleri incelemek.
GEREÇ-YÖNTEM: 2008-2010 yılları arasında SLT tedavisi uygulanan 63 hastanın 114 gözüne ait kayıtlar retrospektif olarak incelendi. Çalışmaya yeni tanı almış ve herhangi bir nedenden dolayı anti-glokomatöz ilaç kullanamayan oküler hipertansiyonu ve açık açılı glokomu olan hastalar alındı. Öncesinde herhangi bir göz içi cerrahisi geçiren hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalara 180° veya 360° SLT uygulandı. Hastalar SLT tedavisinden sonra 1.gün, 1.ay ve daha sonra 3 ay aralar ile takip edildiler. Takiplerde GİB’i yüksek seyreden hastalara tekrar SLT uygulandı veya ilaç tedavisi başlandı. Ameliyat gerektiren hastalar çalışmadan çıkarıldı.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 29’u (%46) erkek, 34’ü (%54) kadın 63 hastanın yaş ortalaması 58.8±11.7 (20-77) yıl olarak saptandı. 51 (%81.0) hastanın her iki gözüne, 12 (%19.0) hastanın ise tek gözüne olmak üzere toplam 114 göze SLT tedavisi uygulandı. Hastalar ortalama 19.2±5.8 (12-30) ay takip edildiler. SLT öncesi GİB ortalaması 25.6±3.2 mmHg olan hastaların ortalama 19. aydaki GİB değerleri 17.9±2.1 mmHg’ya düşüş gösterdi. Takip süresi içinde 114 gözün 18’nde (%15.8) hedef basınca ulaşılamadığı için en az bir kere daha SLT yapıldı, 6 göze (%6.3) ise ilaç tedavisi başlandı. Alt grup incelemesinde oküler hipertansiyonlu 59 (%51.8) gözde %32, primer açık açılı glokomlu 23 (%20.2) gözde %30, eksfolyatif glokomlu 16 (%14.0) gözde %32 ve pigmenter glokomlu 16 (%14.0) gözde %31 GİB düşüşü sağlandı. SLT’ye bağlı önemli bir yan etki gözlenmedi.
SONUÇ: Açık açılı glokom ve oküler hipertansiyonu olan hastalarda SLT tedavisi güvenilir ve etkili başlangıç tedavi seçeneğidir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, açık açılı glokom, selektif laser trabeküloplasti

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , ,

akış şemaları | SLT

24: Uyku apnesi ve glokom

HalilAtes 5. Temmuz 2011 10:38

Apne, orofarinks düzeyinde tıkanıklığa bağlı en az 10 saniye nefes alımının durması anlamında kullanılan bir terimdir. Hipopne ise nefes alımının en az %30 oranında azalması durumunu açıklamaktadır. Uyku apnesi, apne/hipopne indeksi ile tanımlanır ve bir saat içinde bu durumun tekrar etme oranını belirtir. 30-60 yaş kadınların %2, erkeklerin ise %4’ünde görülür ve şişmanlık ile doğru orantıda görülme sıklığı artar.

Uyku apnesi ile, hipertansiyon, kardiovasküler ve serebrovasküler hastalıklar, pulmoner hipertansiyon görülme sıklığı arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca floppy eyelid sendromu ve glokom görülme sıklığının da uyku apnesinde artığını belirten çalışmalar yayınlanmıştır. Özellikle normal basınçlı glokomlarda (NBG) uyku apnesi görülme sıklığının yüksek olduğu vurgulanmıştır. Birçok çalışma uyku apnesinin NBG’da bir risk faktörü olduğunu belirtmektedir. Ülkemizden Prof. Dr. Sarper Karaküçük’ün 2008 yılında Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol.’da yayınladığı makalede de uyku apneli hastaların oküler perfüzyon basınçlarıyla görme alanı MD değerleri arasında korelasyon saptanmış.

Ancak  yapılan tüm çalışmalar durum tespiti niteliğinde olup glokom-uyku apnasi arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmaktan oldukça uzaktır.

Burada belirtmek istediğim her iki yönde de, yani glokomlu, özellikle de NBG’lu hastalarda veya uyku apnesi tanısı almış hastalarda birlikteliğin olabileceğini düşünerek ek araştırma yapmakta yarar olduğudur. Diğer bir konu da bahsi geçen alanın çalışmaya müsait, iyi kurgulanmış araştırmaların değerli veriler sunmaya aday olduğudur.

Etiketler: ,

Uyku apnesi

16: Elevated Intraocular Pressure is a Common Complication during Active Microbial Keratitis

HalilAtes 27. Haziran 2011 09:25

Mikrobial keratit vakalarında daha dikkatli izlem yapmamız gerekliliğini vurgulayan yeni bir çalışmayı bilgilerinize sunuyorum

Purpose

To determine the incidence, risk factor, and outcomes of elevated intraocular pressure (IOP) during active microbial keratitis.

Design

Retrospective cohort study.

Methods

One hundred eighty-four patients with culture-proven microbial keratitis examined from January 2003 through December 2007 were included. High IOP was defined as IOP of 22 mm Hg or higher measured during the episode of active keratitis. The control group consisted of eyes with microbial keratitis whose IOP remained less than 22 mm Hg. Twelve factors were evaluated by univariate and multivariate analyses to determine whether any were associated with increased IOP. The incidence, risk factors, microbial profile, the necessity of therapeutic surgery, time to resolution, and final visual acuity were compared between the high IOP group and the control group.

Results

High IOP (mean, 29.1 mm Hg; range, 22 to 51 mm Hg) occurred in 52 (28%) of 184 patients with active corneal infection. Prior ocular surgery, diabetes mellitus, and ulcer size of 4.0 mm or larger were associated with IOP elevation (P ≤ .013). Surgical interventions were necessary in 19 (39%) of 49 patients in the high IOP group and in 14 (11%) of 129 patients in the control group (P < .0001). Time to ulcer resolution was longer in the high IOP group (mean, 50.1 ± 53.2 days) than in the control (mean, 31.6 ± 42.0 days; P = .005). Final visual acuity of 20/40 or better was achieved by more patients in the control group (47%) than in the high IOP group (20%; P < .001).

Conclusions

Elevated IOP was detected in a significant proportion of patients with active microbial keratitis and was associated with poorer outcomes. Routine IOP check should be performed to avoid possible optic nerve damage.

 

AJO: Siamak Zarei-Ghanavati, Elmira Baghdasaryan, Arturo Ramirez-Miranda

Etiketler: ,

glokomda kornea | yayın

15: Glokom ve risk faktörlerini etkileyen yaşam stilleri ve gıdalar

HalilAtes 20. Haziran 2011 12:08

Göz içi basıncını yükselten aktiviteler

 

ü      Nefesli çalgıların çalınması:  Kısa sürede basıncı iki katına çıkarırlar

ü      Kahve: Bir fincan kahve içimiyle 90 dakikada göz içi basıncı 1-4 mmHg yükselir.

ü      Yoga: Bazı pozisyonlarda basınç yükselir, ancak normal pozisyon alındığında tekrar eski haline döner.

ü      Kravat: Sıkı bağlanmış kravat basıncı 2 mmHg yükseltebilir.

ü      Ağır yük kaldırma: Basınç ortalama %22 (4 mmHg kadar) artar.

 

Göz içi basıncını düşüren aktiviteler

ü      Egzersiz: Basınç ortalama 4-5 mmHg düşer

ü      Alkol alımı: Bu konuda çalışmalar çelişkili, şöyle diyebiliriz; alkol alımından hemen sonra düşer, sonra yükselir.

 

Sigara: Sigaranın göz içi basıncını değiştirdiğine yönelik bir kanıt bulunamamıştır. Ancak optik sinire gelen kan miktarını azaltarak, glokom hastasının progresyonunu hızlandırdığı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra sigaranın, yaşa bağlı makula dejeneresansı ve katarakt üzerine olumsuz etkilerinin varlığı kanıtlanmıştır.

 

Menopoz: Menopoz ile glokom arasındaki ilişki tartışmalıdır. Östrojenin retina ganglion hücrelerinin apoptosise uğramasını engelleyici bir koruyuculuğu vardır. Bu da menopoz sonrası östrojen azlığı çeken kadınlarda glokom olasılığının artacağını düşündürmektedir, ancak istatistikî veriler bunu kanıtlamamıştır. Menopozlu kadınlara verilen postmenopozal hormonların göz içi basıncını düşürdüğü ve optik sinire gelen kan akımını artırdığı ise kanıtlanmıştır.

 

Antioksidan alımı: Antioksidan alımının glokomu önlemede ve progresyonunu yavaşlatmada etkin olduğuna dair az sayıda yayın vardır.

 

Yağ asitlerinin alımı: Yağ asitleri, göz içi basıncının düşmesinde etkin rol oynayan prostaglandin F2 alfa’nın prekürsörü olan araşidonik asit yapımında önemli görevleri olan endojen oftalmik enzimlerdendir. Ancak diyet ile yağ asitlerinin alımının glokom riskini azlttığına dair destekleyici kanıt içeren yayın azdır.

Vücut kitle indeksi: Vücut kitle indeksi, vücut ağırlığının vücut alanına bölünmesiyle elde edilir. Yüksekliğinde; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, katarakt ve yaşa bağlı makula dejeneresansı arasında doğru ilişki bulunmuştur.

Vücut kitle indeksi ile göz içi basıncı arasında doğru orantı olduğunu gösteren çalışmalar çoğunluktadır.

Etiketler: ,

hastalar için | Risk faktörleri | glokomda yaşam stilleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre