İsmi doktor olan müzisyenler

HalilAtes 3. Nisan 2018 09:59

477

Fatih Adıbelli

Kendine doktor adını seçmiş olan kişilerden en bilineni 90’lı yıllarda It’s My Life şarkısı ile çıkış yapmış olan Dr. Alban. Doktor adını seçmiş müzisyenlerin hepsi sanki aralarında insanları dans ettirmek üzere Hipokrat yemini etmiş gibi. Bir kaç istisnası dışında genelde tarzları birbirinin aynı. Son yıllarda DJ’ler de müzisyen olarak anılıyorlar. Sadece elindeki kayıtları bir cihazda çalıp parçaları birbirine karıştırarak müzik yapan bu insanlar ve müzikleri ilgim alanına girmiyor ama isimleri ilgimi çektiğimden dinledim. Eskiden müzisyen ya ses sanatçısıydı ya da enstrüman çalarlardı, beste yapardı. Doctor P nin tanıtıldığı internet sayfasında çaldığı enstrümanlar kısmında yazanlar şunlar: müzik sıralayıcı, örnekleyici, kişisel bilgisayar, pikap. Şaka mı bu dedim, değilmiş.

 Cerrah cephesinde durum nasıldır diye bir bakayım dedim Spotify’a kayıtlı Surgeon adında bir tek grup var ve o da aynı şekilde dans müziği yapan bir DJ.

Doctor Dru, Doctor Dorian, Doctor Vox, Doctor Y grup ya da DJ lerin yaptıkları müzik  Dans, Hause,Elektronik tarzda. Doctor Do her ne kadar elektronik müzik yapsa da bazı parçalarında soul tadına yakın. Doctors Rock, Doctor Dixie Jazz Band, Doctorfunk da isimleriyle müsemma tarzlarda müzik yapan doktor arkadaşlar.

Doctor Flake ismini kullanan Fransız Müzisyen Jean Marie Leger dans ve elektronik müzik yapıyor. Lavozier’in her şey başka bir şeye dönüşür yasasına uyarak müzik yaptığını söylüyor. Melodileri de olan sadece ritimden ibaret olmayan müziği var.

Herkesin bildiği Cafe de flöre isimli melodi Doctor Rockit adını kullanan Matthew Herbert’a ait. Akdeniz tınıları içeren işler yapan pek sınıflandırılamayan bir müzik yapmakta.

Şimdi de uzmanlık alanımıza girelim Orbital Quintet bir Jazz grubu.  Orbital 90’lı yılların en büyük tekno gruplarındandı. Orbital Resonance da tekno müzik yapan bir grup. Ophthalmos korku filmlerine efekt olacak türden elektronik müzik yapıyor.

Homurtu tarzında diyaframa abanarak vokal yapan grupların icra ettiği müzik “Death Metal” adıyla biliniyor sözlerinden hiçbir şey anlamıyorsunuz. Karşı değilim, anlaşılmamaya çalışmak da bir ifade biçimi. Uzmanlığımızla ilgili isim kullanan iki death metal grubu var. Ophthalmia bu gruplardan birinin adı. Vitrectomy adlı diğer grup ise kesinlikle subspecialitik isim konusunda çitayı ulaşılması güç bir yere taşımış durumda. Death Metal dinlemeye yüreği yetebilenler bu iki grubu dinleyebilirler. 

Etiketler:

blog | müzik

Doktor Şarkıları

HalilAtes 3. Nisan 2018 08:59

476

Fatih Adıbelli

Doktor adı geçen şarkılar hangileridir? Diye sorulsa “Doktor civanım” ve  “Aman doktor canım gülüm doktor” veteranlar için akla ilk gelecek olanlardır. Oynatmaya az kaldı doktorum nerde? 90 larda gençlik günlerini yaşayanlar bilir. Aşık Mahsuni’nin “Acı doktor” Neşet Ertaş’ın “Doktor Mehmet Ali bey” türkü sevdalılarının, “Söyle bana doktor” da arabesk dinleyenler için hemen sıralanabilecek isimlerdir. Rockçılar bu listenin başında The Beatles’ın “Doctor Robert" (1966) adlı parçasını yerleştirirler. Dr.Robert’ın kim olduğu konusunda birçok iddia ortaya atılmış.  Olası kişilerden bir tanesi,  grubu marihuanaya alıştıran Bob Dylan’mış. Ancak sonraları John Lennon’un kendi doktoru olduğunu söylemesi üzerine Dylan olmadığı, New York'ta The Beatles dahil olmak üzere pek çok ünlüye B vitamini gibi ilaçlar reçete eden bir “Speed Doctor” olan Doktor Robert Freymann'la ilgili olduğu anlaşılmış. Bulunduğu Revolver Albümünün ABD’deki kopyalarında bu şarkının albüme dahil edilmemesi de ilginç bir ayrıntıdır.

Pink Floyd, “Take Up Thy Stethoscope and Walk" (1967) Roger Waters'ın Pink Floyd için yazdığı ilk şarkıdır. Şarkının ismi,  Yuhanna İncil’inin 5: 8 kısmına gönderme vardır " "Jesus saith unto him, Rise, take up thy bed, and walk”. Doctor, doctor, I'm in bed, Doctor, doctor, aching head” diye başlar, “Music seems to help the pain, Seems to motivate the brain” diye devam eder. Sözlerde “derdime çare” diye yalvarmayıp adeta doktoru uyarma kaygısı vardır.

The Rolling Stones, “Dear Doctor” (1968) Şarkı, düğün gününün acılarını alkolle yatıştırmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatır.

The Who, “There’s a Doctor”/”Go to the Mirror!” (1969) bu ünlü rock operada, görme, işitme ve konuşma engelli olduğu sanılan “Tommy” adlı çocuğun, ailesi tarafından doktora başvurma hikayesini anlatır. “His eyes react to light” diyerek bir muayene bulgusunu da söyleyen doktor, Tommy’nin fiziksel olarak sağlam olduğunu ve semptomlarının nedeninin içe kapanıklık sonucu olduğunu bildirir.

Jackson Browne, “Doctor My Eyes” (1972) adlı şarkısında doktoruna (muhtemel göz doktoru) gözlerinin durumunu sorar. Sözler kısmen Yunus Emre’nin “Ben dost yüzüm görmez isem bu gözlerim nemdir benim” dizelerini hatırlatır.

Black Sabbath, “Rock ’n’ Roll Doctor" (1976) Ben dünyayı duymaktan bıktım ve yoruldum, Rock 'n' roll doktorumu görmeliyim diyerek şifa bulma arzusunu dile getirir. Görünce “onu uçuracağını” ve tüm dertlerin son bulacağını ifade etmesiyle doktorun aslında pek de hekim olmadığı anlaşılır.

Steely Dan, “Doctor Wu” (1975) Beatles’in “Doktor Robert” ında olduğu gibi, Steely Dan’ın şarkıda adı geçen doktoru kendisinin gerçek doktoru Dr. Jing Nuan Wu.dur.

The Doobie Brothers, “The Doctor" (1989) Onlara müziğin doktor olduğunu söylerim, istediğin gibi hissetmeni sağlar, Müziğin ruhumun doktoru olduğunu söylerim” der.

Jethro Tull, “Doctor to My Disease” (1991) Ian Andersen bunu biraz daha spesifikleştirerek kendi doktorunun flüt soloları olduğunu bildirir. Daha fazla flüt solosunun kendini daha iyi hisettirir.

U2, “Doctor Doctor" (1991) şarkısında Bono kırık kalbine yardım için bir doktor çağırır. Onun yerine kendi glokom kontrolünü de yaptırtmak istemiş de olabilir. 

Etiketler:

blog | müzik

Glokom cerrahisi eğitimi

HalilAtes 14. Mart 2018 11:05

475 Dünya glokom haftasında yazılan bu postta mesleğimizle ilgili bir konuya değinmek istiyorum; glokom kronik ve tanısı konulduktan sonra tüm hayat boyunca süren bir hastalık olduğu için birçok doktorun sorumluluğu altında takip ve tedavisi yürütülmektedir. Doğru zamanda doğru tedavinin uygulanması önemlidir. Artan ilaç seçenekleri günümüzde cerrahi zamanlamasını ötelemektedir. Ayrıca diğer ön segment cerrahilerine oranla koplikasyon oranının yüksekliği ve hasta memnuniyetinin düşüklüğü cerrahi sayısını görece olarak düşürmektedir. Bu eğitim sistemimizi de etkilemekte, genç arkadaşların glokom cerrahisine başlamasını engellemektedir.

 

Bugün bahsedeceğim iki çalışma bu olumsuzluğu umuda dönüştürebilecek düzeyde; ilki non-penetran glokom cerrahilerinin asistan eğitimi (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28801700), diğeri de trabekülektomi eğitimi (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29527013) üzerine. Her ikisinde de eğitmen yardımıyla olumlu sonuçlar alınabileceği, başarı oranlarının hayli yüksek olduğunu kanıtlar nitelikte. Cesaretle cerrahiye imkan tanımalıyız.

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim

Siklodiyaliz Yarığı

HalilAtes 13. Mart 2018 10:58

474 Genellikle künt travmalardan sonra ortaya çıksa da glokom cerrahilerinden (özellikle trabekülektomi) sonra da görülebilir. Silier cismin meridyonel liflerinin sklera mahmuzundan ayrılması ile ortaya çıkmaktadır. Ön kamaradan suprakoroidal alana sıvı drenajı gelişmekte ve hipotoni ile seyretmektedir.

Trabekülektomi esnasında sklera mahmuzunun kesilmesi veya zedelenmesi hadisenin nedenidir.

Genellikle tanısında gecikme yaşanır ve diğer hipotoni nedenleriyle karıştırılır.

Bleb kaçağı ve/veya koroid dekolmanı olmayan hipotoni olgularında akla gelmelidir.

Gonyoskopi yapıldığında trabekülektomi bölgesinde sklera mahmuzunun bulunduğu bölgede bir göçme, geriye gitme ve bölgedeki açının geniş olması tanı koydurucudur. Ultrason veya ön segment oct’sinde suprakoroidal alanda sıvı göllenmesinin görülmesi tanıyı destekler.

 

 

Hipotoninin yarattığı, hipotoni makulopatisi ve optik sinir ödemi gelişebilir. Uzun dönemde katarakt oluşacaktır.

Tedavide açıklığın boyutu belirleyici olacaktır. Başlangıçta ve küçük yarıklarda tıbbi tedavi uygulanmalıdır; atropin kullanımı silier kası gevşeterek ayrılan bölgenin apozisyonuna yardımcı olabilir. Genellikle 6-8 haftalık bir tedavi süreci önerilmektedir. Bu esnada adezyonu kolaylaştırmak için anti-inflamatuar tedavi azaltılmalıdır.

 

Küçük yarıklarda yarığın içine gonyolens ile yapılan argon lazer atışları ile oluşturulan bölgesel inflamatuar yanıtın yarığın kapanmasını sağladığı düşünülmektedir. Transskleral diod lazer ile uygulama ile de başarılı sonuçlar tanımlanmıştır. Transskleral kriyoterapi de benzer endikasyonlarla kullanılabilmektedir. Limbustan 2-3 mm geriye yarığın olduğu bölgeye uygulama yapılması önerilmektedir.

 

Orta büyüklükteki yarıklar için; silier cismin yerine sütürasyonu, yani  siklopeksi cerrahisi uygulanmalıdır. Bu amaçla yarık bölgesindeki fleb kaldırılıp altından limbustan 2 mm uzakta olacak şekilde derin bir skleral fleb kaldırılıp kaldırılan alandaki silier cisim 10/0 nylon sütür ile skleraya dikilmeli, kaldırılan her iki skleral fleb de sıkı bir şekilde sütüre edilmelidir. İşlem hipoton bir gözde yapılacağı için zorluk arz eder. Makulopati, optik sinir ödemi veya katarakt başlangıcı varsa bu yöntem uygulanmalıdır, sorunsuz vakalarda önceki tedavi seçenekleri uygulanarak 3 ay beklenebilir.

 

 

Bu tür tedavi yöntemleriyle başarı elde edilemeyen veya büyük yarıklarda vitrektomi ve tamponad verilmesi düşünülebilir.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik

Xen takılan hastanın basıncı yükseldiyse ne yapalım?

HalilAtes 12. Mart 2018 11:25

473

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | MİGS

Görmenin anlamlandırılması

HalilAtes 11. Mart 2018 17:41

 

472 Görme karmaşık fiziksel ve kimyasal yasaların devreye girmesiyle gerçekleşir. Keza görülenin anlam kazanmasında da bu prensipler geçerlidir. Tıpta her şeyi pozitif bilim kuralları ile açıklayamamamıza iyi bir örnek de görmenin anlamıdır. Tıpkı sanat gibi kişisel farklılıklar, değerler ve öğretiler algıyı şekillendirir. Şiir veya müzikteki bağımsız kişisel anlam ve değerlendirme özgürlüğü görüntü için de geçerlidir. Öğretiler, anılar aynı görüntü üzerinde pek çok farklı anlamın türemesine olanak sağlar. Bu açıdan sosyoloji ve felsefeye ihtiyaç duyarız. Söylemek istediğim illüzyon ile  karıştırılmamalıdır. İllüzyon optiğin eğlenceli hale getirilmesidir, koşullu kandırılma sanatıdır. Görüntünün anlamlandırılmasında ise optiğin yanılsama yaratmak amacıyla kullanılması söz konusu değildir. Algı kişisel olduğu kadar kültürel ve zaman içinde de değişim gösterir ve farklı anlamlar kazanır.

Örneğin güzellik bu anlamda çetrefil bir konudur. Güzelliğin sadece görmeden ibaret olmadığını baştan hatırlatarak, burada değinmek istediğimiz konuyu dallandırmama gayretinde olduğumuzu belirtelim.

Rubens’in tombik kadınları örneğin; 1630’lu yıllarda yaptığı “üç güzeller” gibi tablolarında eşini model alan Rubens, dönemin kadın güzelliğini yansıtmıştır. Sağlıklı, belki zengin olmaya çağrışımlar getiren şişmanlık, günümüz için ne kadar iticiyse o dönemde o kadar makbuldü. Görmenin anlamlandırılması, beğenilmesi bu basit örnekte olduğu gibi değişkenlik göstermiştir, gösterecektir.

Etiketler:

Görme algısı | ressamlar

Bir anket çalışmasının düşündürdükleri

HalilAtes 9. Mart 2018 11:02

471 Anketler olayların hedef kitleler tarafından nasıl algılandığını göstermesi açısından yararlıdır. Bir bakıma “gerçeği” anlatır bize. Konunun ya da sorunun doğru şıkkının hangisi olduğunu değil de yaygın kabul görüleni anlatması bakımından teorik doğru ile zaman zaman çelişir. Zamanla değişebilir. Aslında doğrunun da zamanla değişebileceğini düşündüğümüzde, anketin doğrusuyla bilimsel gerçeğin doğrusunun benzer bir süreç değişkenliği gösterdiğini söyleyebiliriz.

Bugünkü yazının konusunu oluşturan veriler, bir anket şirketinin hedef kitle, yani bizlerin, glokoma bakış açımızı göstermesi bakımından önemli.

Anketin ilk sorusu “glokom tedavisinde hedefin ne olduğu” üzerine kurgulanmış. Cevap verenlerin %52’si ganglion hücre hasarını azaltmak veya durdurmak derken, %39’u “hedeflenen GİB’e ulaşmak” ve %9’u “GİBİ’i düşürmek” yanıtlarını vermiş.

Cevap verenlerin soruyu algılaması, tecrübeleri ve teorik bilgileri seçim yapacakları şıkkı belirlerken etkili oluyor kuşkusuz. Bu soruda çoğunluğun onayladığı şık teorik düşünüldüğünde doğru şık gibi kabul edilse de diğer şıkların da “süslenmemiş gerçekler” olabileceği ve pekala doğruyu gösterebileceği söylenebilir.

İkinci soru ”glokom tedavisi tercih kriterleri”. Sanırım tedavinizi neye göre belirlersiniz denmek isteniyor. Etkinlik, düşük yan etki profili ve ek gib düşüşü, diğer seçeneklere göre açık ara öne çıkmış görünüyor. Tedavinin belirlenmesinde ilgili firmanın bilimsel desteğinin de %7’lik etkisinin olması, yan faktörlerin önemimi gösteriyor.

Üçüncü soru” tedavi değişim nedenleri”ni sorguluyor.  Anket sonucu bana kalırsa çarpıcı! Gerçek hayatla uyuşan bir veri yakalanmış. İlacın hedef basıncıyla  glokomun hedef basıncı çoğu zaman karışan, iç içe giren kavramlar. Bir ilacın etkili olduğu söylemek için %15 ile 30 arasında basınç düşüşü sağlaması beklenirken, glokomun hedef basıncında çoğu zaman  bu oran daha yüksek olmakta, aradaki fark da ikinci ilacı gerekli kılmaktadır. Ancak ilacın hedef basıncı çoğu zaman sorgulanmamakta, kontrolde hemen ikinci ilaç başlanmaktadır. Anket verileri de bunu göstermiştir. 

Etiketler:

ilaçlar

Derin Bakış | Pınar Aydın O'dwyer | TEDxAnkaraCitadel

HalilAtes 28. Haziran 2016 21:20

Etiketler:

blog | Görme algısı | görme engelli ünlüler | görme fizyolojisi | konferaslar | ressamlar

12. EGS Kongresinin ardından: 3

HalilAtes 25. Haziran 2016 00:28

470

Selanik Aristo Üniversitesi’nden Fotis Topouzis, adı sık duyulan meslektaşlardan biri. Epidemioloji çalışmalarıyla EGS GlaucoGENE projesinin kurulmasına katkısı bulunan Topouzis, bu kongrede de kongrenin felsefesine uygun, yani bir çeşit yin-yang bakış açısıyla, hem glokom hastalarının henüz sadece yarısını tanıyabildiğimizi, hem de glokom tanısı alan hastaların tahminimizden daha büyük bir oranına lüzumundan fazla ağırlaşırılmış tedavi uyguladığımızı belirtti.

Asistanlığımdan bu yana glokom tanısı almamış daha %50 hasta olduğu söylenir. Bunca teknolojik, siyasi ve sağlık organizasyonu gelişmesine rağmen bu kadar çok glokomlunun hala tanınmamış olması ilginç geliyor bana. Bir yandan da tanınmış olsa glokom merkezlerinin hali ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum, çünkü günümüzde bu merkezler tamamen şişmiş, hantal durumda. Aslında bu iki ayrı uç, sebep-sonuç bağlamında değerlendirildiğinde birbirinden ayrı olmak yerine örtüşen unsurlar barındırıyor. Yetersiz veri analizi, yoruma dayalı doktor bazlı yol haritaları sunulmasına yol açıyor. Kaynağı belirsiz kararların doğruluğu ya da yanlışlığı bu uç gerçeğin oluşmasına yol açıyor.
Sağlık piyasasını zaman zaman telefon piyasasına benzetiyorum; telefon satıcıları telefon alacak insan sayısını artırmak yerine bu imkâna sahip kişilerin daha sık telefon değiştirmesini hedeflemiş görünüyorlar, çünkü refah toplumlarının artırılması ticari kuruluşun gücünden ziyade devlet gibi daha büyük organizasyonların çabasıyla gerçekleştirilebilecek bir hedef olabilir. Sağlık politikalarına yön veren ticari kuruluşlar da destekledikleri çalışmalarla risk faktörlerini öne çıkartarak, belki biraz da abartarak bir şekilde glokom birimlerinde kimliği bulunan, tanısı konulmuş diyemeyeceğim ama kişilik olarak tanımlanmış bireylerin (hastalar??) tanı işlemi kalemini artırmanın veya bir tedavi uygulamanın daha doğru bir politika olduğunu savunmaktalar. Sosyal devlet sigorta fonları da bütçesi devamlı açık verirken pastayı genişletmek yerine mevcut pasta dilimi üzerindeki konfigürasyonlara göz yummaktadırlar.

 

Kongrelere katılmak bir patikada yürümek gibidir. Yola çıkmadan temiz hava almak, çevreye bakmak ve zinde kalmayı amaçlarsın. Ancak yolda karşılaştıkların seni gördüğünden farklı bir dünyada sürükler. Yalnız, sessiz ve dikkatini dağıtmayan ortam aklında pek çok fikrin doğması için sembolik etkiler yaratır. Uzaktaki kulübe uzun zamandır ziyaret etmediğin anneni aklına getirir veya bir arı vızıltısı sevmediğin birisiyle yaptığın kavgayı.. Kongrelerde anlatılan konular, anlatanlar, duyulan bir kelime, bir jest de bu açıdan farlı hikayelerin doğmasına yol açıyor. Tüm bu uçuşan düşünceler değerli birer başlangıç olabilir, kongrelerde anlatılanları dinlerken fotoğraf çekmek yerine not tutmak bu bakımdan “diğerini” de kağıda bağlamak için gereklidir. Bu kongre yazıları da okuyanlara bir şey öğretmekten ziyade bir durumu özetler niteliktedir, bu gözle okunması ve merak uyandırırsa ilgili yayınlara başvurulmasını amaçlar.  

Etiketler:

kongre haberleri

12. EGS Kongresinin ardından: 2

HalilAtes 24. Haziran 2016 10:55

469 EGS kongresi üzerine ikinci yazımı son dönemin parlayan yıldızı University of London’dan istatistikçi David Crabb, MSc, PhD üzerine yazmayı planladım. Crabb istatistik ve bilgisayar bilgisi ile çalışma verilerini herkesin anlayabileceği görsel malzemeler haline getirmesiyle tanınıyor. İki yıldır kullanımda bulunan “Glaucoma in perspective” aplikasyonu, cep telefonlarınıza indirebileceğiniz bir glokom değerlendirme ve eğitim programı (telefonunuzun aplikasyon yükleme bölümünde “glaucoma in perspective” yazarak programı bulup yükleyebilirsiniz). Program aslında hasta eğitimi için tasarlanmış, ancak görme alanı çıktılarının gerçekte hasta tarafından nasıl algılandığını merak eden, öğrenmek isteyen meslektaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum, bu konunun ayrıntılarını daha önce yazmıştım, meraklısı şuradan okuyabilir. Yeri gelmişken bir de açık davet yapmak istiyorum; bu modülün finansör tedarikçisi Allergan, Türkiye Allergan modülün Türkçeleştirilmei işini üstlenirse veya buna izin verilmesine imkan sağlarsa hem hastalarımız hem de meslektaşlarımız için çok yararlı olacaktır.

Crabb’ın kongrede sunduğu ikinci konu ise progresyon üzerineydi. “Examining visual field loss in patients in glaucoma clinics during their predicted remaining lifetime.” başlıklı ilk çalışma ve bunu tamamlayıcı ardıl çalışmalarla  görme alanı progresyonu gösteren hastaların yüzdesi hesaplanmış. 25000 hastanın 12 yıllık takibi sonucu, hastaların %25’inde görme alanı progresyonu gözlenirken bunlardan sadece %4’ünde görme tehdit altına girmiş. Kuş yuvasına benzeyen aşağıdaki grafikte kırmızı renkle gösterilenler tehdit altındaki hastaları temsil ediyor. David Crabb, MSc, PhD

Çalışmanın sonuçlarından kişisel tedavinin ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliyoruz. Klinikler kanıta dayalı tıp verileriyle hazırlanmış tedavi protokollerini temel alırken %4’lük çok kötü, çok hızlı progrese olabilecek bu hasta grubunu nasıl yakalayabileceklerini de kendi takip protokollerini oluşturarak bulmaya çalışmalıdırlar. Bu çalışmadan çıkarılacak ikinci ders de bir kısım hastanın lüzumsuz takip sıklığına ve/veya tedaviye maruz kaldığı gerçeğidir. Hastaların kötüleşme hızı ile yaşam beklentisi korele edildiğinde anlamlı bir tehdit yoksa o hastanın takip aralığını genişletmek kliniğin iş yükünü azaltması açısından yararlı olacaktır. Ayrıca hastaya lüzumsuz ilaç, cerrahi seçenekleri sunmayarak yaşam kalitesini de bozmamış oluruz.

Etiketler:

akış şemaları | eğitim | glokom progresyonu | görme alanı | Görme algısı | hastalar için | kongre haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre