Xen implantasyonundan yola çıkarak eğitim stratejileri

HalilAtes 24. Nisan 2016 19:52

Bu blogu takip edenler, Xen implantıyla ilgili daha önceki yazılarımı hatırlayacaklardır. Bugün katıldığım bir toplantı ile ilgili görüşlerimi yazarken implantın güncel bilgilerini de yazacağım. Önce toplantıyla bilgili bölümü yazayım. Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi xen üzerine farklı kurslara, toplantılara katılmıştım. Bu toplantılar üretici firmanın sponsorluğunda yapılmıştı, şimdi Allergan implantı üstlenmiş durumda. Barcelona’daki toplantı da Allergan’ın bir eğitim faaliyetiydi.  İnstitut de microcirugia ocular’de yapılan etkinlikte beni etkiliyen bir tanıtım stratejisi uygulanmış. Büyük firmalar, araştırma, geliştirme gibi bilimsel etkinliklerinin yanı sıra reklam ve eğitim alanında da farklı bölümlere yapılandırılmış. Yeni ürünün hangi alanını ön plana çıkarmak istiyorlarsa yapılan aktivite gizli bir şekilde bu mesajı vermeye odaklı dizayn ediliyor. Xen bağlamında verilmek istenen mesaj “herkes yapabilir”. Bu mesajı içeren hiçbir cümle geçmedi, ancak implantın teorik bilgileri verildikten sonra enstitüdeki üç genç hayatlarının ilk xen implantasyon cerrahisini canlı olarak toplantıya katılanların şahitliğinde yaptılar.

 

Bu stratejinin birkaç açılımı var; önce “basit, sen de yapabilirsin” mesajını eğitim alanlar hissediyor. İkincisi tecrübeli bir cerrahın yapacağı ameliyatta, cerrahinin süreci esnasında karşılaşılabilinecek zorluklar, o cerrah bu aşamaları daha önce beceriyle geçebildiği için, eğitilenlerin hissetmesi zordur, deneyimsiz bir cerrahta ise bu aşamalardaki zorlukları görerek eğitilenin dikkatli olması sağlanabilir, bu stratejinin eğitim açısından çok iyi bir model olduğunu düşünüyorum. Üçüncüsü “sıcaklık”; ürününün iyi bir ürün olmakla birlikte dikkat edilmesi gereken yerleri de var mesajının verilmeye çalışılması, ürüne karşı nötr olan eğitilenin söylenenlere güveni artabilir, bu stratejinin yeni çıkan ürünlerde başarılı olacağı kanısındayım. Özetle toplantıda xen’den ziyade eğitim ve pazarlama stratejisinin üstün zekalı yönetilmesi beni çok etkiledi.

Xen konusuna gelince; konjonktivayı açmadan kısa ameliyat süresinde implante ediliyor olması avantaj, MM-C kullanılıyor ve bir filtran  cerrahi olması dezavantaj. Toplantıda yapılan sunumlardan başarılı bir trabekülektomi ile uzun dönem mutlak başarı oranlarını karşılaştırmanın pek mümkün olmadığını anlıyorum, komplikasyonlar ise daha az. Xen’i belki yardımcı cerrahi gibi düşünmek, o kulvarda ilerlemesini sağlamak daha gerçekçi olacaktır. İlaç sayısının azaltılması, kombine veya psödofakiden sonra bir miktar basınç düşüşü planlanıyorsa kullanılabilecek iyi bir ek modül olabilir. Cerrahi sonrası sık iğneleme ile revizyon yapılıyor olması da bir başka dezavantaj gibi.

 

Günlük pratiğimde ben kullanır mıyım? Evet, şöyle; önceki filtran cerrahiler veya bir başka neden ile üst yarı dolduysa ve alt yarıya bir filtran cerrahi yapmam gerekecekse trabekülektomi veya seton yerine xen implantasyonunu endoftalmi riskini azaltmak için tercih ederim.

Etiketler:

eğitim | kongre haberleri | MİGS

Türk araştırmacıların trabektom sonuçları

HalilAtes 12. Şubat 2016 11:40

Glokom cerrahilerinin temel felsefelerini ikiye ayırmak gerekiyor günümüzde; ilki muhtaç kalındığı için, yani tıbbi veya lazer ile glokomun progresyonu durdurulamadığı hallerde yapılan cerrahiler ve ikincisi katarakt cerrahisinin basınç düşürücü etkisini artırmak, daha az anti-glokomatöz ilaç kullanımını sağlamak amacıyla katarakt cerrahisi sırasında yapılan ek anti-glokomatöz “minik” işlemler. İkinci grubun en önemli özelliği komplikasyon oranının ihmal edilebilir düzeyde düşük olmasıdır. Radikal glokom cerrahilerine alışık bir gözün bakış açısı “yardımcı” glokom cerrahileri ile elde edilen sonuçları beğenmez. Basınç düşüşünün yeterli olmadığı veya hala ilaç kullanıldığı ileri sürülür. Haklı olunabilir “kış köşesinden” bakınca görülen olumsuzluklar, “yaz köşesinden” bakınca göze hoş gelebilir. Üç ilaç kullanan bir hastanın ilacını teke düşürmek müthiş bir yardımdır bana kalırsa, bu tür cerrahilere bakış açımızı eğitmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

 

Glokom-Net takipçileri kombine minik cerrahi alternatiflerini anlattığımız yazıyı hatırlayacaklardır. Bu yazıda trabektom da bu yaklaşımlardan birisiydi. Sayın Y. Yıldırım ve arkadaşlarının “Evaluation of the long-term results of trabectome surgery” başlıklı çalışması, trabektom sonuçları hakkında fikir edinmemizi sağlaması açısından yararlı bir çalışma. Müellifler, trabektom uyguladıkları hastaların 18 aylık takip sonunda GİB değerlerinde %38’lik düşüş saptamışlar, ayrıca kullanılan anti-glokomatöz ilaç sayısında da %48 azalma olmuş. Değerler yüz güldürücü. Ciddi bir komplikasyonla da karşılaşılmamış. Cerrahinin videoları seyredildiğinde kolay olduğu sanılabilir. Ancak intraoperatif açı görüntülenmesinin tecrübe ve donanım gerektirdiğini hatırlatmak isterim. Mikroskobunuzun açı görüntülenmesine uygun tilte olabilen bir düzenekte olması gerekir.  Açıya bakarken ön kamarayı görmeyeceğiniz için deneyimsiz arkadaşların fakik hastalarda buna yeltenmemesi tavsiye edilir. Ayrıca cerrahinin doğası gereği çalışılan bölgedeki trabekülum ve schlemm kanalı yok edildiğinden daha sonra kanaloplasti yapma olanağını ortadan kaldırdığınızı da hatırlatırım.

Etiketler:

cerrahi teknik | glokom hastasının kataraktı | kanaloplasti | MİGS

Kahook dual blade hakkında ilk düşünceler

HalilAtes 30. Kasım 2015 12:16

Schlemm kanalı cerrahileri gelişmeye devam ediyor. Trabektom ile yapılan ab-interna trabekülum ve schlemm kanalı iç yüzünün soyma işleminin iyi ve eksik yönlerini daha önceden bahsetmiştik. Kahook dual blade de felsefe olarak aynı alana hizmet etmektedir. Trabektoma avantajı koter alati gerekmeden basit bir bıçak yardımıyla aynı işi, aynı güven ile sağlayabilmesidir. Tekniğin katarakt ile kombine veya psödofaklarda tek başına kullanılabildiği gibi, fakiklerde de yapılabileceği savunulmuştur. Ancak açı cerrahilerinde mikroskobi tekniği nedeniyle fakik hastalarda güvenliğin düşük olduğunu, lüzumsuz risk alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Firma destekli olumlu çalışmaları okudum, bağımsız çalışmaların sonuçlarını da görmek isterim, o yüzden rutin kullanımıyla ilgili bir yargıda bulunmak henüz erken. Benim açımdan avantajları şöyle sıralayabilirim;

ü      Ucuz, bıçak haricinde yatırım gerektirmiyor.

ü      Mitomisin gerektirmiyor, bu hasta konforu açısından çok iyi

ü      Kombine cerrahi ile dost

Dezavantajları ise şunlar;

ü      Açı destekli tilte olabilen mikroskop gereksinimi

 

ü      İşlem sonrasında gerektiğinde kanaloplasti yapılamaması

Etiketler:

antimetabolit | cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS | yeni alet tanıtımı

Güncel iki konuda derleme ve Türkçe oftalmoloji dergileri

HalilAtes 12. Temmuz 2015 19:04

Türkçe oftalmoloji dergileri üzerine zaman zaman yazmaya gayret ediyorum. Türkçe dergilerin en önemli misyonunun da dil olduğu tartışılmazdır.Bilim dilimizin oluşturulmasında biricik kurumumuz Türkçe dergilerdir. Yazım kuralları, kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunması ve indeksleme için ortak bir kural oluşturulması bu dergilerin sorumluluğu altındadır. Bugüne dek bu amaçların gerçekleştiğini söylemek zor. Dergilerimiz gönüllülük usulüne göre yönetilmektedir ve profesyonel kadroları bulunmamaktadır. Ayrıca bazı dergilerimizin İngilizce yayımları da kabul ettikleri görülmektedir. Genel görüş nedir bilemiyorum ancak bence izlenen yol pek uygun değildir. Elimize aldığımız derginin karşık pizza gibi olması pek şık görünmemektedir. İngilizcenin atıf sayısını artıracağı üzerine kurulmuş bir proje olduğunu düşündüğüm bu gelişmenin artıları  yanında yukarıda belirttiğim eksileri de olacaktır. Zaten olmayan indeksleme bu gelişme sonrası içinden çıkılmaz bir karmaşaya dönecektir. Dil birlikteliği yok olacaktır. İlgililerin üzerinde tekrar düşünmesini umut ediyorum.

Bu dergilerde yayımlanan araştırmalar kadar derlemelerin de önemli olduğuna inanıyorum. Derlemeler özellikle asistan arkadaşların eğitimine katkı sağlaması bakımından çok önemlidir. Bildik konuların nasıl toparlanacağını öğretmesi yanında, yeni konuların artılarını ve eksilerini de bilmemizi, heyecanlı ve temkinli olmamızı sağlar.

Bugün Doç. Dr. Sinan Sarıcaoğlu'nn iki derlemesini bilgilerinize sunuyorum. Her iki konu da güncel pratiğimize ve bakış açımıza önemli katkılar sağlayacaktır;

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim | glokom hastasının kataraktı | kanaloplasti | MİGS

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 4

HalilAtes 13. Haziran 2015 17:24

Ike Ahmed gibi bir pop yıldızının olmaması veya kapalı açılı glokomun bolca konuşulduğu bir ortamda Foster’in bulunmaması, Messi’nin oynamadığı bir dünya kupası izlemek gibi duygusal bir tatminsizlik veriyor insana.

Yıldızlar olmayınca farklı yüzlerden bildik konuların değişik anlatımlarını dinleme olanağı bulduk. Bir Çinli’den Othello olması beklenemez sonuçta, ama Çinliler bunu denedi, MİGS anlattılar !!

Aşağıdaki grafik Ike’ın hazırladığı, benim aranje ettiğim (Fecri Ebcioğlu’yu analım) bir grafik. Son zamanlarda hit oldan bir slayt. MİGS anlatmak isteyen herkes bu slaytı kullanmak zorunda hissediyor kendini. Anlattığı hikaye şöyle; MİGS’in çeşitleri var, hepsinin gib düşürme gücü ve komplikasyon olasılığı farklı. Grafiğin sağ üst köşesinde bulunan trabekülektomi en fazla basınç düşürücü etkiye sahip glokom cerrahisi türü, ancak komplikasyon olasılığı da aynı oranda yüksek. Bu grafiğe bakıp kaybetme ve kazanma olasılığını değerlendirmelidir her glokom cerrahı. Hastaya, glokom seviyesine ve cerrahinin yapılacağı merkezin durumuna göre hangi cerrahiyi seçeceğimize karar vermeliyiz.

 

Dikkat ederseniz bu grafiğin tam ortasında kanaloplasti var. Komplikasyon ve başarı oranı diğer seçeneklere göre en dengeli görünen glokom cerrahisi kanaloplasti demek doğru olacaktır.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | kanaloplasti | kongre haberleri | MİGS

iStent meta-analizi üzerine

HalilAtes 29. Mayıs 2015 10:38

“iStent as a Solo Procedure for Glaucoma Patients: A Systematic Review and Meta-Analysis” başlıklı çalışma üzerine inşa edeceğim bugünkü yazımı;

Bildiğim kadarıyla iStent üzerine yapılmış ilk meta-analiz olması dolayısıyla önemsediğim bir çalışma. Takılan implant sayısıyla doğru orantılı olarak hem GİB düzeyinde hem de kullanılan ilaç sayısında azalma olduğu yazılmış ortak kanı olarak. Bu iki olumlu etkinin ortalama 18 ay sürdüğü de belirtilmiş.

Çalışma verileri istatistiki analizlerin sonuçlarını yansıtmakla yükümlüdür, elde edilen verilere yorum yapılması beklenmemelidir. Bu bologda benim yaptığım gibi yorum yazıları ise çalışmaların ışığında çıkan verilerin, yazarın bilgi dağarcığıyla beslenen görüşlerini de katarak hazırlanır.  Bu yorumlar zaman zaman çalışma verileriyle çelişebilir de. Burada fanatik veya dogmatik ifadeler ile iyi niyetli uyarıların bir harmanını okumak mümkündür. Yazarın ne demek istediği genellikle yazarın tanınmasıyla anlaşılabilir.  Bütün bunları neden yazdım; bu çalışma üzerinden ilerleyelim.

Ortalama 18 aylık başarı denebilecek sonuçları elde etmek için en az bir implantın takılmasının maliyeti ve emeği gerekli midir? Bu çalışmayı nasıl okumalıyız? Çalışmaların okunması resimlerin okunmasına benzer;

 

 

Bu tabloda Napolyon’un bildik bir pozunu görüyoruz. Soluk bir surat ile elini yeleğinin içine götürmüş. Bu resme bakıp “işte Napolyon” deyip geçmek pekâlâ mümkündür. Ayrıntılara gelince; geride duran saatin 4’ü göstermesi, sehpanın üzerindeki mum ışığı, o saatin gece 4 olduğu bilgisini vermesi, çalışma evrakları ve kılıç ile karışık masa bize aslında şunu anlatır: “Fransa, halkım, gece-gündüz senin için çalışıyorum, düşmanlarımızı yok edeceğiz”. Resmi okuyunca farklı bir hikâyeye ulaştık. Devam edelim; artık yıllar geçti ve Napolyon’un hırsının nelere, binlerce kişinin ölümüne yol açtığını bunca zaman sonra biliyoruz ve onu savaş sevdalısı bir diktatör olarak tanımlayabiliriz. Resmin anlattığının da ötesindeyiz artık. Sonuçta bu hikâye hiç de hoş olmayan bir hikayedir diyebiliriz. Çalışmaların okunması da pek çok hikâyenin cümle aralarından çıkarılmasını ve sizin yaşamlarınızı değiştirmesine izin vermektir aslında.

Bu meta analizden de olumlu ve olumsuz hikayeler çıkabilir;

ü      iStent basıncı düşürüyor: iyi

ü      Birkaç tane takılması daha iyi sonuç veriyor, yani maliyetli: kötü

ü      Komplikasyon yok: iyi

ü      iStent takarsan daha sonra kanaloplasti yapamazsın: kötü

ü      Katarakt ameliyatı ile kombine yapılması başarıyı artırıyor: kötü

ü      Rantabl başarı 18 ay sürüyor: çoğunluk bu süreyi yetersiz bulacaktır, bence iyi

ü      İmplantasyon sonrası kullanılan ilaç sayısı azalıyor: iyi (belki de en iyi değer bu)

Son olarak da kişisel görüşümü yazarak bitireyim; iStent’in teorik olarak başarılı bir buluş olduğuna inanmıyorum (bunca çalışmaya rağmen). Çünkü açık açılı glokomda zamanla schlemm kanalı ve kolektör kanallarda kollaps gelişecektir, gelişir. iStent problemin trabeküler ağda olduğunu, bahsi geçen kanallarda ciddi bir problem olmadığı kurgusu üzerine inşa edilmiştir. Bu bir çelişkidir. Bu yüzden meta-analiz sonuçlarını hayret ile karşıladım.

 

Tabii bütün bu bilgiler günümüz Türkiye’si için Çuryumov-Gerasimenko Kuyruklu Yıldızı üzerine "Philae" isimli modülün indirilmesi kadar yabancı haberler. SGK’nın belirlediği tıbbi hayatımızda tüm bu gelişmelerin (!) uygulanabilirliği uzak bir ihtimal, fikir cambazlığı yaparak oyalanmakla yetiniyoruz.

Etiketler:

MİGS | yayın

Kanaloplasti çalışmadı mı? Hemen Micro-invasive sütür trabekülotomisi'ne geçin

HalilAtes 24. Şubat 2015 11:30

Bugün uzun dönem kanaloplasti sonuçlarında başarısız olunan vakalar için alternatif bir cerrahi teknikten bahsedeceğim; önce kanaloplasti hakkında hatırlatıcı bir bilgi vermek istiyorum. Günümüz non-penetran glokom cerrahileri arasında en yüksek başarı oranına sahip bu teknikle Schlemm kanalı bir katater ile tekrar işlevselleştirildikten sonra 10/0 prolen sütür kanal içinde bırakılarak kanalın tekrar kapanması önlenmektedir. Prolen sütür gergin olarak sıkıldığı için önündeki trabekülum direnci düşmekte, kolektör kanalların Schlemm kanalı ile ağızlaşması genişlemektedir. Teknik bir filtran cerrahi olmadığı ve fizyolojik dış akım yolunun tekrar çalıştırılmasından ibaret olduğu için konjonktivanın sağlığından bağımsızdır ve mitomycin-c kullanımı gerekmez. 5 yıllık başarı oranı çeşitli yayınlarda ortalama %85’in üzerinde gösterilmektedir.

Bugüne dek cerrahinin başarısız olduğu durumlarda bir filtran cerrahi prosedürü ile basıncın yeniden regüle edilmesini sağlıyorduk. Tübingen Üniversitesinden bir grup araştırmacının öncesinde kanaloplasti yapılmış 31hastaya yaptıkları Micro-invasive sütür trabekülotomisi (MIST), filtran cerrahiye geçmeden de alternatif bir tekniğin kapılarını açmıştır.

Tekniği şöyle özetleyebiliriz; preop. Pilokarpin damlatılan hastanın saat 6 kadranındaki clear korneasından ön kamaraya girilip viskoelastik madde ile ön kamara şişirilir. 23 G crocodile-design forseps ile saat 12 kadranındaki prolen düğümü bulunup yakalanır. Bu işlem intraoperatif gonyolens yardımıyla yapılır. Prolen sütür ön kamaraya doğru yavaşça çekilerek 360 derece trabekülotomi işlemi tamamlanır. Ön kamara yıkanarak viskoelastik ve sızıntı şeklinde ön kamaraya gelen hemoraji ortamdan uzaklaştırılır.

Çalışmada sonuçlar şöyle verilmiş; GİB düşüşü 6. ayda 11.1 mmHg (düşüş yüzdesi %36.7), 12. ayda 13.5 mmHg (düşüş yüzdesi %41.4), 24. ayda 13.5 mmHg (düşüş yüzdesi %44.6).

Çalışmanın komplikasyon oranları da hayli yüz güldürücü; geçici hipotoni %6, mikro hifema %68, makro hifema %13, geçici basınç yüksekliği %32, Descemet dekolmanı %0.

Bu çalışmayı okuduğumda kanaloplasti seçiminde ısrar etmenin gerekliliğini bir kez daha anlıyorum, filtran cerrahiye geçmemek için ısrar etmekte fayda var.

Ancak bu çalışmanın MIST üzerine yapılmış ilk ve tek çalışma olduğunu da vurgulamak isterim.

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS

XEN takıma hazır

HalilAtes 23. Şubat 2015 11:45

ESCRS ‘nin Türkiye’de yapılması ön segment ile ilgilenen meslektaşları ve firmaları evimizin yakınında görme fırsatı doğurdu, organizasyonu sağlayanlara teşekkür etmeliyiz.

Ana konu glokom olmasa da bizim için de faydalı gelişmeler oldu, bunların başında Türk meslektaşların XEN ile tanışmış olmasınıdır. Bu bologun takipçileri XEN’i hatırlayacaklardır, daha önce şurada 1, şurada 2, ve şurada 3 konuya değinmiştik. Bu yüzden detaya girmeden genel düşüncelerimi paylaşmak isterim;

Xen’i filtran cerrahilerle MİGS’in yaptığı evlilik sonucu ortaya çıkan bir oğul olarak nitelendirmek yerinde bir saptama gibi geliyor bana. Anne ve babasının olumlu yönlerini de olumsuz yönlerini de barındırıyor.

Açık açılı, düzgün konjonktivalı hastalara uygulanabilir olması temel şartları. Neovasküler glokom, filtran cerrahiye uygun olmayan yapışık, fibrotik konjonktivası olanlar, ön kamara lensi implante edilmiş hastalar, kapalı açılı glokomlular, ön kamarasında silikon olanlar ve Sturge-Weber sendromu gibi venöz basıncı yüksek olanlarda uygulanamıyor.

Cerrahiden yarım saat önce 20 mikrogram MM-C ile birlikte lidocaine enjeksiyonu cerrahi bölgenin forniks tarafına yapılmalıdır. MM-C’nin oldukça düşük konsantrasyonda yapılması hasta yaşam kalitesini postop. dönemde etkiler mi bilemiyorum, bu konuda bir çalışma göremedim.  Enjeksiyon sırasında subkonjonktival hemoraji gelişirse xen bu bölgeye yapılmamalıdır, başka bir kadran seçilmelidir. Tavsiye edilen kadran superior-nazal kadrandır, ancak bu bir zorunluluk değildir, cerrahın maharetine uygun bir kadrana da implante edilebilir, en iyi kadran konjonktivası en iyi olan kadrandır.

Diğer MİGS prosedürlerinden farklı olarak katarakt ameliyatı ile kombine yapılan xen implantasyonlarından artı bir başarı sağlanamamıştır, kombine veya tek aynı başarı elde edilmiştir. Fakik hastalara yapılabilmektedir, ancak aşağıda Ike’ın videosunda da görebileceğiniz gibi implantasyonun yapılacağı kadranın karşısından giriş yapılıp trans-pupiller geçiş yapıldığı için dikkatli olunması gerekir.

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi implantın üç farklı seçeneği vardır ve düşürmek istediğiniz basınç aralığına göre bunlardan birini tercih etmeniz istenmektedir. Seçimin tecrübeye göre olduğunu düşünüyorum, seçim için kriterler nelerdir, yazılı bir yol haritasına rastlamadım.

İmplantın Faz 3 ve 4 çalışmalarını okudum, sonuçlar ve komplikasyon oranları oldukça yüz güldürücü, ancak bağımsız çalışma gruplarının sonuçlarına ihtiyacımız olduğu da bir gerçek.

En sık karşılaşılan komplikasyon; filtran cerrahilerin de en sık karşılaştığımız komplikasyonu olan fibrozis. Fibrozis sonrası önerilen işlem iğneleme.

İmplantasonda ne tür hatalar olabilir ve çözüm yolları nedir; Yukarıda belirttiğim gibi fakik hastalarda trans-pupiller geçişe dikkat edilmeli, açı geçişinde irise takılmamalı, hemoraji oluşturulmamalıdır. Akla gelen soru implantasyon enjektörünü fazla ittirip tüpün ön kamara ucunu skleraya gömebilir miyiz sorusunun korkulacak bir durum olmadığını hemen belirteyim. Enjektörün implantın içinde bulunduğu ucu ile ön kamarada bulunan ucu arasında kalınlık farkı var ve enjektörün daha fazla itilmesi bu şekilde önleniyor. Başka bir soru tüp konjonktiva erezyonu yapabilir mi? Yapabilir, yaparsa tekrar ön kamaraya girip tüpü içeriden çekip çıkarmak gerekiyor, dışarıdan çekilmiyor.

Benim pratiğimdeki yeri ne olabilir; Xen takılmış bir hastaya kanaloplasti yapma şansımız yok, bu yüzden açık açılı glokomlu hastalarda ilk cerrahi olarak xen implantasyonu yapmayı düşünmem. Kanaloplastinin yetersiz kaldığı ve filtran cerrahi gereksinimi olan hastalarda xen'in kullanım alanı bulacağına inanıyorum.

 

Sonuçta xen’in ticari hale geçmesinin hemen ertesinde ülkemizde kullanabiliyor olmamız (bunun için sertifikasyon gerekli) nedeniyle ilgi Türk firmasına teşekkür etmemizi gerekli. 


Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar | cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS | yeni alet tanıtımı

High Frequency Deep Sclerotomy Ab Interno

HalilAtes 28. Ocak 2015 11:38

Herkes yapabilmeli, herkes için kolay bir yöntem felsefesinin temel alındığı MİGS prosedürlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Açık açılı glokomu olan hastaların ilaç kullanım sayısını azaltmak ve gelecekte yapılacak glokom cerrahilerinin başarısını (konjonktiva sitolojisi az ilaç kullanımı nedeniyle korunduğu için) artırmak amacıyla yapılan cerrahilerde eğitim süresinin kısalığı büyük bir avantaj olarak görünmektedir. Katarakt ameliyatı ile kombine veya psödofak hastalara yapılabilen bu işlemlerde, katarakt ameliyatı yapabilecek eğitimi almış genel oftalmologların trabekülektomi veya non penetran glokom cerrahisi gibi yoğun eğitim zamanı gerektirmeden glokom cerrahisine katkıları sağlanmaktadır.

High-Frequency Deep Sclerotomy adı verilen yöntem ile 1mm uzunluğunda 0.6 mm genişliğindeki diathermik prob, bipolar radyofrekans enerjisi barındıran kanül benzeri uzantının ucunda bulunur (abee® Glaucoma Tip, Oertli Instrumente AG). Katarakt ameliyatının sonunda lens implantasyonundan sonra ön kamara viskoelastik materyali alınmadan prob açıya yaklaştırılır, bu sırada gonyolens sayesinde bölge görünür hale getirilir ve trabekülum alanına prob sokulur. Amaç trabekülumdan geçerek schlemm kanalına ulaşılmasıdır. Bölgeye girilince ayak pedalı sayesinde radyofrekans enerjisi proba aktarılır. Yaratılan kanaldan trabekülumun direnci ortadan kaldırılarak ön kamaradan doğrudan schlemm kanalıda aköz geçişi sağlanmış olur. İşlem kapalı bir sistem olduğu için belb oluşumu beklenmez, dolayısıyla, konjonktiva ve sklera açılımı ile antimetabolit kullanımı gerekmez. Çalışmalarda işlemin tek seansta 6 kadrana yapılması tavsiye edilmektedir. İşleme ilgi duyanlar videoyu şu adresten izleyebilirler.

Konuyla ilgili pek çalışma yok, ben “Long-term Results of a Novel Minimally Invasive High-frequency Deep Sclerotomy Ab Interno Surgical Procedure for Glaucoma” başlıklı çalışmayı okudum. 53 göze uygulanan cerrahinin sonuçları 72 ay takip edilmiş. %52.8 gözde GİB <15 mmHg, %76 <18 mmHg ve %79.2 <21 mmHg bulunmuş. %77 gözde preop basınca göre %30 basınç düşüşü sağlanmış. İlaçsız mutlak başarı oranı (<21mmHg) %79.2 bulunmuş. Ciddi bir komplikasyon ile karşılaşılmamış.

Sonuçları okuyunca waaaaw denebilir. Ben de dedim. Ancak çalışmanın Oertli destekli bir çalışma olması, ve şurada (European Ophthalmic Review, 2012;6(1):17-9) yayınlanması ardıllarını da okuma ihtiyacını doğurdu.

Teorik olarak baktığımda i-stent’e göre daha avantajlı olduğunu söyleyebilirim. Hem maliyet açısından hem de bir implant yerleştirilmediği için schlemm kanalının bütünlüğü bozulmayacaktır ve ileride yapılacak kanaloplastinin yapılmasını engellemeyecektir.

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS | yeni alet tanıtımı

Neovasküler glokomun tedavi algoritması

HalilAtes 16. Ocak 2015 12:27

Etiketler:

akış şemaları | ECP | kapalı açılı glokom | MİGS | trabekülektomi

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre