Her şeye hazır mıyız?: SLT'nin ilk randomize kontrollü çalışması 2016'da bitecek

HalilAtes 2. Ekim 2015 13:05

Ülkemiz için kötü yola düşmüş iyi aile çocuğu kavramını dillendirdiğim SLT, ile bir şekilde barışmanın zamanının geldiğini daha önce de yazmıştım. Benzer hikayeler tüm dünyada yaşandı, yaşanıyor. SLT’nin değerinin olumlu ya da olumsuz anlamda yeteri kadar çalışılmadığı kanısındayım. Bugün, başlayan bir çalışmayı duyurmakla 2016’da kafamızdaki tüm sorulara cevap bulacağımızı müjdelemek için bu yazıyı kaleme alıyorum;

Trials’da yayınlanan “Comparing the effectiveness of selective laser trabeculoplasty with topical medication as initial treatment (the Glaucoma Initial Treatment Study): study protocol for a randomised controlled trial” başlıklı çalışma, başlangıç tedavisi olarak ilaç ve SLT tercihi yapılmış hasta gruplarının randomize kontrollü çalışma protokolünü sunmakla yetiniyor ve çalışmanın Aralık 2016’da sonlandırılacağını duyuruyor.

Çalışma protokolü şöyle:

 


 

 

Sonuçları merakla bekleyeceğiz, o tarihe kadar sağlık bakanlığı ve SGK’nın bilimsel temellere hazır bir yapılanmaya geçmesi de dileklerimiz arasında olmalıdır.

Çalışmanın açık metni şöyle: slt.pdf (1,10 mb)

Etiketler:

akış şemaları | SLT

EGS Rehberi 11 (Hamile ve emziren annenin glokomu)

HalilAtes 13. Ağustos 2014 09:48

Nüfusu hızla artan ülkemizde hamile ve emziren annenin glokom tedavisi ön protokollerinin yapılması gereken bir konudur. EGS rehberi dördüncü edisyonunda bu konuyu da derinlemesine incelemiş.

Tüm hastalıkların tedavisinde olduğu gibi glokomda da, glokomu değil hastayı tedavi ediyoruz. Hamile ve emziren annede bu özenimiz iki kat fazlalaşıyor, çünkü iki kişiden bahsediyoruz. Uygulanan tedavinin hem anneye, hem de çocuğa zarar vermemesi ana gayemizdir.

Bahsi geçen konu ortalama 21 aylık bir süreci kapsamaktadır. Stratejilerimizi bu zaman dilimini düşünerek planlamalıyız.

Bu yazıda diğer yazılardan farklı bir yaklaşım bulacağınızı baştan belirtmek isterim. Tüm yazılarda kanıta dayanan veriler ve bilimsel gerçekler makalelerin özünü oluşturmaktaydı. Avusturyalı bilim filozofu Sir Karl Popper bilimi, ifadeleri gözleme dayanılarak çürütülebilen uğraşların toplamı olarak tanımlamaktadır. Tanımlamada bilim olarak kabul edilenin, gelecekte çürütüleceği gerçeği yatmaktadır. Dogma ile bilim arasında en önemli fark bu sanırım, akan su/duran su hikâyesine gönderme yapan bir tanım olduğu anlaşılıyor. Bilim üreten “bilimci” ile bilimin ürünlerini bilen “bilgin” farklı insanlardır. Bunlar aynı dili konuşsalar da aralarında sanatçı ile zanaatçı arasındaki fark kadar bir ayrım söz konusudur. Bilgin, üst düzey bir eğitim sonrasında zamanın gerçeklerini temel alarak, dogmatik inanışlara sapmadan kendi bilim dalında ilerleyen kişidir. Bilimci ise bugüne dek yapılan gözlemler ve kuramlar ışığında yeni bir yol bulan veya gitmekte olduğumuz yolu yeni kanıtlar ile değiştiren kişidir. Tüm bunları neden anlatıyorum? Konu başlığımızın kapsadığı hastalara çözüm üretecek bir çalışma modeli etik nedenlerle yapılamadığı için buraya yazılanların hepsi temkinli yorumlardan ibarettir. Bir çalışmanın ürünü değildir.

Hamilelik döneminin özellikle ilk üç ayında kullanılacak ilaçların teratojenik etkisinden korkulur ve bu dönem içinde class A harici ilaçların kullanımı tavsiye edilmez. Glokom ilaçlarının çoğunun class C sınıfına girdiğini (brimonidine, betaxolol calass B) burada daha önce yazmıştım. Yani yapılmış planlı bir çalışma yoktur. İlaçların kullanılması fetüs için bir risktir. Burada iki risk olduğunu yazıyı okuyanlar deneyimleriyle birleştirdiklerinde kavramışlardır; fetüsün yapısal riski ile annenin körlük riski. Birinin giderilmesi diğerinin riskini artıracağı için doktor ve annenin birlikte verecekleri bir karar süreci yaşanacaktır.

İlaç tedavisinin devamı yönünde bir karar alınırsa class B grubu ilaçların kullanımı denenebilir. Ancak brimonidine’in çocuklarda santral sinir sistemi problemlerine yol açtığını gösteren çalışmaların olduğunu hatırlatmak isterim.  İlaç kullanmak zorunda olan annelerin punktal tıkama, damlatma sonrası göz kapaklarını kapatma ve tek damla damlatması konularında uyarılmaları yerinde olacaktır.

Hipotansif yağların uterus kontraksiyonuna yol açarak düşüklere neden olabileceği anneye ve doğumdan sorumlu doktora hatırlatılmalıdır.

Timolol’ün %0.1’lik jel preparatının günde bir kez kullanımının iyi bir seçenek olduğunu belirten yorumlar bulunmaktadır.

SLT’nin hiçbir yan etkisi olmadığı için bu grup hastalarda ilk seçenek olarak denenmesi şiddetle önerilir. Ancak hamile olan annelerin teorik olarak yaşları genç olacağı için SLT etkinliğinin düşük olması beklenmelidir.

Hamilelik döneminde ilaç kullanmak istemeyen veya kullanmasına rağmen progrese olan hastalarda glokom cerrahisi güvenle yapılabilecek bir tedavi yöntemidir. Tabii cerrahinin doğal komplikasyon olasılıkları hakkında hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Cerrahi sırasında uygulanacak topikal veya subkonjonktival anestezinin bilinen bir yan etkisi yoktur. Glokom cerrahisinde, özellikle genç hastalarda sıklıkla kullandığımız antimetabolit kullanımı hamile ve emziren annede kontrendikedir.  Antimetabolit kullanılamayacağı için cerrahi etkinliğin kısa sürebileceği unutulmamalı, bu yüzden cerrahi alan kullanımı gelecekte yapılacak olası ek cerrahiler düşünülerek sınırlı tutulmalıdır.

 

 

Etiketler:

akış şemaları | hipotansif yağlar | ilaçlar | SLT

Yol haritasına ihtiyacımız var

HalilAtes 27. Ocak 2014 10:35

Yazının birinci bölümüne gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim, devam ediyorum; asıl konumuz ameliyat gecikmelerinin yarattığı sorunlar ile mücadele idi, tekrar konuya yoğunlaşıyorum.

Moleküllerin, özellikle de BAK içerikli ilaçların konjonktiva sitolojisi üzerine olumsuz etkilerini daha önce bu sitede işlemiştik, hem hasta konforunu bozucu, hem de yapılacak glokom cerrahilerinin başarı oranını düşürücü  olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

SLT, BAK’sız ilaçlar ve MIGS bu aşamada işimizi kolaylaştırıcı seçeneklerdir.

SLT’yi ülkemizde kötü yola düşmüş iyi bir aile çocuğu olarak değerlendirmek mümkündür. Üzerindeki algı kirliliğini temizlemek için hepimize görev düşmektedir. SLT, ilaç sayısını, kullanım süresini azaltıcı, ameliyat zamanlamasını erteleyici basit, yan etkisiz ve eğitimi kolay bir yöntemdir.

BAK’sız ilaçların Türkiye’de kullanıma sunulması, var olanlarına dikkatin çekilmesi  derneğimizin görevleri arasına girmelidir.

MIGS konusunu bu blogda çok işlediğim için ayrıntısına girmeyeceğim, sadece felsefik çıkış noktasına tekrar değinmek istiyorum. Batı ülkelerinde glokom ameliyatı yapan doktor sayısındaki görece azalma ile yeni stratejiler geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Katarakt ameliyatı yapabilen tüm doktorların kısa bir eğitim ile glokom cerrahisi yapabilmesinin, bu sayede ilaç kullanım sayı ve zamanında azalma yaratılabileceğinin mantıksal izdüşümüdür MIGS. MIGS ile filtran cerrahiyi karşılaştırmak mümkün değildir, kullanım amacı sadece yukarıda bahsettiğim ihtiyacı karşılamasıdır. Ülkemizde bu konuda büyük bir eksiklik bulunmaktadır. Her gün yüzlerce glokomlu hastaya katarakt ameliyatı yapılmasına rağmen, hiçbirine MIGS ek işlemi yapılmamaktadır. Bunu bir fırsat kaybı olarak niteleyebilirim.

 

Yazının sonunda bütün bu yazdıklarımın amacını vurgulayarak bitirmek istiyorum. Glokom ile savaşta hepimiz dişlinin bir parçasıyız. Makinenin işlemesi için tüm dişlerin ahenk içinde çalışması lazım, bazı dişlerin parlak olması, dişlerin bir kısmının kırık olduğunda bir anlam taşımaz, hepimizin ortak bir strateji ile hareket etmesi gerekiyor. Hepimizin birlikte aynı stratejiyi uygulamamız için elimizde bir harita bulunması gerekir. EGS ve benzer organizasyonların hazırladığı yol haritaları maalesef ülkemizde halen geçerli değildir. Derneğimiz hastalıklar için şimdiye kadar hiçbir yol haritası deklare etmemiştir. Geçmiş dönemlerde bu tür kurullarda görev aldığım için böyle bir girişimin yapılmama nedenini biliyorum; yazılı evraklar hukuki olarak meslektaşlarımızı bağlayacağı için, aleyhlerinde kullanılabileceği görüşü hakimdi. Derneğimizin amacı yoldan sapanları korumak değil, ortak yol oluşturulmasına öncülük etmek olmalıdır. Bunca birimimiz ve çalışma gruplarımız var, bunların amacı sadece kongre düzenlemek olmamalıydı. Belli-başlı hastalıklar için yol haritasına kesinlikle ihtiyacımız var. Derneğimiz bunları kamuya deklare etmelidir.  

Etiketler:

akış şemaları | cerrahi teknik | MİGS | SLT

HLA B27 Uveitinde Glokom tedavisi

HalilAtes 27. Temmuz 2013 13:51

Ülkemizde sık rastlanan bir üveit çeşidi olan HLA B27 üveitinde, ön ve arka yapışıklık, trabekülit, debris ve hücrelerle trabekülumun tıkanması veya tedavisinde kullanılan steroide bağlı glokom gelişebilir.

Tedavisinde antiglokomatöz tıbbi tedavi birinci sırada yer alır; beta blokörler, karbonik anhidraz inhibitörleri veya alfa 2 agonistler bu amaçla kullanılmalıdır. Hipotansif yağların üveiti tetikleyici olduğunu bildiren çelişkili yayınları vardır bu yüzden kullanılması en azından aktif dönemde sakıncalıdır, ayrıca pilokarpinin post sineşiyi kolaylaştırıcı ve iris damarlarından protein geçişini artırıcı yan etkileri nedeniyle kullanımından kaçınılmalıdır.

SLT ve MİGS'in üveiti tetikleyici teorik bir senaryosu vardır. Buna karşın ECP hariç diğerlerinde olgu sunumu dışında planlı kurgulanmış çalışma bulunmamaktadır, bu konuda tecrübe eksikliği henüz giderilmediği için deneyimsiz arkadaşların lazer ve MİGS prosedürlerinden uzak durması yerinde olur, ECP ise kesin kontrendikedir.

Trabekülektomi, express ve seton implantasyonu ise uygulanabilecek cerrahi işlemlerdir. Üç cerrahi seçenekte de fibrotik aktivitenin klasik glokom cerrahisine göre daha fazla olacağı beklenmelidir. Trabekülektomi, iridektominin üveiti tetikleyici bir işlem olması nedeniyle, diğer seçeneklere göre dezavantajlıdır. Express ve seton implantların göz içi bölümlerinin yangısal ve/veya hemorajik organizasyonlarla tıkanma olasılığı vardır, cerrahi sonrası dikkat edilmelidir. Seton cerrahisinde skleranın bu tür hastalarda ince olduğu ve nekroza eğilimi bulunduğu unutulmamalıdır.

Non-perforen glokom glokom cerrahileri, sekonder açık açılı glokom vakalarında tercih edilmelidir. Ön kamaraya girilmemesi üveit yönünden büyük avantajdır. Ancak sineşi varlığında kesinlikle tercih edilmemelidir.

HLA B27 üveitinde kişisel tercihim express implantasyonu yönündedir.

Etiketler:

akış şemaları | ECP | express | hipotansif yağlar | kanaloplasti | MİGS | SLT | trabekülektomi | üveitik glokom

5th WGC 17.7.13

HalilAtes 17. Temmuz 2013 22:54

Toplantının ilk günü, ülke ve uluslararası dernek toplantıları ağırlıklıydı, dikkatimi çeken konular şöyle;

  • SLT üzerine yapılan kapsamlı konuşmalarda, SLT'nin açık açılı glokomda ilk tedavi seçeneği olması gereği üzerinde duruldu (salona sorulan soruda, ilk seçenek olarak uygulayanların oranı %50 çıktı).
    Başarı elde elilen olgularda ardıl yıllarda %10'luk başarı kaybı ile karşılaşılmış.
    Daha önceleri 180 derecelik SLT seanslarından bahsedilirdi, artık ilk seansda 360 derecelik tüm alan cerrahilerinin gerekliliği tartışmasız vurgulandı.
    İlk SLT uygulanımından başarı elde edilmişlere ikinci ve üçüncü tekrarlarda (en az 6 aylık bir ara olmalı) da aynı başarı oranının yakalanabileceği vurgulandı. İlk seansda başarı elde edilmediyse tekrarı anlamsız.
    SLT, cerrahi gibi basınç fluktuasyonu sağlayamıyor, tıpkı ilaçlar gibi basınç dalgalanmalarını engelleyemiyor, SLT uygulanan hastalarda progresyon analizlerini dikkatle yapmalıyız. 
  • Dar açıların 10 yıl içinde kapalı açı olma olasılığı, %10-40, kapalı açıların 5 yıl içinde glokoma dönüşme olasılığı %5-10.
    Orta şiddette glokomu olup da 180 dereceden az sineşisi olanlara sadece katarakt ameliyatı, daha fazla olanlarda ise kombine cerrahi önerildi.
    Kapalı açılı glokomlularda iridoplasti, iridotomi sonrası erken dönemde katarakt ameliyatı yapılması ağırlıklı görüş olarak kabul gördü, aslında terminolojik bir hatada bulunulduğunun da farkında olduklarını belirtti konuşmacılar, çünkü kataraktı olmayan hastalarda da bir glokom tedavisi olarak uygulanan katarakt ameliyatı için farklı bir adlandırmaya gereksinim duyuluyor.
    Bu konuşmalardan etkilenip her kapalı açılı glokoma hemen katarakt ameliyatı yapılmasında da sorunlar olduğu göz önünde bulundurulmalı; glokom hastasının katarakt ameliyatı zordur, dar ön kamara endotel azlığı ve zonül zayıflıkları komplikasyon oranları yükseltmektedir, bu hastalarda GİL hesaplamasında bile hata oluşma olasılığı yüksektir.
    Katarakt ameliyatı sırasında gonyosinoşiyolizis yapılmasında da fayda olduğu vurgulandı.
  • Trabekülektomi sonrası aşırı yara iyileşmesine önlemler tartışıldı. Az ve konjonktiva dostu ilaçlar ilk önlem olmakla birlikte, bu aşamaları geçmiş hastalarda, trabekülektomiden bir ay önce başlanacak steroidli damlaların inflemasyonu baskılayarak bleb fibrozisini azaltacağı vurgulandı.
    MMC ile birlikte intraoperatif avastin enjeksiyonunun tek MMC'ye göre daha başarılı sonuçlar alınmasına yol açtığı belirtildi.
  • MİGS konusunda hayli konuşma vardı, bu konuları daha önce burada paylaştığım için geçiyorum, sadece şunu söyleyeyim, korkunç bir MİGS bombalaması var ve insanlar kokuyu almış, öğrenmek için çok heyecanlılar, geç kalmayın.. 
  • Progresyon konusundaki panelde önemle üzerinde durulan konular;
    1. Progresyon araştırılmıyorsa glokom muayenesi bir hiçtir.
    2. Progresyonu saptamak kadar hızını da saptamak gerekiyor, çünkü, hastanın yaşı ve progresyon hızı hem takip aralığımızı, hem de  tedavi stratejimizi tamamen değiştiriyor. 
  • Normal basınçlı glokom tanısı konulmasının sonderece zor olduğu vurgulandı, burada ayırıcı tanının önemini önceki yazılarda belirtmiştim, geçiyorum. NBG'da tedavi edilmemiş hastaların %65'i progrese olmamış, olanların da progresyon hızı çok yavaş, hemen tedavi başlamayın, izleyin mesajı birkez daha verildi.
    NBG'da progresyon için risk faktörleri; migren, erkek hasta ve disk hemorajisi risk faktörü olarak bulunmuş, yaş, GİB tedavisi almaması ve ailede glokom öyküsü ise progresyon riski olarak saptanmamış. 
  • Jenerik ilaç ile orjinal marka ilacı arasında damla volümü, dış ortama dayanma kabiliyeti ve inaktivasyon zamanları açısından farklılıklar bulunmuş, dikkatli olmalıyız.

isyan

HalilAtes 19. Haziran 2012 22:20

bu gün yeni birşey farkettim; hasta olmayanlar hastalıklarını daha fazla benimsiyorlar. zamanımın önemli bir kısmını insanlara aslında hasta olmadıklarına inandırmak ile geçiriyorum. sanki çamurlu bir göldeyiz, zaman geçtikçe pis bir koku da duyulmaya başlıyor burada. tıp az parayla yapılacak iş değil, para az olunca hasta olmayanların hasta olması gerekiyor sanırım, sonra bu bulanıklığı ortadan kaldırmak için bir "formül" bulunuyor, ve formüle formül üretilerek işler daha çetrefilleştiriliyor. hikayenin özeti eskiden slt yapılırdı şimdi ödeme problemi doğunca önce bir ilaç ardından slt yapılyor. babam doktorluğun kutsal bir tarafının olduğunu söylerdi, yaşayarak görüyorum; değilmiş.

Etiketler:

SLT

SLT'nin antropolojisi

HalilAtes 30. Nisan 2012 12:05

Cornea dergisinin baskıda bekleyen çalışmalar bölümünde çıkan Shazly TA ve arkadaşlarının;

Effect of Central Corneal Thickness on the Long-Term Outcome of Selective Laser Trabeculoplasty as Primary Treatment for Ocular Hypertension and Primary Open-Angle Glaucoma başlıklı çalışmasında ince kornealarda SLT sonrası basınç düşüşünün kalın ve normal kornealara göre daha fazla olduğu belirtilmiş. Yazarlar, ince korneada SLT’nin ilk tedavi seçeneği olması yönünde yorum bildirmişler. Tabii karşıt çalışmaların olduğunu da belirtmekte yarar var.

Benim bugün üzerinde durmak istediğim konu ise bilimsel verilerin günlük hayatımıza yansımalarının sosyolojik ve psikolojik yönleri olacak. Yaşıyoruz, hepiniz biliyorsunuz, bir "SLT kirlenmesi" var günümüzde. Bir hastanıza SLT kararı almayı düşündüğümüzde bu kirliliğin bir parçası olup olmayacağını da sorguluyorsunuz ister istemez. Siz sorgulamasanız hastanın sorgulayabileceğini düşünüyor ve defansif kararlar alabiliyorsunuz. Buraya nasıl geldik? Biri kanun yaptı, SKG yol verdi, bir doktor anti-etik davrandı..... Tüm bu hikayeler ayıp kavramının değersiz hale gelmesinden kaynaklanıyor. Hukuk bu sorunu çözebilir mi? Çözebilir, ancak eroin kaçakçısı kamyon soförü örneğinde olduğu gibi, sadece son halkayı cezalandırırsa sorun hallolmaz, yukarıdaki zincire dur demek lazım.

Etiketler:

SLT

SLT, diyabetiklerde çekinceli yaklaşmamız gereken bir cerrahi midir?

HalilAtes 7. Ocak 2012 11:14

J of Glaucoma Ocak 2012 sayısında "Selective Laser Trabeculoplasty in the Treatment of Open-angle Glaucoma" başlıklı makalede farklı glokom tipleri arasında SLT'nin basınç düşürücü etkinliği araştırılmış. SLT sonrası 16 ay yapılan izlen sonrasında; AAG, PEX ve PG tipleri arasında kümülatif basınç düşüşü açısından fark bulunmamış.

Ortalam %16.3 bazal değere göre basınç düşüşü sağlanmış, bu guplardaki diyabetlileri çıkarttığımızda ise bu oran %18.1'e yükselmiş ve diyabeti olan hastalardaki SLT sonrası basınç düşüş oranı istatistiksel olarak anlamlı az bulunmuş.

Diyabetik hastalardaki bu başarı düşüklüğünün nedenini açıklayabilecek veri halen elimizde bulunmamakta. Bu farklılığı teorik olarak SLT'nin etki mekanizmasını açıklayan biyolojik teori ile açıklama şansı olabilir; bilindiği gibi SLT fagositozu tetikleyen bir yapılanma yaratmakta diyabetiklerdeki immun yanıt değişiklikleri bu aktivitenin azalmasında sorumlu olabilmektedir.

Diyabet örneğinde olduğu gibi immun sistem üzerine etkili hastalıklar, hormonal değişiklikler, kullanılan ilaçlar SLT'nin başarı oranını belirlemede etkili olabilmektedir.

Yine hastanın gözden oluşmadığına ve bir bütün olduğu kavramını yeniden vurgulayarak konuyu bağlayalım.

Etiketler:

SLT

SLT 180 mi, 360 derece mi yapılmalı?

HalilAtes 7. Ocak 2012 10:58

J Glaucoma'nın 2012 ocak sayısında yayımlanan "Clinical Results of Selective Laser Trabeculoplasty in Open-angle Glaucoma in Japanese Eyes: Comparison of 180 Degree With 360 Degree SLT" başlıklı çalışmada tıbbi tedavi altındaki hastalara 180 veya 360 derece SLT yapılmış; 19.5 aylık takip süresince 360 derece lazer yapılan grupta GİB düşüşü daha fazla olmuş ve idamesi de daha etkin bulunmuş.

Benzer çalışmalar bulmak olası, fark yok diyen de az sayıda çalışma var. Kendi pratiğimden bahsetmem gerekirse, bir defada 360 derece tatbikat alanı daha tatminkar sonuçlar almamı sağladı ve böyle de devam ediyorum. Ancak travmatik pigmenter glokomlu olgularda 360 derece yapmıyorum. Bu grup birkaç hastamda lazer sonrası yüksek pik değerlerine ulaştım, bu yüzden sadece bu gruba kademeli 180+180 yapmakta yarar var.

 

Etiketler:

SLT

25: İlk tedavi basamağı olarak SLT

HalilAtes 11. Temmuz 2011 09:08

Bugün Review of Ophthalmology dergisinde yayınlanan SLT üzerine bir derlemeyi Dr Suzan Güven Yılmaz'ın özetlemesiyle bilgilerinize sunacağız. Ayrıca Kliniğimizde yapılmış SLT üzerine üç çalışmanın da ön sonuçlarını paylaşacağız;

Her ne kadar prostoglandin analogları glokomun tedavisinde oldukça etkili ve kullanışlı ajanlar olsalar da beraberinde bazı sorunları getirmektedirler. Etkilerini sürdürebilmeleri için bu ajanlar hergün kullanılmak zorundadırlar ve bu durum hastanın tedaviye uyumuyla yakından ilişkilidir.

SLT’nin kabul edilebilirliliği: İlk seçenek olarak SLT’yi kullanan cerrahların sayısı tam olarak bilinmemektedir. 1995-2004 yılları arasında laser trabeküloplasti uygulamasında %57’ ye varan oranda azalma saptanır iken, 2001-2004 yılları arasında SLT’nin ortaya çıkışıyla bu prosedürün uygulanma sıklığının 2 kat arttığı bildirilmiştir.

SLT’nin Etkinliği SLT ile Medikal Tedavinin Karşılaştırılması: Yapılan çalışmalar ile ilk tedavi seçeneği olarak kullanıldığında SLT’nin medikal tedavi kadar iyi sonuç verdiği bildirilmiştir. OHT ve AAG tanılı 69 hastanın 127 gözünde SLT ile prostoglandin analoglarının kullanıldığı medikal tedavinin karşılaştırıldığı prospektif bir çalışmada, SLT grubunda GİB’te 6.3 mmHg, medikal grupta 7 mmHg azalma ile benzer başarıda sonuçlar elde edildiği bildirilmiştir. SLT grubunda yer alan hastaların %11’i ek SLT prosedürü gerekirken, medikal tedavi grubunda %27 hastaya ek ilaç gereksimi doğmuştur. Medikal grup daha fazla ek tedavi gerektirse de iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. SLT’nin medikal tedaviye bir üstünlüğü de, prosedür etkinliğinin hastanın tedaviye uyumundan etkilenmemesidir. SLT etkinliği hastanın kompliansından bağımsız olarak günün 24 saati, haftanın 7 günü devam edecektir. Hastaların %80’ni bu prosedüre cevap vermekte ve GİB’te %20-30 arasında düşüş elde edilmektedir. SLT etkinliğinin ne kadar uzun sürdüğü ile ilgili literatürde farklı süreler bildirilmiştir. Genel olarak SLT’nin etkinliğinin 2 yıl devam ettiği kabul edilse de, bu süre hastadan hastaya büyük değişkenlik gösterebilmekte ve bazı hastalarda etkinlik 1 yıldan daha kısa sürebilmektedir.

SLT ile başarı: Hutnik ve ark. çalışmalarında SLT başarısını etkileyen tek faktörün SLT öncesi GİB değeri olduğunu bildirmişlerdi. Tedavi öncesi GİB ne kadar yüksek ise SLT’nin başarısının o kadar daha yüksek olduğunu saptamışlardır. İşlem öncesi anti-glokomatöz ilaç kullanımın ve sınıfının, önceden yapılan ALT’nin, cinsiyetin, korneal kalınlığının ve psödofakininin SLT başarısın�� etkilemediğini bildirmişlerdir.

İlk tedavi basamağı olarak SLT uygulanacak tipik hasta profili: Antiglokomatöz tedavi gerektiren ve açısı açık her hasta SLT tedavisi için bir adaydır. Bunlar açık açılı glokom ya da yüksek riskli OHT hastaları olabilir. Ancak açının fazla pigmente olduğu pigmenter, eksfolyatif glokomlu olgularda ve aldığı maksimum medikal tedaviye rağmen GİB’i çok yüksek seyreden hastalarda, SLT’nin başarısı daha düşüktür. Bazı araştırmacılar pigmenter ve eksfolyatif glokomlu hastalarda işlemden hemen sonra GİB piklerinin görülebildiğini bildirmişlerdir. Bu olgular için ALT daha uygun bir prosedür olarak görülmektedir. SLT işleminin daha ihtiyatlı kullanılması gerektiği bir başka hasta grubu da inflamatuar glokomu olan hastalardır.

SLT’nin Güvenirliliği: İlk tedavi seçeneği olarak SLT düşük komplikasyon oranıyla oldukça güvenilir bir prosedürdür. SLT sonrası hastaların %50-80’de hafif şiddette bir enflamasyon görülebildiğinden, işlem sonrasındaki ilk 5 gün için anti-inflamatuar damlalar reçetelenir. Hastaların %5-25’de 5 mmHg’nin üzerinde GİB artışları görülse de, bu pikler 24 saatten uzun sürmemektedirler. Bu nedenle GİB piklerini önlemek için hastaya işlemin uygulandığı gün kullanmak üzere aköz sentezini süprese edici damla ve pilokarpin reçetelenebilir. Hastaların %15-40’da işlem sırasında kullanılan kontakt lense bağlı rahatsızlık hissi bildirilmiştir. Trabeküler meshwork üzerinde SLT’nin ALT’ye göre daha narin etkileri olduğu gösterilmiştir. Yapılan histolojik çalışmalarda trabeküler meshworkta ALT ile koagülatif ve yapısal hasar gösterilirken, SLT’li gözlerde bu değişiklikler gözlenmemiştir. SLT sonrası korneal ödem ve hemoraji bildirilen diğer nadir komplikasyonlar arasında yer almaktadır.

Tekrarlanabilirlik: SLT ‘nin etkinliği ve başarısı tekrarlanabilir bir yöntem olmasından kaynaklanıyor. Yapılan çalışmalarda ilk SLT’den 6 aydan sonra SLT’nin tekrarlanması gerektiği olgularda 2.SLT sonrası da oldukça etkili ve güvenilir sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Günümüzde ilk basamak olarak medikal tedavi daha yaygın kullanılsa da, gelecekte daha çok oftalmolog hastalarındaki medikal tedaviye zayıf komplians nedeniyle SLT’yi ilk tedavi seçeneği olarak tercih etmeye başlayacaktır.

-------------------------------------------------------------

Selektif Laser Trabeküloplastinin Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokom Hastalarında Ön Segment Parametreleri Üzerine Erken Dönem Etkisi

                                              
Emil Yusifov, Melis Palamar, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş, Ayşe Yağcı, Sait Eğrilmez
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon (OHT) ve açık açılı glokom (AAG) olgularında selektif lazer trabeküloplasti (SLT) tedavisinin ön segment parametreleri üzerine erken dönem etkisini araştırmak.
GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmaya OHT ve AAG (primer açık açılı, pigmenter, eksfoliyatif glokom) olan hastalar dahil edildi. Hastalara SLT öncesi ve sonrası 1.ayda Scheimmpflug kamera sistemi (Pentacam, Oculus Optikgerate GmbH, Wetzlar, Germany) ile çekim yapıldı. Olguların SLT yapılan gözlerindeki keratometri değerleri (K1,K2,K ortalama), merkezi kornea kalınlıkları (MKK), ön kamara derinlikleri (ÖKD), ön kamara hacimleri (ÖKH), ön kamara açıları (ÖKA), pupil çapları (PÇ) değerlendirildi. OHT ile AAG grupları ve <60 yaş ile >=60 yaş hastaların değerleri karşılaştırıldı.
BULGULAR: Çalışmaya 25 olgunun (10 erkek, 15 bayan) 45 gözü alındı. Ortalama yaşı 57.8±13.9(20-77)yıl olan hastaların %48’i <60 yaş, %52’si >=60 yaş idi. Tanıya göre %48 (12 hasta) OHT’li, %52’i (13 hasta) AAG’li hasta mevcuttu. Ortalama MKK SLT öncesi (573.5±25.8µm) ve SLT sonrası (589.2±35.07µm) tüm hasta gruplarında istatistiksel olarak belirgin artış göstermişti (Wilcoxon;p=0.0001). Ortalama ÖKH ölçüm değerlerinde izlenen SLT öncesi (146.8±47.4mm3) ve SLT sonrası (143.4±46.5 mm3) düşüş anlamlı idi (Mann-WhitneyU;p=0.003). ÖKD, ÖKA, PÇ, K1, K2, K ortalama değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. SLT sonrası ÖKH değerindeki azalma <60 yaş olanlarda (-6.31±7.4 mm3), >=60 yaş olanlara (-0.52±5.75 mm3) göre anlamlı derecede fazla bulundu (Mann-WhitneyU;p=0.018). OHT ile AAG’li hastaların ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.
SONUÇ: SLT sonrası erken dönemde MKK değerinde artış, ÖKH değerinde ise düşüş görülmektedir. İşlemin neden olduğu korneal ödem ve tedaviden sonra trabeküler filtrasyon artışı bunun nedeni olabilir. SLT tedavisinden sonra 60 yaş altındaki hastalarda ÖKH’de düşüşün daha belirgin olması, SLT’nin bu yaş grubunda filtrasyonu daha etkin olarak arttırdığını düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, glokom, selektif laser trabeküloplasti, pentacam

  

 --------------------------------------

 

 

Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokomlu Olgularda Selektif Lazer Trabeküloplasti


Emil Yusifov, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon ve açık açılı glokomu olan hastalarda selektif lazer trabeküloplastinin (SLT) etkinliğini araştırmak ve tedavi başarısını etkileyen faktörleri incelemek.
GEREÇ-YÖNTEM: 2008-2010 yılları arasında SLT tedavisi uygulanan 63 hastanın 114 gözüne ait kayıtlar retrospektif olarak incelendi. Çalışmaya yeni tanı almış ve herhangi bir nedenden dolayı anti-glokomatöz ilaç kullanamayan oküler hipertansiyonu ve açık açılı glokomu olan hastalar alındı. Öncesinde herhangi bir göz içi cerrahisi geçiren hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalara 180° veya 360° SLT uygulandı. Hastalar SLT tedavisinden sonra 1.gün, 1.ay ve daha sonra 3 ay aralar ile takip edildiler. Takiplerde GİB’i yüksek seyreden hastalara tekrar SLT uygulandı veya ilaç tedavisi başlandı. Ameliyat gerektiren hastalar çalışmadan çıkarıldı.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 29’u (%46) erkek, 34’ü (%54) kadın 63 hastanın yaş ortalaması 58.8±11.7 (20-77) yıl olarak saptandı. 51 (%81.0) hastanın her iki gözüne, 12 (%19.0) hastanın ise tek gözüne olmak üzere toplam 114 göze SLT tedavisi uygulandı. Hastalar ortalama 19.2±5.8 (12-30) ay takip edildiler. SLT öncesi GİB ortalaması 25.6±3.2 mmHg olan hastaların ortalama 19. aydaki GİB değerleri 17.9±2.1 mmHg’ya düşüş gösterdi. Takip süresi içinde 114 gözün 18’nde (%15.8) hedef basınca ulaşılamadığı için en az bir kere daha SLT yapıldı, 6 göze (%6.3) ise ilaç tedavisi başlandı. Alt grup incelemesinde oküler hipertansiyonlu 59 (%51.8) gözde %32, primer açık açılı glokomlu 23 (%20.2) gözde %30, eksfolyatif glokomlu 16 (%14.0) gözde %32 ve pigmenter glokomlu 16 (%14.0) gözde %31 GİB düşüşü sağlandı. SLT’ye bağlı önemli bir yan etki gözlenmedi.
SONUÇ: Açık açılı glokom ve oküler hipertansiyonu olan hastalarda SLT tedavisi güvenilir ve etkili başlangıç tedavi seçeneğidir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, açık açılı glokom, selektif laser trabeküloplasti

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , ,

akış şemaları | SLT

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre