Derin Bakış | Pınar Aydın O'dwyer | TEDxAnkaraCitadel

HalilAtes 28. Haziran 2016 21:20

Etiketler:

blog | Görme algısı | görme engelli ünlüler | görme fizyolojisi | konferaslar | ressamlar

Eco'ya teşekkür yazısı

HalilAtes 20. Şubat 2016 09:49

Eco, her şeyden önce akademisyendi. Göstergebilim ve ortaçağ tarihi yörüngesinden çıkmadan konunun profesyoneli olmayanların da anlayabilecekleri, onları merak etmeye teşvik eden hikayeler yazdı. Gülün adı’nı okuyan biri hem ortaçağı, hem dinin yozlaşmasını, hem matbaanın bireyin özgürlüğü için vazgeçilmez bir araç olduğunu, hem sanatın iyi bir kılıfla kötüyü de anlatabileceğini, hem de Mont Saint Michel’i merak edebilir. Merakının ve önceki birikimlerinin ışığında kendini geliştirebilir.

Eco, bir akademisyenin bildiklerini dili kullanarak nasıl ortalama algılara da sunabileceğini gösterir. Büyük laflar etmeden küçük hikayelerle amaca ulaşmayı..

Branşında söyleyeceklerin, kafanın içindeki düşünceler, yazıya veya söze geçirilirken dilimizi kullanmasını bilmemiz de gerekir. Bunun için branşımız haricinde; söz söylemenin kurallarını, cümle kurmanın mantığını, tanımadıklarımıza ulaşmanın maymuncuğunu öğreten roman gibi hiç yaşamadığımız hayatları da anlatan öğretilere ihtiyacımız olacaktır. Eco bu bakımdan doruk noktasıdır bilim insanı için.

Bir şeye başlarken önce iyi olanı taklit etmek kolay bir yoldur. Taklit ederken pişersin ve özgünlüğünü zamanla yakalarsın. Umberto Eco taklit edilmeyi hak eden biri.

 

Huzur bulsun..

Etiketler:

blog

İlk katarakt ameliyatı videosu

HalilAtes 3. Aralık 2015 23:35

Aşağıdaki Dr. Fatih Adıbelli'nin "Bir Endülüs Köpeği" başlıklı yazısının sonunda ilk katarakt ameliyatı videosunu kimin çektiğini merak ettiğini yazmış; işte cevabı ve o film: Prof. Ignacio Barraquer ve cerrahisi


 

Etiketler:

blog

Kahramanlık hikayeleri

HalilAtes 8. Ekim 2015 11:56

Bazen olmuyor, görmeyi kaybediyoruz. Hasta ve bizim için büyük bir yıkım. Bu aşamadan sonra genellikle hastayla olan ilişkimiz bitiyor. Herkes pes ediyor. Onu tanımadığı bir hayatın içinde yapayalnız bırakıyoruz ve görenlerle yola devam ediyoruz. Oysaki bu aşamadan sonra da yapılacak pek çok şey var, hayat devam ediyor. Çocuksa eğitimini nasıl sürdürebilir, büyükse işini devam ettirebilmesi için yardımcı gereçler nelerdir bilgilendirmemiz ve yaşamı konforla sürdürülebilir hale getirmemiz gerekir.

Bütün bu yönlendirmeler ve eğitim için bizim hazır olmamız lazım. Hasta konforunu artırıcı tedavi seçeneklerinin bilinmesinin yanı sıra, onun hissettiklerini ve yalnızlığını da anlamamız gerekiyor. Bunun için çeşitli yollar var; hastalarla konuşmak bir seçenek olabilir, ihtiyaçlarını öğrenerek çözüm yolları üretmek.

 

Glokom veya başka bir nedenle görmesini kaybedenlerin anılarını okumanın da faydaları olacağı kanısındayım. Bu konuda yazılmış Türkçe veya İngilizce pek çok örnek başarı hikayeleri ve yol gösterici kitaplar var. Aşağıda bunların örneklerini bulabilirsiniz.


    

Etiketler:

blog | görme engelli ünlüler | hastalar için

Keman çalmak için iyi bir neden: Nefesliler göz içi basıncını artırıyor

HalilAtes 2. Ekim 2015 00:07

Prof. Dr. Pınar Aydın, nörooftalmoloji çalışmaları, gösteri sanatları ile ilgili kitapları ve akla hayale gelebilecek bir sürü uluslar arası oftalmoloji derneğinde yönetim kurulu üyesi görevleri ile camiamızda tanınan birisidir. Bugün Wagner dinlerken birden aklıma geldi ve sanırım tek glokom yayını hakkında size bilgi vermek istedim.

Yayın J. Glaucoma’da yayınlanmış, ismi; “Effect of wind instrument playing on intraocular pressure”. Basit bir metodolojisi var, Bilkent senfoni orkestrasına 90 dakika Wagner çaldırıyor ve nefeslilerin göz içi basıncı değerlerine bakıyor. Nefeslilerin basınçları Wagner sonrası %9.6 artmış. Aşağıda Berlin filarmoninin çaldığı “Ride of the Valkyries”’i Wagner’i hatırlamak isteyenler için ekledim. Bu çalışmanın kontrol grubu sanırım yok, olsaydı Wagner çalan herkesin basıncının, tansiyonunun artacağını düşünüyorum, hatta ileri gidip seyircilerin bile artmış olabilir. Wagner dinlerken ben her zaman korkarım, onun beni bir şekilde izlediğini, uyumaya kalkarsam bir yıldırım göndereceğinden şüphelenirim.

 

Perşembeleri bu blogda biraz light yazılar yazmaya çalışıyorum, Pınar hocanın bana bu imkanı vermesi ve J. Glaucoma’nın en güzel makalesini yazdığı için (sevgili Ahmet Akman de bu çalışmada yer alıyor, belki bize o günleri anlatır) teşekkür ediyorum.

Etiketler:

blog | müzik

Dr. Kamil Furtun

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:56

 

Bugüne dek Ad Reinhardt’ın siyah, simsiyah tablolarını anlamakta zorluk çektim. Benim gibi hikayenin uzağında olan pek çok kişi “bunu ben de yapabilirim” diyebilir. Yaşadıklarımız bir sanatçının duygularıyla örtüşünce anlayabiliyoruz resmin ne anlatmak istediğini.  

 

 

Etiketler:

blog | ressamlar

Hastalarımızı trafik kazalarına karşı eğitmeliyiz

HalilAtes 24. Mart 2015 10:50

Mesleğimizin kapsamı sadece insanları iyileştirmekten ibaret değildir, onları ve kanun koyucuyu bilgilendirmek, riskler hakkında raporlar hazırlamak ve hastalığın doğası gereği oluşabilecek toplumsal sorunlara çözüm yolları önermektir.

Bu bağlamda Türkiye ve Dünya’da ölüm ve sakatlıkların en önemli sorunlarından biri olan trafik kazaları ile ilgili görsel yetersizliklerin yarattığı risk faktörlerine dikkati çekmek istiyorum.

Görme fizyolojisinin çeşitli yetersizlikleri sonucu (görme keskinliği, uzaysal algılama, renk görme, hareket algılama, görme alanı ve derinlik duyusu azalmaları veya yitimi gibi) gelişen bu kazaların, “kaza” grubu hadiseler arasında değerlendirilmesi bilmem ne kadar doğrudur.

Kataraktlı hastaları ile göz içi lens implantasyonu yapılanların kaza yapma riski karşılaştırıldığında operasyon sonrası riskin %53 azaldığı saptanmıştır. Başka bir çalışmada da binoküler görme alanı defekti olanların kaza yapma riskinin iki kat fazla olduğu belirtilmiş. Ayrıca orta ve ileri düzey glokomu olan kişilerin kaza yapma riskinin de sağlamlara oranla üç kat fazla olduğunu belirten çalışmalar vardır. Yine glokomlulara ait bir başka çalışmada görme alanı defekti – 10dB veya daha fazla olan ileri düzey glokomlu hastaların kaza yapma olasılığı 9 kat fazla saptanmış.

Hadisensin özellikle glokom hastalarını riskli yapmasının yukarıda bahsettiğim görme alanı defektlerinden başka nedenleri de vardır; glokom genelinde yaşlı hastalarda daha sık görülmektedir ve tanımı gereği ilerleyici olduğu için progresyonuyla hastanın yaşı da ilerlemektedir, yaşlı hastanın ani gelişen durumlara karşı refleks savunmaları zayıflayacaktır bu da trafik kazalarının oluşmasında artırıcı bir faktördür. Kontrast görme, renk görme, uzaysal algılama ve hareket algılama kaybı da glokomda gelişen patolojilerdir ve trafik kazalarının oluşmasında etkili olabilir.

Peki, ne yapmamız gerekiyor? Hadisenin cezai/yasaklama ve eğitim yönleri var. Belirli aralıklarla, trafik ehliyeti olanların görme fanksiyonları test edilebilir, glokom gibi görme bozuklukları yaratan hastalıklar bildirimi zorunlu hastalıklar sınıfına sokulabilir. Defekt saptananların araba kullanımı yasaklanabilir. Ancak bu zor bir hadise, herkesin başına bir bekçi koymak kadar zor bir planlama gerektirir. Akla yatkın olabilecek diğer bir tedbir planlaması, hastaların eğitilmesi olabilir. Görsel yetersizliği olanların onların anlayabileceği şekilde bir kursa katılmaları zorunlu tutulabilir. Böyle bir çalışma yapılmış, görme foksiyonlarında azalma olan glokomlu hastaların trafikte kendilerini sınırlayıp sınırlamadıkları (gece, siste veya bilmedikleri yollarda araba kullanıp kullanmadıkları) sorgulanmış. Sonuçlar çok ilginç; erkekler kendilerini sınırlarken, kadınlar pek sınırlamamışlar, bunun açıklaması yapılamamış.

 

Her iki formülün da yetersiz yanları olduğu görülüyor, bu nedenle kombine bir yol izlenmesi, en azından profesyonel sürücülerin kısa aralıklarla görme fonksiyonları açısından (sadece görme keskinliği değil) değerlendirilmesi ve tüm hastalarımızın en azından muayene bekleme odalarında beklerken trafik kazaları açısından eğitilmeleri önem arz etmektedir. TOD’a bu açıdan sorumluluk düştüğünü düşünüyorum.

Etiketler:

blog | görme alanı | görme fizyolojisi | hastalar için

400. blog: 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası

HalilAtes 8. Mart 2015 12:50

9 Haziran 2011 tarihinden buyana 400. blogu sizlerle paylaşıyorum. Yazılarıyla, yorumlarıyla katkı sağlayan, bu blogu okuyan, konu seçiminde e-postalarıyla öneri sunan tüm meslektaşlara teşekkür ederim.

400. yazının 8-14 Mart Dünya Glokom Haftasına denk gelmesi de hoş bir rastlantı oldu. Dördüncü kez düzenlenen etkinliğin amacı halkın, özellikle risk gruplarının glokom bilincini geliştirmektir. Ülkemiz için ayrıca merkezi yönetimlerin de dikkatini çekebilmek amaçlarımız arasına girmelidir. Bu blogun çeşitli bölümlerinde yer alan yazılarda ülkemizdeki eksiklikleri vurguladık, bana göre bunların başında takip ve tedavi protokollerinin kamu ile paylaşılmaması en büyük eksiğimizdir. TTB, TOD veya TOD glokom Birimi’nin belirleyeceği yol haritaları hem meslektaşlarımızın glokom hastası ile karşılaştıklarında yapacaklarını standart bir organizasyon zeminine oturtacaktır, hem de fiyat politikaları belirlenirken bu zemin üzerindeki maliyet hesapları planlanacaktır.

Ülkelerin sağlık politikaları belirlenirken günün bilimsel kanıtları dikkate alınarak koruyucu/sağaltıcı tıbbi uygulamaların ve bunların mali analizleri yapılır. Mali analizlerin neye göre yapılacağı eldeki imkânlar ve yapılacak işin niteliğine göre belirlenir. İşin tanımını meslek örgütleri ve bilimsel kuruluşlar, mali analizini ekonomistler, kararı da yönetenler alır. Bu zincirin bir halkası çalışmazsa çarpık zeminde yaratılan ucube inşaatlar ortaya çıkar. Sağlık alanında oluşacak aksamalar da hayati riskler barındırır. Bu yüzden görevimizi tam anlamıyla yapmamız bir zorunluluktur.

Günlük pratiğimizde SGK’nın aldığı kararlara uygun takip ve tedavi politikaları izliyoruz. Göz içi basıncını ölçerek glokom tanısı koyuyoruz ve hastaya ilaç raporu çıkarıyoruz. Bu bağlamda görme alanı ve OCT gibi tanı araçlarını (bunlar yardımcı değil asıl muayene işlemleridir) faturalandıramıyoruz. Glokom tanısının böyle konulmadığını, bunun hem etik hem de tıbbi hata olduğunu vurgulamalıyız, elimizde kurumlarımızın bir metni olmalı, yol haritasını üçüncü kişilere deklare etmeliyiz. Kanıtı olmayan hiçbir hastaya glokom tanısı koymamalı ve rapor çıkarmamalıyız.

 

Bu haftanın kurumlarımıza, yöneticilerimize, bize ve hastalarımıza başarı getirecek kararların ekileceği bir hafta olmasını dilerim.

Etiketler:

akış şemaları | blog

Yaşar Kemal

HalilAtes 1. Mart 2015 13:57

Yaşar Kemal ile 1974 yılında İnce Memed aracılığı ile tanıştım. O dönem bir maceraydı benim için okumak, sonrasında edebiyatın tıpkı bir fen bilimi gibi doğanın bir kolu olduğunu keşfettim.

 

Hayat yeni öğretiler, yeni yollar sundu zamanla ve oftalmoloji ile tanıştım, bu kez onun gözünden bir kez daha farklı bir açıyla tanıdım Yaşar Kemal’i. Görmeyenlerin gözüydü yazdıkları, bir çiçeğin, bir arının dokusunu, kokusunu anlattığı uzun metinlerde, görmediğim ve koklamadığım tabiatın gücünü buldum, görmediklerimle görmeyenlerin kaybettiklerini anladım. Benim için bir oftalmoloji dersidir aynı zamanda romanları, koruyucu hekimliktir anlattıkları, her oftalmoloji asistanının okuması gereken bir ders kitabıdır Kemal'in Doğası'nın hikâyeleri.

Etiketler:

blog | eğitim

Gözyaşı

HalilAtes 16. Şubat 2015 23:15

Oftalmolojik olarak bizim için farklı bir konumda konuştuğumuz gözyaşı, burası için ülkenin sembolü oldu neredeyse. Rogier van der Weyden'in farklı resimlerinden oluşan gözyaşı detaylarını, akıtan nedenleri temizlemesi umuduyla sıralıyorum;

Etiketler:

blog | ressamlar

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre