12. EGS Kongresinin ardından: 2

HalilAtes 24. Haziran 2016 10:55

EGS kongresi üzerine ikinci yazımı son dönemin parlayan yıldızı University of London’dan istatistikçi David Crabb, MSc, PhD üzerine yazmayı planladım. Crabb istatistik ve bilgisayar bilgisi ile çalışma verilerini herkesin anlayabileceği görsel malzemeler haline getirmesiyle tanınıyor. İki yıldır kullanımda bulunan “Glaucoma in perspective” aplikasyonu, cep telefonlarınıza indirebileceğiniz bir glokom değerlendirme ve eğitim programı (telefonunuzun aplikasyon yükleme bölümünde “glaucoma in perspective” yazarak programı bulup yükleyebilirsiniz). Program aslında hasta eğitimi için tasarlanmış, ancak görme alanı çıktılarının gerçekte hasta tarafından nasıl algılandığını merak eden, öğrenmek isteyen meslektaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum, bu konunun ayrıntılarını daha önce yazmıştım, meraklısı şuradan okuyabilir. Yeri gelmişken bir de açık davet yapmak istiyorum; bu modülün finansör tedarikçisi Allergan, Türkiye Allergan modülün Türkçeleştirilmei işini üstlenirse veya buna izin verilmesine imkan sağlarsa hem hastalarımız hem de meslektaşlarımız için çok yararlı olacaktır.

Crabb’ın kongrede sunduğu ikinci konu ise progresyon üzerineydi. “Examining visual field loss in patients in glaucoma clinics during their predicted remaining lifetime.” başlıklı ilk çalışma ve bunu tamamlayıcı ardıl çalışmalarla  görme alanı progresyonu gösteren hastaların yüzdesi hesaplanmış. 25000 hastanın 12 yıllık takibi sonucu, hastaların %25’inde görme alanı progresyonu gözlenirken bunlardan sadece %4’ünde görme tehdit altına girmiş. Kuş yuvasına benzeyen aşağıdaki grafikte kırmızı renkle gösterilenler tehdit altındaki hastaları temsil ediyor. David Crabb, MSc, PhD

Çalışmanın sonuçlarından kişisel tedavinin ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliyoruz. Klinikler kanıta dayalı tıp verileriyle hazırlanmış tedavi protokollerini temel alırken %4’lük çok kötü, çok hızlı progrese olabilecek bu hasta grubunu nasıl yakalayabileceklerini de kendi takip protokollerini oluşturarak bulmaya çalışmalıdırlar. Bu çalışmadan çıkarılacak ikinci ders de bir kısım hastanın lüzumsuz takip sıklığına ve/veya tedaviye maruz kaldığı gerçeğidir. Hastaların kötüleşme hızı ile yaşam beklentisi korele edildiğinde anlamlı bir tehdit yoksa o hastanın takip aralığını genişletmek kliniğin iş yükünü azaltması açısından yararlı olacaktır. Ayrıca hastaya lüzumsuz ilaç, cerrahi seçenekleri sunmayarak yaşam kalitesini de bozmamış oluruz.

Etiketler:

akış şemaları | eğitim | glokom progresyonu | görme alanı | Görme algısı | hastalar için | kongre haberleri

Xen implantasyonundan yola çıkarak eğitim stratejileri

HalilAtes 24. Nisan 2016 19:52

Bu blogu takip edenler, Xen implantıyla ilgili daha önceki yazılarımı hatırlayacaklardır. Bugün katıldığım bir toplantı ile ilgili görüşlerimi yazarken implantın güncel bilgilerini de yazacağım. Önce toplantıyla bilgili bölümü yazayım. Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi xen üzerine farklı kurslara, toplantılara katılmıştım. Bu toplantılar üretici firmanın sponsorluğunda yapılmıştı, şimdi Allergan implantı üstlenmiş durumda. Barcelona’daki toplantı da Allergan’ın bir eğitim faaliyetiydi.  İnstitut de microcirugia ocular’de yapılan etkinlikte beni etkiliyen bir tanıtım stratejisi uygulanmış. Büyük firmalar, araştırma, geliştirme gibi bilimsel etkinliklerinin yanı sıra reklam ve eğitim alanında da farklı bölümlere yapılandırılmış. Yeni ürünün hangi alanını ön plana çıkarmak istiyorlarsa yapılan aktivite gizli bir şekilde bu mesajı vermeye odaklı dizayn ediliyor. Xen bağlamında verilmek istenen mesaj “herkes yapabilir”. Bu mesajı içeren hiçbir cümle geçmedi, ancak implantın teorik bilgileri verildikten sonra enstitüdeki üç genç hayatlarının ilk xen implantasyon cerrahisini canlı olarak toplantıya katılanların şahitliğinde yaptılar.

 

Bu stratejinin birkaç açılımı var; önce “basit, sen de yapabilirsin” mesajını eğitim alanlar hissediyor. İkincisi tecrübeli bir cerrahın yapacağı ameliyatta, cerrahinin süreci esnasında karşılaşılabilinecek zorluklar, o cerrah bu aşamaları daha önce beceriyle geçebildiği için, eğitilenlerin hissetmesi zordur, deneyimsiz bir cerrahta ise bu aşamalardaki zorlukları görerek eğitilenin dikkatli olması sağlanabilir, bu stratejinin eğitim açısından çok iyi bir model olduğunu düşünüyorum. Üçüncüsü “sıcaklık”; ürününün iyi bir ürün olmakla birlikte dikkat edilmesi gereken yerleri de var mesajının verilmeye çalışılması, ürüne karşı nötr olan eğitilenin söylenenlere güveni artabilir, bu stratejinin yeni çıkan ürünlerde başarılı olacağı kanısındayım. Özetle toplantıda xen’den ziyade eğitim ve pazarlama stratejisinin üstün zekalı yönetilmesi beni çok etkiledi.

Xen konusuna gelince; konjonktivayı açmadan kısa ameliyat süresinde implante ediliyor olması avantaj, MM-C kullanılıyor ve bir filtran  cerrahi olması dezavantaj. Toplantıda yapılan sunumlardan başarılı bir trabekülektomi ile uzun dönem mutlak başarı oranlarını karşılaştırmanın pek mümkün olmadığını anlıyorum, komplikasyonlar ise daha az. Xen’i belki yardımcı cerrahi gibi düşünmek, o kulvarda ilerlemesini sağlamak daha gerçekçi olacaktır. İlaç sayısının azaltılması, kombine veya psödofakiden sonra bir miktar basınç düşüşü planlanıyorsa kullanılabilecek iyi bir ek modül olabilir. Cerrahi sonrası sık iğneleme ile revizyon yapılıyor olması da bir başka dezavantaj gibi.

 

Günlük pratiğimde ben kullanır mıyım? Evet, şöyle; önceki filtran cerrahiler veya bir başka neden ile üst yarı dolduysa ve alt yarıya bir filtran cerrahi yapmam gerekecekse trabekülektomi veya seton yerine xen implantasyonunu endoftalmi riskini azaltmak için tercih ederim.

Etiketler:

eğitim | kongre haberleri | MİGS

3. OCT Kulübü'nün ardından

HalilAtes 17. Nisan 2016 11:21

15-16 Nisan 2016’da İstanbul Retina Enstitüsü tarafından organize edilen 3. OCT Kulübü toplantısı yapıldı. Son zamanlarda giderek azalan toplantı katılımcı sayılarına rağmen 500 katılımın olduğu performansı çok yüksek bir kongre yapıldı. Burada toplantının bilimsel değerlendirmesini yapacak değilim, çünkü bir kurs haricinde glokom ile ilgili bölüm yoktu, değinmek istediğim modern toplantıların nasıl olması gerektiğinin iyi bir örneği olduğu.

Eğitim almak isteyenlerin seçenekleri günümüzde oldukça fazla; internet, kitap, dergi, video, wet-lab, kurs ve kongreler bu imkanı veriyor. Eskiden eğitim almak isteyenlerin zamanları çok, imkanları kısıtlıydı, şimdi zaman az, imkan çok. Eğitim araçlarını bu felsefi zemin üzerinde değerlendiriyorlar. Diğer bir konu da bilim hızla ilerliyor, bu hızı basmaya zaman yok, klasik kitap, dergi gibi kağıda basılan bilgilerde yazılanlar okura ulaşana kadar neredeyse güncelliğini yitiriyor. Bu yüzden eğitilmek isteyenler, bilgiye hızla ve tazecikken ulaşabilecekleri yolları tercih ediyorlar. Bilgi sunanlar da hantallıklarını modern teknolojilerle destekleyerek bu yapıya ayak uyduruyorlar, örneğin bilimsel dergiler, çalışmaları basmadan internet sitelerinde hakem heyetinden geçer geçmez yayınlıyorlar veya tarama yapılabilir dizinler oluşturuyorlar. Ya da kitaplar, sitelerinde yazılanları güncelleyen veya multimedya ile destekleyen versiyonlarını okurlarına sunuyorlar.

Kongreler de taze bilgiye ulaşmanın bir yolu. Kongrelerin diğer eğitim faaliyetlerinden en önemli farkı, canlı, sıcak, hızlı, etkileşimli olması. Kongreye katılan ne ister? Bence iki şey ister; biri az-çok bildiği konunun son bilgisini almak, bilmediği konu için ise bilgiye nasıl ulaşacağının yol haritasını öğrenmek ister. Bu amaçla, genel veya tematik toplantılar düzenlenir. Genel kongrelerde başlangıç ve orta düzey, tematik toplantılarda ise ileri düzey bilgi isteyen katılımcı hedef kitledir. Bunlara göre strateji geliştirilir. Tematik toplantılarda konu başlığı ve konuşmacı seçimi büyük maharet ister. Genel toplantılarda ise hedef kitlenin eksiğinin ne olduğunu bilmek maharet gerektirir.

Sunumların kaliteli olması sunan kişiden ziyade organizasyonun kurallarıyla sağlanır. İki yol izlenebilir; biri kursun moderatörü belirlenir, diğer anlatıcıları ve konularını onun bulması istenir, böylece baskın bir moderatörün ağırlığı salonda hissettirilir. Diğer yöntem ise konuşma süreleri kısa tutulur (7-10 dk gibi), konuşmanın kısa olması posaların atılmasını gerektirir, bir şekilde standart düzey yakalanmış olur.

Genel kongrelerde hangi konuya ağırlık verileceğini bulmak bir dizi çalışma gerektirir. Anket veya online sınav programın belirlenmesinde iyi bir seçenek olabilir. Örneğin ulusal kongre gibi genel kongrelerin programları yapılmadan hedef kitlenin evinde yapabileceği online bir sınav düzenlenir, tüm konuları kapsayan sorulardaki skorlara göre bir plan yapılır. Bu sınavın amacı kimin sınavı kazanacağı değil başarısızların başarısız oldukları konuları bulmaktır. Sorular üç düzeyde sorulur (başlangıç, orta, ileri), organizasyon her konu için üyelerinin bilgi düzeyinin ne olmasını önceden belirler, örneğin A konusunda başlangıç düzeyi yeterliyken, B konusunda tüm üyelerin ileri düzey olmasını isteyebilir. Çıkan başarı oranına göre esnek modüler bir program yapılır ve hedeflere ulaşılmaya çalışılır.

Özetle 3. OCT Kulübü toplantısı  dinleyici katılımının terör, toplantı yoğunluğu gibi faktörlere bağlı düşmediğini, organizasyon planlamasının günün şartlarına göre planlandığında eğitilmeyi bekleyen hedef kitlenin buna olumlu cevap vereceğini gösterdi.

 

Yazımın sonunda üzüntü mü yoksa kıskançlık mı ne diyeceğimi bilemiyorum, bir duygusal tepkimi de belirtmek istiyorum. Retina konusuyla uğraşanların kalitesi mi, teknolojinin desteği mi, yoksa firmaların sponsorluk etkisi mi, belki hepsi birden retina toplantılarının oftalmolojinin diğer branşlarına göre retina toplantılarının önlenemez bir başarısını doğurdu. Bunda kıskanacak ne var diyenler için şu; sonuçta her branşın senyörleri juniorlarını en iyiler arasından seçmek ister. En iyiler retinaya kaymaya başladı. Glokom senyörlerinin acilen plan yapması şart L.

Etiketler:

eğitim | kongre haberleri | oct

Bebeklere göz damlasını nasıl damlat malıyız?

HalilAtes 16. Şubat 2016 13:05

Bebek ve çocuklarda göz damlalarının tatbiki zor olmaktadır. Tüm tıbbi tedaviler ve muayeneler çocuklar tarafından bir travma olarak algılanmaktadır, bu yüzden hem onların psikolojilerini en az rahatsız eden uygulama yöntemlerini benimsememiz  hem de damlayı başarıyla damlatmamız gerekir. Anne ve babaların bu konuda eğitilmesi görevlerimiz arasındadır.

Aşağıdaki iki videoda işlemin nasıl yapılacağı gösterilmektedir, burada dikkat edilecek hususları kısaca belirtmekle yetineceğim; çocuğun diğer hastalıkları ile çatışmayan veya diğer ilaçlarıyla çakışmayan moleküllerin seçimi önemli bir konudur. Ayrıca mümkün olduğu kadar damla sayısını azaltacak fiks kombinasyonlar gibi seçenekleri öne almamız gerekir. Prezervan içermeyen damlalara da ağırlık vermeliyiz, uzun kullanımda yaratacağı problemleri daha önce yazmıştık.

 

Burada dikkatinizi çekmem gereken bir husus var; Damlalıklar şişe formalarındayken uç kısımları pürüzsüz ve tornalanmıştır, yani damlalık göze deyse bile çizmemektedir. Buna karşın tek kullanımlık formalarda kapak ile gövde arasındaki plastik bileşke kullanımdan önce koparılmakta ve pürüzlü bir uç elde edilmektedir. Pürüzlü damlalık ucu göz ile temas ettirilirse korneayı çizer. Çocuklarda bu konu çok önemlidir, çünkü damlalama esnasında kontrolsüz hareketler ile karşılaşılabilmektedir. Bu yüzden bebeklerde ve çocuklarda damla, kapakların içi yerine, kapaklar ile burun kökü arasındaki boşluğa damlatılıp, orada bir büyük damla stoku oluşturulduktan sonra göze girmesi sağlanmalıdır.

Etiketler:

eğitim | hasta uyumu | ilaçlar | oküler yüzey hastalığı ve glokom | pediatrik glokom

Asistan ve uzmanlar için Ocak ayının iki glokom etkinliği

HalilAtes 1. Şubat 2016 21:07

Ocak ayı glokom yönünden oldukça önemli iki toplantıya sahne oldu. Bu yıl gitme olanağı bulamayanların seneye ajandalarında yer açmaları için bilgilendirmek istiyorum; ilki asistan ve genç uzman arkadaşlara yönelik. Glokom konusunda eğitim eksikliği içindeyim, hem teorik, hem de pratik olarak görgümü, bilgimi artırmak istiyorum diyenler için bu yıl dokuzuncusu yapılan EGS asistan kursunu salık vereceğim. Her yıl Cenevre’de yapılan kurstan kliniğimizden giden birçok arkadaş yarar gördüklerini bildirdiler. Kursun yararlı taraflarından biri de cerrahi beceri istasyonları ve eğitmenlerin katkısı ile deneyimi olmayan genç cerrahların temel el becerileri edinmeleri olanağı sağlanıyor. Gelecek yıl için fikir oluşması amacıyla adresini şurada veriyorum. Toplantının nasıl birşey olduğunu merak edenler için ders saatlerinin videosu şurada var.

İkinci etkinlik ileri düzey glokomla ilgilenenler için, Moorfields International Glaucoma Sempozyumu. Bu kursa her yıl gidiyorum, benim için ufuk açıcı oluyor. Daha önce bu toplantıdan haberdar olmayanlar için örnek derslerin video arşivine şuradan ulaşabilirsiniz.

 

Bu tür etkinliklere sponsor desteği aramamanızı öneririm. Kursların Ocak ayında olmasının avantajlarını değerlendirebilirsiniz. Uçak ve otel ücretleri diğer aylara göre çok ucuz. Ayrıca Cenevre ve Londra’da bütçenize göre hostel veya uygun otel seçeneği çok fazla. Kendi verdiğin para ile katıldığın toplantılarda öğrenme katsayısının daha fazla olduğunu ayrıca deneyim sahibi biri olarak söyleyebilirim. Ocak 2017’de görüşmek umudu ile.

Etiketler:

eğitim | kongre haberleri

gonyoskopi.com açıldı

HalilAtes 2. Ocak 2016 15:08

Blog'un takipcileri, Prof. Dr. Atilla Bayer'in Gonyoskopi kitabının tanıtımını hatırlayacaklardır. Bayer, projesini bir adım daha ileri götürerek www.gonyoskopi.com u yayına açtı. Açı muayenesinin teorik bilgilerinin yanı sıra, örnek olgular üzerinden anatomik ve patolojik resimler de içeren site videoların eklenmesiyle gelecekte daha da genişleyecek. Glokom muayenesinin olmazsa olması gonyoskopinin, bu site sayesinde özellikle asistan arkadaşların bilinçli kullanımına girecektir. Prof. Dr. Atilla Bayer'i eğitime yaptığı katkılardan dolayı kutluyorum.

Etiketler:

eğitim | Oftalmoloji haberleri | yayın

Evde trabekülektomi çalışması

HalilAtes 17. Kasım 2015 23:15

Bir asistanın eğitim döneminde öğrenmesi gereken ameliyatların başında trabekülektomi gelir. Hoca, tekniğin zorluklarını ve püf noktalarını anlatacaktır. İnsan gözünde çalışmaya başlamadan önce hayvan çalışmalarının yararlı olacağı aşikardır. Ancak ölü gözlerin düşük basınç problemi tekniği kavramakta zorluk yaratmaktadır.

Bugün sizlere evinizde de yapabileceğiniz bir alıştırmadan bahsedeceğim. Sklera flebinin kaldırılmasında el becerinizi geliştirmenin en iyi yolu meyvelerden yararlanmaktır. Elma kabuğunun kaldırılması bir yol olsa da insan sklerasına en çok benzeyen narenciyelerin, özellikle de limonun beyaz kabuğudur.

 

Önce limonun dış kısmını ince bir bıçakla veya küçük rende ile soyun, elde edeceğiniz beyaz etli kabuğa istenilen boyutta kesiler yapıp flep kaldırma çalışması yapabilirsiniz. Limonun suyunu çıkarırsanız çok derin, flebi koparırsanız çok yüzeydesiniz anlamına gelecektir.

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim

ISNT kuralını artık kullanmayacak mıyız?

HalilAtes 30. Eylül 2015 10:27

Rutin muayenede glokomdan şüphelenmek için elimizde iki gösterge bulunmaktaydı; bunlardan birisi GİB’nın yüksekliği, diğeri de ISNT kuralındaki bozulmaydı. Mesleğe yeni başlayan asistan arkadaşlara kadarki nesil bu öğretiyle büyüdü.

Her şey klasik, fazla alet gerektirmeyen muayene ile kararlaştırılırken; önce GİB ölçümündeki hataların sıklığı, sonra da GİB ile glokom arasındaki lineer ilişkinin zayıflığı ortaya çıktı. GİB yüksekliği glokom için bir risk faktörü olmaktan öte bir anlam taşımamaya başladı.

Elimizde bir tek optik sinirin oftalmoskobik muayenesi kalmıştı, yani ISNT kuralı (bu kuralı anlatan yazıma şuradan ulaşabilirsiniz). Şimdi bu kuralın da yetersizliği üzerine yayınlar çıkmaya başladı. Her ne kadar GİB/glokom ilişkisi gibi sebep-sonuç bazlı bir karşı koyma değil bu yayınlar, ancak muayenede yapacağımız gözlemin hata oranının yüksek olduğunu vurgulayan sonuçlar saptandı. OCT-RSL analizlerinde ISNT kuralının duyarlılığının %63.2, özgüllüğünün ise %50 olduğu saptandı.

EGS’nin geçen sene çıkan rehber kitabında, ISNT kuralının önemi bir kez daha vurgulanmıştı. Ancak bu ay üyelerine gönderdikleri gazetede çelişkiyi vurgulama gereği duyulmuştur.

Tüm bu gelişmelerden sonra ne yapacağız konusuna gelince;  bildik felsefi kuralı tekrar etmekte yarar var, “üniversiteler doğruları öğretmez, doğrulara giden farklı yollar hakkında öğrenciyi aydınlatır, zamanın doğrularını ulaşmanın ve nihaiyi kararın verilmesinde kişiye şans tanır.” Bu bağlamda glokom muayenesi artık sofistike aletlerin çözümleyeceği bir iştir, doktorun yeri azalmıştır diyemeyiz. Hikaye bundan ibaret olsaydı glokom kararı vermek için 10 yıl okumaya gerek kalmaz, bunu pekala iki yıllık tekniker de yapabilirdi. Doktor, farklı olasılıkların doğruluk paylarını değerlendirerek sonuca gidecektir, bu yüzden GİB ölçülmesi ISNT kuralı gibi şüphe uyandırıcı, normalden farklı bir olguyla karşılaşıldığını düşündürecek sübjektif muayene yöntemlerinin hala kullanılması ve eğitimde yer almasının gerektiği görüşündeyim.

Etiketler:

eğitim | oct | optik sinir

Güncel iki konuda derleme ve Türkçe oftalmoloji dergileri

HalilAtes 12. Temmuz 2015 19:04

Türkçe oftalmoloji dergileri üzerine zaman zaman yazmaya gayret ediyorum. Türkçe dergilerin en önemli misyonunun da dil olduğu tartışılmazdır.Bilim dilimizin oluşturulmasında biricik kurumumuz Türkçe dergilerdir. Yazım kuralları, kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunması ve indeksleme için ortak bir kural oluşturulması bu dergilerin sorumluluğu altındadır. Bugüne dek bu amaçların gerçekleştiğini söylemek zor. Dergilerimiz gönüllülük usulüne göre yönetilmektedir ve profesyonel kadroları bulunmamaktadır. Ayrıca bazı dergilerimizin İngilizce yayımları da kabul ettikleri görülmektedir. Genel görüş nedir bilemiyorum ancak bence izlenen yol pek uygun değildir. Elimize aldığımız derginin karşık pizza gibi olması pek şık görünmemektedir. İngilizcenin atıf sayısını artıracağı üzerine kurulmuş bir proje olduğunu düşündüğüm bu gelişmenin artıları  yanında yukarıda belirttiğim eksileri de olacaktır. Zaten olmayan indeksleme bu gelişme sonrası içinden çıkılmaz bir karmaşaya dönecektir. Dil birlikteliği yok olacaktır. İlgililerin üzerinde tekrar düşünmesini umut ediyorum.

Bu dergilerde yayımlanan araştırmalar kadar derlemelerin de önemli olduğuna inanıyorum. Derlemeler özellikle asistan arkadaşların eğitimine katkı sağlaması bakımından çok önemlidir. Bildik konuların nasıl toparlanacağını öğretmesi yanında, yeni konuların artılarını ve eksilerini de bilmemizi, heyecanlı ve temkinli olmamızı sağlar.

Bugün Doç. Dr. Sinan Sarıcaoğlu'nn iki derlemesini bilgilerinize sunuyorum. Her iki konu da güncel pratiğimize ve bakış açımıza önemli katkılar sağlayacaktır;

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim | glokom hastasının kataraktı | kanaloplasti | MİGS

Türkçe oftalmoloji dergilerinde glokom

HalilAtes 1. Haziran 2015 11:54

Bugün Türkçe oftalmoloji dergilerindeki glokom çalışmalarını gözden geçirmek istiyorum. Değerlendirmemi dergilerin web siteleri üzerinden yaptım. Konuya girmeden web siteleri hakkında da görüş bildirmek isterim; Türk Oftalmoloji Dergisi’nin (TJO) sitesi bence en iyi hazırlanmış site, bunu sırasıyla Glokom Katarakt Dergisi (GKD) ve Türkiye Klinikleri Oftalmoloji Dergisi (TKOD) izliyor. MN Oftalmoloji Dergisi’nin (MNO) web sitesi ise oldukça karmaşık ve hedefe ulaşmak neredeyse imkânsız. Tanınılırlık ve atıf ihtiyacı olan Türkçe oftalmoloji dergilerinin tam metne ulaşımda kısıtlama koymalarını anlamakta zorluk çekiyorum. TJO herhangi bir kısıtlamaya gitmeden tam metni vermesi bakımından diğerlerinden ayrılıyor. GKD dergi abonesi olunmasını, TKOD site aboneliği koşulu istiyor. MNO ise sadece özet vermekle yetiniyor.

Arşive ulaşmakta da benzer aksamalar var. Dergi içi tarama yapılacaksa tüm dergilerde anlamsız veriler elde ediliyor. Aradığınız hedefe ulaşmakta tüm dergilerde zorluk çekiyorsunuz. Türkçe dergilerin web sitelerini gözden geçirmesini ve ücretsiz erişebilir hale getirmesini dilerim.

Oftalmoloji dergilerimizin editör kurullarının en önemli görevlerinden birisi de bilim dalımızı Türkçe okunur ve yazılır hale getirmektir. Bu konu son derece önemli çünkü yazışmalarımızda kelimeleri nasıl kullanacağımıza bu kurulların aldığı ortak kararlar belirleyecektir. Bir tarama motoruna yazılan aranacak kelimenin yazılışının standart hale getirilmesi gerekir. Farklı yazım şekilleri o kelimeyi farklı kullanan çalışmaların taramada çıkmamasına yol açacağı için hem tarayanı hem de çalışma yapanı mağdur edecektir. Türkçeleştirme işlemini bir derginin yapması yeterli olmaz, tüm Türkçe dergilerin birlikte hareket etmesi gerekir.

Gelelim asıl konumuza; glokom konusunda yapılan çalışma sayısı geçmiş yıllara göre hayli düştü. Bu kanım istatistikî verilerden ziyade bir gözlemi barındırıyor. Bugün Türkçe dergilerimizin arşivlerine baktım. En yoğun glokom çalışması GKD’da görünüyor. Bunun doğal olduğunu düşünüyorum, çünkü derginin isminde de glokom olduğu için diğer yayınlar için bir kısıtlama getirilmiş. TJO’da bu yıl yayınlanmış 3 sayı içinde sadece bir glokom çalışması var. Bu çok az. Bunu anlamakta zorluk çektim, çünkü dergilerden alınan puanların birim üyesi olunmasındaki katkısı göz önüne alındığında TOD yönetimi kendi dergisine pozitif bir ayrımcılık yapıyor ve daha yüksek puan veriyor. Normal bir düşünce yapısı ile, çalışmasını yayınlatmak isteyenlerin önce TJO’nin kapısını çalması beklenir.  TKOD ve MNO dergilerinde dengeli bir konu dağılımı olduğu görünüyor.

 

Sonuç olarak glokom bazlı çalışmalar bakımından en iyi derginin açık ara GKD olduğunu söyleyebilirim. 

Etiketler:

eğitim | Oftalmoloji haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre