İsmi doktor olan müzisyenler

HalilAtes 3. Nisan 2018 09:59

477

Fatih Adıbelli

Kendine doktor adını seçmiş olan kişilerden en bilineni 90’lı yıllarda It’s My Life şarkısı ile çıkış yapmış olan Dr. Alban. Doktor adını seçmiş müzisyenlerin hepsi sanki aralarında insanları dans ettirmek üzere Hipokrat yemini etmiş gibi. Bir kaç istisnası dışında genelde tarzları birbirinin aynı. Son yıllarda DJ’ler de müzisyen olarak anılıyorlar. Sadece elindeki kayıtları bir cihazda çalıp parçaları birbirine karıştırarak müzik yapan bu insanlar ve müzikleri ilgim alanına girmiyor ama isimleri ilgimi çektiğimden dinledim. Eskiden müzisyen ya ses sanatçısıydı ya da enstrüman çalarlardı, beste yapardı. Doctor P nin tanıtıldığı internet sayfasında çaldığı enstrümanlar kısmında yazanlar şunlar: müzik sıralayıcı, örnekleyici, kişisel bilgisayar, pikap. Şaka mı bu dedim, değilmiş.

 Cerrah cephesinde durum nasıldır diye bir bakayım dedim Spotify’a kayıtlı Surgeon adında bir tek grup var ve o da aynı şekilde dans müziği yapan bir DJ.

Doctor Dru, Doctor Dorian, Doctor Vox, Doctor Y grup ya da DJ lerin yaptıkları müzik  Dans, Hause,Elektronik tarzda. Doctor Do her ne kadar elektronik müzik yapsa da bazı parçalarında soul tadına yakın. Doctors Rock, Doctor Dixie Jazz Band, Doctorfunk da isimleriyle müsemma tarzlarda müzik yapan doktor arkadaşlar.

Doctor Flake ismini kullanan Fransız Müzisyen Jean Marie Leger dans ve elektronik müzik yapıyor. Lavozier’in her şey başka bir şeye dönüşür yasasına uyarak müzik yaptığını söylüyor. Melodileri de olan sadece ritimden ibaret olmayan müziği var.

Herkesin bildiği Cafe de flöre isimli melodi Doctor Rockit adını kullanan Matthew Herbert’a ait. Akdeniz tınıları içeren işler yapan pek sınıflandırılamayan bir müzik yapmakta.

Şimdi de uzmanlık alanımıza girelim Orbital Quintet bir Jazz grubu.  Orbital 90’lı yılların en büyük tekno gruplarındandı. Orbital Resonance da tekno müzik yapan bir grup. Ophthalmos korku filmlerine efekt olacak türden elektronik müzik yapıyor.

Homurtu tarzında diyaframa abanarak vokal yapan grupların icra ettiği müzik “Death Metal” adıyla biliniyor sözlerinden hiçbir şey anlamıyorsunuz. Karşı değilim, anlaşılmamaya çalışmak da bir ifade biçimi. Uzmanlığımızla ilgili isim kullanan iki death metal grubu var. Ophthalmia bu gruplardan birinin adı. Vitrectomy adlı diğer grup ise kesinlikle subspecialitik isim konusunda çitayı ulaşılması güç bir yere taşımış durumda. Death Metal dinlemeye yüreği yetebilenler bu iki grubu dinleyebilirler. 

Etiketler:

blog | müzik

Doktor Şarkıları

HalilAtes 3. Nisan 2018 08:59

476

Fatih Adıbelli

Doktor adı geçen şarkılar hangileridir? Diye sorulsa “Doktor civanım” ve  “Aman doktor canım gülüm doktor” veteranlar için akla ilk gelecek olanlardır. Oynatmaya az kaldı doktorum nerde? 90 larda gençlik günlerini yaşayanlar bilir. Aşık Mahsuni’nin “Acı doktor” Neşet Ertaş’ın “Doktor Mehmet Ali bey” türkü sevdalılarının, “Söyle bana doktor” da arabesk dinleyenler için hemen sıralanabilecek isimlerdir. Rockçılar bu listenin başında The Beatles’ın “Doctor Robert" (1966) adlı parçasını yerleştirirler. Dr.Robert’ın kim olduğu konusunda birçok iddia ortaya atılmış.  Olası kişilerden bir tanesi,  grubu marihuanaya alıştıran Bob Dylan’mış. Ancak sonraları John Lennon’un kendi doktoru olduğunu söylemesi üzerine Dylan olmadığı, New York'ta The Beatles dahil olmak üzere pek çok ünlüye B vitamini gibi ilaçlar reçete eden bir “Speed Doctor” olan Doktor Robert Freymann'la ilgili olduğu anlaşılmış. Bulunduğu Revolver Albümünün ABD’deki kopyalarında bu şarkının albüme dahil edilmemesi de ilginç bir ayrıntıdır.

Pink Floyd, “Take Up Thy Stethoscope and Walk" (1967) Roger Waters'ın Pink Floyd için yazdığı ilk şarkıdır. Şarkının ismi,  Yuhanna İncil’inin 5: 8 kısmına gönderme vardır " "Jesus saith unto him, Rise, take up thy bed, and walk”. Doctor, doctor, I'm in bed, Doctor, doctor, aching head” diye başlar, “Music seems to help the pain, Seems to motivate the brain” diye devam eder. Sözlerde “derdime çare” diye yalvarmayıp adeta doktoru uyarma kaygısı vardır.

The Rolling Stones, “Dear Doctor” (1968) Şarkı, düğün gününün acılarını alkolle yatıştırmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatır.

The Who, “There’s a Doctor”/”Go to the Mirror!” (1969) bu ünlü rock operada, görme, işitme ve konuşma engelli olduğu sanılan “Tommy” adlı çocuğun, ailesi tarafından doktora başvurma hikayesini anlatır. “His eyes react to light” diyerek bir muayene bulgusunu da söyleyen doktor, Tommy’nin fiziksel olarak sağlam olduğunu ve semptomlarının nedeninin içe kapanıklık sonucu olduğunu bildirir.

Jackson Browne, “Doctor My Eyes” (1972) adlı şarkısında doktoruna (muhtemel göz doktoru) gözlerinin durumunu sorar. Sözler kısmen Yunus Emre’nin “Ben dost yüzüm görmez isem bu gözlerim nemdir benim” dizelerini hatırlatır.

Black Sabbath, “Rock ’n’ Roll Doctor" (1976) Ben dünyayı duymaktan bıktım ve yoruldum, Rock 'n' roll doktorumu görmeliyim diyerek şifa bulma arzusunu dile getirir. Görünce “onu uçuracağını” ve tüm dertlerin son bulacağını ifade etmesiyle doktorun aslında pek de hekim olmadığı anlaşılır.

Steely Dan, “Doctor Wu” (1975) Beatles’in “Doktor Robert” ında olduğu gibi, Steely Dan’ın şarkıda adı geçen doktoru kendisinin gerçek doktoru Dr. Jing Nuan Wu.dur.

The Doobie Brothers, “The Doctor" (1989) Onlara müziğin doktor olduğunu söylerim, istediğin gibi hissetmeni sağlar, Müziğin ruhumun doktoru olduğunu söylerim” der.

Jethro Tull, “Doctor to My Disease” (1991) Ian Andersen bunu biraz daha spesifikleştirerek kendi doktorunun flüt soloları olduğunu bildirir. Daha fazla flüt solosunun kendini daha iyi hisettirir.

U2, “Doctor Doctor" (1991) şarkısında Bono kırık kalbine yardım için bir doktor çağırır. Onun yerine kendi glokom kontrolünü de yaptırtmak istemiş de olabilir. 

Etiketler:

blog | müzik

Dvorak'ın Rusalka'sının sürüklediği yazı

HalilAtes 28. Şubat 2016 20:31

Rusalka, Slav mitolojisinde, vaftiz edilmeden ölen bir çocuğun ya da suda boğulan bir bakirenin gölde yaşayan ruhu olarak bilinse de, Jaroslav Kvapil’in librettosunu yazdığı,  Dvorak’ın ise bestelediği Rusalka operası, daha çok bir peri kızını anımsatır. Song to the Moon  şarkısıyla hepinizin anımsayacağı bu operanın bizi ilgilendiren bölümü librettosunu yazan Jaroslav Kvapil. Dolezalova’nın Çek-Slovak Oftalmoloji Dergisinde yayımlanan makalesi Kvapil’in şiirleri kadar hüzünlü bir glokom öyküsünü anlatıyor. Kvapil yaşamının sonunda görme yetisini tamamen kaybetmiş.

EGS kongresi sırasında prömiyerinin yapıldığı Prag’da Rusalka izlemek iyi olurdu ama, bizim bulunduğumuz tarihte maalesef yok.

Rusalka’nın beni ilgilendiren yönü ise Nicole Car’ı tanımama vesile olması. The kiss adlı albümünde beni büyüledi. Hepimize hem bilimsel hem de büyülü bir Prag dileklerimle.

 

Daldan dala atlıyorum ama belirtmem lazım kongre katılımcılarına THY %20 indirim yapıyor yararlanmanızı isterim. 

Etiketler:

görme engelli ünlüler | kongre haberleri | müzik

Kemancı Sebuh Efendi

HalilAtes 22. Şubat 2016 17:48

Blog takipçileri hatırlayacaktır, görme engelli ünlülere ayırdığımız bir bölümde ressamların ve müzisyenlerin hayatlarını aktarmaya çalışıyorum. Amacım, bilim dalımızın temel uğraş alanı olan “görme duyusunu” kaybeden hastalarımıza yaşamın bundan ibaret olmadığını anlatabilmek için sizlere örnekler sunmak. Hastalarımızın moral değerlerini yüksek tutmak ve yapılabilecek daha çok şey olduğunu anlatabilmek için bu tür başarı öykülerinin yararlı olduğu kanısındayım.

Kemancı Sebuh Efendi de bu kapsamda tanıtmak istediğim ünlülerimizden. Musikimize birçok eser kazandıran 1828 - 1894 tarihleri arasında yaşamış, Ermeni asıllı Türk bestekârımız Kemani Sebuh Efendi, keman çalışıyla meşhur olmuş, parlak ve gösterişli üslûbunu bestelediği sirto ve oyun havalarına aynen yansıtmıştır. Bir müddet Mızıka-yı Hümayun’da çalıştıktan sonra buradan ayrılan bestekâr, Sultan Aziz tarafından himaye edilmiştir. Sultan Aziz kendisine Beşiktaş Ihlamur’da bir ev bağışlamış ve emekli maaşı bağlamıştır.

Kör Sebuh olarak da tanınan Sebuh Efendi’nin görmesini neneden kaybettiği bilinmemektedir. Ancak önce bir, daha sonra diğer gözünün görmesini kaybetmiş olması glokom gibi progresif bir hastalığı düşündürmektedir.

Sebuh Efendi, bestekar özelliklerinin yanı sıra eğitimci vasfıyla da önemsenmiştir. Kemani Tatyos ve Kemani Nikoğos Hüdâverdi’ye hocalık yapmıştır.

 

Aşağıda en bilinen eseri Kürdilihicazkar Longa’nun iki farklı yorumu ile yazımı bitiriyorum.

Etiketler:

görme engelli ünlüler | müzik

Bekleme odasında klasik müzik çalmamalı mıyız?

HalilAtes 17. Şubat 2016 11:34

Glokom hastalarında karakter ve mizaç özellikleri” başlıklı blogu okuyanlar hatırlayacaktır, glokomlu insanlar duygusal ve endişeli karakter özelliklerine sahiptirler. Karakterlerinin doğası gereği stresten etkilenme olasılıkları yüksek olan bu hastaların dış olaylardan etkilenerek göz içi basınçlarının artığı çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Mental stresi azaltacak rahatlatıcı faaliyetler, örneğin yoga, dinlenme, kuş sesleri, doğada bulunma ve rahatlatıcı müzik gibi hastayı dinginliğe sevk edici etmenler acaba GİB’nı düşürür mü sorusu yukarıda belirttiğim çalışmaların sonucu olarak akademisyenlerin merakını uyandırmıştır.

“Short-term effects of relaxation music on patients suffering from primary open-angle glaucoma” başlıklı çalışma da bu kapsamda değerlendirilebilecek çalışmalardan biridir. Kulaklıktan 30 dakika rahatlatıcı müzik dinletilen grup ile kontrol grubu arasında yapılan mukayesede; görme keskinliğinde kısa süreli artış, GİB’nda düşüş ve kısa dönem mental algılamada yükseliş saptanmış.

Antik Hipokrat tıbbında müziğin tedavi aracı olarak kullanıldığı biliyoruz, bu çalışma sonuçları yapılan işlemin doğru olduğunu gösteriyor.

Çalışmanın yapıldığı Marburg şehri Alman romantik akımının şekillendiği yerlerden biri. Hukuk, sosyal bilimler, şiir ve müzik gibi konularda yoğunlaşan bir üniversite kenti Marburg. Biz şehri daha çok Grimm Kardeşlerin massallarından tanırız. Yani orada yaşamadan bu veriler ışığında, Marburg insanının nasıl stresli bir yapısı olabilir, bu çalışma için uygun bir yer mi Marburg düşüncesi kafamı kurcaladı.

Çalışmadan çıkarılacak belki bir başka sonuç; glokom hastasının bekleme odasında klasik müzik yayınının yapılmaması olabilir. Muayene sırasını beklerken rahatlayan hastanın basıncı düşük çıkabilir ve kararlarınızda yanılgılara yol açabilir J.

Makaleyi okurken rahatlatıcı müzik olarak neden bahsedildiğini hep merak ettim. Dinletilen parçalar yazılmamış. Aşağıdaki parça en azından beni rahatlatıyor, bundan eminim, hadi şimdi hep birlikte basınçlarımızı biraz düşürelim;

 

 

Yukarıda dinlediğiniz Beethoven’in ay ışığı sonatının bizi de ilgilendiren bir hikayesi var, şöyle;

“Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.

İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. kapıyı açan kadın, Beethoven’i hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler. kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. annesi kıza, Beethoven’in geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür.

 

Bunu gören Beethoven, "lütfen benden bir şey isteyin" der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; "ben hiç ay ışığı görmedim, bana ay ışığını anlatır mısınız?" Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını, doğaçlama olarak besteler.”

Etiketler:

GİB ölçümü | müzik

Keman çalmak için iyi bir neden: Nefesliler göz içi basıncını artırıyor

HalilAtes 2. Ekim 2015 00:07

Prof. Dr. Pınar Aydın, nörooftalmoloji çalışmaları, gösteri sanatları ile ilgili kitapları ve akla hayale gelebilecek bir sürü uluslar arası oftalmoloji derneğinde yönetim kurulu üyesi görevleri ile camiamızda tanınan birisidir. Bugün Wagner dinlerken birden aklıma geldi ve sanırım tek glokom yayını hakkında size bilgi vermek istedim.

Yayın J. Glaucoma’da yayınlanmış, ismi; “Effect of wind instrument playing on intraocular pressure”. Basit bir metodolojisi var, Bilkent senfoni orkestrasına 90 dakika Wagner çaldırıyor ve nefeslilerin göz içi basıncı değerlerine bakıyor. Nefeslilerin basınçları Wagner sonrası %9.6 artmış. Aşağıda Berlin filarmoninin çaldığı “Ride of the Valkyries”’i Wagner’i hatırlamak isteyenler için ekledim. Bu çalışmanın kontrol grubu sanırım yok, olsaydı Wagner çalan herkesin basıncının, tansiyonunun artacağını düşünüyorum, hatta ileri gidip seyircilerin bile artmış olabilir. Wagner dinlerken ben her zaman korkarım, onun beni bir şekilde izlediğini, uyumaya kalkarsam bir yıldırım göndereceğinden şüphelenirim.

 

Perşembeleri bu blogda biraz light yazılar yazmaya çalışıyorum, Pınar hocanın bana bu imkanı vermesi ve J. Glaucoma’nın en güzel makalesini yazdığı için (sevgili Ahmet Akman de bu çalışmada yer alıyor, belki bize o günleri anlatır) teşekkür ediyorum.

Etiketler:

blog | müzik

Teknoloji ve Müzik 1

Fatih Adıbelli 31. Temmuz 2015 03:50

415 Parisli Edouard-Leon Scott de Martinville’in 09 Nisan 1860 tarihinde ilk ses kaydını yapmayı başarmış, ancak bunu kendisi dinleyememiştir. Bu kayıt bir Fransız halk şarkısının 10 saniyelik seslendirmesinin kağıda işlenmiş şekliydi(Bir tür ses grafiği). Bu Fransız halk şarkısı: “Au Clair de la Lune, Pierrot Respondit” 2008 yılında bilgisayar yardımıyla dinlenebilir hale gelebilmiştir. 1877 yılında Thomas Edison Fonograf adını verdiği icadıyla ses kaydedip sonra da dinlemeyi başarmıştır. Thomas Edison’un yaptığı ilk ses kaydı ”marry had a little lamp” adlı bir çocuk şarkısıdır. Ses kayıt silindirlerinden sonra gramofonlar müzik dinleyicileriyle buluştular. Zemberek sistemi ile çalışan bu aletlerde dinlenen plak formatı 78 devirlik, bizdeki daha yaygın adıyla “taş plak”lardı. Yapıldığı malzemesi sert olduğundan, çok kolay kırıldığından ona bu isim veriliyordu. 

Müzik Kayıt Sistemlerinin Gelişimi

 

Sonraları her biri tek şarkı olan 45'lik ve her bir yüzü 5-7 şarkı bulunduran 33 devirlik long-playler üretilmeye başlandı. 80'li yıllarda devir kaset devriydi. Orijinal olduğu kadar bant-kayıt stüdyosu adıyla gayet legal görünümlü kopya merkezleri her sokak başında bulunur, müşterilerinin kendilerine verdikleri listeyi plaktan kasetlere kayda geçirmek suretiyle ekmeklerini kazanırlardı. Orijinal kaset satışları arttıkça bu işletmeler de yavaşça video kaset satışına yöneldiler.

Plak satışlarıyla ilgili Amerikan müzik endüstrisi birliği (RIAA) tarafından belirlenen kriterlerine göre 500,000 adet satış  Gold, 1,000,000 adet  Platinum; 2,000,000  Double-Platinum, 3,000,000 Multi-Platinum ve 10,000,000 adet satış da  Diamond album olarak adlandırıp ödüllendirilmiştir.

Tarihin bilinen en fazla satış yapan albüm ve sanatçılarının sıralaması aşağıdaki gibidir:

 

Gold Albüm

Platin Albüm

Multi Platin Albüm

Total

Elvis Presley

90

52

25

167

The Beatles

48

42

26

116

Barbra Streisand

52

31

13

96

The Rolling Stones

43

28

11

82

 

 

Diamond Albüm Sayısı

The Beatles

6

Led Zepplin

5

Eminem

4

Eagles

3

Kaset bazen kasetçaların kafasının arızalı olmasından ötürü içindeki teyp dolaşır, sonra o kaset çıkartılıp kalemle dolaşmış olan teyp sarılırdı. O yıllarda Walkman modası vardı. Kasetlerimiz vardı yüzlerce kez dinlenilen ama asla bıktırmayan. Her kasetin bir dönemi olurdu, arkadaşlarımdan çok duymuşumdur "o benim mecburi hizmet kasetimdir" "askerlikte dinlediğimdir" vb. Birçoğumuzun evinde eminim bu bağdan dolayı dinlenmese bile atılamayan "anısı olan" kasetler duruyordur.

1979 da Sony ve Philips firmaları Hanover de bir araya gelerek müzik piyayasında devrim niteliğinde bir gelişme olan CD (compact disc) için çalışmaya başladılar. İlk CD (compact disc) albümü ABBA’nın 1982 yılında piyasaya çıkan  “The visitors” adlı albümdü. Bir milyondan fazla satan ilk CD ise 1985 yılında yayınlanan Dire Straits’in “Brothers in Arms” albümüydü.

 

90 lara kadar HI-FI müzik tutkunları için üretilen müzik setleri revaçtaydı. Her müzik tutkununun gönlünde bir marka yatardı ancak Nakamichi, Marantz, Denon, Technics bunların önde gelenleriydi. Speaker için ise Bose tartışmasız bir numaralı markaydı.

Devam Edeceğiz.

Etiketler:

müzik | Teknoloji | Teknoloji ve Müzik

Vienna Philharmonic Summer Night Concert Schönbrunn 2015

HalilAtes 16. Mayıs 2015 21:40

Etiketler:

müzik

Summer Night Concert Schönbrunn 2014

HalilAtes 28. Haziran 2014 11:04

Glokom-Net blogunda ağırlıklı olarak glokomdan bahsetmekteyim, zaman zaman müzik, resim ve bisiklet üzerine de yazılara yer veriyorum. Dün bazı dostlar glokom harici yazılarda bir azalma oldu dedi. Telafi meksadıyla bu postayı hazırladım. Bisiklet sevenler için de sürprizlerim olacak, 5 Temmuz'da Tour de France başlıyor! 

Çocukluğumun TRT'sinde merakla beklenen konserlerden biri de Hikmet Şimşek'in tanıtımını yaptığı "yılbaşı konseriydi". Viyana'dan naklen yayınlanırdı. Türkiye'de bu konser kadar iyi bilinmese de her yıl benzer temayla bu kez Schönbrunn Saray'ının bahçesinde düzenlenen "Summer night concert Shönbrunn" da dünyada yoğun ilgiyle beklen geleneksel konserlerden biridir.

Bu yıl Christoph Eschenbach yönetiminde Vienna Philharmonic orkestrası ve Lang Lang'ın katılımıyla gerçekleştirilen konserin kaydını paylaşıyorum.

 

Etiketler:

blog | müzik

Ahmet Adnan Saygun

HalilAtes 1. Aralık 2013 12:54

Hayat glokomdan ibaret değil. Hastaların ve bu konuyla uğraşan doktorların hoşlandıkları farklı konular vardır. Bu blogda zaman zaman glokom haricinde blog kapsayıcılığında örneklere yer veriyorum, işte onlardan biri; Yo Yo Ma ve Silk Road Ensemble "A playlist without borders" başlıklı doğu esintileri taşıyan bir cd çıkardı. CD içinde Ahmet Adnan Saygun'un Partitası da var. İzmir'liler için duygusal bir yönü olacağını kabul etsem de, reel bazda da çalışmanın muhteşem olduğuna inanıyorum.

Etiketler:

müzik

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre