Oküler hipertansiyon ve SRVO ilişkisi

HalilAtes 29. Nisan 2016 11:30

Bazen at gözlükleriyle bakıyoruz hayata; aradığımız şeyin orada olup olmadığını bilmek yetiyor bize. Düz mantık çoğu zaman yanlış mantık oluyor, hayat bizi farklı açıdan vuruyor.

Amacım felsefe yapmak değil bu yazıda; GİB yüksekliğinin glokom haricinde başka patolojileri de tetikleyebileceğini hatırlatmak.

Oküler hipertansiyon tanısını koymak glokom tanısını koymaktan daha büyük bir emek ister. Görme alanını, oct çekimlerinin yapılması ve sonuçların normal çıkması hem hasta için hem de tanıyı koyan doktor için mutluluk vericidir. Bu aşamada glokom için ek bir risk faktörü yoksa tedavisiz takip moduna geçilebilir.  Bu kararımızla doğru bir iş yaptığımız açıktır. İşte tam da bu aşamada yanlış bir yolu seçmiş olabiliriz. Vasküler risk faktörlerinin sorgulanmamış ve değerlendirilmemiş olması santral retinal ven oklüzyonu için zemin hazırlamamıza yol açmış olabilir. Hasta belki glokom olmaz ama srvo sonucu yaşam kalitesinde kayba uğrayabilir.

 

Comparıson of anterıor segment optıcal coherence tomography parameters between central retınal veın occlusıon and normal eyes: Is primary angle closure a risk factor for central retinal vein occlusion?” başlıklı çalışma konunun ayrıntısı hakkında da bilgi veriyor. SRVO olan hastaların ön kamara açısının kontrol grubuna göre daha dar olduğu saptanmış. İki hastalık arasında sebep sonuç ilişkisi olmasa da bir kol teması olduğu görülüyor. Glokomlu ve oküler hipertansiyonlu hastalarımızı değerlendirirken damar tıkanıklıkları açısından da risk değerlendirmesi yapmamız gerektiğini hatırlatmak istedim.

Etiketler:

oküler hipertansiyon

Oküler hipertansiyonu olan hastada tedaviye başlamalı mıyız?

HalilAtes 1. Aralık 2015 11:02

Derin bir konu, içinde "amaların" bol olduğu cümleler kurulabilir. Basitçe şöyle anlatabiliriz; içinde 100 top bulunan bir kavanoza gözlerinizi bağladıktan sonra elinizi daldırıyorsunuz, siyah topları bulma olasılığınızı konuşacağız: taktir sizin...

Etiketler:

oküler hipertansiyon

Ön segment muayenesi daha çok ilgiyi hak ediyor

HalilAtes 8. Ekim 2014 11:54

Glokomu tanımlarken; ilerleyici optik nöropatidir ifadesini kullandığımız için bütün dikkatimizi optik sinir başı, sinir lifleri ve ganglion hücrelerine odaklamış bulunuyoruz. Hâlbuki  tedavimizin temelini oluşturan göz içi basıncının (GİB) düşürülmesi, ön segmentteki patolojilerin sonucu gelişmektedir. Bu bir çelişkidir.

Elimizde optik siniri incelemek için sofistike aletler bulunuyor; OCT, HRT, görme alanı. Ön segment için ise biomikroskobik bakı ve teorik bilgi silahımızdan başka pek bir şeyimiz yok. Herkeste biomikroskop olduğuna göre, teorik bilgi eksiğimizi de herkes için farklı bir formülle giderilmesi pek çok sorunun çözülmesi için yeterli olacaktır.

Önce tedavi silahlarını sıralayalım; tıbbi tedavi, lazer ve cerrahi. Bunların da çeşitleri olduğu malumunuz. Kime hangi tedavi şeklini uygulayacağız, bu önemli; önceki yazılarda sıkça bahsettik, glokomun tanımında yer alan “ilerleyici” sıfatı hastalığın “ilerlediğini” (ne yaparsanız yapın) anlattığına göre, ilerlemenin (ilerlemeden kastın kötüleşme olduğunu söylemeye gerek yok tabii) hızı ile hastanın yaşam beklentisinin hasta ile yaşadığımız dostluğu bozmayacak bir tarihte gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarız. Bu tarih riskli bir yakınlıktaysa tedaviye başlarız veya tedaviyi kuvvetlendiririz.

Buraya kadar anlattıklarımı daha önce konuşmuştuk, geçiyorum, bugün anlatmak istediğim farklı bir konu; tedavi tipleri ile glokom tipleri arasındaki ilişki tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Basit anlamda açık/kapalı açı ayrımının tedaviyi nasıl değiştireceği malumunuzdur. Bu yüzden glokom veya oküler hipertansiyon tanılarının konulduğu ilk muayenede açının incelenmesi mutlak yapılmalıdır. Açık açılı hastalara uygulanan tedavi protokollerinin hepsi, sanki tüm hastaların primer açık açılı glokom olduğu farz edilerek yapıldığı gibi yaygın bir davranış modeli olduğunu üzülerek görüyoruz.

Sekonder açık açılı glokomların tedavi modelleri ile primer açık açılı glokomların tedavi modelleri arasında farklılıklar vardır. Bu farklılık hastalığın fizyopatolojisindeki farklılıklardan meydana gelmektedir. Örneğin primer açık açılı glokomda, trabeküler ağın hücre kaybı ve ekstrasellüler matriksde artış ile karakterize trabeküler ağın schlemm kanalına komşu jukstakanaliküler kısmında SD plaklarının bulunması GİB yüksekliğinin sorumlusu iken, pigmenter glokomda melanin yüklü makrofajların trabeküler ağın ilk iki katında birikimi ve tıkaç etkisi ile GİB yüksekliği gelişmektedir. Bir başka sekonder açık açılı glokom olan psödoeksfoliatif glokomda (PEX) da fizyopatoloji primer açık açılı glokomdan farklı olmaktadır. PEX’de tıpkı pigmenter glokomdaki gibi melanin yüklü makrofaj tıkacı yanı sıra schlemm kanalının iç duvarında PEX materyali birikimi GİB yüksekliğinin sorumlusudur. Ayrıca PEX vakalarında psödoplato iris ile de sık karşılaşıldığından, klasik kitaplarda PEX’in açık açılı glokomlar bölümünde anlatılmış olmasına aldanmamak, bu grup hastaların kapalı açılı glokomu taklit eden bir hüviyette de olabileceğini unutmamak gerekir.

Bu bilgiler tedavimizi nasıl değiştirir sorusunu sorduğunuzu hissediyorum, örneğin pigmenter glokomda non-penetran glokom cerrahisinin anatomik yapılanmayı düşündüğümüzde başarısız olacağını söylememiz, iddialı bir yorum olmayacaktır. Ya da PEX’de SLT başarısının sınırlı olabileceği de aynı şekilde söylenebilir. Açık açılı üveitik glokomda hipotansif yağların verilmemesi bir kuralken, üveit atağı geçirmeyen, pasif üveitli hastanın kortizon glokomunda hipotansif yağların tercih edilmesi nüansların ne kadar önemli olduğunu gösteren delillerdir.

 

Glokomun tanısı kadar tipinin tayini de önemlidir, bunun için ön segment muayenesinin detaylı yapılması şarttır. 

Üveit hastasının glokomu

HalilAtes 21. Nisan 2014 10:05

Üveit sonrası gelişen göz içi basınç yüksekliği, hem üveit ile uğraşan, hem de glokom takibi yapan meslektaşların sık karşılaştığı hadiselerdendir. Aşağıdaki çalışma karşılaşma yüzdelerini ve olasılıkları vermesi bakımından dikkatimizi hakediyor. Nedenlerin farklılık göstermesi tedavi modellerinin farklı olacağı çıkarımını da gündeme getiriyor. Tüm hastalara aynı protokolün uygulanması bu bağlamda hatalı olacaktır. 

Sanırım radikalal glokom tedavileri uygulamak yerine sorgulayıcı ve sakin bir yol izlemek yerinde olacaktır. Unutulmaması gereken, klasik glokom tanı araçlarının üveitli hastalardaki ortam bulanıklıklarından dolayı yetersiz kalmasıdır. Bu yüzden tecrübe ve doktor yorumu önem kazanmaktadır. Cerrahi planlanan hastalarda üveit orjininde başarının kısıtlı olacağı da akılda bulundurulmalıdır.


Br J Ophthalmol. 2014 Mar 28. doi: 10.1136/bjophthalmol-2013-304416.

Prevalence and aetiology of ocular hypertension in acute and chronic uveitis.

Kanda T1, Shibata M, Taguchi M, Ishikawa S, Harimoto K, Takeuchi M.

 

To evaluate the prevalence and aetiology of intraocular hypertension (OHT) in granulomatous and non-granulomatous uveitis

 

METHODS: Medical records of 304 consecutive patients (484 eyes) with uveitis who visited the National Defense Medical Collage Hospital between April 2010 and March 2013 were reviewed retrospectively. OHT irrelevant to glaucomatous changes in optic disc or visual field was investigated.

 

RESULTS:

OHT was found in 123 eyes (25.4%) of 93 uveitic patients (30.6%); 92% of the eyes had open-angle OHT, 45.6% of which was steroid-induced. The prevalence of OHT was 100% (8/8) in Posner-Schlossman syndrome, 50.0% (10/20) in varicella zoster virus-associated iridocyclitis, 45% (9/20) in scleritis, 34.1% (15/44) in Vogt-Koyanagi-Harada disease, 32.1% (18/56) in Behçet's disease (BD), 23.1% (6/26) in acute anterior uveitis, and 20.2% (19/94) in sarcoidosis. Pupillary block was observed only in non-granulomatous uveitis, but not in granulomatous uveitis. Seventy percent of OHT in granulomatous uveitis cases was inflammation-induced, while 76.7% in non-granulomatous uveitis cases was steroid-induced.

 

CONCLUSIONS:

 

OHT in non-granulomatous uveitis was mainly steroid-induced open-angle OHT with some cases of angle-closure OHT caused by pupillary block, while that in granulomatous uveitis was mostly inflammation-induced open-angle OHT with no pupillary block-related angle-closure OHT.


Etiketler:

akış şemaları | oküler hipertansiyon | üveitik glokom

12: Oküler hipertansiyon ne zaman tedavi edilir?

HalilAtes 18. Haziran 2011 11:59

TOD 24. Yaz Sempozyumu'nda yapacağım konuşmanın slaytlarını aşağıda bulabilirsiniz.

Oküler hipertansiyon.ppt (7,01 mb)

Etiketler:

konferaslar | oküler hipertansiyon

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre