HalilAtes
6. Şubat 2012 21:51
Aşağıda bilgilerinize sunduğum miyopik hastalarda progresif görme alanı defektlerinin yarattığı ayırıcı tanı sorunlarının farklı bir boyutu; Amish Doshi ve arkadaşlarının Ophthalmology 2007;114:472–479 dergisinde yayınlanan "Nonprogressive Glaucomatous Cupping and Visual Field Abnormalities in Young Chinese Males" başlıklı çalışmada incelenmiş.
Bu kez hatalı glokom tanı ve tedavisi alan hastalarda optik sinir ve görme alanında progresyon gözlenmemesi (7 yıl) şüphe uyandırmış, tanıların hatalı olabileceği sorgulanmış.




Bu iki çalışmadan anlaşılacağı gibi, miyoplar ve optik sinir şekil bozukluğu olan hastalarda tanı koyarken kuşkucu davranmak, hastayı izlemek ve radikal kararlar almaktan sakınmak en doğru çözüm olacaktır.
HalilAtes
13. Ocak 2012 10:46
Günümüzde geliştirilen tanı ve tedavi protokolleri "her uzmanın yapabileceği kolaylıkta" hastaya fayda felsefesinde oluşturulmaktadır. Bu felsefenin izdüşümlerini glokomda da görmekteyiz. Belirli tren raylarını takip eden her göz uzmanı hastasını kazasız istasyona götürebilir. Glokom konusunda deneyimli uzmanların asıl görevi tren raylarını döşemek olmalıdır.
Glokomun tanınması ve progresyonunun saptanması, bu hastalıktaki en önemli noktadır. Yoğunlaşılması gereken bölge optik sinirin durumu olmalıdır. Optik siniri en iyi algılama metodu, onun görülerek değerlendirilmesidir. Ancak yüksek deneyim ve teorik bilgi gerektiren bir husustur, geniş uzman kadrosuna üst düzey eğitim verilmesini gerektirir, zor ve zaman-pahalı bir iştir. Bunun yerine aletler ile belirli bir hata oranını kabullenerek standardizasyon getirmek akılcı bir çözüm yolu olabilir.
Optik sinir analizatörleri bu amaca hizmet etmektedir. OCT bunların başında gelmektedir. Genç oftalmolog arkadaşların en fazla zorlandığı konuların; optik sinirdeki anatomik varyasyonları deşifre edememeleri ve progresyonu yeterince algılayamamaları olduğunu düşünüyorum. Basit bir OCT-RSL ile farkındalığı yakalamak olasıdır. Aşağıda verilen örnek basit bir OCT analizidir (günümüzde daha gelişmiş veriler elde edilebilmekte) ve görme alanı defekti elde edilmemiş hastanın progresyonunu saptayabildiğimizin kanıtıdır.

2007 çekimine göre inferotemporal kadrandaki RSL incelmesini bu analizde rahatlıkla görebilmekteyiz. Bu analiz deneyimsiz bir oftalmologun ve dolayısıyla hastanın çok işine yarayacaktır. Ancak (ben herzaman ancak ile başlayan cümlelerden korkmuşumdur) elde ettiğiniz görüntü veri tabanı analiz görüntüsüdür. Veri tabanı sizin hastanıza uygun değilse (hasta yaş grubu veya miyopi, tilte disk gibi varyasyonlar), görüntü kalitesi yetersize (özensiz çekim, pupil büyüklüğü ve katarakt) sonuçlar sizi yanıltabilir. Her zaman yazdığımı burada tekrar etmek isterim; "kutsal kitaplar ve anayasalar herşeyi söyleselerdi yönetici sınıfına gerek kalmazdı, burda, hastanın gözünde yönetici sizsiniz, son kararı verecek kişi."
Zamanla yukarıda belirttiğim eksikliklerin de kısmen giderileceğini düşünüyorum. Bu yazıyı yazmamdaki amacı tekrar ederek bitiriyorum; Glokom muayenesinde karar verirken elle tutulur kanıtlara ve deneyime ihtiyacımız var, bunun için donanımlı ve donanım sahibi olmamız gerekiyor.
5cbd5a8b-e812-4581-96ec-5efd6353e3fa|0|.0
Etiketler:
oct | optik sinir
HalilAtes
21. Temmuz 2011 10:51
Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Ziya Ayhan, Gül Arıkan, Üzeyir Günenç ve Güray Çıngıl'ın yaptığı bu çalışma Türk Oftalmoloji Dergisi'nin Mayıs-Haziran 2011 sayısında yayımlandı.
Çalışmada ilginç sonuçlar elde edilmiş, yüksek basınçlı, normal basınçlı glokomlu ve oküler hipertansiyonlu hastaların görme alanı, hrt ve oct verileri kendi iççlerinde ve birbirleriyle kıyaslanmış ve korele olup olmadıkları araştırılmış. Aslında yöntem olarak çok tehlikeli bir çalışma, çünkü üç farklı hastalık (daha doğrusu durum) ve üç farklı analiz cihazı verisinin korele olup olmadığı araştırılıyor. Örneğin çalışmaya daha başlamadan ortaya attığınız teorem yani glokom ile oküler hipertansiyonlu hastaların inceleme verileri örtüşüyor mu diye sorarsanız iki olasılıkla karşılaşırsınız; evet veya hayır. Evet ise tanı hatalı olabilir veya testler saçma-sapandır, hayır ise zaten beklenen bir olaydır çünkü tanınızın doğru olduğunu ön koşul olarak zaten kabul etmişinizdir ve test sonuçlarının örtüşmemesi analizlerin doğru olduğunu gösterir. Yani işin felsefi boyutu biraz karmaşık.
Sonuçta veri analizlerinde başlangıçta konulan tanıları destekler veya desteklemeyen farklı alt gruplar oluşmuş, bu da veri analizi yapan aletlerin henüz istenilen güvenlik kriterlerini sağlamadığını düşündürüyor okurlara. Ancak çalışmanın başında verilen analiz aletlerinin cinsleri hakkındaki bilgi, aletlerin ilk jenerasyon aletlerden seçildiğini gösteriyor, bu da günümüzde yayınlanan bir çalışmanın son versiyonların bir analizi olması gerekliliğini düşündürüyor. Yine de İzmir'li ekibin "bilimsel düşüncenin kuşkucu olmakla başaması gerektiğini" vurgulayan bu çalışmaları taktiri hak ediyor.
İlgi gösterenler için çalışmanın tam metnini yayımlıyorum;
Primer Açık Açılı Glokom, Normal Tansiyonlu Glokom ve Oküler Hipertansiyonda Humphrey Görme Alanı, Optik Koherens Tomografi ve Heidelberg Retina Tomografi Parametrelerinin Korelasyonu.pdf (57,00 kb)
HalilAtes
9. Haziran 2011 12:18
"The disc damage likelihood scale: reproducibility of a new method of estimating the amount of optic nerve damage caused by glaucoma." başlıklı çalışmada, rutin göz muayenesinde genellikle vertikal c/d oranına bakılarak glokom tanısı konulduğu, ancak rim çentikleşmelerinin de en az c/d oranı kadar önemli olduğu bildirilmiş.
resimde görülen inferotemporal rim çentiklenmesi, dikkat edilmesi gereken önemli bir bulgu. Yazının ayrıntılarını; Spaeth GL, Henderer J, Liu C, et al. The disc damage likelihood scale: reproducibility of a new method of estimating the amount of optic nerve damage caused by glaucoma. Trans Am Ophthalmol Soc. 2002;100:181-6 makalesinden okuyabilirsiniz.