Olgu Sunumu 2: Psödoeksfoliatif glokomda hızlı progresyon

HalilAtes 2. Mart 2015 09:33

Prof. Dr. Volkan Dayanır

Bu olguda maksimum medikal tedaviye rağmen göz içi basıncın çok yüksek seyrettiği görülüyor. Hastaya ameliyat önerilmesine rağmen hasta ameliyat olmak istemiyor. İki yıl sonra yapılan takibinde görme alanının çoğunu kaybettiği tespit ediliyor.

Etiketler:

glokom progresyonu | görme alanı | Olgu sunumu | psödoeksfoliasyon

Ön segment muayenesi daha çok ilgiyi hak ediyor

HalilAtes 8. Ekim 2014 11:54

Glokomu tanımlarken; ilerleyici optik nöropatidir ifadesini kullandığımız için bütün dikkatimizi optik sinir başı, sinir lifleri ve ganglion hücrelerine odaklamış bulunuyoruz. Hâlbuki  tedavimizin temelini oluşturan göz içi basıncının (GİB) düşürülmesi, ön segmentteki patolojilerin sonucu gelişmektedir. Bu bir çelişkidir.

Elimizde optik siniri incelemek için sofistike aletler bulunuyor; OCT, HRT, görme alanı. Ön segment için ise biomikroskobik bakı ve teorik bilgi silahımızdan başka pek bir şeyimiz yok. Herkeste biomikroskop olduğuna göre, teorik bilgi eksiğimizi de herkes için farklı bir formülle giderilmesi pek çok sorunun çözülmesi için yeterli olacaktır.

Önce tedavi silahlarını sıralayalım; tıbbi tedavi, lazer ve cerrahi. Bunların da çeşitleri olduğu malumunuz. Kime hangi tedavi şeklini uygulayacağız, bu önemli; önceki yazılarda sıkça bahsettik, glokomun tanımında yer alan “ilerleyici” sıfatı hastalığın “ilerlediğini” (ne yaparsanız yapın) anlattığına göre, ilerlemenin (ilerlemeden kastın kötüleşme olduğunu söylemeye gerek yok tabii) hızı ile hastanın yaşam beklentisinin hasta ile yaşadığımız dostluğu bozmayacak bir tarihte gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarız. Bu tarih riskli bir yakınlıktaysa tedaviye başlarız veya tedaviyi kuvvetlendiririz.

Buraya kadar anlattıklarımı daha önce konuşmuştuk, geçiyorum, bugün anlatmak istediğim farklı bir konu; tedavi tipleri ile glokom tipleri arasındaki ilişki tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Basit anlamda açık/kapalı açı ayrımının tedaviyi nasıl değiştireceği malumunuzdur. Bu yüzden glokom veya oküler hipertansiyon tanılarının konulduğu ilk muayenede açının incelenmesi mutlak yapılmalıdır. Açık açılı hastalara uygulanan tedavi protokollerinin hepsi, sanki tüm hastaların primer açık açılı glokom olduğu farz edilerek yapıldığı gibi yaygın bir davranış modeli olduğunu üzülerek görüyoruz.

Sekonder açık açılı glokomların tedavi modelleri ile primer açık açılı glokomların tedavi modelleri arasında farklılıklar vardır. Bu farklılık hastalığın fizyopatolojisindeki farklılıklardan meydana gelmektedir. Örneğin primer açık açılı glokomda, trabeküler ağın hücre kaybı ve ekstrasellüler matriksde artış ile karakterize trabeküler ağın schlemm kanalına komşu jukstakanaliküler kısmında SD plaklarının bulunması GİB yüksekliğinin sorumlusu iken, pigmenter glokomda melanin yüklü makrofajların trabeküler ağın ilk iki katında birikimi ve tıkaç etkisi ile GİB yüksekliği gelişmektedir. Bir başka sekonder açık açılı glokom olan psödoeksfoliatif glokomda (PEX) da fizyopatoloji primer açık açılı glokomdan farklı olmaktadır. PEX’de tıpkı pigmenter glokomdaki gibi melanin yüklü makrofaj tıkacı yanı sıra schlemm kanalının iç duvarında PEX materyali birikimi GİB yüksekliğinin sorumlusudur. Ayrıca PEX vakalarında psödoplato iris ile de sık karşılaşıldığından, klasik kitaplarda PEX’in açık açılı glokomlar bölümünde anlatılmış olmasına aldanmamak, bu grup hastaların kapalı açılı glokomu taklit eden bir hüviyette de olabileceğini unutmamak gerekir.

Bu bilgiler tedavimizi nasıl değiştirir sorusunu sorduğunuzu hissediyorum, örneğin pigmenter glokomda non-penetran glokom cerrahisinin anatomik yapılanmayı düşündüğümüzde başarısız olacağını söylememiz, iddialı bir yorum olmayacaktır. Ya da PEX’de SLT başarısının sınırlı olabileceği de aynı şekilde söylenebilir. Açık açılı üveitik glokomda hipotansif yağların verilmemesi bir kuralken, üveit atağı geçirmeyen, pasif üveitli hastanın kortizon glokomunda hipotansif yağların tercih edilmesi nüansların ne kadar önemli olduğunu gösteren delillerdir.

 

Glokomun tanısı kadar tipinin tayini de önemlidir, bunun için ön segment muayenesinin detaylı yapılması şarttır. 

Corneal Biomechanical Properties of Patients With Pseudoexfoliation Syndrome

HalilAtes 6. Eylül 2011 09:40

Nursal Melda Yenerel ve arkadaşlarının yaptıkları çalışma Cornea dergisinin 30/9 sayısında yayımlandı. Çalışmada eksfoliasyonlu hastaların kornea histerezisinde ve rezistansında değişimler olabileceği kaydedildi. ORA ile yapılan bu analizlerin sonuçları oldukça dikkat çekici; eksfoliatif hastaların gerçek GİB değerlerinin belirlenmesi, refraktif cerrahiye yanıtlarının ve olası komlikasyonların öngörülebilirliği ve katarakt cerrahisinde yaşanabilecek olası korneal komplikasyonlar açısından çalışmanın ışık tutucu olduğunu düşünüyorum. Çalışmaya ilgi duyanlar için özeti aşağıda;

Purpose: To assess the corneal biomechanical properties of patients with pseudoexfoliation syndrome (PEX syndrome).

Methods: Fifty-two eyes of 52 patients (27 unilateral and 25 bilateral) and 42 eyes of 42 age-matched control subjects were enrolled in the study. Metrics of corneal biomechanical properties, including corneal hysteresis (CH) and corneal resistance factor (CRF), were measured with the ocular response analyzer (ORA). The ORA also determined the values of Goldmann-correlated intraocular pressure and corneal-compensated intraocular pressure. Central corneal thickness (CCT) was measured by the ORA integrated handheld ultrasonic pachymeter. The values recorded by the ORA were compared between eyes with PEX syndrome and those without PEX syndrome. Eyes with unilateral PEX syndrome and fellow eyes without PEX syndrome were also compared.

Results: The mean CH and CRF of all eyes with PEX syndrome were significantly lower than those of control eyes (P < 0.05). Neither corneal-compensated intraocular pressure nor Goldmann-correlated intraocular pressure showed a statistically significant difference in both the groups. Mean CCT values also did not show significant difference. Comparison of the unilateral eyes with PEX syndrome with the apparently normal fellow eyes revealed no significant difference between the mean CCT, mean CH, and mean CRF values (P > 0.05). However, the mean corneal-compensated intraocular pressure and Goldmann-correlated intraocular pressure were relatively higher in the PEX syndrome eye (P < 0.05). There was no significant difference between the mean CCT values of these groups (P > 0.05).

Conclusions: The CH and CRF decrease in both unilateral and bilateral PEX syndrome suggested that PEX syndrome has a weakening effect on corneal biomechanical properties. Moreover, in subjects with clinically unilateral PEX syndrome, these properties were closer to eyes with PEX syndrome than to normal control eyes.

Etiketler: ,

glokomda kornea | psödoeksfoliasyon

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre