Derin Bakış | Pınar Aydın O'dwyer | TEDxAnkaraCitadel

HalilAtes 28. Haziran 2016 21:20

Etiketler:

blog | Görme algısı | görme engelli ünlüler | görme fizyolojisi | konferaslar | ressamlar

Bütün zamanların ilk göz insizyonu filmi: Bir Endülüs Köpeği

Fatih Adıbelli 3. Aralık 2015 23:00

Dali’ye kızmayın. 

Hangimiz sürrealist rüyalar görmedik ki?

Bu söz bile komik oldu; sürrealist olmayan rüya mı var?

En gerçekçi dediğimiz düşlerimizde de olmadık ayrıntılara rastlamıyor muyuz? 

Tek suçlu Dali değil, belki biraz işin suyunu çıkarmış olabilir hepsi o. 

Bir gün bir düşümü anlattığımda eli kalem tutan bir arkadaşım “sen bunları neden yazmıyorsun, 

ben sabah kalkınca duştan önce bütün düşlerimi en ince ayrıntısına kadar yazarım” dediğinde şaşırmıştım. 

Duştan önce düş. 

Haklıydı. Düşten özge ilham mı var? 

Luis Bunuel de bu şekilde, yüzünü bile yıkamadan Dali’nin yanında soluğu alıyor 

ve ona gördüğü rüyayı anlatıyor. Dali’de “hayırdır inşallah” demeden kendi absürd rüyasını ona anlatıyor. Derhal iki rüya birleştiriliyor ve 1929 yılının bir sabahında bütün zamanların bir numaralı sürrealist filminin senaryosu ortaya çıkıyor: “Bir Endülüs Köpeği”(un chien anadalou). Elbette ki sabah ve yüz yıkama ayrıntısı benden, ama sürrealist bir film eleştirisinde o kadarcık da bir katkım olsun ne çıkar?

Luis Bunuel’in ilk eseri olan bu filmin sponsoru annesi, ana hakkı elbette ki ödenmez ama Bunuel sanatsal kariyerini de anasına borçlu. Türk annesine bu senaryo anlatılsa eminim “Elalem ne der” şiddetinde bir itirazla o para alınamaz ve o film çekilemezdi kanaatindeyim. Öyle bir itiraz pek de haksız sayılmazdı, bir kadının gözünün usturayla oyulması, piyanoya gömülü eşek ölüsü, iplerde sallanan on emir tabletleri, bir adamın avucundan karıncaların çıkması gibi akla ziyan sahnelerle dolu olan filme hangi Türk Annesi mutfak masraflarından arttırdığı parasını verir? Gerçi böyle bir şeyin olması da ayrıca sürrealizme katkı olarak tarihe altın harflerle yazılırdı o ayrı.

“Bir Endülüs köpeği” oftalmolog gözüyle yazılmış mıdır? Bilmiyorum.

Filmi seyredip etkilenmiş bir arkadaşımı muayeneye başlarken “Yakın zamanda Endülüs Köpeği’ini seyrettim aman yavaş” derkenki tedirginliğini anımsıyorum. Ben de olabildiğince yavaş hareketlerle muayenesini tamamlamıştım. Anlayışım için teşekkür etmişti. “Hastalar muayene masasına oturtulduğunda filmi seyredip seyretmediği sorulmalı” diye düşündüm. İtiraf edeyim ki sonrasında kimseye sormadım.

Film ağzında sigarası olduğu halde elinde usturasını bileyen bir adamın görüldüğü sahneyle başlıyor. Anton Çehov’un "duvarda asılı bir silah varsa, o silah patlamalıdır"ı üçüncü perdeye bile kalmıyor, ustura hemen kullanıma sokuluyor. Balkona çıkan adam dolunayın tam ortasından geçen incecik bir bulut görüntüsüne bakıyor sonra sakince oturup primer pozisyonda sonsuza bakan bir kadının gözü, ayakta duran bir erkeğin az önce hazır bilenmiş olan o ustura ile horizontal olarak nazalden temporale kesiliyor. Az dikkat edilince bunun bir hayvan gözü olduğu belli oluyor (ölü buzağı). Hemen içeriden vitreus prolabe oluyor. Oftalmolojik olarak bizi ilgilendiren kısım bu. Bu film elbette ki bir göz cerrahisi videosu değil. Ama iddia ediyorum 1929 da çekilen bu film bütün zamanların bir numaralı sürrealist filmi olmasının yanında ilk göz insizyonu videosudur.

https://www.youtube.com/watch?v=BIKYF07Y4kA

Filmin IMBd'si 7,9. Yapım yılı için kaynakların kimi 1928 diyor kimi 1929.
Usturalı adam yönetmenin kendisi Luis Bunuel. 

İpe bağlı yerde sürünen iki rahipten biri Salvador Dali. 

Karıncalı el Dali’nin, göz kesisi ise Bunuel’in rüyası.

İlk oftalmolojik cerrahi videonun ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair bir bilgi internette yok.  Ancak ilk cerrahi video 1899’da Buenos Aires de çekilmiş, bir akciğer kist hidatiği cerrahisinin gösterildiği yaklaşık 4 dakikalık bir film. 

Film Eugenio Py tarafından çekilmiş, cerrah Dr.Alejandro Posadas. 

http://news.discovery.com/history/first-film-of-surgery-and-use-of-anesthesia-identified-150226.htm

İlk göz cerrahisi videosunu arayışım sürüyor, bilen veya bulan varsa söylesin lütfen.

Yrd.Doç.Dr.Fatih M. ADIBELLİ

Etiketler:

ressamlar | sinema | oftalmoloji tarihi

Dr. Kamil Furtun

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:56

 

Bugüne dek Ad Reinhardt’ın siyah, simsiyah tablolarını anlamakta zorluk çektim. Benim gibi hikayenin uzağında olan pek çok kişi “bunu ben de yapabilirim” diyebilir. Yaşadıklarımız bir sanatçının duygularıyla örtüşünce anlayabiliyoruz resmin ne anlatmak istediğini.  

 

 

Etiketler:

blog | ressamlar

Müze 3: Alte Nationalgalerie, Berlin: Osman Hamdi

HalilAtes 2. Mayıs 2015 11:27

Uzun süredir yazmadığımın farkındayım; kongre mevsimine girmemizin bunda etkisi olduğu kadar, baharın verdiği yorgunluğun da tembelliği ile ara uzadı. Berlin'de Allergan firmasının her yıl düzenlediği toplantıya katıldım. Glokom firmaları bu tür etkinlikleri artık azalttılar, ya da benim haberim olmuyor bilemiyorum. Yazılarımı okuyanlar bilir, ben her toplantının faydalı olduğuna inanıyorum, ve katılımdan büyük bir heyecan duyuyorum. Bir toplantıda konuşulanları dinlerken hem yeni bir bilgi elde ediliyor, hem de zaten bildiğin ancak üzeri biraz tozlanmış bilgiler parlatılıyor, yeni fikirler elde ediliyor. Toplantı sırasında tuttuğum notları ilerideki postlarda aktaracağım, bugün Berlin'de toplantı sonrası yaptıklarımı anlatmakla yetineceğim;

Şehir, medeniyetin ürettiği en büyük eser bana kalırsa. Yaşadığımız çağ ile birlikte geçmiş dönemlerde de yaşamış tüm insanların emekleri sonucu oluşmuş, kültür birikimleri şehirler. İnsanların oluşturduğu şehirler aynı zamanda insanları da oluşturmuş zamanla. İyi ve kötü anlamı birlikte barındırarak. Bu yüzden şehrin geçmişten kalan tüm dokusu aynı zamanda o şehirde yaşamışların nefeslerinin de devamı. Bir şekilde dokuda yapılan değişiklik geçmişte bedenen var olmuş, halen izleri devam eden insanların nefeslerini boğmakla eş anlamlı. Şehirlerimizi değiştirirken bir katliam, dedelerimizin soykırımına da neden olduğumuzun bilmem farkındamıyız.

Binalar, köprüler, sanat eserleri, yollar, pazarlar, hastaneler hepsi o şehiri oluşturanların canlılıklarının kanıtıdır bugünü görenler için. Berlin'de Alte Nationalgalerie de bu izleri bulmam için iyi bir vesile oldu. Berlinlilerin şehrin oluşumundan bu yana yaptıkları uğraşların bir toplamı, kültürlerinin kanıtıydı burası. Türk Alman ilişkileri, bu çağda ve yakın çağda iç içe girmiş etkileşimler, doğumlar getirmiştir. Bu müzede bunun kanıtlarını görmek mutluluk vericiydi. Daha hemen girişte Osman Hamdi'nin Ab-ı hayat çeşmesi karşılıyor gezginleri

Devamında yine Osman Hamdi'nin "Caddede Pers'li halı tüccarı" tablosunu görmek mümkün. 

Bu iki resim, Osman Hamdi'nin Türkiye'de pek az bilinen yapıtları arasında. Yurtdışında pek ender de olsa Türk sanatçıların yapıtlarına müzelerde rastlıyorum, ancak Osman Hamdi'yi ilk kez gördüm. Ahmet Haşim'in Frankfurt Seyahatnamesi'nde yazdığı; "İnsan hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Bu itibarla seyahat, harikuladelikler avı demektir." tanımı, benim için de Berlin seyahati, bir Osman Hamdi avı oldu.

Etiketler:

kongre haberleri | Müzeler | ressamlar

Gözyaşı

HalilAtes 16. Şubat 2015 23:15

Oftalmolojik olarak bizim için farklı bir konumda konuştuğumuz gözyaşı, burası için ülkenin sembolü oldu neredeyse. Rogier van der Weyden'in farklı resimlerinden oluşan gözyaşı detaylarını, akıtan nedenleri temizlemesi umuduyla sıralıyorum;

Etiketler:

blog | ressamlar

Bay Turner

HalilAtes 30. Ocak 2015 11:38


Geçen yıl Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanan Timothy Spall’ın oynadığı “Bay Turner” filmi İngiliz romantik ressamı J. M. W. Turner’in hayatından bir kesiti anlatıyor. İngiliz orta sınıf halkının yaşamını anlatan filmlerinden tanıdığımız Mike Leigh’in yönetmenliğini yaptığı Bay Turner bu hafta gösterime giriyor.

Yazının girişi bir sinema duyurusunu andırsa da aslında amacım sizlere Turner’ın resimlerindeki katarakt progresyonundan bahsetmek.

2009 ASCRS kongresinde sunulan Heidelberg Üniversitesi’nden Sibylle Scholtz ve Gerd U. Auffarth’ın “Impact of Cataract on the Later Paintings of William Turner” başlıklı çalışması örneklerle Turner’in katarakt gelişimini bizlere anlatıyor. Çalışmanın detaylarını şu adresten okuyabilirsiniz. Turner daha önce yazdığım Bach ve Handel’in yaptığı hataya düşmemiş ve katarakt ameliyatı olmamış. Onun kataraktlı görüş açısı İngiliz romantik resminin oluşmasında bence büyük katkı sağlamış.

Etiketler:

görme engelli ünlüler | görme fizyolojisi | ressamlar

Mary Cassatt

HalilAtes 5. Eylül 2014 11:03

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba; 15 gün New York'ta üniversite işleri için bulundum, bu sırada bol bol müze gezdim, belki ileride bunları topluca yazabilirim, bugün sizlere Amerikan izlenimcilik akımının anası diyebileceğim Mary Cassatt'dan bahsetmekle yetineceğim. İzlenimciler arasındaki dört kadından biriydi, Fransa'daki şatosunda zengin bir koleksiyon oluşturdu ve Amerikalı koleksiyon severlerin izlenimcileri tanımasına ve resimlerini almalarına öncülük etti. Erken yaşta oğlunu, annesini ve kardeşini kaybetmesi hüzünlü bir hayat geçirmesine yol açtı. Amerikalı kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasında önemli katkıları oldu. Bizi ilgilendiren yanı ise diyabetik retinopati ve katarakta bağlı bir dizi ameliyat geçirmesi ve glokoma bağlı görmesini kaybetmesidir. Aşağıda Metropolitan Müzesinde bulunan "Mother and child" adlı tablosunu sunuyorum. 

Etiketler:

görme engelli ünlüler | ressamlar

Eğitim gerçek hayata benziyor mu?

HalilAtes 31. Temmuz 2013 00:31

Okuduklarımızı günlük hayatta ne kadar kullanabiliyoruz? Kitaplar, dergiler, konferanslar, hocalarımızın öğrettikleri bizim yaptıklarımız ile ne kadar örtüşüyor? Eğitimin verilmediğini, alındığını biliyor muyuz? Gerçek hayat, 100 hastaya yapılan çalışmadaki metot ile alınan sonuçlara neden uymuyor, onlar uzaylı mı? Zaman zaman bu soruları sormakta fayda var, yukarıda gördüğünüz Cayetano de Arquer Buigas'ın tablosunda olduğu gibi, işler görüldüğü gibi olmayınca bu soruları tekrar ediyorum. 

Etiketler:

eğitim | ressamlar

van gogh; basınç yüksekliğine bağlı kornea ödeminde ışıklar saçılır

HalilAtes 22. Mayıs 2013 21:13

Etiketler:

kapalı açılı glokom | ressamlar

John Milton; glokomun yarattıkları

HalilAtes 27. Nisan 2013 23:45

 

1608-1674 yılları arasında İngiltere’de yaşamış, İngilizceye en çok kelime kazandırmış, Shakspeare ile birlikte İngiliz dilini yaratmış John Milton, etimolojik, felsefi ve edebi yanı kadar bu blogun ana teması olan “glokom” hastası olması açısından da önemlidir.

Mektuplarında belirttiği göz rahatsızlığı, tekrarlayan akut glokom krizlerini tarif etmektedir. 1640 yılında başlayan görme azlığı, 1651 yılında ışık hissini kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. 1663 yılında bitirdiği Paradise lost kitabı  başyapıtıdır. Dünya edebiyatının başyapıtlarından sayılan bu kitap görme, ışık ve glokom üzerine çağrışımlar ile doludur. Bunlardan birini aktarayım;

 “kötü günlere düştüm ve kötü dillere;

Karanlıkta kaldım, beni çepeçevre saran

Tehlikeler içinde yapayalnız..”

 


Eugene Delacroix; Milton dita o Paradise Lost, 1826

Etiketler:

görme engelli ünlüler | ressamlar

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre