Plato İris Sendromu

HalilAtes 10. Mart 2015 11:17

Plato irisi nasıl tanıyacağımız ve tanırsak ne yapacağımız sık sorulan sorulardan, bugünü bu yüzden plato irise ayırdım.

Plato iris bir anatomik hatadan oluşur. Silier cismin öne doğru apozisyonu üzerindeki irisin trabeküluma doğru deplase olmasına neden olur ve ön kamarayı periferde sığlaştırır. Ön kamara derinliği santralde ise normaldir. Yani problem irisde değil silier cisimdedir. Bu yüzden yapılacak iridotomiye rağmen kapalı açılı glokom geliştirme potansiyeli taşır.

Hastaya gonyoskopi yapacak olursak bir vadi ve bunun önünde ve arkasında iki tümsek (kitaplar buna hörgüç diyor, ama yaşı kemale ermemiş ve İzmir’li olmayanlar hayatlarında deve görmemiş olabilirler bu yüzden hörgüç yerine tümsek tanımını kullanıyorum) bulunur. Bir başka ipucunun da periferal irisin, irisin diğer bölümlerine göre oldukça “kalın” bir yapısının olduğu izlenimini alacağınızı söylemeliyim.

A: iris-açı teması

B: Silier processin öne doğru deplasmanı,

C: Silier sulkus kaybı

D: İrisin tümseklenmesi

SS: Skleral spur

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu resimde silier processin öne doğru deplase olması sonucu periferal irisin trabeküluma paralel bir pozisyona geldiği,

İris kökünün korneaskleral duvardan aşağıya doğru bir açı oluşturacak şekilde yapışma yerinden yukarıya doğru bir dik açıyla yükseldiği,

Orta alanda irisin düz olduğu,

Silier sulkusun kaybolduğu,

Skleral spurun önünde iridotrabeküler temas gözleniyor.

Plato irisin akut açı kapanması glokomuna yol açacağından korkulur. Aslında korkulması gereken ve daha sıklıkla klinik olarak karşılaştığımız hadise kronik iris-trabekülum temasları sonucu trabekülumda yapısal değişikliklerden kaynaklanan basınç yükselmeleridir.

Ne yapalım?

Risk faktörlerinin yokluğunda hiçbir şey yapmadan izlenmesi bir seçenektir. İzleme esnasında GİB ölçümü temelli bir takip yerine, görme alanı ve/veya OCT temelli progresyon analizi yapılması tavsiye edilmektedir, çünkü basınç zaman zaman yükseldiği için muayene günündeki normal değer diğer günlerdeki yükseklikleri fark etmemenize yol açabilir.

Tedaviye başlamadan önce şu sorulara cevap vermemiz gerekir;

  1. Plato iris 180 dereceden fazla bir alanı mı kapsıyor?
  2. GİB yüksekliğini tedavi etmemiz gerekiyor mu?
  3. Anormal anatomik bozukluk o hasta için bir risk faktörü müdür?
  4. İridotrabeküler temasın düzeltilmesi hastanın glokomunu kontrol altına almada yararlı olacak mı?
  5. İridotrabeküler temas, trabekülumun yapısal hasarına yol açmaya başladı mı?

Bu soruların cevabı “evet” ise hasta tedavi edilmelidir.

Pilokarpin kullanımı sorunun çözümünde etkin bir yoldur, ancak hasta memnuniyetsizliği sizi bu tedaviden alıkoyacaktır.

Argon lazer iridoplasti (500µm, 500msec, 200mW, 16-20 atış, iridotomi lensi ile) iris kökünü santrale çekerek iridotrabeküler temas olasılığını azaltacaktır. Tehlikesiz ve başarı şansı yüksek bir tekniktir.

Katarakt ameliyatı bu hastalarda tedavi maksadıyla yapılabilir, kataraktı olan plato irisli hastalarda ameliyatı erken yapmak gerekir. GİL’nin kapsül içine konulması bir zorunluluktur.

Etiketler:

kapalı açılı glokom | Risk faktörleri

Komplikasyonlar 12: Koroidal Effüzyon

HalilAtes 9. Mart 2015 10:41

Koroidal effüzyon, suprakoroidal alana anormal sıvı toplanmasıdır. Üveitik, tümöral hadiseler veya intraoküler cerrahiler sonrası gelişebilir. Bu yazı, glokom cerrahisi sonrası gelişen seröz veya hemorajik koroidal effüzyonlar ile sınırlandırılmıştır.

Seröz koroidal effüzyon, cerrahi sırasında kapiller basıncın intraoküler basıncın üstünde kalması sonucu suprakoroidal alana damar duvarından sıvı sızması ile gerçekleşir. Günler ve haftalar süren yavaş bir süreçtir, ağrısızdır, optik aksı engellemediği sürece görme keskinliğini etkilemeyebilir.

Hemorajik koroidal effüzyon ise posterior silier arterlerin, göz içi basıncının ani düşmesi sonucu patlamasıyla gelişen ani, ağrılı bir kanamadır. Görmeyi ileri derecede etkiler. Her iki effüzyon da intraoperatif veya postoperatif erken dönemde gelişebilir.

Glokom cerrahisi çeşidine göre oluşma olasılıkları farklılık gösterir;

 

Cerrahi çeşidi

Seröz koroidal effüzyon

Hemorajik koroidal effüzyon

Trabekülektomi

%7.9-18.8

%0.7-3

Ex-press

%6.8

 

Derin sklerektomi

%7.6-11

 

Seton

%11.7-16

%2-3

Transskleral SFK

0

 

ECP

%0.36-4

 

Kanaloplasti

0

 

Trabektom

0

 

i-stent

0

 

Suprakoroidal stent

0

 

Yüksek riskli olgular şunlardır;

Nanoftalmus, diffüs koroidal hemanjioma, Sturge-Weber Sendromu, dural sinus şantlılar, karotid kavernöz fistül.

Komplikasyondan korunmak için yapılabilecekleri de şöyle özetleyebiliriz;

Preoperatif: GİB mümkün olan en düşük seviyeye getirilmelidir. Kan basıncı düşürülmelidir. Antikoagulantların alımı kesilmelidir.

İntraoperatif: Basınç düşürme prosedürü yavaş yapılmalıdır (örneğin trabekülektomi yapılmadan önce ön kamaraya girerek basıncın kontrollü azaltılması sağlanabilir). Filtran cerrahilerde sıkı sütürasyon yapılmalıdır.

Postoperatif: Hastanın hipoton kalması önlenmelidir. Valsalva manevrasından kaçınılmalıdır.

Gelişen koroid dekolmanının tedavisini daha önce anlattığımız için burada yer vermedim.

 

 

 

Bu blog Current Opinion dergisinin 2015, 26:135-42 künyesindeki derleme baz alınarak genişletilmiştir.

Etiketler:

cerrahi komplikasyonlar

400. blog: 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası

HalilAtes 8. Mart 2015 12:50

9 Haziran 2011 tarihinden buyana 400. blogu sizlerle paylaşıyorum. Yazılarıyla, yorumlarıyla katkı sağlayan, bu blogu okuyan, konu seçiminde e-postalarıyla öneri sunan tüm meslektaşlara teşekkür ederim.

400. yazının 8-14 Mart Dünya Glokom Haftasına denk gelmesi de hoş bir rastlantı oldu. Dördüncü kez düzenlenen etkinliğin amacı halkın, özellikle risk gruplarının glokom bilincini geliştirmektir. Ülkemiz için ayrıca merkezi yönetimlerin de dikkatini çekebilmek amaçlarımız arasına girmelidir. Bu blogun çeşitli bölümlerinde yer alan yazılarda ülkemizdeki eksiklikleri vurguladık, bana göre bunların başında takip ve tedavi protokollerinin kamu ile paylaşılmaması en büyük eksiğimizdir. TTB, TOD veya TOD glokom Birimi’nin belirleyeceği yol haritaları hem meslektaşlarımızın glokom hastası ile karşılaştıklarında yapacaklarını standart bir organizasyon zeminine oturtacaktır, hem de fiyat politikaları belirlenirken bu zemin üzerindeki maliyet hesapları planlanacaktır.

Ülkelerin sağlık politikaları belirlenirken günün bilimsel kanıtları dikkate alınarak koruyucu/sağaltıcı tıbbi uygulamaların ve bunların mali analizleri yapılır. Mali analizlerin neye göre yapılacağı eldeki imkânlar ve yapılacak işin niteliğine göre belirlenir. İşin tanımını meslek örgütleri ve bilimsel kuruluşlar, mali analizini ekonomistler, kararı da yönetenler alır. Bu zincirin bir halkası çalışmazsa çarpık zeminde yaratılan ucube inşaatlar ortaya çıkar. Sağlık alanında oluşacak aksamalar da hayati riskler barındırır. Bu yüzden görevimizi tam anlamıyla yapmamız bir zorunluluktur.

Günlük pratiğimizde SGK’nın aldığı kararlara uygun takip ve tedavi politikaları izliyoruz. Göz içi basıncını ölçerek glokom tanısı koyuyoruz ve hastaya ilaç raporu çıkarıyoruz. Bu bağlamda görme alanı ve OCT gibi tanı araçlarını (bunlar yardımcı değil asıl muayene işlemleridir) faturalandıramıyoruz. Glokom tanısının böyle konulmadığını, bunun hem etik hem de tıbbi hata olduğunu vurgulamalıyız, elimizde kurumlarımızın bir metni olmalı, yol haritasını üçüncü kişilere deklare etmeliyiz. Kanıtı olmayan hiçbir hastaya glokom tanısı koymamalı ve rapor çıkarmamalıyız.

 

Bu haftanın kurumlarımıza, yöneticilerimize, bize ve hastalarımıza başarı getirecek kararların ekileceği bir hafta olmasını dilerim.

Etiketler:

akış şemaları | blog

Lamina kribrosa derinliğinin glokom tanısı ve evrelenmesi üzerine etkisi var mı?

HalilAtes 6. Mart 2015 12:07

IOVS Papers in Press. Published on February 26, 2015 künyesiyle derginin on-line arşivinden ulaşılabilen “Lamina Cribrosa Depth in Different Stages of Glaucoma” başlıklı çalışmayı okuyunca hem sevindim hem de üzüldüm.

Çalışmaya 86 normal, 47 pre-perimetrik glokomlu, 55 başlangıç-orta düzey glokomlu ve 60 ileri düzey glokomlu hasta dahil edilmiş. Hastaların tümüne enhanced depth imaging (EDI) OCT ile lamina kribrosa yapısı ve derinliği ölçülmüş.

Teorik olarak glokom gelişmesiyle ve ilerlemesiyle lamina kribrosa derinliğinde artış beklenen hastaların gruplar arası ortalama derinlik değişimi şöyle bulunmuş; Normal hastalar ile pre-perimetrik grup (390 / 344 µm, P=0.004) ve başlangıç-orta düzey glokomlular ile pre-perimetrik glokomlular arasında (448 vs. 390 µm, P=0.001) anlamlı derinlik farkı bulunmuş. Ancak başlangıç orta evre ile ileri evre arasında istatistiki bir anlam bulunamamış. Ayrıca görme alanı defekti ve OCT-RSL ile lamina kribrosa derinliği arasında da bir lineer ilişki saptanmamış.

Bütün bu sonuçlar ne anlama geliyor; glokomun erken döneminde lamina kribrosa derinliğinde bir artış saptarsak tedavi lehine kararımızı kuvvetlendirmeliyiz. Ancak glokomun ilerleyip ilerlemediğini anlamak ve tedavimizin işe yarayıp yaramadığını anlamak için lamina kribrosa derinliğinden elde edilecek progresyon analizi çıktısı elde edemeyeceğiz, çünkü hastalığın seyri ile derinliğin artışı arasında lineer bir ilişki saptanamamış.

Tabii bu çalışmada şeytanın avukatlığını da yapmak gerekiyor; hastalığın evreleri görme alanı ve OCT-RSL değerlendirmelerine göre yapılmış ve bu değerlendirmelerin bir “çapa” olduğu farz edilerek lamina kribrosa derinlik analizi bunun üzerine inşa edilmiş. Belki de doğru olan lamina kribrosanın değişimleri ile evreleme yapmaktı. Bu çalışma öncü çalışma olduğu için derinlik evrelemesi de daha önce yapılmadığı ve böyle bir kanıt da elimizde olmadığı için kabullenmekten başka seçeneğimiz pek yok.

 

Sonuçta günlük pratiği hasta bakmaktan ibaret meslektaşlarımızın glokom açısından EDİ OCT’te yatırım yapması henüz erken görünüyor.

Etiketler:

glokom progresyonu | görme alanı | oct | yeni alet tanıtımı

Kombine katarakt ve glokom cerrahisinin refraktif sonuçları

HalilAtes 5. Mart 2015 18:19

Dr. Suzan Güven Yılmaz

Günümüz katarakt cerrahisinde post op. rezidü refraktif değer bir komplikasyon olarak değerlendirilmeye başlandı ve hasta memnuniyetsizliğinin başlıca sorumlusu tutulmaktadır. Glokom ile ilgilenen doktorların bu açıdan şanssız olduklarını düşünüyorum, çünkü değişken gib değerleri, önceden yapılmış glokom cerrahileri preop lens gücü hesaplarını etkileyebilmekte ve başarılı katarakt cerrahisinin hasta memnuniyetini olumsuz etkileyebilmektedir. Konuyla ilgili çalışma sayısı fazla değildir ve bu çalışmalar ışığında geliştirilmiş glokoma özgü bir formül önerisi bulunmamaktadır. Konuyu kombine cerrahi yapılmış hastaların refraktif değerlerini inceleyen aşağıdaki çalışma ile bağlıyoruz;

 

Tzu ve ark. nın  J Glaucoma’nın (Şubat 2015)  son sayısında yayımlanan retrospektif çalışmalarında, kombine katarakt ve glokom (trabekülektomi veya seton) cerrahisi geçiren 46 gözün postoperatif  3. ve 6. ayında refraktif sonuçlarını değerlendirilerek, sadece katarakt cerrahisi geçiren gözlerden oluşan kontrol grubu ile karşılaştırmışlardır. Kombine cerrahi geçiren gözlerin %74’nin (32 gözde)  -1.00 ile +0.50  içerisinde hedef sferik ekivalan değerine ulaştıkları bildirilmiştir. Refraktif hedef dışında kalmada ileri yaş risk faktörü olarak saptanırken, IOL ve glokom cerrahi tipinin refraktif sonuçları etkilemediği saptanmıştır. Ayrıca preoperatif keratometrik ölçümleri olan 22 gözde kombine cerrahi ile postoperatif olarak ortalama 1.31D indüklenen silindirik değer tanımlamışlardır. Kontrol grubunda olguların  %85’nin  sferik hedef içinde kaldığı, cerrahi ile indüklenen silindirik değerin ise ortalama 0.99D saptandığını bildirmişlerdir. Sferik ekivalan açısından refraktif hedef dışında kalan olgular kıyaslandığında kombine cerrahi grubunun,  kontrol grubuna göre  0.50 daha miyopik olduğu saptanmıştır. Bu glokom cerrahisinin aksiyel uzunluğu  kısaltıcı etkisi ile açıklanabilir. İleri yaşın refraktif hata açısından risk faktörü olması ise, yaşla komorbit hastalık sıklığının artışı ve bu yaş grubunda subjektif refraksiyondaki zorlukları neden olarak gösterilmiştir. Kombine yaklaşımla indüklenen silindirik değer sadece katarakt ile indüklenenden fazla olsa da fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.
Sonuç olarak sadece katarakt cerrahisi ile daha yüksek oranda (%85) refraktif hedef içinde sonuçlar elde edilse de,  kombine cerrahi ile de hastaların büyük bir kısmında (%74)  tatminkar refraktif sonuçlar elde edilebilmektedir. 

Etiketler:

glokom hastasının kataraktı

Miyop hastaların glokom takibi

HalilAtes 4. Mart 2015 11:15

Miyopi ve glokom konusunu daha önce defalarca işlemiştik, ancak karmaşık ve çok soru gelen bir konu olduğu için bugün tekrar gündeme getirmek istedim.

Kabaca hipermetropların kapalı açılı glokoma, miyopların da açık açılı glokoma yatkınlıkları çeşitli tarama çalışmalarında ortaya konmuştur. Genel oftalmologun rutin göz muayenesinde bu hususa dikkat etmesi beklenir. Aksiyal uzunluğun artması veya azalması bu riski daha da fazlalaştırır. Ancak farklı çalışmalarda refraktif indeksin glokom olasılığına etkisi olmadığını veya miyopların da kapalı açılı glokoma yakalanabileceğini gösteren sonuçlar gösterilmiştir. Varyasyon değerlendirmelerini yapmak hastanın doktorunun sorumluluğundadır.

İşin farklı bir diğer yönü de bu hastaların tanısının ve takibinin nasıl yapılacağıdır; özellikle miyoplarda karşılaştığımız retina ve optik sinir şekil farklılıkları ve miyopinin doğasından ileri gelen patolojiler ile glokomun hem tanısında hem de takibinde zorlanmaktayız.

Tilte optik sinir, ince lamina kribrosa, Bruch Membranı patolojileri, geniş alfa ve beta zonlar hem görme alanı, hem de OCT-RSL değerlerini etkilemektedir. Görme alanı ve OCT çıktılarındaki patolojiler iki nedenden olabilir; çıktı patolojisi, miyopiye bağlı gerçek bir defekti gösterebileceği gibi, kullanılan aletin veri tabanı eksikliğinin sonucu olarak istatistikî yorum hatasından da olabilir. Bunu anlama şansımız yoktur, gelecekte veri tabanının zenginleştirilmesi hataları minimalize edecektir. Diğer bir olasılık da hastanın gerçekten glokom olmasıdır. Bu üç değişken arasında kararımızı nasıl vereceğiz? Ardıl muayene ile vermeliyiz. Bu hastalarda tek bir çıktı ile tanı koymak ve tedaviyi yönlendirmek mümkün değildir, ardıl muayenelerde progresyonun saptanması glokom lehine olacaktır, çünkü miyopideki yapısal veya fonksiyonel değişimlerin kısa zamanda progrese olması beklenmemelidir.

 

Ganglion hücre kompleksi’nin (GHK) miyopik değişimlerden etkilenmediğine dair çok sayıda yayın bulunmaktadır. Bu açıdan günümüz glokom tanı ve takibinde, özellikle optik sinir başı şekil bozukluğu olan miyopik hastalarda çok değerli bir muayene yöntemidir. Yüksek miyoplarda görme alanı ve OCT-RSL değerlendirmeleri yerine GHK derlendirmesini temel almakta yarar görüyorum.

Etiketler:

akış şemaları | glokom progresyonu | görme alanı | oct | optik sinir | Risk faktörleri

Prof. Dr. Huban Atilla: Çocukluk çağı glokomunda görme rehabilitasyonu da dikkat edelim

HalilAtes 3. Mart 2015 23:03

Prof. Dr. Huban Atilla

Halk arasında karasu hastalığı olarak bilinen göz tansiyonu yüksekliği yani glokom nadir olmakla birlikte bebek ve çocuklarda da görülebilmektedir. Bebek ve çocuklarda yaklaşık 10000 doğumda 1 oranında ortaya çıkmaktadır. Ancak bebeklikte geçirilmiş katarakt ameliyatı öyküsü varsa ya da diğer göz rahatsızlıkları varsa, steroid kullanmış veya kullanıyorsa, gözünü etkileyen travma geçirmiş ise bu durumlarda da göz tansiyonu yüksekliği riski artar ve bu açıdan de değerlendirmek gerekir. Gözde doğumdan itibaren olan yapısal bozukluk varsa (örneğin iris yokluğu, korneada saydamlık kaybı gibi) bu çocuklarda glokom gelişme riski yüksektir. Yaklaşık %10 olguda kalıtımın rolü vardır ve genetik testlerle etkilenmiş gen tespit edilebilir, gelecekte de gen tedavisi mümkün olabilecektir. Bebek ve çocuklarda gelişen glokomun her zaman için bir sebebi de olmayabilir veya bulunamayabilir ancak aile hikayesi varsa şikayet olmasa da muayene yapılmalıdır.

Bebeklerde şikayetler erişkindekinden farklılık gösterir. En sık görülen şikayet ve bulgular gözlerde sulanma, ışık hassasiyetidir. Biraz daha gecikmiş olgularda gözün donuk gözükmesine neden olan korneada bulanıklaşma gelişir. Daha da gecikme olduğunda gözde büyümeye yol açar. Çocukluk döneminde gelişen glokomda ise şikayetler daha sinsidir ve erişkindekine benzerlik gösterir.

Bebek ve çocuklarda glokom şüphesi olduğunda genel anestezi altında muayene ve göz içi basınç ölçümü yapılması gerekir. Muayene sırasında kornea çapı, ön ark uzunluk ölçümü, göz dibi muayenesi yapılmasının yanı sıra mutlaka retinoskopi yapılmalı ve göz sinir lifi tabakasındaki hasarın yanı sıra eşlik eden anizometropi veya yüksek miyopiye bağlı gelişebilecek göz tembelliği için de düzeltme yapılmalıdır. Hastaların yaklaşık 1/3’ünde şaşılık (sıklıkla ekzotropya görülmekte, ezotropya daha az sıklıkta) gelişmektedir ve ambliyopi için risk teşkil etmektedir. Ayrıca olguların yaklaşık 1/3’ünde olan kornea opasiteleri de görme aksını kapatarak görme gelişimi üzerinde olumsuz etki göstermekte ayrıca astigmatizmaya neden olmaktadır. Daha büyük çocuklarda genel anestezi gerekmeden göz içi basıncı ölçülebilir ve görme alanı, OCT gibi diğer tetkiklerde yapılabilir.

Tedavi için öncelikle göz içi basınç düşürülmelidir ve bu çoğunlukla cerrahi gerektirir. Tedavi sonrası da göziçi basıncı belli aralıklarla takip edilmelidir. Göz içi basıncının takibi ve diğer bulgular için genel anestezi altında muayeneler tekrarlanmalıdır. Ancak tedavi sadece göz içi basınç düşürülmesine yönelik olarak kalmamalı çoğunlukla eşlik eden miyopi ve anizometropi düzeltilmelidir, özellikle buftalmuslarda miyopi oldukça yüksektir. Ayrıca şaşılık ve ambliyopi sıklığı da fazladır ve bu da muayenelerde göze alınarak kapama tedavisi verilmelidir. Konjenital/infantil katarakt için ameliyat geçirmiş hastalarda afakik düzeltme için gereken hipermetropinin hızlı azalması veya anizometropi gelişmesi göz içi basıncı yüksekliğinin işareti olabilir veya göz içi basıncı normal diye kabul edilen hastada miyopinin hızlı artışı yine göz içi basıncındaki yüksekliğin daha sık aralıklarla kontrolünü düşündürmelidir.

Erken teşhis ve tedavi ile iyi sonuçlar elde edilse de yapılan tüm müdahale ve tedavilere rağmen sonuçta elde edilen görme düzeyi düşük olabilir ve böyle olgularda az görme cihazları ile hastanın yaşam kalitesi artırılmaya çalışılmalıdır.

Etiketler:

görme fizyolojisi | pediatrik glokom

Olgu sunumu 3: Glokom takibinde hataya yol açabilecek ek oküler patolojiler

HalilAtes 3. Mart 2015 11:10

Prof. Dr. Esin Başer

Prof Dr Esin Başer'in sunusunu şuraya tıklayarak görebilirsiniz.

Etiketler:

Olgu sunumu

Olgu Sunumu 2: Psödoeksfoliatif glokomda hızlı progresyon

HalilAtes 2. Mart 2015 09:33

Prof. Dr. Volkan Dayanır

Bu olguda maksimum medikal tedaviye rağmen göz içi basıncın çok yüksek seyrettiği görülüyor. Hastaya ameliyat önerilmesine rağmen hasta ameliyat olmak istemiyor. İki yıl sonra yapılan takibinde görme alanının çoğunu kaybettiği tespit ediliyor.

Etiketler:

glokom progresyonu | görme alanı | Olgu sunumu | psödoeksfoliasyon

Yaşar Kemal

HalilAtes 1. Mart 2015 13:57

Yaşar Kemal ile 1974 yılında İnce Memed aracılığı ile tanıştım. O dönem bir maceraydı benim için okumak, sonrasında edebiyatın tıpkı bir fen bilimi gibi doğanın bir kolu olduğunu keşfettim.

 

Hayat yeni öğretiler, yeni yollar sundu zamanla ve oftalmoloji ile tanıştım, bu kez onun gözünden bir kez daha farklı bir açıyla tanıdım Yaşar Kemal’i. Görmeyenlerin gözüydü yazdıkları, bir çiçeğin, bir arının dokusunu, kokusunu anlattığı uzun metinlerde, görmediğim ve koklamadığım tabiatın gücünü buldum, görmediklerimle görmeyenlerin kaybettiklerini anladım. Benim için bir oftalmoloji dersidir aynı zamanda romanları, koruyucu hekimliktir anlattıkları, her oftalmoloji asistanının okuması gereken bir ders kitabıdır Kemal'in Doğası'nın hikâyeleri.

Etiketler:

blog | eğitim

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre