Hep birlikte enjeksiyon dönemine giriyoruz

HalilAtes 8. Aralık 2015 10:08

Glokom tedavisinde kullanılan ajanların tatbik şekillerindeki değişim gelecek yıllardaki tedavi şekillerimizi hızla değiştirecek görünüyor. Saklama solüsyonlarının kaldırılması ile başlayan süreç yavaş salınımlı intraoküler ilaç implantlarına doğru bir ilerleme kaydetti. Aşağıda i-dose implantasyon FAZ çalışmaları devam eden firmaları ve ürünleri bilginize sunuyorum;

Alimera/pSivida: Iluvien (YBMD ve ven oklüzyonu için)

Alimera/Emory Univ: NADPH (YBMD)

Allergan: brimonidine implant

Genentech/Surmodics: Lucentis (6-8 aylık YBMD tedavisinde)

Glaukos: travoprost

Icon Biosciences: Verisome (IBI-20089) (Ven oklüzyonu için)

Lux Biosciences: Lumiject (LX201) (Keratoplasti rejeksiyonu için siklosporin A episkleral implantı)

MacuCLEAR/Mystic Pharmaceuticals: Versidoser (MC1101) (YBMD için)

Macusight/Sirolimus: Perceiva (subconjunktival injectable immunosuppressant)

Merck/Surmodics: I-Vation (triamcinolone acetonide helical implant, diyabetik maküler ödem için)

Neurotech: NT-501 (retinitis pigmentosa,YBMD gibi progressif fotoreseptör kaybı hastalıkları için encapsulated cell technology (ECT) to deliver ciliary neurotrophic factor (CNTF) 12 ay etkinlikte).

Novagali Pharmaceutical:  Cortiject (NOVA63035) (6-9 ay etkili, DMÖ tedavisi için kortizon)

Potentia/Alcon: POT-4 (YBMD tedavisi için faktör C3 inhibitörü)

QLT: latanoprost (punktal yerleşimli latanoprost, 3 ay etkili)

Tüm bu ürünlerin hasta uyumu, konjonktiva sitolojisini koruyucu gibi olumlu yönleri bulunduğu kadar olumsuz yönleri de olacaktır. Retina kliniklerinde şu an yaşamakta olduğumuz enjeksiyon sıralarının kabul edilemez düzeylere çıkması bir yana işlemin sonuçta bir cerrahi olması sebebiyle potansiyel komplikasyon oranlarıyla da karşılaşacağız. Ayrıca ürünlerin göz içinde ne tür kimyasal reaksiyonlara gebe olduğu da henüz bilinmemektedir. Yaşamadığımız farklı bir tedavi şekli bizleri bekliyor

Etiketler:

ilaçlar

İlk katarakt ameliyatı videosu

HalilAtes 3. Aralık 2015 23:35

Aşağıdaki Dr. Fatih Adıbelli'nin "Bir Endülüs Köpeği" başlıklı yazısının sonunda ilk katarakt ameliyatı videosunu kimin çektiğini merak ettiğini yazmış; işte cevabı ve o film: Prof. Ignacio Barraquer ve cerrahisi


 

Etiketler:

blog

Bütün zamanların ilk göz insizyonu filmi: Bir Endülüs Köpeği

Fatih Adıbelli 3. Aralık 2015 23:00

Dali’ye kızmayın. 

Hangimiz sürrealist rüyalar görmedik ki?

Bu söz bile komik oldu; sürrealist olmayan rüya mı var?

En gerçekçi dediğimiz düşlerimizde de olmadık ayrıntılara rastlamıyor muyuz? 

Tek suçlu Dali değil, belki biraz işin suyunu çıkarmış olabilir hepsi o. 

Bir gün bir düşümü anlattığımda eli kalem tutan bir arkadaşım “sen bunları neden yazmıyorsun, 

ben sabah kalkınca duştan önce bütün düşlerimi en ince ayrıntısına kadar yazarım” dediğinde şaşırmıştım. 

Duştan önce düş. 

Haklıydı. Düşten özge ilham mı var? 

Luis Bunuel de bu şekilde, yüzünü bile yıkamadan Dali’nin yanında soluğu alıyor 

ve ona gördüğü rüyayı anlatıyor. Dali’de “hayırdır inşallah” demeden kendi absürd rüyasını ona anlatıyor. Derhal iki rüya birleştiriliyor ve 1929 yılının bir sabahında bütün zamanların bir numaralı sürrealist filminin senaryosu ortaya çıkıyor: “Bir Endülüs Köpeği”(un chien anadalou). Elbette ki sabah ve yüz yıkama ayrıntısı benden, ama sürrealist bir film eleştirisinde o kadarcık da bir katkım olsun ne çıkar?

Luis Bunuel’in ilk eseri olan bu filmin sponsoru annesi, ana hakkı elbette ki ödenmez ama Bunuel sanatsal kariyerini de anasına borçlu. Türk annesine bu senaryo anlatılsa eminim “Elalem ne der” şiddetinde bir itirazla o para alınamaz ve o film çekilemezdi kanaatindeyim. Öyle bir itiraz pek de haksız sayılmazdı, bir kadının gözünün usturayla oyulması, piyanoya gömülü eşek ölüsü, iplerde sallanan on emir tabletleri, bir adamın avucundan karıncaların çıkması gibi akla ziyan sahnelerle dolu olan filme hangi Türk Annesi mutfak masraflarından arttırdığı parasını verir? Gerçi böyle bir şeyin olması da ayrıca sürrealizme katkı olarak tarihe altın harflerle yazılırdı o ayrı.

“Bir Endülüs köpeği” oftalmolog gözüyle yazılmış mıdır? Bilmiyorum.

Filmi seyredip etkilenmiş bir arkadaşımı muayeneye başlarken “Yakın zamanda Endülüs Köpeği’ini seyrettim aman yavaş” derkenki tedirginliğini anımsıyorum. Ben de olabildiğince yavaş hareketlerle muayenesini tamamlamıştım. Anlayışım için teşekkür etmişti. “Hastalar muayene masasına oturtulduğunda filmi seyredip seyretmediği sorulmalı” diye düşündüm. İtiraf edeyim ki sonrasında kimseye sormadım.

Film ağzında sigarası olduğu halde elinde usturasını bileyen bir adamın görüldüğü sahneyle başlıyor. Anton Çehov’un "duvarda asılı bir silah varsa, o silah patlamalıdır"ı üçüncü perdeye bile kalmıyor, ustura hemen kullanıma sokuluyor. Balkona çıkan adam dolunayın tam ortasından geçen incecik bir bulut görüntüsüne bakıyor sonra sakince oturup primer pozisyonda sonsuza bakan bir kadının gözü, ayakta duran bir erkeğin az önce hazır bilenmiş olan o ustura ile horizontal olarak nazalden temporale kesiliyor. Az dikkat edilince bunun bir hayvan gözü olduğu belli oluyor (ölü buzağı). Hemen içeriden vitreus prolabe oluyor. Oftalmolojik olarak bizi ilgilendiren kısım bu. Bu film elbette ki bir göz cerrahisi videosu değil. Ama iddia ediyorum 1929 da çekilen bu film bütün zamanların bir numaralı sürrealist filmi olmasının yanında ilk göz insizyonu videosudur.

https://www.youtube.com/watch?v=BIKYF07Y4kA

Filmin IMBd'si 7,9. Yapım yılı için kaynakların kimi 1928 diyor kimi 1929.
Usturalı adam yönetmenin kendisi Luis Bunuel. 

İpe bağlı yerde sürünen iki rahipten biri Salvador Dali. 

Karıncalı el Dali’nin, göz kesisi ise Bunuel’in rüyası.

İlk oftalmolojik cerrahi videonun ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair bir bilgi internette yok.  Ancak ilk cerrahi video 1899’da Buenos Aires de çekilmiş, bir akciğer kist hidatiği cerrahisinin gösterildiği yaklaşık 4 dakikalık bir film. 

Film Eugenio Py tarafından çekilmiş, cerrah Dr.Alejandro Posadas. 

http://news.discovery.com/history/first-film-of-surgery-and-use-of-anesthesia-identified-150226.htm

İlk göz cerrahisi videosunu arayışım sürüyor, bilen veya bulan varsa söylesin lütfen.

Yrd.Doç.Dr.Fatih M. ADIBELLİ

Etiketler:

ressamlar | sinema | oftalmoloji tarihi

Jenerik ilaç çalışmaları

HalilAtes 2. Aralık 2015 11:05

Jenerik ilaçların kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor. Bu konuya daha önce değinmiş, çalışma eksikliğinden yakınmıştık. TOD 49. Ulusal Kongresinde sunulan iki çalışma bir nebze de olsa merakımızı giderdi. Her iki çalışma da orijinal ilaçlarla benzer etkinlik sonuçları bildirdiler. Umarım bu çalışmalar hakemli dergilerde yayınlanabilir ve jenerik ilaçlara olan güveni yükseltir.

Jenerik ilaç konusu camiamızda pek de üzerinde durmadığımız bir konu gibi görünüyor.  SGK baskıları ile orijinal ilaçların fiyatlarını geriye çekmeleri, jenerik ilaçların var olma nedeni olan fiyat avantajını ülkemizde değersizleştirdi. Bu yüzden pazar beklenenden yavaş ilerliyor olabilir. Ama yine de gelecekte ağırlığını hissettirecektir. İlaçların ekonomik yönü kadar etkinliklerinin her açıdan orijinalleriyle aynı değerde olması bir zorunluluktur. Yapacağımız çalışmalardan çıkarılacak yasalar ile bu pazarın düzenlenmesini sağlamalıyız. Yasa koyucu, bizim çalışmalarımızdan elde edeceği olumlu veya olumsuz sonuçlar ışığında bu pazarı yönlendirecektir.

 

EGS rehber kitabı ilk kez bu sene konuya değinmiş, ve jenerik ilaç kullanımındaki hastaların daha fazla kontrol edilmeleri gerektiği uyarısında bulunmuştur. Masum bir uyarı gibi görünen bu hüküm aslında jenerik ilaçlar bağlamında olumsuz bir görüşü savunmaktadır. Çünkü zaten hasta yoğunluğundan bunalmış glokom merkezleri jenerik ilaç kullanımıyla yoğunluklarını artırmak istemeyeceklerdir ve orijinal ilaç kullanımına ağırlık vereceklerdir. EGS’yi bu yorumu yapmasına iten çalışma verilerini de yok sayamayız. Jenerik ilaçların damla volümünün az olduğu, çabuk bozulduğu, şişe kullanımının zor olduğu, biyoeşdeğerliliğinin eşit olmadığı gibi olumsuz birçok yayın yapılmıştır. Tüm bu maddelere karşı olumlu sonuç bildiren çalışmalar da vardır. Yani zemin kaygandır, bunun nedeni orijinal ilacın bir tane olmasına karşın jenerik ilacın farklı firmalarca üretilen birçok versiyonunun bulunmasıdır. Hangisinin uygun, hangisinin riskli olduğunu belirleyecek yasal bir yol haritası eksikliği bulunmaktadır. Her konuda olduğu gibi hayatın gerçekleri bilimin gerçeklerinden hızlı davranmış görünüyor, bilimin ve hukukun düzenleyici ağırlığını sağlamak için çalışmalarımızla konuya destek vermeliyiz.

 

Etiketler:

ilaçlar

Oküler hipertansiyonu olan hastada tedaviye başlamalı mıyız?

HalilAtes 1. Aralık 2015 11:02

Derin bir konu, içinde "amaların" bol olduğu cümleler kurulabilir. Basitçe şöyle anlatabiliriz; içinde 100 top bulunan bir kavanoza gözlerinizi bağladıktan sonra elinizi daldırıyorsunuz, siyah topları bulma olasılığınızı konuşacağız: taktir sizin...

Etiketler:

oküler hipertansiyon

Kahook dual blade hakkında ilk düşünceler

HalilAtes 30. Kasım 2015 12:16

Schlemm kanalı cerrahileri gelişmeye devam ediyor. Trabektom ile yapılan ab-interna trabekülum ve schlemm kanalı iç yüzünün soyma işleminin iyi ve eksik yönlerini daha önceden bahsetmiştik. Kahook dual blade de felsefe olarak aynı alana hizmet etmektedir. Trabektoma avantajı koter alati gerekmeden basit bir bıçak yardımıyla aynı işi, aynı güven ile sağlayabilmesidir. Tekniğin katarakt ile kombine veya psödofaklarda tek başına kullanılabildiği gibi, fakiklerde de yapılabileceği savunulmuştur. Ancak açı cerrahilerinde mikroskobi tekniği nedeniyle fakik hastalarda güvenliğin düşük olduğunu, lüzumsuz risk alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Firma destekli olumlu çalışmaları okudum, bağımsız çalışmaların sonuçlarını da görmek isterim, o yüzden rutin kullanımıyla ilgili bir yargıda bulunmak henüz erken. Benim açımdan avantajları şöyle sıralayabilirim;

ü      Ucuz, bıçak haricinde yatırım gerektirmiyor.

ü      Mitomisin gerektirmiyor, bu hasta konforu açısından çok iyi

ü      Kombine cerrahi ile dost

Dezavantajları ise şunlar;

ü      Açı destekli tilte olabilen mikroskop gereksinimi

 

ü      İşlem sonrasında gerektiğinde kanaloplasti yapılamaması

Etiketler:

antimetabolit | cerrahi teknik | kanaloplasti | MİGS | yeni alet tanıtımı

Evimde AAO'dan öğrendiklerim

HalilAtes 18. Kasım 2015 11:35

Glokom takibinde en önemli gösterge progresyon hızının belirlenmesidir. Hastanın tedavisini başlatmak veya artırmak için öngörülen yaşıyla görme fonksiyonlarının erken dönemde kesişip kesişmediğine bakarız. Örneğin 50 yaşında ve yılık 2.5 dB görme alanı progresyon hızı ile kötüleşen bir hastada tedaviyi artırırken, 70 yaşında ve 1,5 dB progresyon hızıyla kötüleşen hastaya ilaç başlamayabiliriz. Bütün bu geleceğe yönelik çıkarımlarda bulunabilmek için elimizde yeteri kadar test verisi bulunması gerekir. İki yıl içinde ortalama 7 OCT veya görme alanı testi gelecek kararımız için zorunludur.

Bizim gibi yaygın standardizasyonun henüz sağlanmadığı ülkelerde bu sayılara ulaşmak hayal gibi görünmektedir. Sağlık politikaları sağlık çalışanlarının ülkeye diffuz yayılmasıyla değil, zihniyetlerin diffüz yayılımıyla planlanmalıdır. Yığılmalar hastaların yığılmalarına ve istatistik verilerin sayısal değerlere dönüşmesine yol açacaktır. Halbuki sayılar değerleriyle değil anlamlarıyla gerçeği temsil ederler.

Tekrar glokom konusuna dönersek, progresyon algoritmasının sağlanabilmesi için iki yol gerçekçi görünmektedir. Biri telemedisinden yararlanarak veri transferi yöntemiyle hastaların bulundukları bölgelerde işlemlerinin yapılması ve büyük merkezlerden konsulte edilmesi yöntemidir. Bu yöntem eğitim giderleri açısından zaman ve para gerektirir. Diğer yöntem ise istatistik analiz yöntemlerini kullanarak daha az veri ile daha çok sonuç elde etmeyi sağlayacak yazılım programlarının kullanılmasıdır.

AAO2015’e bu sene gidemedim (aslında önceki seneler de gidememiştim :) ), ancak internet sayesinde oturduğum yerden glokom konularını az-çok takip edebildim. Bu sayede aslında Ophthalmology dergisinin 2014, 121, Issue 8, 1539–1546 sayısında yayımlanmış fakat benim dikkatimden kaçan çalışmanın kongredeki Dr. Stein tarafından yapılan sunumuyla haberdar oldum. “Using Filtered Forecasting Techniques to Determine Personalized Monitoring Schedules for Patients with Open-Angle Glaucoma” başlıklı çalışmada NASA’nın ay seyahati sırasında kullandığı Kalman Filtresi programı ile daha az sayıdaki veri ile daha doğru sonuçlar elde edilebilmiş. Çalışmada Advanced Glaucoma Intervention Study ve Collaborative Initial Glaucoma Treatment Study  verileri kullanılmış. Zaten bu verilerin gelecek göndermeleri ve bu tahminlerin doğruluk oranları daha önce yayınlanmıştı. Kalman Filtresi çıkışlı yazılım ile bu veriler tekrar analiz edilmiş; sonuçlar müthiş, glokom progresyonu %51 daha erken, %37 daha az test sayısı ile ve %33 daha doğru tahminde bulunulmuş. Bu tür işlerde kullanmak üzere evde beklettiğim kişisel Nobel’imi bu çalışmaya hiç düşünmeden verebilirim.

Tabii şimdi bekleme moduna geçmemiz gerekecek, benzer analizler aynı güçlü tahminleri verecek mi, program OCT ve görme alanı progresyon analizi yazılımlarımıza eklenecek mi? Duyduğum heyecanın biran önce gerçekleşmesini dilerim.

Etiketler:

akış şemaları | glokom progresyonu | görme alanı | kongre haberleri

Evde trabekülektomi çalışması

HalilAtes 17. Kasım 2015 23:15

Bir asistanın eğitim döneminde öğrenmesi gereken ameliyatların başında trabekülektomi gelir. Hoca, tekniğin zorluklarını ve püf noktalarını anlatacaktır. İnsan gözünde çalışmaya başlamadan önce hayvan çalışmalarının yararlı olacağı aşikardır. Ancak ölü gözlerin düşük basınç problemi tekniği kavramakta zorluk yaratmaktadır.

Bugün sizlere evinizde de yapabileceğiniz bir alıştırmadan bahsedeceğim. Sklera flebinin kaldırılmasında el becerinizi geliştirmenin en iyi yolu meyvelerden yararlanmaktır. Elma kabuğunun kaldırılması bir yol olsa da insan sklerasına en çok benzeyen narenciyelerin, özellikle de limonun beyaz kabuğudur.

 

Önce limonun dış kısmını ince bir bıçakla veya küçük rende ile soyun, elde edeceğiniz beyaz etli kabuğa istenilen boyutta kesiler yapıp flep kaldırma çalışması yapabilirsiniz. Limonun suyunu çıkarırsanız çok derin, flebi koparırsanız çok yüzeydesiniz anlamına gelecektir.

Etiketler:

cerrahi teknik | eğitim

Alt yazıyı okuyorum; mutluyum!

HalilAtes 16. Kasım 2015 11:20

Glokoma bağlı fonksiyonel kayıpların hem bizim tarafımızdan hem de hasta tarafından algılanması başlangıçta oldukça zordur. Periferal görme alanı skotomlarının ilizyon ile beyin tarafından doldurulması, karanlık adampasyonunun uzaması, kamaşma, kontrast duyarlılıkta azalma ve dış ortamdaki hareket algılama güçlükleri hastalığın başlangıç aşamasında genellikle algılanamaz veya tanımlanamaz. Hasta bir gariplik olduğunu belki fark edebilir ancak bunu dile getirmekte zorlanır. Binoküler görüntü bindirmesi de patolojilerin erken dönemde fark edilmesini güçleştirici önemli faktörlerdendir.

Okuma güçlükleri de glokom hastasının karşılaşacağı fonksiyonel kayıp yansımalarıdır. Okuma hızının yavaşlaması, leksikal problemlerin eşlik ettiği cümlenin bir bütün olarak algılanması yerine kelime düzeyinde anlam bütünlüğü sağlama girişimi, satır atlama gibi okunan dilin yazım kuralları ve glokomun ciddiyetiyle değişen oranda güçlükler gelişebilmektedir.

Görme fonksiyonlarındaki tüm bu kayıplara günümüzde yaşam kalitesinin bozulması olarak adlandırmaktayız. Hastanın muallak tanımıyla uygun bir tanım olması sebebiyle ortaya atılmasından bu yana tüm çevrelerce benimsenmiştir.

Günlük hayatta hastanın yaşadığı fonksiyonel kayıpların ölçülmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Test felsefesinin sübjektif temellere oturması ve/veya veri tabanı yetersizliği ile birlikte progresyon analizi yazılım eksiklikleri fonksiyonel testlerden yapısal testlere daha fazla önem vermemizi doğurmuştur. Yapısal ve fonksiyonel test değerlendirmelerinin longutidunel veya lineer tabanlı olması iki test metodunun birbiri ile örtüşmesini güçleştirmektedir. Buna karşın yapısal test sonuçları ile yaşam kalitesi arasında bir orantının olabileceği ileri sürülmüştür. Yıllık bazda binoküler  sinir lifinde her 1 mikron incelmenin The National Eye Institute 25-Item Visual Function Questionnaire (NEI VFQ-25) skorunda yıllık 1.1 ünit kayba yol açtığı bildirilmiştir. Bu oranın ne kadar gerçekçi olduğu tartışılmalıdır, çünkü glokom ile birlikte olabilecek, örneğin katarakt veya psödofaki gibi, hadiselerin görme foksiyon skorlarına etkisinin de mümkün olduğu unutulmamalıdır. Kişisel olarak böyle bir oranı çok fazla dikkate almadığımı, böyle bir oran ihtiyacı da hissetmediğimi belirtmeliyim. Bir çalışmanın eksikliklerini bulmak kolay da peki sen ne öneriyorsuna cevap vermek güç. Çözüm bulmak için sorunun ortaya çıkarılması gerekir. Sorun, hastanın yaşam kalitesini ortaya çıkaracak güvenli objektif bir testimiz yok. Çözüm, “o halde yapısal testlere başvuralım” şeklinde açıklayamayız. Belki şunu diyebiliriz; yapısal test sonuçlarını okurken fonksiyonel test sonuçlarını dikkate almalıyız. Tabi bu cümlenin yorum içereceği ve standardizasyonunun imkânsız olduğu açıktır. Yorumda bulunmak için de yorum yapacak kişinin eğitimi zaman ve para gerektirecektir.

Örneğin yapısal progresyon hızı artışı saptanan hastada kontrast duyarlılığın ölçülmesi ve progresyon hızının belirlenmesi için fonksiyonel testler yerine okuma hızının ve kavrama gücünün belirlenmesi belki bu testler ile elde edilecek verilerden daha değerli “gerçek hayat” verileri sunabilir. Ancak yukarıda belirttiğin “diğer faktörler” (yaşlının okuma hızı zaten azalacaktır) de değişimde sebep olabileceği akıldan uzak tutulmamalıdır.

 

Bütün bunları yazmamdaki amaç aslında şu; günlük pratiğimde şöyle bir yol izliyorum, yaşlı glokom hastasının meşgalesi kitap-gazete okumak veya televizyon seyretmektir. Hastaya daha yapısal testinizi yapmadan (adını koyalım OCT) okuma hızın azaldı mı, alt yazılı filmleri izliyor musun eskisi gibi sorularını sorun. “Televizyonda artık alt yazıları okuyamıyorum, hızla akıp gidiyor” diyorsa OCT verilerini daha radikal ve siyah gözlüğünüzle okuyun, “geçen seneye göre pek bir değişiklik yok” diyorsa pembe gözlüğünüzü kullanabilirsiniz.

Etiketler:

glokom progresyonu | glokomda yaşam stilleri | görme alanı | Görme algısı | görme fizyolojisi | hasta uyumu | oct

2015 yıl sonu değerlendirmesi

HalilAtes 13. Kasım 2015 11:02

Geçen yıl ilkini yaptığımız yıl sonu değerlendirmesini bu yıl da yapmayı planlıyoruz. 2015 yılında glokom alanında en etkili olaylar, yayınlar ve gelişmelerin neler olduğunu farklı görüş açılarıyla sizlere ileteceğiz. Katkıda bulunmanız dileği ile.

Etiketler:

Yılsonu değerlendirmesi

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre