İlk tedavi basamağı olarak SLT

HalilAtes 11. Temmuz 2011 09:08

18 Bugün Review of Ophthalmology dergisinde yayınlanan SLT üzerine bir derlemeyi Dr Suzan Güven Yılmaz'ın özetlemesiyle bilgilerinize sunacağız. Ayrıca Kliniğimizde yapılmış SLT üzerine üç çalışmanın da ön sonuçlarını paylaşacağız;

Her ne kadar prostoglandin analogları glokomun tedavisinde oldukça etkili ve kullanışlı ajanlar olsalar da beraberinde bazı sorunları getirmektedirler. Etkilerini sürdürebilmeleri için bu ajanlar hergün kullanılmak zorundadırlar ve bu durum hastanın tedaviye uyumuyla yakından ilişkilidir.

SLT’nin kabul edilebilirliliği: İlk seçenek olarak SLT’yi kullanan cerrahların sayısı tam olarak bilinmemektedir. 1995-2004 yılları arasında laser trabeküloplasti uygulamasında %57’ ye varan oranda azalma saptanır iken, 2001-2004 yılları arasında SLT’nin ortaya çıkışıyla bu prosedürün uygulanma sıklığının 2 kat arttığı bildirilmiştir.

SLT’nin Etkinliği SLT ile Medikal Tedavinin Karşılaştırılması: Yapılan çalışmalar ile ilk tedavi seçeneği olarak kullanıldığında SLT’nin medikal tedavi kadar iyi sonuç verdiği bildirilmiştir. OHT ve AAG tanılı 69 hastanın 127 gözünde SLT ile prostoglandin analoglarının kullanıldığı medikal tedavinin karşılaştırıldığı prospektif bir çalışmada, SLT grubunda GİB’te 6.3 mmHg, medikal grupta 7 mmHg azalma ile benzer başarıda sonuçlar elde edildiği bildirilmiştir. SLT grubunda yer alan hastaların %11’i ek SLT prosedürü gerekirken, medikal tedavi grubunda %27 hastaya ek ilaç gereksimi doğmuştur. Medikal grup daha fazla ek tedavi gerektirse de iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. SLT’nin medikal tedaviye bir üstünlüğü de, prosedür etkinliğinin hastanın tedaviye uyumundan etkilenmemesidir. SLT etkinliği hastanın kompliansından bağımsız olarak günün 24 saati, haftanın 7 günü devam edecektir. Hastaların %80’ni bu prosedüre cevap vermekte ve GİB’te %20-30 arasında düşüş elde edilmektedir. SLT etkinliğinin ne kadar uzun sürdüğü ile ilgili literatürde farklı süreler bildirilmiştir. Genel olarak SLT’nin etkinliğinin 2 yıl devam ettiği kabul edilse de, bu süre hastadan hastaya büyük değişkenlik gösterebilmekte ve bazı hastalarda etkinlik 1 yıldan daha kısa sürebilmektedir.

SLT ile başarı: Hutnik ve ark. çalışmalarında SLT başarısını etkileyen tek faktörün SLT öncesi GİB değeri olduğunu bildirmişlerdi. Tedavi öncesi GİB ne kadar yüksek ise SLT’nin başarısının o kadar daha yüksek olduğunu saptamışlardır. İşlem öncesi anti-glokomatöz ilaç kullanımın ve sınıfının, önceden yapılan ALT’nin, cinsiyetin, korneal kalınlığının ve psödofakininin SLT başarısını etkilemediğini bildirmişlerdir.

İlk tedavi basamağı olarak SLT uygulanacak tipik hasta profili: Antiglokomatöz tedavi gerektiren ve açısı açık her hasta SLT tedavisi için bir adaydır. Bunlar açık açılı glokom ya da yüksek riskli OHT hastaları olabilir. Ancak açının fazla pigmente olduğu pigmenter, eksfolyatif glokomlu olgularda ve aldığı maksimum medikal tedaviye rağmen GİB’i çok yüksek seyreden hastalarda, SLT’nin başarısı daha düşüktür. Bazı araştırmacılar pigmenter ve eksfolyatif glokomlu hastalarda işlemden hemen sonra GİB piklerinin görülebildiğini bildirmişlerdir. Bu olgular için ALT daha uygun bir prosedür olarak görülmektedir. SLT işleminin daha ihtiyatlı kullanılması gerektiği bir başka hasta grubu da inflamatuar glokomu olan hastalardır.

SLT’nin Güvenirliliği: İlk tedavi seçeneği olarak SLT düşük komplikasyon oranıyla oldukça güvenilir bir prosedürdür. SLT sonrası hastaların %50-80’de hafif şiddette bir enflamasyon görülebildiğinden, işlem sonrasındaki ilk 5 gün için anti-inflamatuar damlalar reçetelenir. Hastaların %5-25’de 5 mmHg’nin üzerinde GİB artışları görülse de, bu pikler 24 saatten uzun sürmemektedirler. Bu nedenle GİB piklerini önlemek için hastaya işlemin uygulandığı gün kullanmak üzere aköz sentezini süprese edici damla ve pilokarpin reçetelenebilir. Hastaların %15-40’da işlem sırasında kullanılan kontakt lense bağlı rahatsızlık hissi bildirilmiştir. Trabeküler meshwork üzerinde SLT’nin ALT’ye göre daha narin etkileri olduğu gösterilmiştir. Yapılan histolojik çalışmalarda trabeküler meshworkta ALT ile koagülatif ve yapısal hasar gösterilirken, SLT’li gözlerde bu değişiklikler gözlenmemiştir. SLT sonrası korneal ödem ve hemoraji bildirilen diğer nadir komplikasyonlar arasında yer almaktadır.

Tekrarlanabilirlik: SLT ‘nin etkinliği ve başarısı tekrarlanabilir bir yöntem olmasından kaynaklanıyor. Yapılan çalışmalarda ilk SLT’den 6 aydan sonra SLT’nin tekrarlanması gerektiği olgularda 2.SLT sonrası da oldukça etkili ve güvenilir sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Günümüzde ilk basamak olarak medikal tedavi daha yaygın kullanılsa da, gelecekte daha çok oftalmolog hastalarındaki medikal tedaviye zayıf komplians nedeniyle SLT’yi ilk tedavi seçeneği olarak tercih etmeye başlayacaktır.

-------------------------------------------------------------

Selektif Laser Trabeküloplastinin Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokom Hastalarında Ön Segment Parametreleri Üzerine Erken Dönem Etkisi

                                              
Emil Yusifov, Melis Palamar, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş, Ayşe Yağcı, Sait Eğrilmez
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon (OHT) ve açık açılı glokom (AAG) olgularında selektif lazer trabeküloplasti (SLT) tedavisinin ön segment parametreleri üzerine erken dönem etkisini araştırmak.
GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmaya OHT ve AAG (primer açık açılı, pigmenter, eksfoliyatif glokom) olan hastalar dahil edildi. Hastalara SLT öncesi ve sonrası 1.ayda Scheimmpflug kamera sistemi (Pentacam, Oculus Optikgerate GmbH, Wetzlar, Germany) ile çekim yapıldı. Olguların SLT yapılan gözlerindeki keratometri değerleri (K1,K2,K ortalama), merkezi kornea kalınlıkları (MKK), ön kamara derinlikleri (ÖKD), ön kamara hacimleri (ÖKH), ön kamara açıları (ÖKA), pupil çapları (PÇ) değerlendirildi. OHT ile AAG grupları ve <60 yaş ile >=60 yaş hastaların değerleri karşılaştırıldı.
BULGULAR: Çalışmaya 25 olgunun (10 erkek, 15 bayan) 45 gözü alındı. Ortalama yaşı 57.8±13.9(20-77)yıl olan hastaların %48’i <60 yaş, %52’si >=60 yaş idi. Tanıya göre %48 (12 hasta) OHT’li, %52’i (13 hasta) AAG’li hasta mevcuttu. Ortalama MKK SLT öncesi (573.5±25.8µm) ve SLT sonrası (589.2±35.07µm) tüm hasta gruplarında istatistiksel olarak belirgin artış göstermişti (Wilcoxon;p=0.0001). Ortalama ÖKH ölçüm değerlerinde izlenen SLT öncesi (146.8±47.4mm3) ve SLT sonrası (143.4±46.5 mm3) düşüş anlamlı idi (Mann-WhitneyU;p=0.003). ÖKD, ÖKA, PÇ, K1, K2, K ortalama değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. SLT sonrası ÖKH değerindeki azalma <60 yaş olanlarda (-6.31±7.4 mm3), >=60 yaş olanlara (-0.52±5.75 mm3) göre anlamlı derecede fazla bulundu (Mann-WhitneyU;p=0.018). OHT ile AAG’li hastaların ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.
SONUÇ: SLT sonrası erken dönemde MKK değerinde artış, ÖKH değerinde ise düşüş görülmektedir. İşlemin neden olduğu korneal ödem ve tedaviden sonra trabeküler filtrasyon artışı bunun nedeni olabilir. SLT tedavisinden sonra 60 yaş altındaki hastalarda ÖKH’de düşüşün daha belirgin olması, SLT’nin bu yaş grubunda filtrasyonu daha etkin olarak arttırdığını düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, glokom, selektif laser trabeküloplasti, pentacam

  

 --------------------------------------

 

 

Oküler Hipertansiyon ve Açık Açılı Glokomlu Olgularda Selektif Lazer Trabeküloplasti


Emil Yusifov, Suzan Güven Yılmaz, Halil Ateş
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı, İzmir

AMAÇ: Oküler hipertansiyon ve açık açılı glokomu olan hastalarda selektif lazer trabeküloplastinin (SLT) etkinliğini araştırmak ve tedavi başarısını etkileyen faktörleri incelemek.
GEREÇ-YÖNTEM: 2008-2010 yılları arasında SLT tedavisi uygulanan 63 hastanın 114 gözüne ait kayıtlar retrospektif olarak incelendi. Çalışmaya yeni tanı almış ve herhangi bir nedenden dolayı anti-glokomatöz ilaç kullanamayan oküler hipertansiyonu ve açık açılı glokomu olan hastalar alındı. Öncesinde herhangi bir göz içi cerrahisi geçiren hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalara 180° veya 360° SLT uygulandı. Hastalar SLT tedavisinden sonra 1.gün, 1.ay ve daha sonra 3 ay aralar ile takip edildiler. Takiplerde GİB’i yüksek seyreden hastalara tekrar SLT uygulandı veya ilaç tedavisi başlandı. Ameliyat gerektiren hastalar çalışmadan çıkarıldı.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 29’u (%46) erkek, 34’ü (%54) kadın 63 hastanın yaş ortalaması 58.8±11.7 (20-77) yıl olarak saptandı. 51 (%81.0) hastanın her iki gözüne, 12 (%19.0) hastanın ise tek gözüne olmak üzere toplam 114 göze SLT tedavisi uygulandı. Hastalar ortalama 19.2±5.8 (12-30) ay takip edildiler. SLT öncesi GİB ortalaması 25.6±3.2 mmHg olan hastaların ortalama 19. aydaki GİB değerleri 17.9±2.1 mmHg’ya düşüş gösterdi. Takip süresi içinde 114 gözün 18’nde (%15.8) hedef basınca ulaşılamadığı için en az bir kere daha SLT yapıldı, 6 göze (%6.3) ise ilaç tedavisi başlandı. Alt grup incelemesinde oküler hipertansiyonlu 59 (%51.8) gözde %32, primer açık açılı glokomlu 23 (%20.2) gözde %30, eksfolyatif glokomlu 16 (%14.0) gözde %32 ve pigmenter glokomlu 16 (%14.0) gözde %31 GİB düşüşü sağlandı. SLT’ye bağlı önemli bir yan etki gözlenmedi.
SONUÇ: Açık açılı glokom ve oküler hipertansiyonu olan hastalarda SLT tedavisi güvenilir ve etkili başlangıç tedavi seçeneğidir.

Anahtar Kelimeler: Oküler hipertansiyon, açık açılı glokom, selektif laser trabeküloplasti

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , ,

akış şemaları | SLT

Uyku apnesi ve glokom

HalilAtes 5. Temmuz 2011 10:38

17 Apne, orofarinks düzeyinde tıkanıklığa bağlı en az 10 saniye nefes alımının durması anlamında kullanılan bir terimdir. Hipopne ise nefes alımının en az %30 oranında azalması durumunu açıklamaktadır. Uyku apnesi, apne/hipopne indeksi ile tanımlanır ve bir saat içinde bu durumun tekrar etme oranını belirtir. 30-60 yaş kadınların %2, erkeklerin ise %4’ünde görülür ve şişmanlık ile doğru orantıda görülme sıklığı artar.

Uyku apnesi ile, hipertansiyon, kardiovasküler ve serebrovasküler hastalıklar, pulmoner hipertansiyon görülme sıklığı arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca floppy eyelid sendromu ve glokom görülme sıklığının da uyku apnesinde artığını belirten çalışmalar yayınlanmıştır. Özellikle normal basınçlı glokomlarda (NBG) uyku apnesi görülme sıklığının yüksek olduğu vurgulanmıştır. Birçok çalışma uyku apnesinin NBG’da bir risk faktörü olduğunu belirtmektedir. Ülkemizden Prof. Dr. Sarper Karaküçük’ün 2008 yılında Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol.’da yayınladığı makalede de uyku apneli hastaların oküler perfüzyon basınçlarıyla görme alanı MD değerleri arasında korelasyon saptanmış.

Ancak  yapılan tüm çalışmalar durum tespiti niteliğinde olup glokom-uyku apnasi arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmaktan oldukça uzaktır.

Burada belirtmek istediğim her iki yönde de, yani glokomlu, özellikle de NBG’lu hastalarda veya uyku apnesi tanısı almış hastalarda birlikteliğin olabileceğini düşünerek ek araştırma yapmakta yarar olduğudur. Diğer bir konu da bahsi geçen alanın çalışmaya müsait, iyi kurgulanmış araştırmaların değerli veriler sunmaya aday olduğudur.

Etiketler: ,

Uyku apnesi

World glaucoma congress 4 (basına yansıyanlar)

HalilAtes 4. Temmuz 2011 21:00

16 Editörleri arasında bulunduğum aylık oftalmolojik haber gazetesi, Ocular Surgery News (OSN SuperSite), internet sitesinde dünya glokom kongresiyle ilgili haberlerine devam ediyor, önemsediğim haberleri aktarıyorum;

Consensus statements define options for glaucoma medical therapy

PARIS — Prostaglandin analogues are recommended as first-line treatment for most glaucoma cases, with IOP-lowering effect the definitive comparative efficacy for an ocular hypotensive agent, a clinician said here.

S. Fabian Lerner, MD, outlined the latest consensus statements from the World Glaucoma Association for selection of glaucoma medical therapy. The consensus examined when and how initial, adjunctive and combination therapy should be used for glaucoma treatment.

"This is part of the consensus on medical treatment on glaucoma," he said at the World Glaucoma Congress. "IOP reduction with initial monotherapy should be at least 20% from baseline, and less than 10% is considered as a non-response."

If therapy does not reach target IOP, adjunctive therapy is indicated, Dr. Lerner said. Fixed combinations should be used when possible, while surgery is indicated in cases in which medical therapy cannot maintain lowered IOP, progression is a serious risk or adherence is an issue.

"Comments to the statements [include] lowering IOP is the only proven treatment to halt or delay visual field loss and progression. Therapy with eye drops remains the preferred initial treatment in most cases," he said.

Glaucoma risk factors other than IOP may not be treatable

PARIS — There are several recognized risk factors for glaucoma besides IOP, but there is little evidence that any of them can be treated, according to one specialist.

"There are factors like old age which cannot, of course, be modified. But even a potentially modifiable risk factor such as low systolic perfusion pressure is not so easily managed because we should be able to target not only pressure levels, but also fluctuation. Calcium channel blockers have shown some efficacy, but there is no evidence that they can reduce visual field progression," Leopold Schmetterer, MD, said at the World Glaucoma Congress here.

Research on how to address risk factors other than IOP is ongoing. Phenotyping, according to Dr. Schmetterer, would be essential to establish an individual's predisposition to certain risk factors.

"There are reasons to believe that different phenotypes have different risk factors," he said.

Some small-scale studies indicate that there might be differences in visual field preservation with well-known glaucoma drugs, such as timolol, brimonidine and dorzolamide, with identical effects on IOP reduction.

"A possible explanation is that what some of these drugs target is not just IOP, but also other risk factors. Dorzolamide might have an effect on blood flow, and brimonidine might have an additional neuroprotective function. We need further studies investigating these aspects," Dr. Schmetterer said.

 

 

Etiketler:

kongre haberleri

Glokom-katarakt dergisinde kanaloplasti

HalilAtes 4. Temmuz 2011 12:27

15 Editörlüğünü Prof Dr Merih Önol'un yaptığı Glokom-Katarakt Dergisinin son sayısında Kanaloplasti üzerine Dr Suzan Güven Yılmaz ile birlikte yaptığımız derleme basıldı. Çetin Altan'ın "kitap okumakla birşey öğrenilmez, asıl kitabı yazan adamın heyecanını duymalı insan" özdeyişinden ilham alarak, klasik derleme formatı yerine bu tekniğe merak uyandırmak ve okuyucunun araştırma yapma kıvılcımını çaktırmak gayesiyle yazdık bu makaleyi. Yazının tam metni için aşağıdaki dosyayı indirebilirsiniz.

 

kanaloplasti.pdf (319,03 kb)

Etiketler:

kanaloplasti | MİGS | yayın

World glaucoma congress 3

HalilAtes 2. Temmuz 2011 18:05

14 dünya glokom kongresinin üçüncü gününde ağırlık yine cerrahideydi, dün trabekülektomi ağırlığına karşın bugün non-penetran glokom cerrahilerinin ağırlığını hissettim. önemsediklerim şöyle;

  • uzun süre ilaç kullanımı olası cerrahinin başarısını azaltıyor. izlenmesi gereken yol şöyle özetlenebilir; slt ilaca başlama yaşını geciktirebilir, veya kullanılan ilaç sayısını azaltabilir, açık açılı glokomda başarısı düşük olmasına rağmen, tedavi programının hiçbir döneminde slt yapılmamış bir hastanın cerrahiye alınması, önemli bir eksiklik olarak görülebilir.
  • slt yapılmış, ikinci ilacı da yetersiz kalmaya başlamış, hele hele üçüncü ilaçdan sonra hala yeni ilaç arayışında bulunulan ve daha önce cerrahi geçirmemiş bir hastanın tedavi protokolünün hatalı olduğunu söyleyebiliriz.
  • yazdıklarım cerrahiyi savunan "kasap doktor" havası yaratmasın, "festina lente", "yavaşça acele et" sözünün burada uygun olduğu kanısındayım, cerrahi öncesi tüm yollar incelenmelidir. incelenmelidir yerine denenmelidir kelimesini özellikle kullanmadım, deneme festina lente felsefesine aykırı bir tanımlama olurdu.
  • "peki hangi cerrahi?" sorusunun yanıtı, en iyi bildiğiniz cerrahi şekli olacaktır. ancak bugün yapılan konuşmalar kar-zarar bileşkesini inceliyordu. ticarette paranın alabilediği en iyi şey kavramı vardır, yani en az parayla en iyi şey anlatılmak istenir. burada söz konusu para değil ama yapabileceğimiz en iyi şey non-penetran glokom cerrahisi denebilir.
  • sonuçta son zamanlarda katıldığım en iyi kongreydi diyebilirim bu toplantı için. bu son bölümde kongre ve biraz da paris üzerine yazayım; kongrelerin üç ayağı var; bilim, ticaret ve sosyalleşme. bunların dozunu iyi ayarlamak lazım hiç bir yapılanma bilimin yani öğrenilenin öğretilmesi işinin önünee geçmemeli, organizasyon buna göre yapılmalı, bunun için olmazsa olmaz semboller var; kongre, kongre salonunda olur, organizasyon  yönetimi tektir, başka hiçbir organizasyon oluşumu bununla rekabete giremez, kongre katılımının belirli bir bölümünü katılımcılar karşılamalıdır, katılımcı için bedava olan tüm aktiviteler psikolojik olarak değersizdir (örneğin didaktik kursların ek ücretlendirilmesi gibi). amaç çok kişi değil nitelikli katılım yönünde olmalıdır. 
  • paris, londradan sonra beni ençok etkileyen şehir. aslında türk kültürünün temel taşlarını atanlar paris'ten yetişmiş ve her sokağında bir kültür adamımızın eserinde ismi geçen yer, bina, kişi ile merhabalaşılıyor. ancak fransızca bilmiyorum, adım başı rastlanılan kitapçı raflarındaki isimler bana yabancı, londrada keşfedebilirlik ve analayabilirlik avantajı var. metro, halkın gidebileceği kafe-küçük lokanta benzeri yerler gelişmişlik kriterleri bana göre. benim zengin olmam bir anlam ifade etmiyor, sokakta dolaşırken güzelliklerin yaratılmasına hiçbir zenginin gücü yetmez, halkın zengin, en azından ortalama yaşam kalitesini sağlayacak emek gücüne sahip olması gerekir. herkes ucundan tutunca "kültür", "bireyin bulabileceği özgün zevk düşü", çok hafif aslında.

Etiketler:

kongre haberleri

Glaucoma book

HalilAtes 2. Temmuz 2011 01:39

13 dünya kongresi sırasında ticari firmaların standlarının yanı sıra glokom ile ilgili kitapları da görme fırsatım oldu. tanıtmak istediğim ilk kitap dizini kugler publication. yayınevi WGA Consensus Series'yi yayınlamaya devam ediyor, ilgi gösterenler için buradan yayınevi sitesine giriş yapılabilir. ikinci duyurmak istediğim kitap, aslında ahmet haşimin deyişiyle paris'te yapılan "harikuladelikler avının" baş tacı denilebilecek bir kitap: "glaucoma book". kitabı online versiyonunu da bu adresten bedava okuyabilirsiniz

Etiketler:

kitap duyuruları

World glaucoma congress 2

HalilAtes 1. Temmuz 2011 17:55


12

  • 1. temmuz 2011 konuşmalarından önemsediklerim şöyle; bugün cerrahiye ayrılmıştı.
    ağırlık tabiki trabekülektomiye verilmiş. diğerleri trabekülektomi baz alınarak karşılaştırmalar ile sunuldu. trabekülektominin yıllar içinde hala altın standart olması, diğer cerrahi tekniklerin öğrenme eğrilerinin tüm hekimleri kapsayamaması olarak kaydedildi. ülkemiz de birkaç merkez hariç, glokom cerrahisinde maalesef tek seçenekli bir eğitim modeli uygulamakta. gelişmelerin içinde olabilmek için deneneni de deniyor olmak lazım.
  • yıllardır te konusunda yapılan limbus/forniks tabanlı konjonktiva açılımı tartışması bu toplantıda da yapıldı, işin ilginç yanı bu kez elle tutulur kanıta dayalı tıp verileriyle her iki tekniğin karşılaştırılmasının tatmminkar düzeyde yapılmasıydı. traversonun didaktik konuşmasında; limbus tabanlı konjonktiva açıldığında mmc komplikasyonları daha fazla görülmüş, sıvı kaçağı ise forniks tabanlıda daha fazla görülüyor, ancak bir bütün olarak komplikasyonlar değerlendirildiğinde her iki tekniğin benzer veriler sunduğu anlaşılıyor.
  • pfeiffer te sonrası hipotani ile karşılaşmak istemiyorsanız; geniş skleral fleb açmayın, flebiniz kalın olmasın, trabekülektomiyi yaparken korneaektominiz küçük olmasın, trabekülektomi deliğiniz büyük ve geriden olmasın ve flep sütürlerini sıkı ve basınçlı suyla test ederek atın dedi. mainz sütür tekniği khaw'ın güvenli trabekülektomide kullandığı konjonktiva-oluklu kornea sütürasyon tekniğine paralel korkak bir formasyonda yapılıyor, birkaç konuşmacı artık konjonktiva kapatmasını bu şekilde yaptıklarını belirttiler, teknik ameliyatı yaklaşık 5-10 dakika uzatıyor.
  • seton implantının tenon-konjonktiva aralığına yapılmasının, tenon sklera aralığına implante edilmesine nazaran daha güvenli olduğu belirtildi. implantın ön kamaraya girişinin limbusa dik yerine parobolik uzun bir kornea stromal tünelden geçerek yapılmasının tüp etrafı ilk günlerde görülen sıvı sızıntısını engellediği belirtildi. bu tekniği hoşuma giden ve mantıklı bir tercih olarak düşünüyorum.
  • valvli-valvsiz setonlar karşılaştırıldığında, valvlilerin erken dönemdeki hipotoni önleyici avantajları haricinde uzun dönem sonuçlarında fark bulunmamış.
  • molteno kendi adını taşıyan setonu nasıl geliştirdiğini duygusal bir konuşma ile anlattı, yanılmıyorsam 10 yıl kadar önce izmirde moltenoyu ağırlama onurunu yaşamıştık, ve 70 küsür yaşına rağmen nefis bir ameliyat yapmıştı,  aynı dinçlikte performansını sürdürüyor olmasını sevinerek gördüm.
  • birkaç yıldır seton trabekülektomiye alternatif gibi sunulmaya devam ediyor, özellikle barton'un bastırmasıyla süren tüpü sevenler derneğinin üyeleri yine benzer başarılı tüp öyküleri anlattılar, primer cerrahide setonun yeri olduğunu düşünmüyorum ancak, ardıl cerrahiler gerektiğinde veya kötü konjonktivalı hastalarda akılcı bir çözüm ortağı gibi görünüyor. gedde sj'nin 2005 yılındaki çalışmasına oldukça atıf yapıldı, çalışmayı bilgilerinize aktarıyorum
  • Am J Ophthalmol. 2005 Aug;140(2):275-87.

    The tube versus trabeculectomy study: design and baseline characteristics of study patients.

    Source

    Bascom Palmer Eye Institute, Miller School of Medicine, University of Miami, Miami, Florida 33136, USA. sgedde@med.miami.edu

    Abstract

    PURPOSE:

    The Tube Versus Trabeculectomy (TVT) Study will compare the safety and efficacy of nonvalved tube shunt surgery to trabeculectomy with mitomycin C in patients with previous intraocular surgery.

    DESIGN:

    Multicenter randomized clinical trial.

    METHODS:

     

    SETTING:

    17 Clinical Centers.

    STUDY POPULATION:

    Patients 18 to 85 years of age who have undergone previous trabeculectomy, cataract extraction with intraocular lens implantation, or both and have inadequately controlled glaucoma with intraocular pressure (IOP) >or=18 mm Hg and <or=40 mm Hg on tolerated medical therapy.

    INTERVENTIONS:

    Study patients were randomized to undergo placement of a 350-mm(2) Baerveldt glaucoma implant or trabeculectomy with mitomycin C (0.4 mg/ml for 4 minutes).

    MAIN OUTCOME MEASURES:

    IOP, complication rates, visual acuity, visual field, quality of life, reoperations for glaucoma, and need for supplemental medical therapy.

    RESULTS:

    A total of 212 patients were enrolled between October 1999 and April 2004. The age of the study population was 71.0 +/- 10.4 years (mean +/- SD), and 53% were women. The baseline IOP was 25.3 +/- 5.3 mm Hg (mean +/- SD). There were no significant differences in the demographic and ocular characteristics between the 2 treatment groups.

    CONCLUSIONS:

    Practice patterns vary in the surgical management of glaucoma, and there are differing opinions among glaucoma surgeons regarding the preferred surgical approach in patients who have undergone previous cataract extraction and/or failed filtering surgery. Forthcoming data from the TVT Study should provide valuable information comparing two surgical procedures commonly used in this patient population.

  • seton implantlarında mmc kullanımının başarıyı artırıcı etkisinin bulunmadığı belirtildi.
  • non-penetran glokom cerrahileri penetran konusunun hemen ardından tartışıldı. kanaloplasti çok kısa zamanda non-penetran glokom cerrahisi çeşitleri arasında ön çıkmış görünüyor. uzun dönem sonuçları hayli başarılı, desemet membran dekolmanına dikkat edilmesi gerekliliği ve katarakt ameliyatı ile kombine kanaloplasti sonuçlarının daha başarılı olduğu vurgulandı. kanaloplastinin diğer non-penetran cerrahilere en büyük üstünlüğünün blebsiz olması ve mmc gerektirmemesi nedeniyle, postoperatif hasta memnuniyeti en iyi glokom cerrahisi türü olduğu vurgulandı. ayrıntılı bilgilere daha önce hazırladığım http://www.kanaloplasti.com/ adresinden ulaşılabilinir.
  • trabeküler bypass ve trabekülom sonuçları firma destekli çalışmalarda iyi görünmesine rağmen, bağımsız çalışmaların yetersiliği ve tatminkar sonuçların alınamaması, tekniği kuşkuyla izlememize neden oluyor.
  • kapalı açılı glokom cerrahisinde glokom-net'in ilgili sayfasında bulabileceğiniz bilgiler haricinde yeni birşey yoktu, bu yüzden detaylı anlatmıyorum, ancak kapalı açlı glokomda katarakt ameliyatının önce yapılmasının iyi bir seçim olduğunu tekrar vurgulamak isterim.

Etiketler:

kongre haberleri

World glaucoma congress

HalilAtes 30. Haziran 2011 18:04
11 29 haziran 2 temmuz 2011 tarihleri arasında dünya glokom kongresi pariste yapılacak, bugün ikinci gün, önemsediğim konuları burada yazmaya alışacağım;      
  • normal basınçlı glokomun ayrıcı tanısını yapmak tedaviden önceki en önemli basamak, glokom-netin ilgili sayfalarında geçmişti, birçok glokom tipiyle karışabilir. açık açılı glokom da sık karıştığı tiplerden, bugünki konuşmada su içme testinde gib yükselmesinin saptanması, arada gib yüksekliği ataklarının yaşandığının kanıtı olabilir, tabi nbg su içme testine cevap vermemesi açısından ayırıcı tanıda önemli bir bulgu.
  • nbg'da progresyon çok yavaş bu yüzden progresyon analizi yapılması ve progresyon hızı ve hastanın yaşı değerlendirilerek tedaviye başlanılması veya beklenilmesi yerinde olacak.
  • glokom progresyonunda en önemli od görüntüleme methodunun oct olduğu üzerine yaygın bir görüş bildirildi, ancak time d. ile spectral d. arasında glokomun erken dönemde yakalanması konusunda önemli bir fark bulunmakta, yapılan çalışmalar time d. oct normal veriler sunarken, spectral oct glokomu teşhis edebilmiş.
  • kore'den kh park sunumu ve çalışmalarıyla göz doldurdu, oct progresyon analizinde dikkat edilecek noktalar, aşağıda trend analiz üzerine bir makalesini aktarıyorum:
Invest Ophthalmol Vis Sci. 2011 Feb 28;52(2):1138-44. Print 2011 Feb.

Trend-based analysis of retinal nerve fiber layer thickness measured by optical coherence tomography in eyes with localized nerve fiber layer defects.

Source

Department of Ophthalmology, Seoul National University College of Medicine, Seoul, Korea.

Abstract

PURPOSE:

To evaluate the rate of change in retinal nerve fiber layer (RNFL) thickness measured by optical coherence tomography (OCT) in eyes with stable and progressive localized RNFL defects and to investigate, in a trend-based approach, the diagnostic capability of OCT in the detection of progressive RNFL thinning.

METHODS:

The study included 153 glaucomatous eyes with localized RNFL defects. The patients were divided into nonprogressors (n = 77) and progressors (n = 76) on the basis of an evaluation of serial red-free photographs. The rates of progressive thinning in global, quadrant, and clock-hour OCT RNFL thicknesses were determined, by linear regression, and were compared between groups. Areas under receiver operating characteristic curves and sensitivities at fixed specificities were calculated for each parameter.

RESULTS:

The rate of progressive RNFL thinning was significantly faster in progressors than in nonprogressors globally; in the inferior quadrant; in the 10, 11, 6, and 7 o'clock sectors; and in the affected quadrant and clock-hour sector thicknesses (all P ≤ 0.001). The rate of RNFL thinning in affected clock-hour sectors had the highest ability to discriminate between stable and progressive RNFL thinning with a sensitivity of 62% (95% confidence interval, 50%-73%) at a specificity ≥80%. Agreement between OCT and red-free photography was strongest when the criterion of -3.6 μm/year with P < 0.1 was used for each clock hour.

CONCLUSIONS:

  • The rate of OCT RNFL thinning was significantly greater in patients with progressive localized RNFL defects than in those with stable localized defects. The data suggest that trend-based analysis of OCT RNFL thickness may be useful in glaucoma progression analysis and may complement other diagnostic tests.  .   
  •                                                                   .        .
  • bir başka sunumda ise cerrahi ve tıbbi tedavi gören hastalarda hrt progresyon hızları anlatıldı, cerrahi geçiren hastalarda anlamlı düşük progresyon hızı saptanmış, risk faktörü yüksek hastalarda cerrahi tedavinin öne çekilmesi yararlı olacak.
  • disk hemorajisi üzerine bugüne dek farklı sonuçları adres gösteren çelişkili birçok çalışma okuduk, bugünki sunumlarda ise disk hemorajisinin özellikle nbg larda olmak üzere tüm glokom tiplerinin progresyonunda önemli bir ip ucu olduğu vurgulandı, görme alanı progresyon haritaları dh görüldükten sonraki uzun dönemde anlamlı hızlı bir progresyon göstermiş, sanırım dh görülen hastalarda daha radikal tedvi yöntemlerine geçilmesi yerinde olacaktır.
  • trabekülektomi ve seton cerrahisinin debate olarak tartışıldığı oturumda ilk te cerrahisinden sonra ikinci te yerine seton cerrahisinin denenmesi daha üstün kanıtlar sundu.
  • başka bir debate konusu ise "pre-perimetrik glokom tedavi edilmeli mi, edilmemeli mi" oldu. iki konuşmacı da üstün bir performans sundu sanırım konuyu şöyle bağlayabiliriz, hasta gençse başla, yaşlıysa başlama..
  • slt'nin primer tedavi seçeneği olduğu debate'da olmadığını savunan argümana göre çok üstün bir kabul gördü diyebilirim.

Etiketler:

kongre haberleri

Elevated Intraocular Pressure is a Common Complication during Active Microbial Keratitis

HalilAtes 27. Haziran 2011 09:25

10 Mikrobial keratit vakalarında daha dikkatli izlem yapmamız gerekliliğini vurgulayan yeni bir çalışmayı bilgilerinize sunuyorum

Purpose

To determine the incidence, risk factor, and outcomes of elevated intraocular pressure (IOP) during active microbial keratitis.

Design

Retrospective cohort study.

Methods

One hundred eighty-four patients with culture-proven microbial keratitis examined from January 2003 through December 2007 were included. High IOP was defined as IOP of 22 mm Hg or higher measured during the episode of active keratitis. The control group consisted of eyes with microbial keratitis whose IOP remained less than 22 mm Hg. Twelve factors were evaluated by univariate and multivariate analyses to determine whether any were associated with increased IOP. The incidence, risk factors, microbial profile, the necessity of therapeutic surgery, time to resolution, and final visual acuity were compared between the high IOP group and the control group.

Results

High IOP (mean, 29.1 mm Hg; range, 22 to 51 mm Hg) occurred in 52 (28%) of 184 patients with active corneal infection. Prior ocular surgery, diabetes mellitus, and ulcer size of 4.0 mm or larger were associated with IOP elevation (P ≤ .013). Surgical interventions were necessary in 19 (39%) of 49 patients in the high IOP group and in 14 (11%) of 129 patients in the control group (P < .0001). Time to ulcer resolution was longer in the high IOP group (mean, 50.1 ± 53.2 days) than in the control (mean, 31.6 ± 42.0 days; P = .005). Final visual acuity of 20/40 or better was achieved by more patients in the control group (47%) than in the high IOP group (20%; P < .001).

Conclusions

Elevated IOP was detected in a significant proportion of patients with active microbial keratitis and was associated with poorer outcomes. Routine IOP check should be performed to avoid possible optic nerve damage.

 

AJO: Siamak Zarei-Ghanavati, Elmira Baghdasaryan, Arturo Ramirez-Miranda

Etiketler: ,

glokomda kornea | yayın

Glokom ve risk faktörlerini etkileyen yaşam stilleri ve gıdalar

HalilAtes 20. Haziran 2011 12:08

9Göz içi basıncını yükselten aktiviteler

 

ü      Nefesli çalgıların çalınması:  Kısa sürede basıncı iki katına çıkarırlar

ü      Kahve: Bir fincan kahve içimiyle 90 dakikada göz içi basıncı 1-4 mmHg yükselir.

ü      Yoga: Bazı pozisyonlarda basınç yükselir, ancak normal pozisyon alındığında tekrar eski haline döner.

ü      Kravat: Sıkı bağlanmış kravat basıncı 2 mmHg yükseltebilir.

ü      Ağır yük kaldırma: Basınç ortalama %22 (4 mmHg kadar) artar.

 

Göz içi basıncını düşüren aktiviteler

ü      Egzersiz: Basınç ortalama 4-5 mmHg düşer

ü      Alkol alımı: Bu konuda çalışmalar çelişkili, şöyle diyebiliriz; alkol alımından hemen sonra düşer, sonra yükselir.

 

Sigara: Sigaranın göz içi basıncını değiştirdiğine yönelik bir kanıt bulunamamıştır. Ancak optik sinire gelen kan miktarını azaltarak, glokom hastasının progresyonunu hızlandırdığı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra sigaranın, yaşa bağlı makula dejeneresansı ve katarakt üzerine olumsuz etkilerinin varlığı kanıtlanmıştır.

 

Menopoz: Menopoz ile glokom arasındaki ilişki tartışmalıdır. Östrojenin retina ganglion hücrelerinin apoptosise uğramasını engelleyici bir koruyuculuğu vardır. Bu da menopoz sonrası östrojen azlığı çeken kadınlarda glokom olasılığının artacağını düşündürmektedir, ancak istatistikî veriler bunu kanıtlamamıştır. Menopozlu kadınlara verilen postmenopozal hormonların göz içi basıncını düşürdüğü ve optik sinire gelen kan akımını artırdığı ise kanıtlanmıştır.

 

Antioksidan alımı: Antioksidan alımının glokomu önlemede ve progresyonunu yavaşlatmada etkin olduğuna dair az sayıda yayın vardır.

 

Yağ asitlerinin alımı: Yağ asitleri, göz içi basıncının düşmesinde etkin rol oynayan prostaglandin F2 alfa’nın prekürsörü olan araşidonik asit yapımında önemli görevleri olan endojen oftalmik enzimlerdendir. Ancak diyet ile yağ asitlerinin alımının glokom riskini azlttığına dair destekleyici kanıt içeren yayın azdır.

Vücut kitle indeksi: Vücut kitle indeksi, vücut ağırlığının vücut alanına bölünmesiyle elde edilir. Yüksekliğinde; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, katarakt ve yaşa bağlı makula dejeneresansı arasında doğru ilişki bulunmuştur.

Vücut kitle indeksi ile göz içi basıncı arasında doğru orantı olduğunu gösteren çalışmalar çoğunluktadır.

Etiketler: ,

glokomda yaşam stilleri | hastalar için | Risk faktörleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre