Hubble teleskopu 25 yaşında

HalilAtes 17. Mayıs 2015 18:23

13. yüzyılda gözlüğün keşfi müthiş bir medeniyet hızlanması sağlamıştı. Mesleğinde ustalaşan insanların yakın görmelerinin bozulması nedeniyle yaşadıkları tıkanma, gözlüğün keşfi ile olgunluk dönemlerinin daha uzun sürmesine, bilgilerini genç nesillere aktarmalarına olanak sağladı. Bu bağlamda gözlük, bilimin keşfettiği en önemli araçlardan biridir.

Hubble teleskopu da benzer bir ivme kazandırdı, kazandırıyor. Günümüzü yaşayan bizler, Hubble'ın kazanımlarını küçük hayatlarımızda hissedemesek de; torunlarımızın, bizlerin fırlatılış anını ve ilk gelişmelerin heyecanı hissedilirken yaşadığımızı bilecek olmaları mutluluk verici.

Etiketler:

Vienna Philharmonic Summer Night Concert Schönbrunn 2015

HalilAtes 16. Mayıs 2015 21:40

Etiketler:

müzik

Glaucoma Subspecialty FEBO

HalilAtes 13. Mayıs 2015 10:00

EGS, yaptığı kongreler, hastaların glokom farkındalığını artırıcı yayınlar, asistan arkadaşlara yönelik kurslar ve yayımladığı akış şemaları ile meslektaşlar arasında standardizasyonu sağlamaya çalışmasıyla biliniyor ve taktirle takip ediliyordu. Bu sene EBO bünyesinde yaptığı sınavla “Glaucoma Subspecialty FEBO” diploması da vermeye başladı. Sınav ve sertifikasyon bir kuruluşun olgunluğunun doruk noktasıdır. Kabul edilirliğinin, bir değer olduğunun ve kurumlaştığının göstergesidir.

 

EGS’nin bu ilk sınavını kazanan 9 aday arasında iki de Türk bulunması bizim için ayrı bir mutluluk. Dr. Zeynep Kayaarası Öztürker ve Dr. Mehmet Şahin Sevim’i kutluyorum.

Etiketler:

Oftalmoloji haberleri

Axenfeld–Reiger Sendromu

HalilAtes 11. Mayıs 2015 13:16

Zaman zaman blogu inceliyorum, neler yazmışım diye. Çocukluk çağı glokomları üzerine yazılarımın az olduğunu fark ettim. Bu yüzden biraz bu konuya ağırlık vereceğim. Axenfeld–Reiger Sendromu seçtiğim ilk konu. Önce bu konuyu seçmemin felsefik bir anlamı da var.  Gördüğüm kadarıyla çocukluk çağı glokomlarındaki genel yaklaşımımız ya çok hızlı veya çok yavaş oluyor. Örneğin konjenital katarakt cerrahisi sonrası glokom takibine yeteri kadar önem vermezken, Axenfeld–Reiger sendromunda da görülen Posterior embryotoxon gibi rastlantı sonucu biyomikroskopta görülen her anomaliye yeteri kadar glokom araştırması yapılmadan bazen lüzumundan fazla müdahale yapıyoruz. Glokomun mottosu “festina lente”dir, yani yavaşça acele et anlamına gelir. Emin olmadan hareket etmemeyi, ama fazla gecikmemeyi de öğütlüyor bu motto.

Axenfeld-Rieger Sendromu otozomal dominant seyirli bir ön segment disgenezisidir. Axenfeld’de posterior embryotoxon ve irisin perifer çıkıntılarının öne doğru uzanması gözlenir (köprülenmeler). Posterio embryotoxon, Schwalbe Hattının öne doğru deplase olmasına denir ve popülasyonun %8-15’inde görülür, Axenfeld’den bağımsız izole posterior embryotoxon da görülebilmektedir.

Reiger’de ise iris hipoplazisi, korrektopi ve polikori görülür. Reiger’in sendrom halinde ise diş ve yüz anomalileri eşlik eder. Tüm bu olayların birlikte görüldüğü duruma ise Axenfeld–Reiger Sendromu demekteyiz. Bilateral tutulum vardır. Olguların %50’sinde glokom vardır, sendromda glokom gelişme olasılığı yüksek olmasına rağmen burada dikkat edilmesi gereken bakış açısının %50 olguda glokom gelişmeyeceğidir. Sadece biyomikroskobik görüntü ile yetinilip glokom tedavisine başlamak hatalı sonuçlar doğurabilir. Sınır olgularda tıbbi tedaviyle izlem cerrahiye yeğlenmelidir. Kesin glokom olgularında tedavi şekli cerrahidir. Gonyotomi ve trabekülotomi diğer pediatrik glokomlara göre daha az başarılıdır. Trabekülektomi veya seton cerrahisi bu gupta yeğlenmelidir. Olguların cerrahi sayısı ortalama 1.5 verilmiştir. Erken dönem başarı oranı tatminkârsa da uzun dönemde ikincil cerrahiler gerekebilir. Seton implantasyonu yapılan olgularda tüpün ön kamaradaki uzunluğu hastalığın progresyonuna bağlı buftalmus olabileceği düşünülerek biraz daha uzun bırakılmalıdır.

İridokorneal endotelial sendrom ile karıştırılabilir, axenfelsd-Reiger Sendromunda kornea patolojisi görülmemesi önemlidir. Reiger belki ektropion uvea veya aniridi ile karışabilir açı bölgesi muayenesi ayrımı sağlar.

 

Bu yazıyı yazma nedenimi tekrar vurgulayarak bitireyim; festina lente.

Etiketler:

Pediatrik glokomda kanaloplasti yardımıyla 360 derece trabekülotomi

HalilAtes 8. Mayıs 2015 10:38

Trabekülotomi, özellikler çocukluk çağı glokomlarda başvurduğumuz cerrahi müdahalelerden biridir. Klasik cerrahi teknik, konjonktiva açımından sonra Schlemm Kanalının (SK) bulunup Harms trabekülotomi problarının sağa ve sola sokulup, ön kamaraya doğru kanalın diseksiyonundan ibarettir. Pek çok modifikasyonu geliştirilmiş olsa da ana tema SK’nın ön kamara ile ağızlaştırılmasıdır. Filtran bir cerrahi değildir.

Klasik trabekülotomi ile yaklaşık 120 derecelik bir alan açıklığı sağlanabilmektedir.  Bu alanın 360 dereceye çıkartılabilmesi için değişik teknikler geliştirilmiştir. İpek sütürün SK’nın içinden geçirilmesi ve çekilmesiyle yapılan 360 derece trabekülotomi üzerinde uzun süre çalışılmıştır. Ancak cerrahi hayli zor ve güvensizdir, çünkü sütürün kollebe olmuş kanalın içinden ilerlemesi hem zor, hem de kanal dışına perfore olması kolaydır. Yapılan başarılı ameliyatlar “şans” faktörünün desteği ile sonuca ulaşmıştır.

Kanaloplastinin güvenlik ve başarı kriterlerinin tatminkar olmasıyla, kanaloplasti yöntemi kullanılarak yapılan 360 derece trabekülotomi gündeme gelmiştir. “Comparison of 360-degree versus traditional trabeculotomy in pediatric glaucoma” başlıklı çalışmada 77 pediatrik glokomlu gözde klasik trabekülotomi ile 360 derece trabekülotomi karşılaştırılmıştır. Bu yöntemde klasik kanaloplasti yönteminin sonunda trabekülotomi işleminin gerçekleştirilmesiyle 360 derecelik bir açıklık sağlanmıştır. Trabekülotomi için iki metot kullanılabilir; ilkinde kanaloplasti mikrokateteri SK’dan 360 derece geçirildikten sonra, her iki ucu çekilerek kanal ve trabekülum yırtılır veya mikrokatetere bağlanan prolen kanal içine alınır ve daha sonra bu ip çekilerek kanal ve trabekulum yırtılarak 360 derece trabekülotomi yapılır (ben ikinci yöntemi uyguluyorum, çünkü bu yöntem ile daha az kanama oluyor ve ipi ön kamaradan çıkarmak mikrokateteri çıkarmaktan daha kolay oluyor).

Çalışmanın bir yıllık sonuçları klasik trabekülotomide  %58.44 başarı sağlarken, 360 derece trabekülotomide %85.71 başarı yakalamıştır.

 

Kanaloplasti ile kombine yapılacak trabekulotomilerde bir uyarıda bulunmam gerekiyor; klasik kanaloplasti tekniğinde derin sklerektomiyi takiben SK bulunuyor ve buradan kanaloplasti tüpü kanalın içine sokuluyor. Çocuklarda cerrahi başarısızlık halinde buftalmus progresyonu olacağı için bütünlüğü bozulmuş ince sklerada anterior stafilom ile karşılaşabilirsiniz. O yüzden derin skleral flep yatağını çocuklarda mümkün olduğu kadar küçük yapmak gerekiyor.

Etiketler:

cerrahi teknik | kanaloplasti | pediatrik glokom

Glokom OCT değerlendirmesinde artefaktların etkileri

HalilAtes 6. Mayıs 2015 11:14

Glokom progresyonunun belirlenmesi günümüz glokom tedavi planlamasının ana göstergesidir. Görme alanı ve OCT gibi ölçüm metotları ile bu değerlendirmeyi yapmaktayız. Progresyon analizlerinde test çıktılarının güvenilir olması beklenmektedir. Çıktı artefaktları sonuçların yanlış değerlendirilmesine yol açabilir. Bugün OCT artefaktları üzerinde duracağım.

Optik sinir başı, sinir lifi ve maküla ganglion hücre kompleksi analizleri glokomun hem tanınmasında hem de progresyon hızının belirlenmesinde elimizdeki en önemli silahtır. Ancak OCT çıktılarında artefakt ile karşılaşma oranımız ortalama %47’dir. Bu artefaktların bir kısmı (%8) değerlendirmelere etki etmektedir.

Başlıca dört çeşit artefakt ile karşılaşmaktayız; göz patolojilerine bağlı, OCT software’ine bağlı, çeken dotorun veya teknisyenin hatasına ve ortam opasitesine sonucu sinyal düşüklüğüne bağlı artefakt gelişebilir. Bu nedenler arasında en sık karşılaştığımız grup göz patolojileridir. Bu yazıda bu bölüme ağırlık vereceğim;

OCT çıktısında en sık hataya yol açan göz patolojisi epiretinal membrandır (ERM) (%20). ERM, hem RSL, hem de GHK artefaktı yaratmaktadır. PVD’na bağlı vitreomaküler traksiyon özellikle RSL analizlerini etkilemektedir. PVD’li hastalarda RSL kalınlığının yalancı kalın olduğu saptanmaktadır. YBMD az sayıda hastada RSL ve GHK analizlerini etkilemiştir. Yine peripapiller atrofi, tilte disk gibi anatomik bozukluklar da artefakt yaratabilmektedir. İleri derece görme alanı defekti olan hastalarda da OCT hedefinin bulunması ve santralizasyon sorunları nedeniyle sıklıkla artefakt ile karşılaşılmaktadır. Bu hastalarda çıktı, yalancı iyi olabilir, OCT’yi çekenin hedef bulmada zorluk çekilmesi halinde çıktıyla birlikte bunu değerlendirme yapan doktora bildirmesi gerekir.

 

Özetle OCT’yi çeken ile değerlendirmeyi yapanın aynı kişi olması tüm bu hataların hem azalması, hem de artefaktların hesaba katılması açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Örneğin ERM, YBMD veya PVD gibi gelişim gösterebilecek hastalıklarda, hastalığın oluş zamanı kaydedilmeli ve yapılacak glokom progresyon değerlendirmesinde bu süreç de hesaba katılmalıdır.

Etiketler:

glokom progresyonu | oct

Glokom tedavisinin temeli: Hasta eğitimi

HalilAtes 5. Mayıs 2015 10:22

Berlin’de yapılan Aurora toplantısının yarım günü hasta eğitiminin tedaviye katkısı üzerineydi. Hastalığı hakkında tam bir teorik bilgi sahibi olanların, tedaviye katılımının arttığı, doğru zamanda doğru kararların alınmasında hekime yardımcı oldukları gösterilmiş.  Bugün bu toplantı bağlamında hasta eğitimi üzerine duracağım;

Glokom hastasının hastalığını anlaması ve tedavisine uyması yoğun bir eğitim gerektiriyor. Bu eğitim neredeyse bir akademik eğitim kadar emek ve zaman gerektiriyor. Eğitimin doğru verilebilmesi de eğitmenin eğitim metotları üzerinde eğitilmesi ile mümkün olabiliyor. Örneğin her zaman yapıla hata; hastanın tedaviye uyumunu sağlamak için onu korkutarak tedavi bağlılığını artırmaya çalışmaktır. Hastaya ilacını kullanmazsa “kör olacağını” anlatmak bir süreç olarak doğru olsa da, sürecin erken zamanlarında hastanın bunu fark edememesi işleri zorlaştıracaktır.  Glokom ilerleyici bir optik nöropatidir, ilerleme, yani kötüleşme çoğu zaman hastanın bunu fark edemeyeceği kadar yavaş olmaktadır. Tedavisini aksatan hasta bu kötüleşmeyi fark edemeyeceği için doktoruna olan güvenini yitirebilir ve tedavi protokolünü aksatabilir. Hasta eğitiminde “körlük” ile korkutmak yerine bu sürecin nasıl gelişeceği hakkında detaylı bilgi vermek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Sıkça yapılan hatalardan biri de görme alanı tanımındaki periferden santrale uzanan görülemeyen siyah alanlar, hatta tübüler görme alanı tarifleridir. Bu tanım yanlışlığı görme alanındaki gri skaladaki siyah alanların görme alanında siyah kayıplar olarak algılanmasından ileri gelmektedir. Halbuki gri skala hastanın ne görüp görmediğini değil, yaş gruplarına göre o bölgedeki eşik değeri düşüklüğünün istatistiki analizini hekime sunmaktadır. Gri veya siyah görülen alanlar sklotom olduğunu bize anlatır, hastalar bu alanlardaki cisimleri göremezler, ancak o bölgeyi ortam fon renginin bir bulamacı olarak hayal ederler. Bu yanılma siyah alan kaybı mantığından da kötü bir yanılma olacaktır, çünkü hasta o bölgeyi görmediğinin farkına varmaz. Örneğin ağaçlıklı bir yolda ilerleyen görme alanı defektli hasta, ağaçların arasından çıkan bir yayayı yeşil bulamaçlı bir fon olarak, ağacın devamı gibi görecektir. Hastalara görülemeyen alanların siyah olduğunu anlatırsak, kendisini kontrol ettiğinde böyle bir görüntüyle karşılaşmayacak ve kaynağı belirsiz öz güvenle hastalığına aldırmadan günlük aktivitelerine devam etmeyi sürdürecek, hem tehlikelere maruz kalacak, hem de doktora ve tedaviye olan güveni azalacaktır.

Hastaların eğitimi onların tedavi edilmesi kadar kan bağı olan diğer kişilerin ve yakın çevresinin de korunması ve doktora belirli aralıklarla başvurması açısından önemlidir. Eğitilen hasta, toplum sağlığı için bizim yardımcımız olacaktır. Sık karşılaşıyorum, karşılaşıyorsunuzdur, glokom hastalarımın aile bireyleri hastamın durumunu bildikleri halde daha önce hiç glokom muayenesi olmamış, hastalıkları ilerlemiş olabiliyorlar. Bu durum teknik ve organizasyon eksikliğinin yarattığı önlenebilir kayıplara acıklı bir örnektir.

Bir doktorun glokom hastasına şu dört konuda kesin bilgi vermesi gereklidir;

  1. Genel glokom eğitimi ve şu andaki hastanın düzeyi
  2. Damla tedavisini nasıl uygulayacağı, damla aralıklarının kesin zamanlaması, ilaç kullanımı ile neyin hedeflendiği, uygulanan tedavi ile hastalığın geçmesinin beklenmeyip kötüleşme hızının yavaşlamasının hedeflendiği açıkça anlatılmalıdır.
  3. Araba kullanımı gibi kendisinin ve toplumun yaşamsal riskini artıran glokoma bağlı görme fonksiyonu kayıpları hakkında da bilgi verilmeli, orta ve ileri şiddetteki glokom hastalarında yaşam kısıtlamasına gidilmelidir. Muayenelerimize görme keskinliği ile başlarız. Bu test bizim için yapacağımız diğer glokom testleri ile mukayese ettiğimizde pek bir anlam ifade etmese de hasta için yaşam şeklinin belirlenmesi açısından çok büyük anlam ifade eder. Görme keskinliği glokom hastasında en son bozulan testlerdendir. Bu testte başarılı olan hasta, yaşam kısıtlamasına gitmeye gerek duymaz. Öz güvenle dolar. Projektörün yansıma alanını değiştirerek hastanın bu alanı bulmasında nasıl zorluk çektiğini fark etmesini sağlamak “bilinç” gelişimi için faydalı olabilir.
  4. Glokomun genetik geçişi yüksek hastalıklardan biri olduğunu vurgulamak, yakın akrabaların düzenli muayene olmasında bize yardım etmesinin gerektiğini söylemek gerekir. Muayenenin bir kez değil her yıl tekrarlanması gereğini de belirtmekte fayda vardır.

Glokom tedavisinde tedaviye bağlılık kadar tedavi merkezine bağlılık da önemlidir.  Genel kanı “glokom= göz tansiyonu”’dur. Bu yüzden hastalar göz tansiyonunu ölçtürmekle yetinirler. Bu muayenelerinin farklı merkezlerde yapılmasının getireceği sakıncaları öngöremezler. Günümüz glokom takip ve tedavi protokolleri progresyon oranları üzerine inşa edilmiştir. Progresyon oranını anlayabilmek için görme alanı ve OCT-RSL veya GHK analizlerinin hep aynı alet ile yapılması gerekir. Yani aynı merkezde tedavi ve takip devam ettirilmelidir. Hasta eğitiminde bu konunun da üzerinde durulması yararlı olacaktır.

Yazımı Skoda Fabia reklamı ile bitirmek istiyorum. Burada Skoda kullanılmış ama siz bunun yerine görmek istediğiniz başka bir ilgi odağını koyabilirsiniz. Sizin gibi tamamen normal bir insanda bile bu tür bir dikkat zaafı bulunuyorsa görme alanı, kontrast duyarlılık, renk görme ve hareket algılama defektleri olan bir hastada neler olabileceğini bir düşünün. Fark edemediklerinizi fark ettiniz mi? 

Etiketler:

eğitim | glokom progresyonu | Görme algısı | hasta uyumu | hastalar için | kongre haberleri | Risk faktörleri

Müze 3: Alte Nationalgalerie, Berlin: Osman Hamdi

HalilAtes 2. Mayıs 2015 11:27

Uzun süredir yazmadığımın farkındayım; kongre mevsimine girmemizin bunda etkisi olduğu kadar, baharın verdiği yorgunluğun da tembelliği ile ara uzadı. Berlin'de Allergan firmasının her yıl düzenlediği toplantıya katıldım. Glokom firmaları bu tür etkinlikleri artık azalttılar, ya da benim haberim olmuyor bilemiyorum. Yazılarımı okuyanlar bilir, ben her toplantının faydalı olduğuna inanıyorum, ve katılımdan büyük bir heyecan duyuyorum. Bir toplantıda konuşulanları dinlerken hem yeni bir bilgi elde ediliyor, hem de zaten bildiğin ancak üzeri biraz tozlanmış bilgiler parlatılıyor, yeni fikirler elde ediliyor. Toplantı sırasında tuttuğum notları ilerideki postlarda aktaracağım, bugün Berlin'de toplantı sonrası yaptıklarımı anlatmakla yetineceğim;

Şehir, medeniyetin ürettiği en büyük eser bana kalırsa. Yaşadığımız çağ ile birlikte geçmiş dönemlerde de yaşamış tüm insanların emekleri sonucu oluşmuş, kültür birikimleri şehirler. İnsanların oluşturduğu şehirler aynı zamanda insanları da oluşturmuş zamanla. İyi ve kötü anlamı birlikte barındırarak. Bu yüzden şehrin geçmişten kalan tüm dokusu aynı zamanda o şehirde yaşamışların nefeslerinin de devamı. Bir şekilde dokuda yapılan değişiklik geçmişte bedenen var olmuş, halen izleri devam eden insanların nefeslerini boğmakla eş anlamlı. Şehirlerimizi değiştirirken bir katliam, dedelerimizin soykırımına da neden olduğumuzun bilmem farkındamıyız.

Binalar, köprüler, sanat eserleri, yollar, pazarlar, hastaneler hepsi o şehiri oluşturanların canlılıklarının kanıtıdır bugünü görenler için. Berlin'de Alte Nationalgalerie de bu izleri bulmam için iyi bir vesile oldu. Berlinlilerin şehrin oluşumundan bu yana yaptıkları uğraşların bir toplamı, kültürlerinin kanıtıydı burası. Türk Alman ilişkileri, bu çağda ve yakın çağda iç içe girmiş etkileşimler, doğumlar getirmiştir. Bu müzede bunun kanıtlarını görmek mutluluk vericiydi. Daha hemen girişte Osman Hamdi'nin Ab-ı hayat çeşmesi karşılıyor gezginleri

Devamında yine Osman Hamdi'nin "Caddede Pers'li halı tüccarı" tablosunu görmek mümkün. 

Bu iki resim, Osman Hamdi'nin Türkiye'de pek az bilinen yapıtları arasında. Yurtdışında pek ender de olsa Türk sanatçıların yapıtlarına müzelerde rastlıyorum, ancak Osman Hamdi'yi ilk kez gördüm. Ahmet Haşim'in Frankfurt Seyahatnamesi'nde yazdığı; "İnsan hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Bu itibarla seyahat, harikuladelikler avı demektir." tanımı, benim için de Berlin seyahati, bir Osman Hamdi avı oldu.

Etiketler:

kongre haberleri | Müzeler | ressamlar

Giyilebilir Teknoloji Ürünleri (2)

Fatih Adıbelli 23. Nisan 2015 11:27

Vücudun üzerinde taşınabilen ve elektronik veya bilgisayar temelli cihazlar genel olarak giyilebilir teknoloji biçiminde anılıyor. Elbette bu temel tanım çok geniş bir çerçeveyi kapsıyor.Zamanında databank olarak kullandığımız saatlerden bileğe takılabilecek biçimde ufaltılmış bilgisayarlara kadar her şey giyilebilir teknoloji olarak adlandırılabilir. Elbette sadece elle girilen veriyi saklamak çok karmaşık bir işlem olmadığı için bugünkü cihazlarla kıyasladığımızda bu aygıtlar fazla ilkel görünebilir.

Temel olarak üzerlerindeki algılayıcılarla veri toplayan giyilebilir cihazlar bizlere basit veya gelişmiş bildirimde de bulunabiliyorlar.Tasarlandığı işe göre üzerinde bulunan algılayıcılar değişiklik gösterse de şu an popüler olan yaşam takip cihazları üzerinde jiroskop, ivme ölçer ve yer çekimi algılayıcısı gibi sensörler bulunabiliyor.Akıllı telefonlarımız gibi giyilebilir cihazlar da çevredeki her türlü durumu sensörlerinin izin verdiği ölçüde takip ediyorlar. Jiroskopla hangi eksende hareket ettiğimizi, ivme ölçer ve yer çekimi sensörüyle ne yöne doğru gittiğimizi, ışık sensörleriyle de nasıl bir ortamda bulunduğumuzu anlamaya çalışabilirler.

Saatler: Apple Watch, Android Wear, LG Watch Urban, Pebble Time Steel,

Apple Watch; Iphone’ların son güncellemesi ile görmeden tanıştığımız bu saat 350 dolarla 17.000 dolar arasında seçenekleri ile piyasaya sunulacak. Pay ve Passbook ile uyumlu. ResearchKit ile araştırmalara hız kazandırmayı ve katılımcılardan sık veri almayı hedefliyor. Kullanıcılar çalışmalarda yer almak isteyip istemediklerine kendileri karar verecek. Uygulamalar sağlık uygulamasından kilo, tansiyon, glikoz seviyeleri ve astım solunum cihazı kullanımı gibi üçüncü taraf aygıt ve uygulamalar tarafından ölçülen verilere ulaşacak. ResearchKit, hastanın yürüyüşü, fitness, konuşma ve hafıza konusunda bilgi almak için kullanıcıdan cihazdaki ivmeölçer, jiroskop ve GPS sensörlerine erişim izni istenecek.

Android Wear sesli arama yapabilecek ve Google Glass’da bulunan “Ok Glass” benzeri “Ok Google” komutu özelliğine sahip olacak. Cihaz sesli sesli komut ve Chromecast aracılığı ile şarkı ya da videoları televizyon ekranına aktarabilecek. Pedal çevirme, yürüme, kat edilen mesafe gibi spora yönelik ölçümleri yapabilecek olan cihaz ayrıca Google Now entegrasyonuna sahip gelişmiş uyarı sistemiyle birlikte akıllı telefon ve saatlerle de bağlantı kurabilecek.

Akıllı projeksiyonlu saat: Ritot Dünyanın ilk akıllı projeksiyon saati olarak tanımlanan Ritot; zamanı, telefonunuza gelen aramaları ve mesajları, sosyal medya bildirimlerini, ajandanızdaki etkinlikleri ve benzeri bilgileri veriyor. Akıllı saatlerde bulunan ekran yerine Ritot’ta projeksiyon özelliği bulunuyor ve bilgileri elinize yansıtıyor. Bu bilgileri verirken renk değişimi ve titreşimle kullanıcıyı uyarıyor. Sağlık açısından da son derece güvenli.

Bileklikler: HTC grip, Hicon

HTC grip, üzerinde GPS ile zaman koştuğunuzu algılayabiliyor, Android ve IOS ile uyumlu.Hicon sosyal medya bilekliği, sosyal medya hesaplarınızın birinden akıllı telefonunuza bir bildirim geldiği zaman Hicon’unuzun üzerindeki ilgili düğme ışık saçıyor ve titreşim yayıyor.

Gözlük: Google, Microsoft Hololens

Yüksek çözünürlüklü 3D hologramlarını gerçek dünyaya yansıtan bu sistem buna ek olarak hologramla bir nesne geliştiriğ bununla 3D yazıcıdan çıktı alabilme imkanı sunuyor. Hololens Windows 10 yayındayken kullanılabilecek.

Drone: (İnsansız hava aracı) dört pervaneli küçük bir helikoptere benzeyen bu alete monte edilmiş kamera ile video çekilebiliyor. Altındaki sensörler sonar ve görsel geri bildirilmer sağlıyor. Bu sayede GPS kullanımının mümkün olmadığı noktalarda aracın pozisyonunu anlayabiliyorsunuz. Amazon şimdilik bu aleti kullanarak kitap CD gibi fazla ağır olmayan ürünleri postanın ulaşamadığı adreslere gönderebilmenin iznini almış görünüyor. Giyilebilir bir drone olan Nixie, bu iki özelliği bir arada barındırdığı için benzerlerinden ayrılıyor. Üzerinde dahili bir kamera bulunan Nixie’yi uçurabiliyor ya da bir bileklik gibi kolunuza takabiliyorsunuz.

Polo Tech Shirt

Ralph Lauren geçtiğimiz ayın sonunda, akıllı Polo tişörtü ile giyilebilir teknolojiler sektöründeki yerini aldı. Tişört markanın tanıdığınız tarzının biraz dışına çıkmış. Aslında bir sıkıştırma tişörtü olan bu ürünün içinde kalp ritmi, stres seviyesi gibi biyolojik ve fizyolojik verileri okuyabilen sensörler bulunuyor. Bu veriler akıllı telefonunuzla uyumlu çalışarak bilgileri telefonunuza aktarılabiliyor. Sporcuları hedef alan bu tişört insanların genel sağlığını geliştirmesine ve spor yapmasına destek olmayı amaçlıyor. Tenis hayranlarının Amerika Açık Tenis Turnuvası’nda görme fırsatı elde ettiği Polo Tech Shirt, ünlü tenisçi Marcos Giron tarafından denenmiş.

Sonraki yazının konusu teknoloji ile müzik.

Yrd.Doç.Dr. Fatih Mehmet ADIBELLİ

Etiketler:

Teknoloji | Giyilebilir Teknoloji

Giyilebilir Teknolojiler (1)

Fatih Adıbelli 20. Nisan 2015 09:32

Giyilebilir Teknolojiler (1)

Teknoloji hayatımıza girdi, cin şişeden çıktı. Yeniye direnç gösterip “nerde o eski radyolar, saatler, tvler” diyerek yeni teknolojiyi reddetmenin faydası yok, onu nasıl kullanacağımızı nasıl faydalanacağımıza cevap bulmak yapılabilecek en iyi çözüm. Kim hala Commodore 64 kullanmak ister? Kim güzel bir müzik dinlemek için gramofonu tercih eder? Gramofon sadece dekoratif bir aksesuar veya aile yadigarından başka bir şey değildir. Televizyonunuz tüplü ise ya televizyon seyretmiyor ya da yenileri ile arasındaki farktan haberdar değilsinizdir.
Bu saydığım aletler ilk örnekleri çoktan verilmiş, versiyonları  olalı epeyce bir süre geçmiş olan . İlk andaki değişimde tepkiyi herkes gibi ben de göstermiştim.

Kodak 2010 yılında en son  üretilen 36’lık filmini Steive McCurry’ye (Afgan Kızı fotoğrafçısı) verip film üretimini sonlandırdığını duyurunca içimden bazı şeylerin eksildiğini duyumsamıştım. Siyah beyaz fotoğraf çekip agrandizör kullanmış kişi olarak dijital fotoğraf makinelerinin ilk örneklerini görüp (1997-98) dudak bükmüş, “asla istenilen kaliteye ulaşamaz” demiştim. Bu sadece bana özgü bir refleks değildi, aynı refleksi bir çok bilim adamı, sanatçı mühendisin de gösterdiğini biliyoruz.

Afgan Kızı


1897 : “Radyonun bir geleceği yok” – Lord Kelvin

1903 : “Atlar hep var olacak ama otomobil denen şey bir tuhaflık, geçici bir heves” - Michigan Savings 
1916 :
 “Sinema sadece bir modadır. Tiyatronun kaydedilmiş halidir. Seyirci sahnede kanlı canlı oyuncuları görmek ister.” – Charlie Chaplin
 

1926 : “Teorik ve teknik olarak yapılabilir olsa da, televizyonun ticari bir başarı elde etmesi imkansız, hayal görmeyelim” – Lee DeForest 

1967 : Charlie Kelman’a da fako teknolojisinin ilk tanıtımından sonra buna benzer yüzlerce eleştiri gelmişti, bugün ne bu eleştirileri ne de onları söyleyenleri hatırlıyoruz. (Kelman belgeselini mutlaka izleyin: https://www.youtube.com/watch?v=IJoUlt9NIkk )

Charlie Kelman

 

            Çıkan ilk ürün genelde aksaklıklar eksiklikleriyle piyasaya çıkıyor, takip eden versiyonlarda eleştirilere cevap verir hale gelebilirse ürün tutuyor ve kendi seviyesine ulaşamamış öteki markayı tarihin çöplüğüne gönderiyor. Buna en büyük örnek son günlerde  Mikrosoft İ.Explorer’ın artık ürünleri içerisinde hazır olarak verilmeyeceğini yeni bir alternatif üzerine çalıştığını duyurmasıdır. Bunu 7-8 yıl önce işitseydik muhtemelen “şaka mı bu internete nasıl gireceğiz?” derdik. Kimse keyfinden önceki kullandığını terk edip alternatif arayışına girmez, şu anda Chrome ve Firefox explorer’ın pabucunu dama attıran donanımlara sahip. Aynı şekilde dünyanın en çok satan telefonu Nokia 1100 iken ortadan kaybolması da sunulan alternatiflerinin daha ilgi çekici olmasından ve kendisinin bu değişimi yakalayamamış olmasından başka bir şey değil.

Giyilebilir (Wearable) teknoloji şu anda hayatımıza giriş yapmasıyla cin şişeden tekrar çıktı.  

Vücudun üzerinde taşınabilen ve elektronik veya bilgisayar temelli cihazlar genel olarak giyilebilir teknoloji adıyla anılıyor.

 


Giyilebilir teknoloji ürün örnekleri

CES 2014 Fuarı’ndan sonra belirlenen güncel rakamlara göre, şu an tam 169 giyilebilir teknoloji ürünü bulunuyor! Ortalama piyasa değeri 375 dolar olan giyilebilir teknolojilerin sektöre ve vücutta giyildiği bölgeye göre dağılımları ise şöyle:

Sektörlere Göre Dağılımı 

·       Yaşam Tarzı: 116 cihaz

  • Spor: 81 cihaz
  • Sağlık: 41 cihaz
  • Eğlence: 26 cihaz
  • Oyun: 12 cihaz
  • Endüstriyel: 9 cihaz

Vücutta Giyildiği Bölgelere Göre Dağılımı

·       Baş: 44 cihaz

  • Boyun: 14 cihaz
  • Omuz: 4 cihaz
  • Göğüs: 10 cihaz
  • Gövde: 17 cihaz
  • Kol: 13 cihaz
  • El: 7 cihaz
  • Bel: 12 cihaz
  • Bacaklar: 10 cihaz
  • Ayak: 13 cihaz

Bunlar arasında Projeksiyon kol saati: Ritot, sosyal medya bilekliği: Hicon, teknolojik t-shirt: Ralph Lauren, giyilebilir drone: Nixie, ve herkesin bildiği Google Gözlük’ü ilk anda saymak mümkün.

Sonraki yazımızda giyilebilir teknoloji ürünlerinden bazılarını tanıtacağız.

  

Yrd.Doç.Dr. Fatih Mehmet ADIBELLİ

Etiketler:

Teknoloji

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre