6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 3

HalilAtes 12. Haziran 2015 11:03

408 Nasıl ki ESCRS gibi katarakt toplantılarının bir bölümünde glokom konuşuluyorsa, glokom toplantılarının da bir bölümünde katarakt konuşuluyor. Üstelik katarakt konularının ağırlığı her geçen yıl artıyor. Bu artışın nedeni dinleyici sayısını artırma stratejisi olabileceği düşünülebilir. Bana kalırsa farklı nedenler var; önce glokom cerrahlarının primer uğraşlarından biri katarakt cerrahisi bu yüzden ortak payda göz önünde bulunduruluyor. Ayrıca katarakt, modern glokom takip ve tedavi stratejilerinde bir an evvel kurtulunması gereken bir yük haline aldı, bu yüzden katarakt ameliyatının zamanlaması ve glokom açısından faydaları da önemli tartışma konuları arasındaydı.

Konuyu açayım; günümüzde glokom takip ve tedavi stratejileri hastalığın progresyon hızı üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda güvenli görüntüleme sistemlerine ve ortamlarına ihtiyacımız olacaktır. Katarakt progresyon verilerini etkileyebilen bir dış unsur, “bir ayak bağı”, olarak görünmektedir. Görme alanı ve OCT gibi progresyon belirleme çıktılarının kataraktsız sonuçları bu açıdan önemlidir. Tabi katarakt ameliyatı yapılırken kullanılacak göz içi lensinin niteliği de bu verilerin doğru alınması için önemlidir. Multifokal ve trifokal gil uygulamaları hem veri analizlerini sahteleştireceği, hem de glokom hastalığının doğasında yer alan kontrast görme azlığını daha da kötüleştireceği için uygulanmaması gereken işlemlerdendir.

Katarakt ameliyatı yapılan gözlerde gib düşüşü elde edilmesi de glokom tedavisinde artı bir değer olarak düşünülmelidir. Özellikle kapalı açılı glokomlu hastalarda bu fayda daha yüksek oranlarda hissedilebilir. Burada bazı yanlış anlamalara da kısaca değineceğim, zamanım olursa konuyu ileride biraz daha açacağım; kapalı açılı glokomun tedavisinde yapılacak katarakt ameliyatının trabekülektominin bir alternatifi olduğuna dair algı yönetimi ile karşılaşıyorum. İki yöntem birbirinden çok farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Nasıl ki trabekülektomi ile lazer iridotomi birbirinin muadili değillerse, katarakt ameliyatıyla trabekülektomi de birbirinin muadili değillerdir. Kapalı açılı glokomun takip ve tedavi protokolünde “ön görü” tedavi stratejisinin temelini oluşturmaktadır. Açısı dar olan hastaya tansiyonu yüksek olmasa bile lazer iridotomi yapılması nasıl iyi bir uygulama olarak kabul edilmekteyse, ön kamarayı genişletmek, olası glokom cerrahisinin komplikasyon oranlarını azaltmak maksadıyla önceden, hasta daha sakin dönemindeyken katarakt ameliyatı yapılması da bu açıdan yararlıdır, ve gücü bu açıdan önemlidir.

Katarakt ameliyatlarındaki yeniliklerin glokom boyutu açısından gözden geçirlmesi önemlidir. Takılacak lensin tipini yukarıda yazdım. Uygulanacak cerrahi tipine de değinmek isterim. Femtosaniye lazer ile katarakt cerrahisinde de çekinceler her glokom toplantısında olduğu gibi bu toplantıda da gündeme getirilmiştir. Cerrahi teknik sürecinde gib değerleri 45 mmHg düzeyine çıkabilmekte ve docking ve vakum sürelerinin uzunluğuyla doğru orantılı ganglion hücre ölümü kayıpları yaşanmaktadır. Bu açıdan femtosaniye lazer katarakt cerrahisini glokomlu, özellikle orta ve ileri düzey sinir hasarlı hastalarda, yapılmaması önerilmektedir. Bu tekniğin glokom açısından diğer riskleri de; pupil büyüklüğünün yeteri kadar sağlanamaması ve eksfoliatif glokom gibi zonül yetmezliği olan hastalarda yaşanabilecek olumsuzlukların göz önünde bulundurulmasıdır. Sonuç olarak femtosaniye lazer katarakt cerrahisi glokomlu hastalarda tercih edilmemelidir.

 

Değineceğim son konu glokom hastasının katarakt cerrahisinin zorluğudur. Sığ ön kamarada çalışılması, yetersiz kornea endotel düzeyiyle cerrahiye başlanılması, zonül yetmezliği, intraoperatif malign glokomla karşılaşılması, arka kapsül yırtılma oranlarının yüksekliği, sulkusa veya ön kamaraya gil implantasyonunun kontrendike olması, hatalı gil ölçüm değerleriyle karşılaşılması ve filtran cerrahi ile dost olmaması (filtran cerrahiden bir sene önce veya sonra katarakt cerrahisi yapılmalıdır, bu zaman dilimi içinde yapılacak katarakt cerrahileri yaratacağı yangısal reaksiyonlarla filtran cerrahinin başarısını düşürmektedir) ve endoftalmi riskindeki artış dikkat edilmesi gereken konuların başlıcalarını oluşturmaktadır.

Not: Yukarıdaki resimde çalışmasını gördüğümüz Sayın Prof. Dr. Nilgün Yıldırım, kapalı açılı glokomlu hastanın katarakt ameliyatı başlıklı konuların değişmez izleyicileri arasındaydı. Bu konuda Ulusal Kongremizde yapacağı konuşma ile bizi aydınlatacağını umuyoruz.

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 2

HalilAtes 11. Haziran 2015 11:15

407

6 Haziran, yani -1. gün derneklerin organize ettiği toplantılara ayrılmıştı; AAO, EGS, Çin, Kore, Portekiz, Japon, Tayvan, Pan Amerikan, Kanada, Hindistan, Brezilya, Arabistan, Filipin, Bangladeş, Arjantin ve Pakistan Glokom Derneklerinin bağımsız toplantıları oldu. Kongre içindeki bağımsız dernek toplantıları yıllardır yapılır, aslında stratejik toplantılardır bunlar. Kongre katılımını artırmak üzere düzenlenir, hatta ülkeler kendi dillerinde sunarlar konuşmaları ve kendileri çalar kendileri oynarlar. Ancak bu kez biraz format değişmiş gibiydi. Yine kongre katılımını artırıcı yanı vardı, bu inkar edilemez, ancak toplantıların İngilizce yapılmaları ve konu seçimindeki kalite geçmişe oranla daha işe yarar bir format oluşmasını sağlamış. Konular konuşmacıların son yayınlarının üzerine inşa edilmiş gibi geldi bana, bilgilendirici vasıftan çok akademik ağırlıklıydı, ortalama izleyici kitlesinin belki de ilk kez duyduğu gelişmelerden müteşekkildi.

Biz olmalı mıydık sorusu çetrefilli bir açılım gerektirebilir. Bir kere bizim glokom derneğimiz yok, birimimiz var. Tüm birimlerimiz TOD çatısı altında TOD’a danışmanlık hizmeti vermek için yapılandırılmış. Birimlerin dernek yapılanmasına geçişlerine hoş bakılmıyor. Oftalmoloji ile ilgilenen ticari kuruluşların temsilcilik düzeyinden öte ürün geliştirici yapılanmaları olmadığı için kısıtlı bir bütçeleri var, bu bütçenin farklı dernekler tarafından paylaşılması yerine tek bir derneğin “ana” bilgeliğince idaresi yoluna gidilmiş bunca zamandır. Bu açıdan bakıldığında izlenen yolun doğru olduğunu düşünüyor insan, farklı açılardan bakıldığında ise yanlış olduğu da söylenebilir. Ben ülkemizde bir glokom derneği olmasından yanayım.

Dernek toplantılarında birçok konuşma dinledim, yukarıda belirttiğim gibi bu konuşmaların omurgası yeni çalışmaların sunumundan ibaretti, panellerin bir konu oluşturacak dizini yoktu, o yüzden aklımda kalan birkaç cümle ile günü özetlemekle yetineceğim;

 

Tanı aletlerinin yaygın kullanıma geçmesi öncesi bir dizi çalışma gerekiyor. Önce bir kimyasal veya fiziksel değişim tanımlamıyor, sonra bulunan bu değerin ne anlama geldiği, sensitive ve spesifite açısından dikkate değer olup olmadığı ve hastalığın tanınmasında bir yol haritası oluşturacak dizinde yer edinip edilemeyeceğine karar veriliyor. Bu bağlamda, kan akımı, lamina kribrosa anatomisi, oximetri,perfüzyon basıncı ve oct değişkenliği, silia elektrik potansiyeli değişkenliğinin anlamı, optinörin, aköz dinamiği ve merkezi sinir sistemi değişimlerinin glokom tipleriyle ilişkisi ön çalışma olarak incelenen konular arasındaydı. Bu araştırmaların daha uzun bir yolu olduğu, bunlardan pek azının genel oftalmologun kullanımına sunulabileceğini biliyor olmak araştırmacıların gayretlerinin taktir edilmesi açısından önemli. Bizim taktirimiz tabi ekonomik geri dönüşü olmayan çalışmaların plancılarını yüreklendirmekten ibaret, ekonomik de bir anlam kazanan çalışmaların planlamacıları zaten banka hesaplarındaki şişkinlik ile ayrı bir mutluluk kazanacaklar.  

Dernek toplantılarının bir kısmı ise cerrahiye ağırlık vermiş, MİGS ürünlerinin bu ülkelerde deneniyor olmasını görmek bende kıskançlık yarattı. Miyopi ve kapalı açılı glokomun çeşitli yansımaları da burada tartışıldı, ancak ben bunları ilerideki postlarda detaylı anlatacağım için şimdilik geçiyorum. 

Etiketler:

kongre haberleri

6. Dünya Glokom Kongresinin ardından 1

HalilAtes 10. Haziran 2015 12:53

406

6. Dünya Glokom Kongresi Hong Kong’da yapıldı ve bitti. Kongreler bilimsel etkinliklerinin yanı sıra sosyal ve ticari boyutlar da taşıyan fuarlardır aynı zamanda. Bu bağlamda bilimsel etkinliklere geçmeden önce sosyal yönüne değineceğim. Türkiye’den sanırım 50 kişilik bir meslektaş katılımı oldu, onlarla yeniden bir arada olmak, mesleğimizi ve ülkemizi ilgilendiren konuları konuşmak hem yararlı hem de zevkli oldu. Kongre tarihi ile Türkiye’deki seçimlerin çakışması, gece otel lobilerinde toplanan dostların ortak konusunu oluşturdu. Ortamda bir mutluluk havası sezinledim, bu mutluluğun orada olmaktan kaynaklandığını sanmıyorum, çünkü Hong Kong’un insanı mutlu edecek pek bir güzelliğini fark edemedim. Önceki yazımda şehir hakkında düşüncelerimi paylaşmıştım, o yüzden şehir konusunu üç temel noktayla kısaca geçeceğim; “ter”, “feng şui felsefesinin çöküşü”, “bu kadar insanla olmuyor”.

Neyse sonunda iki sene sonra tekrar Avrupa’ya (2017 Helsinki) dönülecek ve her kes kendini toplayabilecek.

Kongre merkezi, Hong Kong adasının kuzeyinde, deniz kenarına kurulmuş prestij amaçla yapıldığı belli olan bir konumdaydı. Vancouver ‘a göre hayli az katılım olduğunu sanıyorum (tahminim 2000-2500 kişi). Bunların da çoğunluğu Asyalıydı.

Kongre organizasyon komitesi, Asya’da  kongre yapıyorsak kapalı açılı glokoma ağırlık vermeliyiz diye düşünmüş olmalı ki neredeyse tüm toplantıların %40’ını bu konuya bir şekilde giren düzenleme yapmışlar. Konuşmacıların da ağırlıklı bölümü Asyalılardan oluşuyordu. İlgimi çeken ayrıntılardan biri de İranlıların konuya hakimiyeti, ve konuşmalarındaki üst düzeydi. Sanırım İranlıları ıskaladık, kendilerini iyi yetiştirmişler ve oftalmoloji alanında gelecek için umut vaat ediyorlar.

 

İlk post bir giriş niteliğinde olsun, gelecek yazılarımda konulara değineceğim, tabi ağırlıklı olarak kapalı açılı glokom J 

Etiketler:

kongre haberleri

Türkçe oftalmoloji dergilerinde glokom

HalilAtes 1. Haziran 2015 11:54

405 Bugün Türkçe oftalmoloji dergilerindeki glokom çalışmalarını gözden geçirmek istiyorum. Değerlendirmemi dergilerin web siteleri üzerinden yaptım. Konuya girmeden web siteleri hakkında da görüş bildirmek isterim; Türk Oftalmoloji Dergisi’nin (TJO) sitesi bence en iyi hazırlanmış site, bunu sırasıyla Glokom Katarakt Dergisi (GKD) ve Türkiye Klinikleri Oftalmoloji Dergisi (TKOD) izliyor. MN Oftalmoloji Dergisi’nin (MNO) web sitesi ise oldukça karmaşık ve hedefe ulaşmak neredeyse imkânsız. Tanınılırlık ve atıf ihtiyacı olan Türkçe oftalmoloji dergilerinin tam metne ulaşımda kısıtlama koymalarını anlamakta zorluk çekiyorum. TJO herhangi bir kısıtlamaya gitmeden tam metni vermesi bakımından diğerlerinden ayrılıyor. GKD dergi abonesi olunmasını, TKOD site aboneliği koşulu istiyor. MNO ise sadece özet vermekle yetiniyor.

Arşive ulaşmakta da benzer aksamalar var. Dergi içi tarama yapılacaksa tüm dergilerde anlamsız veriler elde ediliyor. Aradığınız hedefe ulaşmakta tüm dergilerde zorluk çekiyorsunuz. Türkçe dergilerin web sitelerini gözden geçirmesini ve ücretsiz erişebilir hale getirmesini dilerim.

Oftalmoloji dergilerimizin editör kurullarının en önemli görevlerinden birisi de bilim dalımızı Türkçe okunur ve yazılır hale getirmektir. Bu konu son derece önemli çünkü yazışmalarımızda kelimeleri nasıl kullanacağımıza bu kurulların aldığı ortak kararlar belirleyecektir. Bir tarama motoruna yazılan aranacak kelimenin yazılışının standart hale getirilmesi gerekir. Farklı yazım şekilleri o kelimeyi farklı kullanan çalışmaların taramada çıkmamasına yol açacağı için hem tarayanı hem de çalışma yapanı mağdur edecektir. Türkçeleştirme işlemini bir derginin yapması yeterli olmaz, tüm Türkçe dergilerin birlikte hareket etmesi gerekir.

Gelelim asıl konumuza; glokom konusunda yapılan çalışma sayısı geçmiş yıllara göre hayli düştü. Bu kanım istatistikî verilerden ziyade bir gözlemi barındırıyor. Bugün Türkçe dergilerimizin arşivlerine baktım. En yoğun glokom çalışması GKD’da görünüyor. Bunun doğal olduğunu düşünüyorum, çünkü derginin isminde de glokom olduğu için diğer yayınlar için bir kısıtlama getirilmiş. TJO’da bu yıl yayınlanmış 3 sayı içinde sadece bir glokom çalışması var. Bu çok az. Bunu anlamakta zorluk çektim, çünkü dergilerden alınan puanların birim üyesi olunmasındaki katkısı göz önüne alındığında TOD yönetimi kendi dergisine pozitif bir ayrımcılık yapıyor ve daha yüksek puan veriyor. Normal bir düşünce yapısı ile, çalışmasını yayınlatmak isteyenlerin önce TJO’nin kapısını çalması beklenir.  TKOD ve MNO dergilerinde dengeli bir konu dağılımı olduğu görünüyor.

 

Sonuç olarak glokom bazlı çalışmalar bakımından en iyi derginin açık ara GKD olduğunu söyleyebilirim. 

Etiketler:

eğitim | Oftalmoloji haberleri

Dr. Kamil Furtun

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:56

404

 

Bugüne dek Ad Reinhardt’ın siyah, simsiyah tablolarını anlamakta zorluk çektim. Benim gibi hikayenin uzağında olan pek çok kişi “bunu ben de yapabilirim” diyebilir. Yaşadıklarımız bir sanatçının duygularıyla örtüşünce anlayabiliyoruz resmin ne anlatmak istediğini.  

 

 

Etiketler:

blog | ressamlar

Hong Kong Müzeleri

HalilAtes 30. Mayıs 2015 11:25

6. Dünya Glokom Kongresi'ne az bir zaman kaldı. Bu haftaki müze yazımı Hong Kong müzelerine ayırdım. Daha önce de yazdım Hong Kong'a gidecek olmaktam pek mutlu değilim. Uzun uçak yolculukları benim için işkenceye dönüşüyor. Kongreden arta kalan zamanlarda yapılacak işlerin fazla olması, bazen bilimsel konsantrasyonu etkileyebiliyor, bu yüzden en azından benim için Hong Kong konsantrasyonumu korumak için ideal bir yer gibi görünüyor, çünkü çekici hiçbir yanını bulamadım. Müzeleriyle ilgili okuduğum makaleleri zayıf buldum, Avrupa'da alışık olduğumuz doyuruculuğa sahip değil gibiler, belki de Asya kültürüne uzak olmam bunda etkili oldu. Yine de aşağıda tadımlık bilgi veren bir videoyu ilgi gösterecekler için aktarıyorum. 

Etiketler:

kongre haberleri | Müzeler

iStent meta-analizi üzerine

HalilAtes 29. Mayıs 2015 10:38

402 “iStent as a Solo Procedure for Glaucoma Patients: A Systematic Review and Meta-Analysis” başlıklı çalışma üzerine inşa edeceğim bugünkü yazımı;

Bildiğim kadarıyla iStent üzerine yapılmış ilk meta-analiz olması dolayısıyla önemsediğim bir çalışma. Takılan implant sayısıyla doğru orantılı olarak hem GİB düzeyinde hem de kullanılan ilaç sayısında azalma olduğu yazılmış ortak kanı olarak. Bu iki olumlu etkinin ortalama 18 ay sürdüğü de belirtilmiş.

Çalışma verileri istatistiki analizlerin sonuçlarını yansıtmakla yükümlüdür, elde edilen verilere yorum yapılması beklenmemelidir. Bu bologda benim yaptığım gibi yorum yazıları ise çalışmaların ışığında çıkan verilerin, yazarın bilgi dağarcığıyla beslenen görüşlerini de katarak hazırlanır.  Bu yorumlar zaman zaman çalışma verileriyle çelişebilir de. Burada fanatik veya dogmatik ifadeler ile iyi niyetli uyarıların bir harmanını okumak mümkündür. Yazarın ne demek istediği genellikle yazarın tanınmasıyla anlaşılabilir.  Bütün bunları neden yazdım; bu çalışma üzerinden ilerleyelim.

Ortalama 18 aylık başarı denebilecek sonuçları elde etmek için en az bir implantın takılmasının maliyeti ve emeği gerekli midir? Bu çalışmayı nasıl okumalıyız? Çalışmaların okunması resimlerin okunmasına benzer;

 

 

Bu tabloda Napolyon’un bildik bir pozunu görüyoruz. Soluk bir surat ile elini yeleğinin içine götürmüş. Bu resme bakıp “işte Napolyon” deyip geçmek pekâlâ mümkündür. Ayrıntılara gelince; geride duran saatin 4’ü göstermesi, sehpanın üzerindeki mum ışığı, o saatin gece 4 olduğu bilgisini vermesi, çalışma evrakları ve kılıç ile karışık masa bize aslında şunu anlatır: “Fransa, halkım, gece-gündüz senin için çalışıyorum, düşmanlarımızı yok edeceğiz”. Resmi okuyunca farklı bir hikâyeye ulaştık. Devam edelim; artık yıllar geçti ve Napolyon’un hırsının nelere, binlerce kişinin ölümüne yol açtığını bunca zaman sonra biliyoruz ve onu savaş sevdalısı bir diktatör olarak tanımlayabiliriz. Resmin anlattığının da ötesindeyiz artık. Sonuçta bu hikâye hiç de hoş olmayan bir hikayedir diyebiliriz. Çalışmaların okunması da pek çok hikâyenin cümle aralarından çıkarılmasını ve sizin yaşamlarınızı değiştirmesine izin vermektir aslında.

Bu meta analizden de olumlu ve olumsuz hikayeler çıkabilir;

ü      iStent basıncı düşürüyor: iyi

ü      Birkaç tane takılması daha iyi sonuç veriyor, yani maliyetli: kötü

ü      Komplikasyon yok: iyi

ü      iStent takarsan daha sonra kanaloplasti yapamazsın: kötü

ü      Katarakt ameliyatı ile kombine yapılması başarıyı artırıyor: kötü

ü      Rantabl başarı 18 ay sürüyor: çoğunluk bu süreyi yetersiz bulacaktır, bence iyi

ü      İmplantasyon sonrası kullanılan ilaç sayısı azalıyor: iyi (belki de en iyi değer bu)

Son olarak da kişisel görüşümü yazarak bitireyim; iStent’in teorik olarak başarılı bir buluş olduğuna inanmıyorum (bunca çalışmaya rağmen). Çünkü açık açılı glokomda zamanla schlemm kanalı ve kolektör kanallarda kollaps gelişecektir, gelişir. iStent problemin trabeküler ağda olduğunu, bahsi geçen kanallarda ciddi bir problem olmadığı kurgusu üzerine inşa edilmiştir. Bu bir çelişkidir. Bu yüzden meta-analiz sonuçlarını hayret ile karşıladım.

 

Tabii bütün bu bilgiler günümüz Türkiye’si için Çuryumov-Gerasimenko Kuyruklu Yıldızı üzerine "Philae" isimli modülün indirilmesi kadar yabancı haberler. SGK’nın belirlediği tıbbi hayatımızda tüm bu gelişmelerin (!) uygulanabilirliği uzak bir ihtimal, fikir cambazlığı yaparak oyalanmakla yetiniyoruz.

Etiketler:

MİGS | yayın

Hubble teleskopu 25 yaşında

HalilAtes 17. Mayıs 2015 18:23

13. yüzyılda gözlüğün keşfi müthiş bir medeniyet hızlanması sağlamıştı. Mesleğinde ustalaşan insanların yakın görmelerinin bozulması nedeniyle yaşadıkları tıkanma, gözlüğün keşfi ile olgunluk dönemlerinin daha uzun sürmesine, bilgilerini genç nesillere aktarmalarına olanak sağladı. Bu bağlamda gözlük, bilimin keşfettiği en önemli araçlardan biridir.

Hubble teleskopu da benzer bir ivme kazandırdı, kazandırıyor. Günümüzü yaşayan bizler, Hubble'ın kazanımlarını küçük hayatlarımızda hissedemesek de; torunlarımızın, bizlerin fırlatılış anını ve ilk gelişmelerin heyecanı hissedilirken yaşadığımızı bilecek olmaları mutluluk verici.

Etiketler:

Vienna Philharmonic Summer Night Concert Schönbrunn 2015

HalilAtes 16. Mayıs 2015 21:40

Etiketler:

müzik

Glaucoma Subspecialty FEBO

HalilAtes 13. Mayıs 2015 10:00

399 EGS, yaptığı kongreler, hastaların glokom farkındalığını artırıcı yayınlar, asistan arkadaşlara yönelik kurslar ve yayımladığı akış şemaları ile meslektaşlar arasında standardizasyonu sağlamaya çalışmasıyla biliniyor ve taktirle takip ediliyordu. Bu sene EBO bünyesinde yaptığı sınavla “Glaucoma Subspecialty FEBO” diploması da vermeye başladı. Sınav ve sertifikasyon bir kuruluşun olgunluğunun doruk noktasıdır. Kabul edilirliğinin, bir değer olduğunun ve kurumlaştığının göstergesidir.

 

EGS’nin bu ilk sınavını kazanan 9 aday arasında iki de Türk bulunması bizim için ayrı bir mutluluk. Dr. Zeynep Kayaarası Öztürker ve Dr. Mehmet Şahin Sevim’i kutluyorum.

Etiketler:

Oftalmoloji haberleri

Başlarken

Glokom-Net sitesinde glokoma ilgi duyan asistan ve uzman arkadaşlar için birçok konuda bilgi mevcuttu, ancak güncel bilgilerin, daha kolay takip edilebilen, daha sıcak ve daha yakın  bir formda olmasını, blog formatının avantajlarını kullanarak sürdürmek istedim, hepinize yararlı olması dileklerimle.

Prof. Dr. Halil Ateş

 

facebook

www.facebook.com/glokom.net adresinden siteyi takip edebilirsiniz.

İçindekiler

Yazı başlıklarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Son yorumlar

Comment RSS

Bulut

Aylara Göre