HalilAtes
13. Şubat 2012 19:33
End-stage glokomu olan, ancak tıbbi tedavi ile hedef basınç sağlanamamış hastalarda cerrahi bir işlem yapmadan önce doktorun ilk aklına gelen wipeout fenomenidir. Yani görmenin görmenin ani kaybı. Bu yüzden genelde cerrahiden kaçınılır ve hasta zamanla, görmesini doğal olarak kaybeder, doktor da bu durumdan sorumlu olmadığını düşünür.
Elie Dahan'ın Ocular Surgery news'de yazdığı haberde Wipeout ile karşılaşma olasılığının çeşitli çalışmalarda %0 ile %7 arasında değiştiği bildirilmekte.
Dahan, hikayenin "mit" tarafı olduğunu da savunuyor. Trabekülektomide karşılaştığımız hipotoni, hifema, sığ ön kamara veya viskoelastik madde bırakımına bağlı yüksek GİB değerinin yarattığı görme kayıplarının bu mitin yaygınlaşmasından sorumlu olduğu vurgulanıyor.
Ancak kanaloplasti, viskokanalostomi, ve derin sklerektomi gibi non penetran glokom cerrahilerinde bahsi geçen kötü senaryolar ile karşılaşma olasılığımızın düşük olduğu vurgulanmış. Ancak bu cerrahilerin öğrenme eğrisi zaman alıcı, end-stage bir glokomu opere edebilmek için 200 hasta deneyimi olan bir cerraha ihtiyaç olduğu belirtilmiş.
Express de olası komplikasyonların trabekülektomiye oranla az görüldüğü diğer bir güvenli glokom cerrahisi olarak sunulmakta ve öğrenme eğrisinin nispeten daha iyi olduğu (end-stage vaka yapabilmek için 50 hasta önceden yapılmalı) belirtiliyor.
Sonuç olarak bu hastaların çözümsüz olduğuna inanmak ve inandırmak da cerrahi sonrası yaşanabilecek olumsuzlukların sorumluluğu kadar sorumluluk yükleyen bir hadisedir, dikkatli olalım.